“sevgilim çoktan sona erdi balo”
“Elbette bir Cüneyt Arkın biyografisi değil bu kitap; daha çok eski dostluklarının kalan sahnelerinden hareketle, Selim İleri’nin kendi külliyatı arasındaki son gezintisi, son düzeltmeleri, son eklemeleri, kurmaları…”
Cüneyt Arkın (kitap kapağından alıntı) / Selim İleri
“sevgilim çoktan sona erdi balo” diyordu, tek şiir kitabı Ayışığı’nda. Edebiyatımızda bir yalnızlık balosuydu Selim İleri. 8 Ocak 2025 akşamı aldığımız acı haber, tüm dostlarını, okurlarını derin ve hakiki bir üzüntüye boğdu. Hepimizin içinde bir “hıçkırık” gibi yankılanıyor, her zaman naif ve muzır ses tonu…
Sen Diye Biri
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Ekim 2025
424 s.
1968’de, Cumartesi Yalnızlığı ile başlayan edebiyat yolculuğu 2024’te “sağlığında” yayımlanan son romanı Yalnız Evler Soğuk Olur ile nihayete erdi. Meraklısı fark etmiştir, yıllardır K24’ün “yılın kitabı” soruşturmasına eğer o yıl Selim Bey’den yeni bir kitap geldiyse, onu yazdım, eh çoğu zaman da elimi boş döndürmedi…
Muhtemelen, Burcu Aktaş’la söyleştikleri Düşüşten Sonra’da bahsi geçen “çekmecedeki dosya” olan, uzuuun yıllardır notlarını aldığı, yazmaya devam ettiği ama bir türlü bitirdiğine kani olamadığı “Cüneyt Arkın” metni de bu yıl Sen Diye Biri adıyla İş Kültür etiketiyle yayımlandı. Böylece, bu yıl son kez Selim İleri yazısı…
Elbette bir Cüneyt Arkın biyografisi değil bu kitap; daha çok eski dostluklarının kalan sahnelerinden hareketle, Selim İleri’nin kendi külliyatı arasındaki son gezintisi, son düzeltmeleri, son eklemeleri, kurmaları… Yarın (–larda… diyerek uzaklaştırmak istemem) bir Selim İleri kitabı yazmak isteyen benim gibiler için son notlar…
Neredeyse altmış yıllık yazın emeğiyle ardında binlerce yazıyı, unutulmaz filmlerin senaryolarını, İstanbul’a kimliğini, tarihini, kültürünü, insanlarını hatırlatan kitaplarını, sahne almayı bekleyen tiyatro oyunlarını, unutmayan anı kitaplarını, incelikli öykülerini, kâğıt kesiğinden romanlarını bıraktı…
Seksen cildi aşan külliyatıyla, Türkiye’de sadece kalemiyle hayatını kazanmanın tüm zorluklarını ve çelişkilerini ardında bırakarak, “yaşama acemisi” olduğumuz bu yalnızlıklar balosunda bizlere veda etti. Şimdi edebiyatın, sanatın unutulmaz isimleriyle buluştu, onların kollarında huzur içinde uyuyun Selim Bey…
Bize kalan; “renkli buruşuk kâğıtlar işte sevgilim”…
Giderek koyulaşacağı belli olan bu kara çağda, Issa Watanabe’nin Göçmenler’ini önermek isterim, bir de.
Picture-book, sessiz kitap, göz okuması kitabı; nasıl adlandırmak isterseniz, bu kitapta tek cümle metin yok, çünkü buna hiç ihtiyacı yok. Tüm kelimeleri tali kılacak evrensel bir anlatım sunuyor “çizer=yazar” kitabında. Her biri tablo estetiğinde muazzam çizimleri izledikçe/takip ettikçe sessizliği duyuyorsunuz —ölüm sessizliği.
Kaç ebeveyn, çocuğuna bu kitabı almak/okumak ister bilmiyorum ama bence her anne-babanın kendisinin sürekli okuması gereken bir kitap Göçmenler. Çünkü çocuklarımız ne yazık ki öyle Neşeli Günler filmlerindeki gibi bir dünyada yaşamayacaklar. Bunu akıldan çıkarmazsak, belki fikrine dahi dayanamayıp değiştirmeye kalkışırız bu kara talihi…
“Eve varmak için kaç sınır aşmak gerekir?”
–Theo Angelopoulos
Önceki Yazı
“Yayınevi okurunu eğitir...”
“Calasso’ya göre editörün ve yayınevinin işi sadece iyi kitap seçmek değildir. Okurun gözünü, kulağını, dilini eğiten bir çizgi yaratması da gerekli.”
Sonraki Yazı
Çöküşün eşiğindeki bir dünyaya dair
“İş Bankası Kültür Yayınlarının 21. Yüzyıl Kitaplığı dizisi milenyum dönümünde distopik bir bilimkurgu serisi olarak pazarlanabilirdi! Maalesef bilimkurgu olmayan bu korkutucu kitaplar yan yana geldiğinde yaşadığımız karabasan daha da net ortaya çıkıyor.”