• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

Max Weber ve Protestan etiği

“Bu eserin Türkiye’de gördüğü ilginin nedenlerinden biri, ele aldığı tarihsel bağlamdan ya da teorik sorunsallarından daha çok, kitabın temel argümanı olduğu varsayılan ve büyük olasılıkla kasıtlı bir yanlış anlamayla aktarılan, 'dinsel-iktisadi ilişki' anlatısıdır.”

Max Weber, 1917.

POLAT S. ALPMAN

@e-posta

ELEŞTİRİ

22 Mayıs 2025

PAYLAŞ

Max Weber’in Türkiye’deki öyküsünün ilginç olduğunu düşünüyorum. Bunun bir yönü Soğuk Savaş döneminin dinamiklerinden kaynaklanan ve Amerikan sosyolojisinin kötü bir tekrarı olan ‘Marx’a karşı Weber’ şeklinde tarif edilebilecek Weber’cilik, diğeri ise modernleşme, sekülerleşme, din, bürokrasi ve rasyonalite gibi konuların ya da tartışmaların Weber’cilik kılığında sağcılığın çeşitli versiyonlarına eklemlendiği 1980 sonrası dönem. Özellikle İslamcılık hareketi içerisinde Weber’in modernliğe ve dinin toplumsal işlevine ilişkin analizleri genellikle seçmeci, bağlamsız ve Weber’e rağmen Weber’cilik şeklinde gelişti.

Bu yazıya vesile olan ve Türkiye’deki Weber’ciliğin başlıca el kitabı ya da temel başvuru metni işlevi gören eser, hiç kuşkusuz Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu’dur. Bu eserin Türkiye’de gördüğü ilginin nedenlerinden biri, ele aldığı tarihsel bağlamdan ya da teorik sorunsallarından daha çok, kitabın temel argümanı olduğu varsayılan ve büyük olasılıkla kasıtlı bir yanlış anlamayla aktarılan, “dinsel-iktisadi ilişki” anlatısıdır. Buna, Türkiye’deki otoriterleşme ve güvenlik politikalarına ilişkin tartışmalarda Weber’in modern devlete ilişkin “meşru şiddet tekeli” tanımının, modernleşme kuramı bağlamında “demir kafes” betimlemesinin, laiklik ve sekülerleşme meselelerinde ise “büyünün bozulması” kavramının sıklıkla nedensiz açıklayıcı ve değeri kendinden menkul atıflarla kullanıldığını da ekleyebiliriz. Özellikle sağ düşünce çevrelerinde, Weber’in epey sağa bükülmüş yorumlarının çoğu zaman eksik ya da yanlı bir biçimde ele alınması hem Türkiye’deki Weber okumalarını belirli bir istikamete yönlendirmiş hem de Weber’i bütünlüklü biçimde kavramanın önünde bir engele dönüşmüştür. Bütün bunlara rağmen Weber, Türkiye’de sosyal bilimler alanında yazan ve düşünen çevrelerin, Türkiye’ye özgü toplumsal ve siyasal meseleler karşısında kolaylıkla göz ardı edemeyecekleri başlıca düşünürlerden biri olma niteliğini korumaktadır.

Max Weber
Protestan Etiği ve Kapitalizmin Ruhu
çev. Abdüssamed Bayram
Albaraka Yayınları
Nisan 2025
776 s.

Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu, Max Weber’in klasik olduğu kadar sosyoloji merakının ve mesleğinin başlangıç okumalarından biridir. Bu eserin şimdiye dek iki farklı çevirisini okudum. Bunlardan ilkini lisans eğitimim sırasında Ayraç Yayınevi baskısından, diğerini ise yıllar sonra BilgeSu Yayıncılık baskısından okumuştum. Ayraç’tan çıkan tercümenin kitabın tamamını içermediğini, BilgeSu’nun çevirisini okuduğumda fark etmiştim. Bu çevirilerin niteliğine, anlaşılırlığına, dil kalitesine ilişkin hafızamda yer eden özel bir anekdot yok. Aklımda kalanlardan biri, her iki metinde de Weber’in kapitalist ruhun oluşumuna ilişkin analizinde önemli bir role sahip olan Kalvinist yaşam tarzını tanımlamak üzere kullandığı asketizm kavramına Türkçede karşılık bulunamamış olmasıydı. Zühd-zahidlik, münzevilik, çilecilik gibi ifadeler asketizmi yeteri kadar karşılamıyor olsa gerek.

Söz konusu eserin bu yıl mart ayında yayımlanan yeni çevirisi eksiksiz (hiçbir şeyi eksik bırakmamak için kitapla ilgili neredeyse hemen her şeyi içeren), metne ve bağlamına her ayrıntıyı içerecek şekilde hazırlanmış. Bu baskıya olan ilgimi artıran nedenlerden biri de kitabın yayına hazırlık sürecinin başında Vefa Saygın Öğütle’nin yer almasıydı. Eserin bu yeni çevirisinin başlığı, önceki versiyonlarda yerleşik hale gelen “Protestan Ahlakı” yerine, bu kez Protestan Etiği ve Kapitalizmin Ruhu biçiminde tercüme edilmiş. Almanya’da doğup üniversite öncesi eğitimini orada tamamlayan, akademik çalışmalarını ise Türkiye’de din sosyolojisi alanında sürdüren Abdussamed Bayram tarafından Türkçeye çevrilen eser, Öğütle’nin editörlüğünde yayınlanmış. Öğütle’nin Weber’le ilişkisinin bir ilgi olmaktan öteye gittiği, Ayrıntı Yayınları tarafından da yayımlanan ve Weber’e yönelik kapsamlı eleştirilerin yöneltildiği Metodolojik Bireyciliğin Eleştirisi isimli doktora tezine aşina olanlar için yabancı değildir. Daha sonra Küre Yayınları tarafından yayımlanan, Weber’in Sosyal Bilimler Metodolojisi çevirisi de bu ilişkinin bir başka ürünüydü.

Türkçeye daha önce birkaç kez çevrilmiş olan bu kitabın yeni çevirisini önemli kılan bir diğer unsur, metnin Max Weber’in tüm eserlerini tarihsel-eleştirel bir yaklaşımla bir araya getirmeyi amaçlayan Max Weber-Gesamtausgabe (MWG) projesine dayalı olması. 1975 yılının sonlarında başlatılan ve bilimsel sorumluluğu Bavyera Bilimler ve Beşeri Bilimler Akademisi’nin Sosyal ve Ekonomik Tarih Komisyonu tarafından üstlenilen bu projenin ilk ciltleri 1984 yılında yayımlandı. Weber’in yayımlanmış ve yayımlanmamış metinlerini, mektuplarını ve ders notlarını içeren bu dev çalışma, toplam 47 cilt olarak 2020 yılında tamamlandı. Protestan Etiği ve Kapitalizmin Ruhu, bu külliyatın “Yazılar ve Konuşmalar” başlıklı birinci kısmının (Abteilung I: Schriften und Reden) 18. cildinin tercümesi.[*] 2016 yılında yayımlanan bu cilt 763 sayfa, Türkçe çevirisi ise 776 sayfa. Kitaptan haberdar olanlar için bu sayının şaşırtıcı olduğunu kabul etmek gerek.

Eserin hacminin bu kadar artmasının nedeni, Max Weber-Gesamtausgabe projesinin editörlerinin, kitabın bu özel ve ayrıntılı edisyonunu hazırlarken ekledikleri kapsamlı “Giriş” kısmı, kitabın arkeolojisini içeren “Editoryal Rapor” kısmı ve son olarak Weber’in Batıdaki modern rasyonalizmin kökenlerini ve özgünlüğünü anlamak için dinî-etik faktörleri merkeze alarak analiz ettiğini anlatan ve kitaba giriş için okuyucuyu hazırlayan “Ön Açıklama” kısmının eklenmesi. Bu kısımlar sadece ilgili kitabı değil, Weber’in düşünce çerçevesini, bilgiyle ve toplumla kurduğu ilişkiyi ve sorduğu, yanıt aradığı soruları anlamak için gerçekten de öğretici açıklamalarla ve örneklerle dolu.

Bu arada kitap, Albaraka Yayınları tarafından yayımlanmış. Öğütle’nin yazdığı Editörün Önsözü’nde “Albaraka Yayınları, önümüzdeki dönemde Max Weber külliyatı içerisinde, Mohr Siebeck Yayınevi’nin mezkûr Max Weber-Gesamtausgabe dizisinin sıralama şemasına uygun olarak Ekonomi ve Toplum’u 6 cilt halinde yayımlayacak” bilgisi de veriliyor. Weber’in 47 cildinin benzer bir proje kapsamında Türkçeye tercümesini beklemek şimdilik pek gerçekçi olmasa da, Ekonomi ve Toplum’un eksiksiz tercüme edilecek olması çok iyi haber.

Peki, bütün bu çeviri çabası, Weber’e ilişkin sıklıkla karşılaştığımız eksik, yanlı ya da çarpık kavrayışı değiştirebilecek mi?

Bunu kestirmek zor ama Weber’in sosyal bilimlere katkısını eleştirel bir düşünsel zemin üzerinde yeniden değerlendirmek, onu eleştirel sosyal teorinin güncel meseleleriyle yeniden ilişkilendirmek Weber’i seçmeci bir alıntı kaynağı olarak kullanmanın önüne geçebilir. Böylelikle Weber ve benzeri bütün klasik teorisyenlere yönelik okumaların, analizlerin, yorumların bağlamsal, derinlikli teorik olarak üretken biçimde yapılması için gerekli temel sağlanmış olur. Bu sayede, klasik düşünce mirasıyla yüzleşen, ona eleştirel mesafe de koyabilen bir yaklaşımla, toplumu anlamaya ve dönüştürmeye yönelik sahici bir sosyal bilim mücadelesi yeniden inşa edilebilir. Umarım, Weber’in eserlerinin bu yeni çevirisi var olan boşluğu hakkıyla doldurur.

 

 

[*] Konuyla ilgili detaylı bilgi için MWG'nin sitesine bakabilirsiniz. 

Yazarın Tüm Yazıları
  • Max Weber
  • Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu
  • Protestan Etiği ve Kapitalizmin Ruhu

Önceki Yazı

HER ŞEY

Min Nevâdiri’l-Kütüb – 35:

Kuşların dili, sanatçının eli

“Biçim açısından kuşların uçuşunu en çok andırdığını düşündüğü için Osmanlı asıllı bu yazıyı seçtiğini söylüyor Behbehani... Hat sanatıyla tasavvufu kesiştiren ilginç ve düşündürücü bir kitap.”

İRVİN CEMİL SCHİCK

Sonraki Yazı

PORTRE

Sahhafın kültür insanı olarak eksik bir portresi:

Lütfü Seymen

“İşini severek ve bilerek yapardı Lütfü Abi. Kitaplar, kitapçılık konularında olduğu gibi edebiyat ve resim üzerine okumayı ve konuşmayı severdi. Bilgiyi, öğrenmeyi, araştırmayı çok önemserdi, bildiklerini paylaşmayı ister, bu konuda karşısındakini de özendirirdi.” 

BEHÇET ÇELİK
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist