• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

İki Kore’nin Birleşmesi:

Hayata dair fragmanlar

“İki Kore’nin Birleşmesi, merkezinde 'aşk' ve 'ayrılık' fikrinin yattığı, her aşkın nihayetinde bir ayrılık ile sınanacağı düşüncesi üzerine kurulu bir oyun. Oyun, Lacan öğretisinin üç temel unsuru olan 'gerçek', 'imgesel' ve 'simgesel' örgüsü üzerine kurulu olarak ilerler.”

ABDULLAH EZİK

@e-posta

SİNEMA-TİYATRO-TV

28 Eylül 2023

PAYLAŞ

Çağdaş Fransız tiyatrosunun önemli isimlerinden Joël Pommerat tarafından kaleme alınan, Kemal Aydoğan’ın yönettiği, çevirisini Mine Çerçi’nin, sahne tasarımını ise Bengi Günay’ın üstlendiği İki Kore’nin Birleşmesi (The Reunification of the Two Koreas) Moda Sahnesi’nde izleyicilerle buluşuyor. Oyuncu kadrosunda Neriman Uğur, Levent Tülek, Sedat Kalkavan, Asiye Dinçsoy, Reyhan Özdilek, Melek Ceylan ve Damla Pehlevan’ın yer aldığı oyun, aşka, ilişkilere ve ayrılıklara dair içerisinde birçok hikâye barındırıyor.

Joël Pommerat

İki Kore’nin Birleşmesi, merkezinde “aşk” ve “ayrılık” fikrinin yattığı, her aşkın nihayetinde bir ayrılık ile sınanacağı düşüncesi üzerine kurulu bir oyun. Metin ve dolayısıyla oyun, her şeyden önce ismiyle okur/izleyici ile temas kurar. Ortada bir yandan oldukça anlamlı, öte yandan içerisinde birçok soru işareti barındıran bir isme sahip. 1950-1953 yılları arasında yaşanan Kore İç Savaşı ile ikiye bölünen bir halkın hikâyesine, ayrılıklarına, bir araya gelme çalışmalarına ve verdikleri mücadeleye atıf yapan bu isim, oyunun ana planda takip edeceği/ettiği zemini de içerisinde barındırıyor.

Kemal Aydoğan’ın İki Kore’nin Birleşmesi’ni yönetirken oyuncularla beraber geçirdiği vakit, birlikte yaptıkları okuma ve hazırlıkları Prova Notları üzerinden takip etmek mümkün. Oyun sahneye hazırlanırken Aydoğan’ın gerek bireysel gerekse oyuncularla beraber yaptığı Lacan okumaları İki Kore’nin Birleşmesi’nin nasıl bir temel üzerine inşa edildiğini açıkça ortaya koyar. Sözgelimi kadın asistanın prova günlüğündeki şu notlar Aydoğan’ın oyunda Lacan’a nasıl bir alan açtığını göstermesi bakımından oldukça önemli:

Yönetmen
Kemal
Aydoğan

“Ve okumaya başlıyoruz, uzun bir okuma provası oluyor, çünkü yazar kısacık hikâyelere bile koca hayatları sığdırmış. Lacan’ın aşka bakışından, karakterler arasındaki ilişkilerden, kavgalardan bahsediyoruz.” (31.07.2023)

“Bu bana oyuna hazırlanırken okuduğumuz kitaplardan biri olan Lacan’da Aşk’tan bir cümle hatırlatıyor: ‘Eksik yoksa arzu da yoktur.’” (31.07.2023)

“Lacan’da, Aşk’ta geçen Lacan’ın üç düzenini ve açıklamalarını yazarak oyunun temelini oluşturan terimleri hepimizin gözünün önünde tutuyor. Tahtamızda aynen şunlar yazıyor: İmgesel olan özetle duyusal imgelerle, öncelikle de benliğe ve ötekine ait görsel imgelerle ilişkilidir. Simgesel dil ve yapıyla alakalıdır. Gerçek ise, bedende ve bedenin mümkün doyumlar düzleminde konumlanır.” (01.08.2023)

Oyun, Lacan öğretisinin üç temel unsuru olan “gerçek”, “imgesel” ve “simgesel” örgüsü üzerine kurulu olarak ilerler. “Boşanma”, “Temizlik”, “Ayrılık”, “Düğün”, “Ölüm”, “Bekleyiş”, “Savaş”, “Çocuklar”, “Sevgi Yetmiyor”, “Değer”, “Hafıza”, “Hamile” ve “Değer” başlıklı on üç kısa bölümden/fragmandan meydana gelen İki Kore’nin Birleşmesi, sürekli olarak Lacan’ın üçlü örgüsü üzerinden gelişir. Kimi yerde gerçek ağır basar, kimi yerde imgesel veya simgesel olan, kimi yerde ise tüm bu olgular/kavramlar/meseleler iç içe geçerek izleyiciye katmanlı bir yapı sunar. Nihayetinde yönetmenin amacı devreye girer ve sınırlar arası geçişler giderek muğlaklaşır. Düşünceyle beden farklı bir düzlemde beraber hareket etmeye başlar. Tiyatro gibi düşünceyle bedenin, bedenle hareketin son derece önemli olduğu ve her şeyin gerek sözlü gerekse sözsüz bir şekilde beden ve hareket aracılığıyla izleyiciye aktarıldığı bir ortamda Kemal Aydoğan’ın oyunu Lacan’dan yola çıkarak kurgulaması/düşlemesi özel bir değer olarak da ifade edilebilir.

İki Kore’nin Birleşmesi’nin ana planında yer alan birçok farklı olgu ve meseleden söz edilebilir. Aşk bu noktada sürekli tekrar eden ve tüm örgülerin merkezinde yer alan ilk temel duygulanım/sorunsal olarak değerlendirilebilir. Oyun boyunca mutlu mutsuz, iyi kötü demeden birçok farklı aşktan ve aşka dair birçok farklı yaklaşımdan söz edilebilir. Joël Pommerat, kaleme aldığı metin aracılığıyla aşkın insan yaşamının en temel meselelerinden birisi olduğunu ortaya koyar ve aşksız bir yaşamın (aşktan ne anlaşıldığı sorusu elbette kişiden kişiye göre değişebilir) mümkün olmadığını ortaya koyar. Burada bir fikrin takibi söz konusudur, çünkü bütün bir oyun insan yaşamında aşkın söz konusu olduğu sekanslar üzerinden gelişir. Aşk ya başlamıştır ya da başlamak üzere, ya bitmiştir ya bitmek üzere, ya vardır ya da yok; ancak oyunun her saniyesinde, her sahnesinde, her fragmanında onun varlığını veya yokluğunu hissetmek mümkündür. Bu sürekli tekrar eden o ana örgünün ilk ayağı, taşıdır.

Oyun boyunca ön plana çıkan bir diğer önemli izlek, aşkın yaşanma biçimi ve beraberinde getirdiği birtakım anlar, hevesler, kararlar ve soyutlamalardır. Bir olgu olarak aşkın varlığı kadar onun yaşanma biçimi de kişiyi ve onun hayatını derinden etkiler. Mutlu-mutsuz her aşkın ve her aşk örgüsünün kendisine özgü bir kimliği vardır. Bu kimlik oyundaki her bir karakterin ilgili sekanstaki davranışlarını şekillendiren en temel unsurdur. İki Kore’nin Birleşmesi salt mutlu veya mutsuz aşklar üzerine kurulu bir oyun değildir; oyunu biçimlendiren aşkın biçimlenişi ve onun kişiyi şekillendirme/biçimlendirme gücüdür. Bu noktada her bir karakter oyun boyunca türlü kılığa girerken aşka dair türlü açılım ve sorgulamaları da beraberinde getirir. Bu tekrarlar, sekans ve vurgular oyunu her seferinde baştan kurar.

Aşk aynı zamanda oldukça trajik ve dramatik bir unsurdur. Kişide bıraktığı ize göre trajik bir hal de alabilir, bir drama da dönüşebilir. Burada ince bir ayrım söz konusudur. Nitekim burada devreye aşkı şekillendiren en önemli konulardan birisi olan ayrılık girer. Louis Aragon’un “İnsan her şeyi elinde tutamaz hiçbir zaman / Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini / … / Mutlu aşk yoktur” deyişi gibi oyun boyunca her bir fragmanda/sekansta aşk ve ayrılık düşüncesi üzerinde durulur, bu mesele irdelenir. Bir olgu olarak aşkın yaşanma halinin son halkası olarak değerlendirilebilecek ayrılık, şüphesiz kişinin yaşamını derinden sarsar. Kişi yaşamı boyunca türlü aşk yaşar, bir o kadar da ayrılıkla yüzleşmek zorunda kalır. Ancak her şey kişi kaybettikten, bir ayrılık gerçekleştikten sonra yeniden başlar. Bazen aşk, bazen kişi cazibesini kaybeder, böylelikle yaşam için yeni bir kurulum başlar. İki Kore’nin Birleşmesi de işte bu noktada söz alır ve ayrılıkların, ayrılık sonrası yaşanan depresyon, cansızlık ve mutsuzluğun ne denli yaşamın bir parçası olduğunu görünür kılar. Oyun boyunca tekrar eden sekanslar ve ayrılıklar; bir fikir, olgu ve mesele olarak ayrılığa dair türlü yaklaşımı beraberinde getirir.

Kemal Aydoğan’ın yönetmenliğinde Moda Sahnesi’nde izleyicilerle buluşan İki Kore’nin Birleşmesi, aşka, ayrılıklara ve kişinin bireysel trajedisine odaklanan özel bir oyun. Her bir fragmanında kişinin yaşamını şekillendiren başka türlü bir sorun ve ayrılığın irdelendiği oyun, hayata dair söyledikleri ve hatırlattıklarıyla kendisine özel bir yer ediniyor.

 

Künye:

  • Yazan: Joël Pommerat
  • Yöneten: Kemal Aydoğan
  • Çeviren: Mine Çerçi
  • Sahne tasarımı: Bengi Günay
  • Işık tasarımı: İrfan Varlı
  • Piyano – şarkı düzenleme: Damla Pehlevan
  • Kontak doğaçlama çalışma: Dilan Yoğun
  • Oynayanlar: Neriman Uğur, Levent Tülek, Sedat Kalkavan, Asiye Dinçsoy, Reyhan Özdilek, Melek Ceylan, Damla Pehlevan
  • Asistanlar: Mesut Karakulak, Ayşe Sinem Kayır
  • Sahne tasarımı asistanı: Cansu Uygun
  • Yapım asistanı: Eren Evren
  • Oyun fotoğrafları: Orçun Kaya
Yazarın Tüm Yazıları
  • İki Kore'nin Birleşmesi
  • Joël Pommerat

Önceki Yazı

TADIMLIK

Affetmenin Politikası

Feryal Saygılıgil'in derlediği Affetmenin Politikası, önümüzdeki günlerde Dipnot Yayınları tarafından basılacak. Affetmenin, bağışlamanın imkânını ya da imkânsızlığını tartışan yazılardan oluşan kitabın Feryal Saygılıgil tarfından kaleme alınan Giriş bölümünü Tadımlık olarak sunuyoruz.

K24

Sonraki Yazı

DENEME

Erkeklik payı

“Hamdi Koç’un roman kahramanları çok konuşur. Hele Murat, en az iki romanda karşınıza çıkacak, –ve o mutlaka uçakla seyahat edecektir– korkularıyla size yaka silkitecektir. Ölüme takıktır. Bakınız, romanın baskın sınıf kahramanının bir diğer korkusu, ölümünde cenazesinin geçiştirilmesidir.”

NAGİHAN KORKUTATA
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist