• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

Kadınlar Koğuşu Tatlıcılar Kulübü'nden:

Mahin Boland Karami için Trileçe

Çiçeği burnunda bir yayınevinin, Nâra Kitap'ın ilk kitabı, Sepideh Gholian tarafından kaleme alınan Kadınlar Koğuşu Tatlıcılar Kulübü: İran’ın En Acımasız Cezaevlerinde Hayata Tutunmanızı Sağlayacak 16 Tatlı Tarifi. Kitabın girişini ve tariflerden bir tanesini Tadımlık olarak yayımlıyoruz.

Sepideh Gholian

K24

@e-posta

TADIMLIK

5 Mart 2026

PAYLAŞ

PERDE AÇILIYOR

Ben, iyi bir pastacı olmak bir yana, sıradan bir pastacı bile değilim. Bir sürü şeyde olduğu gibi pastacılığı da gerekli beceriden yoksun bir şekilde yerine getiriyorum. Yazmak gibi; ben hiçbir zaman yazar değildim, bir gün yazar olabileceğimden de şüpheliyim. Tatlı pişirmeye ilk tutuklandığım günden kısa bir süre önce başladım. O zamanlar çoktan beridir kendi evimde tutsaktım. Tatlı pişirmek, sırf kadın olduğum için yediğim dayakları unutmamı sağladı. Doğamda olsa gerek, oldukça isyankâr bir kadındım.

2018 yılının Kasım ayında tutuklandığımda hayatımdaki her şey birdenbire değişti. O ürkütücü gece boyunca beş farklı gözaltı merkezi arasında dolaştırıldım durdum.[1] Geceleyin, etrafım erkek güvenlik görevlileriyle sarılı ve gözlerim bağlanmış bir halde arabadan arabaya taşındığım bir anda, kendimi dışarı atmak niyetiyle arabanın kapısına uzandım. Fakat tam o sırada aklıma çok sevgili arkadaşım Sepideh Kashani geldi.[2] Bu adamlar beni her nereye götürüyorlardıysa gittiğim yerde onu görme ihtimalim olduğunu fark ettim. Kim bilir, belki Sepideh ile beraber kocası Houman için tatlı bir şeyler pişirebilirdik… Bu hayal beni sevinçten havalara uçurdu. Elimi arabanın kapısından çektim.

Şimdi birçoğunuz bana sorular sormaya başlayacak, Cezaevi? …cezaevi değil midir sonuçta? Oralarda nasıl tatlı pişirebilirsin ki? Haklısınız da. Fakat tatlı pişirme konusunda beceriksiz olmak kimliğinizin vazgeçilmez bir parçası ise, o zaman bunu her zaman, her yerde ve –evet– herhangi bir cezaevinde yapmanın yollarını bulabilirsiniz.

Ocağınızın olmasa da olur. Kaynar suyu bir kaba, tereyağını da plastik bir poşete koyun, bisküvilerinizi bir eleğin arkası ile parçalayıp toz haline getirin. Bunları birbirine karıştırın ve ortaya çıkan bulamaç ve diğer benzer malzemeler ile ilgilenin (tabii ki ocağınız varsa tatlı pişirmek çok daha kolay, yanlış anlaşılmasın). İşte böyle, Evin Cezaevi’nin Kadınlar Koğuşu’nda, sevgili Niloufar Bayani ile bitmek bilmeyen arzuhallerimiz, yalvarışlarımız ve takiplerimiz sonucu istediğimiz silahları ele geçirdik: mutfak aletleri ve en önemlisi de turtalar ve kekler için teneke bir kap. Bizi yakın bir zamanda serbest bırakmayacakları belliydi.[3] Biz de en azından bunlardan bir turta kalıbı alalım bari diye düşündük.

Daha sonraları Buşehr Cezaevi’nde de beni tatlı pişirmek teselli etti. Oradaki ortam farklıydı. Diğer mahkûmların kulağına fısıldamak bile hedef gösterilmemize ya da cezalandırılmamıza yol açıyordu. Fakat ben siyasi mahkûm “ayrıcalığımdan” faydalanarak orada bir mutfak kurdurdum. Böylece bütün o acı günlerin içinde birkaç tane de olsa düzgün diyebileceğim gün geçirebildim. Elbette bu günler uzun sürmedi ve bugün bile Buşehr’de yaşadıklarım rüyalarımı kâbusa çeviriyor.

Neyse, devam edelim.

Sonunda şunu fark ettim: Tatlı pişirmeyi bir kenara bırakırsak, baskının salgın gibi yayıldığı ataerkil bir sistemde bir kadın olarak yapamayacağınız daha pek çok şey var. Bir oyuncaktan fazlası olmadığımı gördüm. Dövüldüm, aşağılandım, namusum kirletildi. Bütün bunları hatırladığımda içim parçalanıyor.

Kız kardeşim Mahin’i öldürdüler.[4] Geçici iznimde karanlık bir uçurumun sınırındaydım.[5] Eğer Mahin’in sevgisi olmasaydı benim için her şey bitmiş olurdu.

Neyse, devam edelim. 

Tüm bu günler şimdi gözlerimin önünden bir korku filmi gibi geçiyor. Evin Cezaevi’nde, yataklarımızda Somayeh ile birlikte ağlayıp kek yedikten bir gün sonra onu idam edecekleri aklımın ucundan bile geçmemişti.[6] Maryam Akbari Monfared’e kremalı puf verdikten bir gün sonra, yaklaşan Nevruz kutlamaları için heyecanla yılbaşı temizliği yaptığımız o günden yalnızca bir gün sonra onu başka bir cezaevine nakledebileceklerini hiç tahmin etmemiştim.

O zamanlar Maryam’a “annem” derdim. Ne zaman diğer genç kadın mahkûmların da ona anne dediğini duysam buz gibi kaskatı olmuş kalbimin ısındığını hissederdim. Maryam’ı istesem de kıskanamazdım. Hatta tam aksine, hepimizin annesi olabilmek ancak Maryam’a yakışır bir mucizeydi. Fakat Maryam’ın sürgün edildiği gün kalbim yeniden dondu. “Seni çok seviyorum” diye kulağıma fısıldamıştı Maryam. Üzüntümüz çok derindi.

Neyse ki ertesi gün beni de başka bir cezaevine nakletmişlerdi. Bu bir lütuftu aslında. Beni orada tutsalardı Maryam’ın yokluğuyla nasıl başa çıkardım bilemiyorum. Gelin görün ki kaderin bir başka oyunu da beni Evin Cezaevi’ne geri getirdi ve şimdi bile bir zamanlar Maryam’ın ve benim yataklarımızın durduğu tarafa bakamıyorum.

Neyse, devam edelim. 

Buşehr’de kaybettiğim kişi Mahin’di. Kaybettiğiniz her insanı farklı şekillerde özlüyorsunuz; her bir kayıp beraberinde yeni bir acıyı getiriyor, hem fiziksel hem de psikolojik. Son anlarında Mahin’in ayağına dokunduğumda ayağı çok çok soğuktu. Şimdi de onu hatırlarken ve bu yazıyı yazarken ellerim buz kesiyor.

Neyse, devam edelim.

 
 
 


1. TARİF

Mahin Boland Karami için Trileçe (“Üç Süt Keki”)

Mahin Boland Karami, cezaevinde tam zamanlı bir çalışan. Kullandığı paspas kırık, bu yüzden tuvaletleri, koridorları ve diğer her yeri saatlerce iki büklüm eğilerek temizliyor. Mesaisinin bitiminde kalçalarını kıvırtarak Kürt halayı sergiliyor hepimize. Kan şekerinin düşmesine şaşmamalı…

“Çok çok tatlı bir kek istiyorum. Kremalı pufa verecek param yok, bu sefer farklı bir şey yap bana.”

“Tamamdır, yaklaşık iki saate hazır olur.”

Mahin’in ve bu kadının tatlılar hakkında yaptığı son konuşmaydı bu muhtemelen. Çok zaman geçmeden mutfak kapatıldı ve Mahin donarak öldü.

Trileçe, İspanya kökenli bir tatlıdır ve bu tatlıyı hazırlaması oldukça kolaydır. Eğer birini sizinle beraber trileçenin tadını çıkarmaya davet ederseniz ona Mahin’in ilk duruşmasında kendini Kürtçe savunduğunu söylemeyi unutmayın. Ardından, Mahin’in gerçek bir Leyla Zana olduğunu vurgulayın –Türkiye Büyük Millet Mecli-     si’nde milletvekili olan Leyla Zana, aynı şeyi yaptığı için on beş yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Sonra da söylediklerinizi Iraklı Kürt şair Şêrko Bêkes’in şu şiiriyle tamamlamayı unutmayın:

                  Darağacının, külün ve Enfal’in,          

                  Boylu boyunca hükmettiği yurdunda

                  Qeladiz’in her dem yeşil ağaçlarının kız kardeşisin.

                  Ve sen balinalar ve girdaplar

                  Tarafından yutulurken,

                  Bugünün kadın yiyicilerinden

                  Bugünün cehennem vaizlerinden

                  Kimse yoktu ki etrafta

                  Korkudan dilini bağlamayan.

                  Sesini yastığın altına,

                  Cesaretini dolaba saklamayan.

                 

                  Bugün gümüş günü başın

                  ve saçlarının ışıltısısın kadın!

                  Bugün, 8’i Mart’ın.

                  Her yıl bugün,

                  Kerkük’ün o civan güvercini

                  Uçar ve

                  Leyla Zana’nın zindanının

                  Pencere pervazına konar.

Trileçe gerçekten de çok tatlıdır. Ama endişelenmeyin, oldukça lezzetlidir de. İspanyol keklerindeki bu bol şekerin sorumlusu Araplar olsa gerek.[7]

Kek için  Malzemeler

190 g un

1 çay kaşığı kabartma tozu

115 g tereyağı

90 g şeker

5 yumurta

½ çay kaşığı vanilya özü


Süt Karışımı için Malzemeler

200 ml süt

200 ml yoğunlaştırılmış süt

200 ml yağlı krema

 

Yapılışı

Tereyağını ve şekeri hafif ve kremamsı bir kıvam elde edene kadar karıştırın. Yumurtaları teker teker ekleyin, ardından vanilya özünü, unu ve kabartma tozunu ekleyin. Malzemeleri karıştırın. Karışımı diplerine yağ sürdüğünüz kalıplara dökün. Önceden 180°C’ye ısıtılmış fırında 30-40 dakika pişirin. Kekler tamamen soğuduktan sonra bir kürdan kullanarak kekin üzerine küçük delikler açın. Yağlı kremayı çırpıp süt ve yoğunlaştırılmış süt ile iyice karıştırın. Karışımı kekin üzerine dökün. Keki, karışımın iyice nüfuz etmesi için bir gün kadar buzdolabında bekletin. Keki krem şanti, meyve veya tarçınla süsleyin.

Makieh’nin ölüm haberini cezaevinden çıktıktan sonra almıştım.[8] Başta duyduklarıma inanamadım. Aklıma gelebilecek her yerde onu aradım. Hakkında hiçbir bilgi bulamıyordum. Ya insanlar gerçekten bir şey bilmiyordu ya da kimse bana bilgi vermek istemiyordu.

Soruşturmalarımın en yoğun döneminde Ahvaz’daki Sepidar Kadın Cezaevi’nin kapısına gittim. Cezaevinde Entehaye Khiyabane Hashtom[9] adlı bir film izlemiştim.9 Filmin bir sahnesinde aktris Taraneh Alidoosti, az önce idam cezasına çarptırılan kardeşine ait bir çift spor ayakkabıyı kucaklayarak cezaevinin önünde duruyordu. Orada çömelmiş, dizlerimi kucaklamış halde herkese Makieh’yi sorarken sanki o sahneyi canlandırıyormuşum gibi hissettim.

Sonunda Makieh’nin hücre arkadaşının ailesi bana kesin haberi verdi. Makieh ölmüştü. Öyle sadece ölüp gitmemişti; öldürülmüştü. Sepidar Cezaevi’nin önünde dururken sırtımın aniden öne doğru eğildiğini fark ettim. Makieh’nin bedeni beni aşağı çekiyordu. Bir daha asla dik duramayacağımı hissettim.

Sadece üç yıl içinde bu kadar çok insanı kaybetmek tuhaf bir duygu. Makieh’nin ve Mahin’in ölümleri arasında sanki yüz yıl varmış gibi hissediyorum.

Ama neyse, devam edelim.

Vicdan azabı çekiyor ve bununla nasıl başa çıkacağımı bilmiyorum. Açıkçası kendime bu iki insanın ölümünden sorumlu olduğumu söyleyip duruyorum. Sepidar Cezaevi’nden çıkar çıkmaz Arapların içeride nasıl istismar edildiğini ağzımdan kaçırmasaydım beni başka bir cezaevine nakletmezlerdi ve o zaman kesinlikle Makieh’nin yanında olurdum. Onun Karantina Koğuşu’nda ölüme terk edilmesine asla izin vermezdim. Maalesef Ahvaz’dan sürgün edilmem bana çok pahalıya patladı.

Ya da mesela o dönemki Cezaevleri Örgütü Başkanı Haj Mohammadi’nin tacizi konusunda dilimi tutmuş olsaydım, bağırırken çekilmiş o video kaydım internette yayımlanmazdı.[10] Böylece Mahin’in beni savunmak zorunda kaldığı o cezaevi kavgası yaşanmazdı ve Mahin Covid-19 nedeniyle hasta yatarken onun canını alarak bizden intikam almazlardı.

Ellerim yeniden buz gibi oluyor.

Neyse, devam edelim.

Bu ıstıraplı yolda tatlı pişirmeyi hiç bırakmadım. Kadın olmak zor, benim için bile o kadar zor ki buna daha fazla katlanabilir miyim bilmiyorum. Makieh Arap bir kadındı, Mahin ise Kürt bir kadındı. Bu detaylar işleri daha da zorlaştırıyor.

Eğer bir tatlıcı ya da pasta şefi değilseniz bu tarifler işinize yarayabilir. Mümkünse hepsini deneyin. Tatlıları pişirirken de bu tarifleri yaratan Kürdistan’daki, Huzistan’daki, İran’ın dört bir yanındaki kadınları hatırlayın. Onları daima hatırlayın. İşte o zaman benim de anladığım gibi, bir tatlıcı olmanın yalnızca tatlılar pişirmek ve onları yemekten ibaret olmadığını anlayacaksınız. Bütün bunların altında yatan başka anlamlar var fakat ben de henüz hepsini çözebilmiş değilim.

Sevgili arkadaşım Niloufar Bayani ile tatlılar pişiriyoruz. Bu kitaptaki tariflerle ilgili herhangi bir sorunla karşılaşırsanız ve ben o sırada cezaevinde değilsem lütfen Instagram veya X üzerinden bana haber verin. Eğer cezaevindeysem beni tuttukları tesise mektup gönderin. Tüm bu tarifleri Evin Cezaevi’ne geri götürülmeden önceki iki ay içinde aceleyle yazdım. Bu yüzden olgunlaşmamış nesrimi yeteneğimin eksik olmasına değil de bu aceleme bağlayın (Şaka şaka!).

Bir gün halkımız zafer kazandığında size Ahvaz sokaklarında kek pişireceğim. O gün çok uzakta değil.

Umarım o günün gelmesini hep birlikte mümkün kılarız.

Sepideh Gholian
Kadınlar Koğuşu Tatlıcılar Kulübü:

İran’ın En Acımasız Cezaevlerinde Hayata Tutunmanızı Sağlayacak 16 Tatlı Tarifi
çev. Defne Demirer
Nâra Kitap
Mart 2026
132 s.

 

 

NOTLAR

[1] İran hukukunda gözaltı merkezi ile cezaevi farklı yerlerdir. Gözaltı merkezi, insanların tutuklandıktan sonra, yani resmi hüküm giymeden önce tutulduğu yerdir. Davaların mahkemeye ulaşması yıllar alabildiği için İran’daki gözaltı merkezleri cezaevlerine benzer.

[2] Sepideh Kashani bir çevre aktivistidir. Sepideh, kocası Houman Jokar ve Niloufar Bayani, Sam Rajabi, Kavous Seyed-Emami gibi birçok başka çevreci ile 2018 yılının Ocak ayında, İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nun İstihbarat Teşkilatı tarafından tutuklanıp gözaltına alınmıştır. Bu aktivistlerin hepsi “casusluk” ile suçlanarak hapse atılmıştır.

[3] Niloufar Bayani, 2018 yılının Ocak ayında gözaltına alındıktan sonra sekiz ay boyunca hücre hapsinde tutulmuştur. Kapalı duruşma sonucu “casusluk” suçu ile on yıl hapis cezası almıştır.

[4] Covid-19 sebebiyle otuz yaşında hayata veda eden Mahin Boland Karami, Buşehr Cezaevi’nde tam zamanlı bir çalışandı. Kolbar olduğu için bu cezayı almıştı. Kolbarlar hayatlarını kazanabilmek için İran-Irak sınırı arasında sırtlarında yük taşıyarak mal kaçakçılığı yaparlar. Bu sınırdaki dağlar çok tehlikelidir, kolbarların onlarcası her sene İran sınır muhafızları tarafından görüldükleri anda vurulur. Yüksek işsizlik oranı nedeniyle İran’ın Kürdistan bölgesinde bu tür meslekler yaygındır.

[5] Geçici izin, tıbbi nedenlerden ötürü veya düğün, cenaze gibi ailevi olaylara katılabilmeleri için mahkûmlara verilen izindir. Geçici izin, bir insan hakkıdır fakat İran Cezaevleri Örgütü bu izni bir ayrıcalık olarak tanımlamaktadır. İran cezaevlerinde mahkûmlara geçici izin hakkı tanınacağı kesin değildir ve çoğunlukla da tanınmaz.

[6] Otuz üç yaşındaki Somayeh Shahbazi Jahrouli, akrabalarının verdiği ifadeye göre, kendisine tecavüz etmeye çalışan bir adamı öldürmekten suçlu bulunmuştur. 4 Aralık 2019 tarihinde Ahvaz’daki Sepidar Kadın Cezaevi’nde idam edilmiştir.

[7] Trileçe tatlısının kökleri aslında Latin Amerika’ya dayanmaktadır, fakat bu tatlının doğuşunun 19. yüzyıl ortalarında ıslatılmış keklerin popüler olduğu Meksika’da mı yoksa Nikaragua’da mı olduğu konusunda tartışmalar vardır. Nestlé markası, Meksika’da fabrikalar açtığı 1930’larda, yoğunlaştırılmış ve buharlaştırılmış süt kutularının arkasına trileçe tarifini basmıştır.

[8] Makieh Neisi, otuzlu yaşlarında, üç çocuk annesi ve Arap kökenli bir kadındı. 2019 yılının Kasım ayında İran’daki hükümet karşıtı protestolar sırasında tutuklanmıştır. Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) ile iş birliği yapmakla suçlanmış ve cinsel işkenceye maruz kalmıştır. Gerekli tıbbi bakımdan mahrum bırakıldığı için 14 Aralık 2020’de Sepidar Kadın Cezaevi’nin karantina koğuşunda hayatını kaybetmiştir.

[9] Tr. 8. Sokağın Sonunda

[10] İran İslam Devrimi’nden sonra, 1985 yılının Şubat ayına kadar, ülkenin cezaevleri, İslam Devrimi Komiteleri, Şehir Polisi (Şehrbani) ve İslam Devrim Muhafızları Ordusu gibi kurumların yardımlarıyla, Yüksek Yargı Konseyi’nin denetimi altında yönetiliyordu. 26 Şubat 1985 tarihinde Güvenlik ve Eğitim Önlemleri Denetim Konseyi’nin “Cezaevleri Örgütü” ismi altında yeniden yapılandırılmasına ilişkin yasanın onaylanmasının ardından Cezaevleri Örgütü, İran’ın cezaevlerini denetlemeye başladı. O günden bu yana, bu kurum çeşitli işkence yöntemleri, taciz, kasıtlı olarak tıbbi bakım ve temel yaşam ihtiyaçlarından mahrum bırakma ve çeşitli sindirme yöntemleri yoluyla mahkûmların haklarının yaygın ve sistematik olarak ihlal edilmesinden doğrudan sorumlu olmuştur. (“Prisons Organisation.” Faces of Crime, 1 Mar. 2020.

Yazarın Tüm Yazıları
  • Kadınlar Koğuşu Tatlıcılar Kulübü
  • Nâra Kitap
  • Sepideh Gholian

Önceki Yazı

DENEME

Kulisini kaybeden özne:

Maske ile benlik arasında

“Özetle, tekerlek bulundu ve geri alınamaz. Dijital çağ insanları olarak kaybedilmiş olanın yasını tutmak, nostaljik güzellemeler yapmak yerine bununla nasıl yaşanacağına dair paradigmalara omuz vermek daha anlamlı görünüyor.” 

G. BAHAR MELİK

Sonraki Yazı

VİTRİNDEKİLER

Haftanın vitrini – 10

Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevlerince bize gönderilen, okumak ve üzerine yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar: Arzu / Başarı ve Bastırılma / Ingram / Neşet Ertaş / Para Gürültüsü / Ressamlarımız / Selfie Çubuksuz Bir Dünya / Tutunamayanlar ve Oğuz Atay / Veterinerin Kızı / Zaman Geçerken

K24
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist