Eleştiri mi demeli, tariz mi?
“Hiçbir hassasiyet bir insanın onuruna leke düşürecek raddeye varmamalı. Hele ki bu en olmayacak bir insana yöneltilmiş en olmayacak bir itham ise…”
Maimonides’in heykeli, Córdoba, İspanya (ayrıntı). / İrvin Cemil Schick
İrvin Cemil Schick’in “Düşünce tembelliği mi demeli, ırkçılık mı?” yazısını okuyunca, sanıyorum onun duyduğu öfkeden daha şedit bir öfke duydum; ama mümkün mertebe kızgınlığımı sönümlendirerek, Schick’in ortaya koyduğu, çoğu zaman genel kabul halini almış duyarlıkla geçiştirilen bir sorunsala değineceğim. Bunu elbette önce Schick’in tanımadığını söylediği Burak Bey’i tanıdığım, sonra da parmak sallamaya kadar vardıran meselenin birçok veçhesiyle konuşulmasını teklif etmek için yapıyorum. Söz konusu yazısında, “Aklı Karışıklar İçin Rehber’in Akla İnanan Yazarı: Manguel’in Gözünden Maimonides” başlıklı yazısının ilgili kısmını cımbızlayarak itham altında bıraktığı yazarın sözümona Yahudi düşmanı olabileceğini, bu değilse bile en hafif tabirle “düşünce tembelliği”ne duçar olduğunu ima ediyor Schick. Üstelik bunu, bir ilim insanının vakarına yaraşmayan bir alaycılık takınarak, yazısını kurgusal bir girizgâhla açarak yapıyor. Neyi ihtiva ediyordu peki Schick’in hışmına maruz kalan satırlar? Olduğu gibi aktarıyorum:
Bugün İsrail’de Filistin halkına karşı uygulanan soykırımın karşısında bu Yahudi bilgenin (Maimonides) tavrı ne olurdu acaba? Aklın doğrultusunda iman ettiği kutsal metnin emrettiğini savunduğu adalet, saygı, haysiyet gibi kavramların ayaklar altına alınması sanırım onu da derinden yaralardı.
Evet, hepsi bu. Keşke bu satırların, iddia ettiği üzere, sığ düşünmeyle irtibatını açımlayaydı, kavi bir eleştiri yazısı yayınlayaydı da, biz de o geniş görgüden, ince ferasetten faydalanaydık; ama böyle yapmıyor Schick, Türkiye’de uç verdiğini düşündüğü düşünme tarzına karşı duyduğu rahatsızlığı boca etmek için vesile kollamakla yetiniyor. Halbuki hissî bir dürtüyle kaleme aldığı izlenimi uyandıran yazısında ileri sürdüğü gibi, alttan alta akan bir Yahudi düşmanlığına ilişkin hiçbir emare yok Kumpasoğlu’nun yazısında. Yazarın sitede yayınlanan yazılarının salt başlıkları üzerinden bile, sadece Yahudilerin uyguladığı soykırım özelinde değil, her türlü haksızlık karşısında insanca bir tutum takındığı kanaati edinilebilir; nitekim İvi Stangali üstüne yazdığı yazı yeterlidir sanıyorum.
O halde durduk yerde Yahudi düşmanlığı iması nereden kaynaklanıyor? Açıkçası bu, kıymetli hocamıza hitaben değil, herkese sorduğum bir sorudur. Irkçılıkla hiçbir şekilde adı zikredilemeyecek bir insan hakkında, üslubu çoktan bayatlamış bir tariz yazısı yazacak kadar bu egemen konumu sevgili İrvin Cemil Schick nasıl oluyor da kendinde bulabiliyor? Paranoyaklık derecesine varan Yahudi hassasiyetlerinin çağımızın mürekkep yalamış insanlarında bir entelektüel zafiyet olduğunu serdetsem fazla mı ileri gitmiş olurum acaba? Hayır. Bence dile getirilmesinden çekinilen birçok konunun olduğu gibi, bu sorunsalın da açıkça ifade edilmesi, konuşulması gerekiyor. Konuşulmadığı müddetçe bir eleştiri ortamının gelişmesi mümkün olmayacak, hatta Yahudi hassasiyetlerinin set çektiği yerin ardına taşmak en nazik tabirle insan hakları ihlali sayılacak.
Hiçbir hassasiyet bir insanın onuruna leke düşürecek raddeye varmamalı. Hele ki bu en olmayacak bir insana yöneltilmiş en olmayacak bir itham ise… Çalışmalarını ilgiyle izlediğim değerli büyüğüm İrvin Cemil Schick’le bir polemiğe girme hadsizliği olarak alımlanmasını istemiyorum bu yazının. Nitekim sadece bir farz-ı kifayeden ibaret.
Önceki Yazı
Hep duyulacak O Derin Fısıltı...
“Selim İleri’den çıktı bu fikir. Moda’da, Koço’da buluşmuştuk; laf lafı açtı, konu Sait Faik’e gelince Selim, 'Bir konuşmalar kitabı yapsak mı?' dedi. O gece ânında kitabın yol haritası çıkarıldı, izleyeceğimiz yöntem hakkında birçok şey konuşuldu.”
Sonraki Yazı
Polemikçimizin yeni salvosu
“Yücel Kayıran, son çeyrek yüzyıldır şiir alanının birkaç öncüsünden biri. Poetikası ve esas olarak hayli geniş olan “felsefi şiir” kavramına kazandırdığı özgül anlam küçümsenebilecek gibi değil. İddiacılığa hiç ihtiyacı yok, ama şiir dışı yazıları iddia kipiyle dolu.”