• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

Bir zamanlar bayram günleri çıkan bir Bayram gazetesi  vardı…

“Yılda sadece beş gün yayımlanan bu gazetenin satışından gelen gelirlerin dışında resmî ilan ve bayram nedeniyle yayımlanacak çok sayıda ilanın gelirleri de Cemiyet’e kalmaktaydı. Neredeyse yarım yüzyıl süregelen bu gelenekten şikâyet eden olmamıştı.”

1946 ile 1992 yılları arasında yayımlanan farklı Bayram gazetelerinden... 

FEZA KÜRKÇÜOĞLU

@e-posta

EVVEL ZAMAN

20 Haziran 2024

PAYLAŞ

Okuru memnun etmek zordur. Özel günlerde gazetelere yazı yazmak, haber girmek daha da zordur, okuruna göre yazı ya da haber günün anlamına ya çok “ağır” ya da çok “hafif” kalır. Hele bayramları… Bir zamanlar yayınlanan Bayram gazetesi bu dengeyi nasıl korurdu, bilinmez! Aslında genellikle koruyamazdı. Seçeneksiz olmak gibi bir avantajı vardı.

1946’ta dönemin gazete patronlarının imzaladıkları “centilmenlik” anlaşmasıyla Ramazan Bayramı’nın ikinci ve üçüncü günleri ile Kurban Bayramı’nın ikinci, üçüncü ve dördüncü günleri Bayram gazetesi aynı yıl kurulan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGS) tarafından tam 49 yıl yayınlandı. Osmanlı’nın son yıllarından 1946’ya kadar yayınlanan bayram gazetelerini ise bu hesaba katmadık.

Bayram gazetesinin ilk sayısı 29 Ağustos 1946’da Ramazan Bayramı’nda Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sedat Simavi’nin yönetiminde Cumhuriyet gazetesinde hazırlandı ve basıldı...

22 Ağustos 1946 tarihli Vakit gazetesinde TGC Bayram gazetesi duyurusu…

27 Ağustos 1946 tarihli Cumhuriyet gazetesinde TGC Bayram gazetesi duyurusu…

Bayram gazetesi, öncelikle gazetecilerin yılda beş gün de olsa tatil yapmalarına olanak tanıyordu. Gazete, Cemiyet’in kurduğu bir kadro ile çıkarılırdı. Öncelik emekli ve işsiz gazetecilerdeydi. Gazetenin onlara küçük bir gelir getirmesinin yanı sıra, aynı zamanda emeklilerin “unutulmadığını”, işsizlerin de “umutla beklemeleri gerektiğini” gösteren bir yanı da vardı. Cemiyet, farklı gazetelerden emekli ya da işsiz gazetecileri bir araya getirerek “siyasetler üstü” bir yayın çizgisini koruyarak polemiklere, cevap hakkı doğuracak yazılara yer vermeden gazetenin yayınını sürdürdü.

Yılda sadece beş gün yayımlanan bu gazetenin satışından gelen gelirlerin dışında “resmî ilan” ve bayram nedeniyle yayımlanacak çok sayıda ilanın gelirleri de Cemiyet’e kalmaktaydı. Cemiyet ise bu geliri üyelerinin sosyal ve sağlık ihtiyaçları için harcardı. Matbaası uygun olan bir gazete seçilir, sembolik bir kira ile bayram boyunca gazetenin merkezi olarak kullanılırdı. Gazetelerin çıkmadığı bu beş gün içinde matbaa makinelerinin bakımları, gazete binalarının onarımları da yapılırdı. Yani neredeyse yarım yüzyıl süregelen bu gelenekten şikâyet eden olmamıştı.

Şikâyet, daha doğrusu itiraz, 1992’de Sabah gazetesinden geldi: “Türk okuru dinî bayramlarda sadece ‘Bayram Gazetesi’ne mahkûm edilmemeli.” Kimsenin aklına gelmeyen bayramda da yayın yapma düşüncesi dönemin Sabah grubu sahibi Dinç Bilgin’in ve gazetenin genel yayın yönetmeni Zafer Mutlu’nun aklına gelince bayramda yayın yapma kararı alındı ve ilan edildi. Kurban Bayramı’nın ikinci günü olan 12 Haziran 1992 günü Sabah grubundaki Sabah, Bugün, Yeni Asır ve Foto Maç gazeteleri “Halkın haber alma özgürlüğü için bayramlarda da çıkıyoruz!” şiarıyla yayınlandı!

Dinç Bilgin’in Sabah grubu aldıkları kararın gerekçelerini sıralayıp durdu: “Haber alma özgürlüğü”, “içeriğiyle, kâğıdı ve grafiğiyle kötü bir gazete yerine kaliteli, okunabilir bir gazete…” 12 Haziran 1992 tarihli Foto Maç gazetesi, bayram günü basılışını şu sözlerle savundu:

“Gerçekten 1 numarasın FOTO MAÇ. Dün telefon eden binlerce okuyucumuz bizi işte bu sözlerle gururlandırıyordu. Kurban Bayramı’nda bu zorlu transfer döneminde kendilerini sporsuz bırakmadığımız için teşekkür ediyorlardı… Biz de sizlere teşekkür ediyoruz ‘Foto Maç’çılar… Unutmayın, yarın da beraberiz.”

Ancak yöneticilerin, mümtaz köşe yazarlarının yazdıkları, söyledikleri hiçbir gerekçe inandırıcı değildi. Gerçek şuydu: Sabah gazetesi borç içindeydi ve o bayram gelecek reklam gelirine öylesine ihtiyaçları vardı ki, “yılda beş güne” bile göz dikmişlerdi!

Promosyon savaşları

O yıllar “basın” büyük bir “savaş” yaşamaktaydı. 1992 yılında Türkiye’nin en yüksek tirajlı üç gazetesi, Sabah, Hürriyet ve Milliyet arasındaki promosyon savaşı hızlandı. Üçü de “kupon” karşılığı ansiklopedi vermeye başlamıştı. Ansiklopedileri kitaplar, tabaklar, mutfak takımları izledi. Kupon biriktirerek çekilişe katılanların kazanacakları “hediyeler” ise rekabet kızıştıkça cazipleşiyordu. 12 Haziran 1992’de bayramda yayınlanan, logosunun yanında “Türkiye’nin en çok satan gazetesi, 1 numara” yazan Sabah gazetesinin ilk sayfadaki duyurusu gelinen noktayı özetlemekteydi: “5.555 Armağan: 5 Renault Flash, 50 bulaşık makinesi, 500 Jumbo takım ve 5.000 çanta. İlk kupon yarın…”

Dinç Bilgin’in Sabah grubu, yasada var olan 10 bin lira cezayı ödemeyi “basın özgürlüğü” için göze almıştı. Konu mahkemelere taşındı, sonunda 21 Ocak 1993’te Anayasa Mahkemesi “dinî bayramlarda Bayram gazetesi dışında gazete çıkarılmasını yasaklayan yasa hükümlerini” Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti.

Yaşanan süreci anlatan bir alıntı ile devam edelim. Yapı Kredi Yayınları’nın Cumhuriyet’in 75 Yılı isimli üç ciltlik kitabının 1979-1997 yılları arasını kapsayan üçüncü cildinde yer alan “Gazeteler bayram tatilinden vazgeçti” başlıklı yazının bir bölümünü birlikte okuyoruz:

“Sabah gazetesinin Kurban Bayramı süresince yayımlanması, bayramlarda gazete çıkarma tekelini elinde bulunduran gazeteciler cemiyetleri ile gazete yöneticileri arasında hukuk savaşının açılmasına neden oldu. İstanbul Gazeteciler Cemiyeti’nin bayramın ikinci gün yaptığı suç duyurusunu inceleyen mahkeme, yasağı delen Sabah grubuna ait gazetelerin İstanbul’da basım ve dağıtımının durdurulmasına karar verdi. Ancak gruba bağlı gazeteler ertesi gün isim değişikliği yaparak yayımını sürdürdüler. Sabah logosuna küçük ‘Yeni’ ibaresini eklerken, Bugün’ün başına ‘Yurtta’ eklendi. Foto Maç ise Sine Maç yapıldı. Cemiyet’in yeniden başvurusu üzerine mahkemeden yine yayımı durdurma kararı çıktı. Fakat Sabah yine isim değişikliği yoluna gitti ve söz konusu gazeteler Dünyada ve Türkiye’de Sabah, Ekranda Bugün ve Süper Maç isimleriyle yayımını sürdürdü.

Bu arada Gazeteciler Cemiyeti’nin yöneticileri, Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın bayramın ikinci günü gazetecilerle sohbeti sırasında ‘Bundan sonra zannederim ki artık bütün gazeteler bayramda çıkacaktır’ sözlerinin ‘hukuksuzluğu teşvik ettiğini’ iddia ettiler.”

Sabah grubu yöneticileri azimliydi. Sonuçta açılan davalar, düzenlenen açık oturumlar, tartışmalar, aleyhte yazılar, bayram gazetesi geleneğini korumakta yetersiz kaldı. 1993 yılında bütün gazeteler bayram günleri de satıştaydı artık…

Gazetecilerin “dinlenme hakkı” gasp edilirken…

Bayram gazetesi üç yıl daha yayımlandı, 11 Mayıs 1995’te Kurban Bayramı’nda son sayısını çıkardı. Böylece 49 yıldır süren bu gelenek son buldu. Sabah gazetesinin yarattığı fiili durum Bayram gazetesinin sonunu getirmekle kalmadı, önemli bir şeyi daha basın emekçilerinin elinden aldı: “Dinlenme hakkı.”

Prof. Dr. Aziz Çelik, e-kitap olarak yayınlanan AKP’nin 20 Yılında Emeğin Halleri: Despotik Emek Rejimi Üzerine Yazılar adlı  kitabında yer alan “Dinlenme hakkı kurban edilirken” başlıklı bölümde konunun bu yönünü irdeler. Aktaralım:

“Gazetecilerin bayramda dinlenme hakkını hukuken ortadan kaldıran ise Anayasa Mahkemesi oldu. Karacabey Meltem gazetesinin 1991 yılı Kurban Bayramı’nda yayımlanması nedeniyle gazete hakkında kamu davası açıldı. Mahkeme, Anayasa’ya aykırılık iddialarını ciddiye alarak 20. maddenin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi de 20 Ocak 1993 tarih ve 1993/4 sayılı kararıyla Basın İş Kanunu’nun 20. maddesini oy çokluğuyla iptal ederek bayramda gazete yayınının önünü açtı. Diğer bir deyişle bayramda dinlenme hakkının önünü kapattı.

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararıyla Sabah gazetesinin yaratığı fiili durum hukuksal bir dayanağa kavuşmuş oldu. Mahkemenin iptal gerekçeleri hayli ilginç: Birinci gerekçe, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilmesi. Oysa bayramda Bayram gazetesi yayınlanıyor ve bu gazetede değişik gazetelerin yazarlarının görüşleri yer alıyordu. Ancak asıl vahim olan ikinci gerekçe: Mahkeme bayramda gazete yayınlanmasını laikliğe aykırı bulmuştu! Bu uygulamanın otuz yıl boyunca laikliğe nasıl bir zarar verdiği sorusunun yanıtı elbette Anayasa Mahkemesi kararında yer almıyordu. Dahası, Anayasa Mahkemesi 1979 yılında verdiği bir başka kararda bayramda gazete yayınlanmamasını Anayasa’ya aykırı bulmamıştı.”

14 Haziran 1992 tarihli Dünyada ve Türkiye’de Sabah gazetesi…

Sabah grubu gazetelerinin yaptıkları tam da “Biz gidelim, istim arkadan gelsin!” durumu olarak yorumlanabilir. Anayasa Mahkemesi’nin Bayram gazetesinin yayınlanmaması yönündeki kararında Aziz Çelik’in değindiği “laikliğe aykırı” olma durumuna gelince… Aykırılığın gerekçeleri merak konumuz olmakla birlikte bir şeyi daha merak ediyoruz, acaba Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ilk sayısı Mayıs 2021’de yayınlanan Diyanet Bayram gazetesi için de aynı aykırılık geçerli mi?

Bayram gazetesinin yayınının durdurulması, bir dayanışma geleneğinin ortadan kalkmasının ötesinde, basın alanında örgütlenmiş cemiyet ve sendikaların güç kaybıyla sonuçlandı. Bugün gazetecilerin sendika, cemiyet üyesi olmasının günden güne zorlaşmasının sebepleri o günlere dek uzanır.

6 Haziran 2024’te K24’te yayınlanan “İdeal gazete nasıl olmalı?” yazısında gazeteci, yazar Nizamettin Nazif Tepedelenli’nin dediklerini bir kez daha tekrarlayarak bitirelim yazıyı:

“Gazeteciliği bol para ile yapılır bir mürekkeplenmiş kâğıt endüstrisi halinden çıkarmalıyız, kafa işi yapmalıyız. Bugünkü basın şekli, hani nerede ise gazeteciliği de beş yıllık endüstri planlarından birine sokturuverecek. Acaba bu işin bir kültür ve harikulade bir dinamik zekâ işi olduğu ne zaman düşünülecek ve ne zaman bir kültür planımız olacak?”

 
Yazarın Tüm Yazıları
  • Bayram Gazetesi
  • Sabah gazetesi

Önceki Yazı

SORUŞTURMA

Kitaplı bir tatil

Tatildeyken hangi kitapları okuyoruz? Ya da, tatile giderken yanımızda hangi kitapları götüreceğiz? Henüz okumadığımız ama göz koyduğumuz kitaplar, tekrar okumak için kenara ayırdıklarımız, tatile yakıştırdığımız kitaplar hangileri? K24 yayın kurulu üyeleri bayram tatilinden bildiriyor…

K24

Sonraki Yazı

ELEŞTİRİ

‘Şen olmanın’ varolan bir durumu değil, seçilmiş bir ruh halini anlattığı sofralardan:

Sofranız Şen Olsun, 20. yılında

“Yitip gidenlerin yasının gölgesini sofralarına yansıtmamaya özen gösteren bir aile bu kitapta sözü edilen. Yakınlarıyla paylaşmadan yedikleri yemeğin tadını alamayan, kalabalık sofralar için evlerinde açılıp kapanır iki yemek masası bulunduran bir aile. Tehcirle, Varlık Vergisi’yle elinden alınan canın ve malın yerine umudu ve geriye kalanların muhabbetini koyarak yaşayan bir aile.”

HÜLYA EKŞİGİL
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist