Haftanın vitrini – 52
Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevlerince bize gönderilen, okumak ve üzerine yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar: Amerika’yı Anlatmak / Başkaldırı Sanatı Olarak Şiir / Benim Babam Darbeci / Egemenin Mührü / Görünmeyen Machiavelli / Kötü Arkadaş / Üniversite, Sosyoloji, Toplum / William’ın Karısı / Yamalı Peyzaj / Yazılmış Dünya ve Yazılmamış Dünya
Amerika'yı Anlatmak
çev. Çiğdem Harrison
Vakıfbank Kültür Yayınları
Aralık 2025
336 s.
Sosyoloji literatüründe tartışılmaz bir yere sahip olan, çağdaş toplumsal teorinin etkili düşünürlerinden George Ritzer, Amerika’yı Anlatmak’ta modern dünyanın ekonomik, kültürel ve simgesel örgüsünü analitik bir bakışla ele alıyor. Ritzer, küresel kapitalizmin bugün en sıradan aracı olan kredi kartını, Amerikan toplumunun kimlik, statü ve özgürlük ideallerini yeniden tanımlayan bir sembole dönüştürüyor.
Kitapta, tüketim toplumundaki refah ve özgürlük vaatlerinin arkasında yatan borç kültürü, kimliğin metalaşması ve bireyin sistem içindeki çözülüşü sayısız olgusal veriyle ortaya konuyor. Ritzer’in meşhur “McDonaldlaşma” kavramı etrafındaki anlatısına paralel biçimde, burada da gündelik hayatın yüzeyinde gizlenen yapılar teşhir ediliyor: hız, verimlilik ve kontrolün şekillendirdiği bir dünya düzeni.
Amerika’yı Anlatmak, gündelik hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş kredi kartı fenomeni üzerinden yalnızca Amerikan kültürünü değil, küresel ölçekte Amerikanlaşan bir dünyanın ruhunu anlamak için benzersiz bir rehber niteliğinde…
Başkaldırı Sanatı Olarak Şiir
çev. Kadir Kılıç, Fırat Polat
160. Kilometre
Aralık 2025
80 s.
Başkaldırı Sanatı Olarak Şiir, şiiri masa başından kaldıran, hataya, yaşamın çarklarına, bozukluklara dönmeye “çağıran” bir manifesto. Bütün seslere açık. Tüm coğrafyaları tersyüz ederek kateden, modern refah toplumunun “boktanlığına” ve de kapitalist moderniteye karşı fırlatılmış bir çığlık. Ferlinghetti geçmiş yüzyılın “asi çocuğu”. “Modern şiir nesirdir” diyen bir “karşı-modern”. Anti-lirik uzayın “başrahiplerinden”. –Ali Özgür Özkarcı
“Şiir direnirse kazanacak” diye yola çıkan şairler olarak Beat Kuşağı’nın temel metni Başkaldırı Sanatı Olarak Şiir’i yayımlamaktan sevinç duyuyoruz.
“Şairler, açığa çıkın,
Pencerelerinizi açın, kapılarınızı açın,
Çok uzun zamandır
Dar dünyalarınızda saklandınız.”
Benim Babam Darbeci
Ayrıntı Yayınları
Aralık 2025
176 s.
27 Mayıs 1960 darbesini hazırlayan kadrolar, harekât başarıya ulaştıktan sonra Milli Birlik Komitesi adı altında 38 kişilik bir komite kurdular. Hükümet, MBK’nın seçtiği sivil-askerlerden oluşuyordu. Genellikle albay ve daha düşük rütbeli subaylardan mürekkep komite, ordu içerisindeki hiyerarşiyi gözeterek devlet ve hükümet başkanı olarak General Cemal Gürsel’i seçti.
Devrik iktidarın mensupları ve onlara hizmet eden yüksek bürokratlar tutuklandılar. Yassıada’da kurulan özel yetkili mahkemede yargılanmaya başladılar. Ankara Radyosu’nda akşam haberlerinden sonra yayınlanan bir programdı. “…sanıklar bağlı olmayarak getirildiler…” cümlesi hafızamdan silinmedi henüz.
Muhalefet partileri için ise yalnız siyaset ve propaganda yasağı getirildi. Partisi kapatılan, malvarlığına el konulan, mensupları kurulan özel mahkemede anayasayı ihlal suçlamasıyla, ölüm cezasıyla yargılanan iktidar partisine oy ve gönül vermiş milyonlarca vatandaş bu pek de adil olmayan durumdan rahatsız olmaya başladı. Uygulama, darbecilerin biz ihtilali hiçbir zümreye karşı yapmadık teziyle çelişiyordu.
Bu çelişki darbeyi yapan askerler arasında da su yüzüne çıkmakta gecikmedi. İki temel görüş etrafında kümelenmeler başladı. Birinci görüşe sahip olanlar, işbaşına gelen asker kadroların ülke yönetiminde tecrübe sahibi olmadıklarından içinde bulunulan yönetim krizini aşmada tecrübeli kişi ve çevrelerin desteğine ihtiyaç olduğunu söyleyenlerdi…
Kurtuluş Savaşı kahramanı, eski asker, sonrasının kurt politikacısı Başbakan İsmet İnönü ile Ankara’nın kudretli albayı Talat Aydemir arasındaki bilek güreşinin ilk raundu 22 Şubat 1962’de yaşandı. Hükümet başkaldırma eğiliminde olan cuntacıları 22 Şubat akşam üzeri emekliye sevk etti. Askerler buna direndi. Hava Kuvvetleri ve Genelkurmay karargâhı hükümetin yanındaydı. Sokağa çıkan askerler, tarafların “kan dökülmesin” çağrılarına uydular. İnönü’nün asiler hakkında kanuni işlem yapılmayacağına dair el yazısıyla yazıp imzaladığı belge uyarınca herkes kışlasına döndü ve emekli edildiler. “22 Şubatçılar” diye anılan bu subayların arasında Kara Harp Okulu Alay Komutanı olarak görev yapan babam Kurmay Albay Turgut Alpagut da vardı.
Egemenin Mührü:
Sur'da Yerinden Edilme, Travma ve Soylulaştırma
Dipnot Yayınları
Aralık 2025
216 s.
Bu kitap, 2015-2016 yıllarında Sur’daki çatışma, abluka ve sokağa çıkma yasakları sonucu yaşanan kentsel yerinden edilmeye, travmatik deneyimlere ve mekândaki ekonomi-politik değişimlere odaklanıyor.
Yerinden edilme, Kürt coğrafyasında kendini aralıklarla tekrar eden bir olgudur. Çatışma ve şiddetin mekân/uzamdaki sürekliliğinin en önemli sonuçlarından biri olan yerinden edilme, bireylerin yaşamında büyük değişiklikler meydana getirmektedir. Öte yandan, yerinden edilmeye neden olan devlet ise iktidarını mekân üzerinden -birçok araçla- hegemonik bir biçimde inşa etmekte, böylece sürekli bir savaş ve iç tehdit algısı iktidar açısından süreğen hale gelmekte, ulusal “hassasiyetler” ve güvenlik konuları kişi hak ve hürriyetlerinin önüne geçmektedir.
Kitap, devlet şiddetinin Diyarbakır’ın binlerce yıllık yaşam belleğinin çekirdeği olan tarihi Sur özgülünde nasıl bir kentkırımına sebebiyet verdiğini, Cumhuriyet tarihi boyunca Kürtlerin hiç bitmemecesine maruz kaldığı yerinden edilme politikasının bu “olay”da nasıl bir yaraya ve travmaya yol açtığını gözler önüne seriyor.
Görünmeyen Machiavelli
Zoe Kitap
Aralık 2025
224 s.
Bazı eserler öylesine ünlenir ki hem yazarının hem de diğer eserlerinin önüne geçer. Hükümdar bunlardan biridir ve Machiavelli’nin tüm yazdıklarını bir yorumlar tekeline mahkum etmiştir. Söylevler de Hükümdar’a karşıt sanılan bir görüşle, ama aynı anlam havuzuna çekilerek okunur ve diğer eserleri göz ardı edilince, öteki Machiavelli de ‘görünmez’ olur. Ezberlerden kurtulmak için, Hükümdar ve Söylevler, edebi ya da değil, Machiavelli’nin diğer metinlerine gönderilerek yorumlanmalıdır. Böylece sığ bir Makyavelizm saplantısını, Hükümdar’da ilkesizce otoriter Söylevler’de ise özgürlükçü sanılan iki ayrı Machiavelli yanılsamasını, ikincisine yakıştırılan ‘cumhuriyetçiliği’ ya da ‘halkçılığı’, bunların üstüne oturtulan ‘karma yönetim’ efsanesini sorgulamak mümkün olur. Bu yaygın okumada, Niccolò Machiavelli’nin Epikurosçu-Lucretiusçu yanı belirir ve idealist-düalist-teleolojik-tabii hukukçu felsefe karşısındaki gerçekçiliği, onu kuşkucular, göreciler, belirlenimciler ya da maddecilerle, İbn Rüşd, Vanini, Montaigne, Spinoza, Sade, Darwin, Marx, Nietzsche… gibi adlarla yönetim-karşıtı bir hat üstüne oturtur. Kendi deyimiyle ‘komik ve trajik tarihçi’ Nicomaco da oradan her hükümdara ve hükümranlık düşkünü ne alaycı ve karamsar bakar.
Kötü Arkadaş:
Kadın Arkadaşlığının Yüzyılı
çev. Ayça Göçmen
Aralık 2025
336 s.
Mükemmel arkadaş fazla kırılgan görünüyor, paramparça olmamasına imkân yok.
Toplum kadınlar arasındaki dostluğun sonsuzca destekleyici, her ne olursa olsun kırılmaz ve son derece kusursuz olması gerektiğini fısıldar kulağımıza. Oysa kıskançlık, kırgınlık, hayal kırıklığı ve uzaklaşma… tüm bu “tatsız” duyguların gölgesinde, en yakın dostluklarımız bile sarsılabilir. Kötü Arkadaş kadın ilişkilerinden beklentilerimizi sorgulayan, onları idealize etmek yerine gerçek halleriyle kabul etmeye davet eden çarpıcı bir çalışma.
Duygular Sözlüğü ve Schadenfreude kitaplarının da yazarı Tiffany Watt Smith kendi yarasından yola çıkarak yirminci yüzyıl kadın dostluklarının izini sürüyor.
Arşivlerden, edebiyat metinlerinden ve psikanalitik kayıtlardan sesler toplarken birbirini kıskanan, kırılan, küsen ama yine de bağını koparmayan kadınların hikâyelerini anlatıyor. Bu kitap kadın arkadaşlıklarının sadece bir dayanışma alanı değil aynı zamanda değişim, çatışma ve büyüme sahnesi olduğunu da hatırlatıyor.
Üniversite, Sosyoloji, Toplum:
Takdimler - Müdahaleler
Heretik Yayıncılık
Aralık 2025
238 s.
Merkep’in –Biz Heretik’in logosundaki muzip eşeği böyle adlandırırız– bazı depiklerine, yani bizim lügatimizde büyü bozucu sosyal bilim metinlerine, yıllar boyunca uzun takdimler kaleme aldım. Kimileri bunu yadırgadı, kimileri niyet okudu, kimileri de çok sevdi. Aslında bu bir tercihten çok bir gereklilikti. Çünkü Merkep’in yayımladığı metinlerin değeri, içinde barındırdıkları sayısız fikri patika ve düşünce hattıyla, böylesi bir eşlik etme tutumunu adeta talep ediyordu. Diğer yandan, bu takdimler bana, her bir eserin iç mantığına yaslanarak ama aynı zamanda o mantığı bir sıçrama tahtası gibi kullanarak, cari sosyoloji –ya da genel olarak sosyal bilim– pratikleriyle üniversitenin mevcut hâlini sorgulama fırsatı sunuyordu. Böylece her bir takdim birer müdahale metnine dönüşüyor; eşlik etmekle müdahale etmek aynı madalyonun iki yüzü olarak beliriyordu. Elbette ikincisinden feragat edilebilirdi; ama dertsiz yazıyı hiçbir zaman sevmedim. Şimdi ise tüm bu takdimleri hiçbir düzeltmeye tabi tutmadan bir araya getirdim. Çünkü oldukları gibi kalmalarını istedim; yazıldıkları dönemin bağlamını, Merkep’in heybesine yüklediğimiz dert ve umutları, üslubumun bu ortak dertle birlikte zaman içinde değişen nefesini kendi içlerinde saklamayı sürdürsünler diye. Böylelikle, bir bakıma, Merkep’in serencamına dair bir tanıklık da ortaya çıkmış oldu : üniversite için, üniversiteye rağmen. Merkep, onu kimi vakit içine alan, kimi vakit dışına iten bir kurum için, sosyal bilim adına –bugünden baktığımda bana hâlâ mucizevi gelen– çok şey yaptı. Bu kitap, hiç değilse, o emeğin nişanesi olarak tarihe düşülmüş küçük bir not sayılsın.
William'ın Karısı
çev. Özlem Gültekin
Everest Yayınları
Aralık 2025
296 s.
Büyük bir cesaretle, “Burası tam bir yuva gibi,” dedi, “öyle değil mi?” Mutlu ve ürkekti, neredeyse böylesine mesut olmaktan korkuyor gibiydi; güvende ama çekingen bir cüretkârlık içerisindeydi. “Sıcacık, sadece ikimiz varız.”
Jane Atkins, yıllarını hizmetçilikle geçirmiş, çalışkan ve tutumlu bir kadındır. Bir gün dükkân sahibi Bay William Chirp ile evlenir ve böylece The Elms adlı eve, yani orta sınıfın kıyısına adım atar. Ancak bu evlilik, Jane’in hayal ettiği huzuru değil; görgü, statü ve aidiyet üzerine sessiz bir mücadeleyi beraberinde getirir. Jane’in ev içindeki hâkimiyeti arttıkça, geçmişin hayaletleri ve sınıfsal sınırlar da kendini daha çok hissettirir.
Virginia Woolf sonrasında gelen kuşağın en özgün yazarlarından biri olarak görülen Gertrude Trevelyan, İngiltere taşrasının gündelik hayatını, kadınların iç dünyasını ve sınıf çatışmalarını incelikle işliyor. William’ın Karısı, ilk bakışta sıradan görünen bir hayatın ardındaki derinliği açığa çıkaran, çarpıcı bir içgörü romanı.
Yamalı Peyzaj:
Kürtçe Roman Yazımının Özerk Bir Alan Olarak Oluşumu (1935-2017)
Nûbihar Yayınları
Aralık 2025
382 s.
Kurmancî romanda son yirmi yılda gözlenen üretim artışı, yalnızca sayısal bir çoğalma değil; aynı zamanda yeni bir kültürel alanın ortaya çıkışına işaret eden daha derin bir dönüşümün parçasıdır. Buna karşın bu birikim, bugüne dek sistematik bir kuramsal okumanın konusu yapılmamıştı. Elinizdeki çalışma, tam da bu eksikliği gözeterek, Kürtçe romana dayalı özerk bir edebiyat alanının oluşup oluşmadığını disiplinlerarası bir çerçevede inceliyor.
Roman türündeki genişleme, yayıncılık pratiklerinin çeşitlenmesinden yeni yazar kuşaklarının ortaya çıkmasına; okur beklentilerinin dönüşümünden görsel–işitsel kültürün aldığı yeni biçimlere kadar, Kürtçe kültürel alanın bütününde hissedilen kapsamlı bir yeniden yapılanmayla beraber ilerledi. Bu süreç, yalnızca edebi türlerin çoğalmasıyla sınırlı kalmadı; romanın toplumsal rolünü, bilgi üretimindeki yerini ve kamusal alandaki işlevini yeniden tanımlayan yapısal değişimleri de beraberinde getirdi.
Kitap, bu dönüşümleri anlamlandırmak için postkolonyal kuramın sunduğu kavramsal imkânlardan yararlanıyor. Kolonyal bilme biçimlerinin bıraktığı izler hâlâ kurumlarda, hafıza mekânlarında ve kolektif bilinçte varlığını sürdürürken; postkolonyal perspektif, tarihsizleştirilmiş halkların tarihini, susturulmuş dillerin ifade gücünü ve nesneleştirilmiş toplumların özneleşme süreçlerini görünür kılmayı amaçlayan bir düşünme alanı açıyor.
Bu çalışma, Kürtçe romanı yalnızca bir edebi tür olarak değil, modern Kürt kültürel alanının kurucu unsurlarından biri ve toplumsal dönüşümlerin izlenebildiği eleştirel bir pratik olarak konumlandırıyor. Böylece, Kürtçe roman üzerine süregelen tartışmalara kuramsal bir derinlik kazandırmayı ve romanı bölgesel–küresel edebiyat alanlarıyla ilişkileri içinde yeniden düşünmeyi hedefliyor.
Yazılmış Dünya ve Yazılmamış Dünya
çev. Esin Gören
YKY
Aralık 2025
328 s.
Italo Calvino’nun farklı mecralarda yayımladığı kırk kadar deneme, makale ve incelemenin yer aldığı bu seçki yazma faaliyeti ve okuma faaliyeti arasındaki bağlantılar, okuma biçimleri, hızla değişen bir dünyada yazma nedenleri, üslup alıştırması ve edebiyat deneyimlerinin dolaşımının bir aracı olarak çevirinin önemi, kültürel değer, yayımcılık ve stratejileri, anlatısal düzyazıdaki modern gelişmeler, çeşitli tarihî tezahürleriyle bir tür olarak fantastik gibi başlıkları içeriyor.
Bunun yanı sıra avangart edebiyat, tatilde kitap okumak ve farklı okuma biçimleri gibi konular da Yazılmış Dünya ve Yazılmamış Dünya’daki düşünce evrenine dahil oluyor ve böylece 20. yüzyıl İtalyan ve dünya edebiyatının en önemli, en yenilikçi yazarlarından birinin yaratıcılığı kadar bilgi birikimine, geniş ilgi alanına ve parlak zekâsına da ışık tutuyor.
Yazılmış ve Yazılmamış Dünya’da derlenen makaleler, söyleşiler ve konuşmalar, bize en üst seviyede dikkat sergileme gayretindeki; edebiyatta ve hayatta açık ve planlanmış her şeyi her zaman vurgulama ve hakkını verme çabası içindeki bir adamın portresini veriyor.
–Tim Parks, TLS
Akıl dolu, esprili, hoş bir şekilde bilgili ve keskin zekâlı.
–Alberto Manguel, Literary Review