• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

Yapay organik

Yapay zekânın metinlerle ilişkisi, yayıncının ve okurun metinlerle ilişkisini nasıl etkiliyor?

CEM AKAŞ

@e-posta

TARTIŞMA

16 Temmuz 2026

PAYLAŞ

Yayıncılık dünyasında yapay zekâyla oluşturulan metinlerle ilgili olarak ne yapılması gerektiği tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bir süredir tartışılıyor. ABD ve Avrupa’da yazarlar, ajanslar ve yayıncılar yapay zekâ kullanımına karşı çok daha tepkili ve sesleri gür; sözleşmelere “yazar, bu kitabın yapımında yapay zekâ kullanılmamış olduğunu taahhüt eder” türü maddeler ekleniyor epeydir. Bizde bu düzeyde bir tepki yok ama bir tedirginlik olduğu da açık – “yayımladığımız bir kitabın yapay zekâyla yazıldığı ortaya çıkarsa rezil olur muyuz, ne kadar oluruz?” türü bir tedirginlik bu; öte yandan özellikle kurgudışında ve çocuk kitaplarında yapay zekâyla yazılmış kitaplar çoktan kitapçılara girmiş durumda. Bu konudaki düşüncelerimi iki yıl kadar önce harvard business review için özetlemiştim.

Sennur Sezer Emek ve Direniş - Şiir ve Öykü Ödülleri'nde bu yıl öykü dalında ödüle değer öykü olmadığının ve gelen başvurularda yapay zekâ kullanıldığı şüphesinin bulunduğunun açıklanmasıyla konu birkaç gündür yeniden gündemde. Şiir ve öykü söz konusu olduğunda yapay zekâ ürünlerinin organik zekâ ürünlerinden zor ayrıştırılabileceği bir teknolojik düzeye gelindiği açık; bu kullanımı denetlemekte kullanılan yazılımların da hata payları büyük ve sonuçlar kesin olmaktan çok uzak. Kaldı ki yapay zekâyı iyi kullanmayı bilen biri, yapay zekânın metinlerde bıraktığı işaretleri de bilir, bunları ürettiği metinde bertaraf edebilir; insan eli değmiş bir yapay zekâ metnini teşhis etmek çok daha zor. 

Yapay zekâ kullanımından ne kastedildiği de örnekten örneğe değişiyor tabii. Yazılmış metnin editörlüğünü yaptırmak, metin için fikir buldurmak, karakterler için analiz yaptırmak, olay örgüsünü kurdurmak, metinde kullanılacak dönem ya da yer bilgileri gibi somut bilgileri çıkarttırmak, tarihi olayları kullanarak kurgu yaratmak, başka bir yazarın tarzının pastişini üretmek – bunların hepsi yapay zekâyla yapılabilecek işler, bir kısmını denetlemek de mümkün değil zaten. Bir kısmı da sözlük kullanmak, Google ya da kaynak araştırması yapmak, bir şey yazmaya oturmadan önce kalemi açılsın diye en sevdiği yazarı okumak, hatta başka öyküler okumuş olmak (ve bunların tortusunun bellekte bir yerlerde bulunması, yazılan metne sızması) ayarında şeyler, yani organik zekânın yüzlerce yıldır başvurduğu yöntemler. 

Edebiyat yayıncısı olarak sanırım şöyle özetleyebilirim bugünkü yaklaşımımı (ileride değişebilir tabii, koşullarla birlikte): Yapay zekâ/ organik zekâ üretimi ayrımı yapmaya, neyin yapay zekâya yazdırıldığını saptamaya çalışmaktansa klasik iyi/kötü ayrımı üzerinden metinleri değerlendirmeye devam ediyorum. Yapay zekânın ürünleri, “kötü edebiyat”ın bir alt kümesi, o kadar; kötü olmasının gerekçeleri de aslında organik zekâ ürünlerinin kötü olma gerekçeleriyle aynı – gereksiz tekrarlar, anlamsız metaforlar, yüzeysellikler, şablon olay örgüleri, kalıp ifadeler ve bunların sık kullanımı, kötü yazılmış diyaloglar, maddi hatalar, laf salatası vs. Yeterince çok sayıda yapay zekâ metnine maruz kaldığınızda aralarındaki benzerlikleri daha rahat fark etmeye başlıyorsunuz, ama bu da bütün yeni öykücülerin bir dönem Tezer Özlü gibi ya da Oğuz Atay gibi yazmaya çalışmasına, ya da bir dönem herkesin bireysel bunalımlarını öyküleştirmesine benziyor aslında – özgün olamama durumu. Onları nasıl eliyorsak “yapay zekâ tarzı”ndan fazla etkilenenleri de aynı şekilde eleyebiliriz. Bu yüzden yayınevine gelen kötü dosyalara da bakmayı önemsiyorum – yaygın kötü kullanımları görmek açısından.

Yapay zekânın temel yapısı bugünkü model üzerinden devam edecekse (yani yaratıcılığı modelleyemeden, istatistik üzerinden gidecekse) önümüzdeki dönemde daha rafine değil daha sası ürünlerle karşılaşma ihtimalimizin yüksek olduğundan söz etmiştim 2024'te yazımda – hâlâ böyle düşünüyorum. 

Kısa vadede ve edebiyat alanında en çok dergiler ve yayımlanmamış yapıtları değerlendiren yarışmalar zorlanacak gibi görünüyor. İlk kez yapıtı yayımlanacak yazarlarla bire bir görüşmek ve onları tanımak, yazdıkları hakkında konuşmak dergiler için en gerçekçi çözüm bence – zaten eskiden de dergi dediğiniz böyle çıkarılırdı. Yarışmalar konusundaysa belki bir süre, yayımlanmamış dosyalara ödül vermeye çalışmaktan vazgeçmek bir önlem olabilir.

 
Yazarın Tüm Yazıları
  • yapay zekâ
  • yapay zekâ ve edebiyat

Önceki Yazı

DENEME

Kesin Döneceksiniz:

Pencerenin poetikası

“Haksız yere işinden çıkarılan bir tutunamayan nasıl olabilir?” 

ÖVÜNÇ DEMİRAY

Sonraki Yazı

VİTRİNDEKİLER

Haftanın vitrini – 29

Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevlerince bize gönderilen, okumak ve üzerine yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar: Anlamsızlık / Babam Adonis / Canavar / Çocuk Neden Mısır Unu Lapasında Pişer / Kızıma İklim Değişikliğini Anlatıyorum / Kubur / Oyun Yazarlığımızda Çeyrek Yüzyıl / Oyunlar ve İnsanlar / Yanlış Bilgi Üzerine / Yolcu

K24
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist