• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

Haftanın vitrini – 46

Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevlerince bize gönderilen, okumak ve üzerine yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar: Antroposen Olayı / Bozuk Para / Frantz Fanon / Gözlerin Karanlığa Alışınca / Kahvaltıda Tazı / Nostalji / Ödül Sistemi / Yalnızlığın Esirleri / Yerdeniz Büyücüsü / Zoraki Etnografın İmkânsız Romanı

K24

@e-posta

VİTRİNDEKİLER

13 Kasım 2025

PAYLAŞ

Christophe Bonneuil, Jean-Baptiste Fressoz
Antroposen Olayı: Yerküre, Tarih ve Biz
çev. Alp Tümertekin
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Ekim 2025
312 s.

Antroposen: Bir kriz değil, içinde yaşadığımız yeni bir koşul. Christophe Bonneuil ve Jean-Baptiste Fressoz, artık bir klasiğe dönüşmüş bu eserlerinde, çevresel felaketleri hâlâ geçici bir sapma gibi görmenin yanıltıcılığına dikkat çekiyor. Artan sıcaklıklar, çöken ekosistemler, devrilme noktaları, kitlesel yok oluşlar… Bunlar artık istisna değil; gezegenin yeni normalleri. “Çevre krizi” anlatısı, hâlâ geri dönülebilecek bir istikrar yanılsamasını sürdürüyor. Oysa yazarlar, içinde bulunduğumuz çağın, tesadüfi bir kriz değil, tarihsel olarak örülmüş, yapısal ve kalıcı bir bozulmanın sonucu olduğunu gösteriyor.

Kitap, çevresel yıkımı soyut ve homojen bir “insanlık” anlatısına teslim etmek yerine, kapitalist genişleme, emperyalist tahakküm ve savaş aygıtıyla örülmüş tarihsel bir sürecin sonucu olarak değerlendiriyor. Sorun, uyarıların eksikliği değil; bu uyarıların kimler tarafından bastırıldığı ve neden sistemli biçimde görmezden gelindiğidir.

Yazarlar, İnsan Çağı olarak da anılan Antroposen’i, evrensel bir insanlık hikâyesiyle değil; Sermaye Çağı, Ölüm Çağı, Tüketim Çağı ve Cehalet Çağı gibi kavramlarla parçalı, çatışmalı ve politik bir tarih olarak yeniden tanımlıyor. Bu alternatif adlandırmalar, ekolojik bozulmanın ardındaki iktisadi ve ideolojik güç yapılarını görünür kılıyor; yeni bir tarih yazımı için kavramsal bir zemin sunuyor.

Antroposen’i yalnızca bir yıkım değil, aynı zamanda kolektif bir mücadele alanı olarak kavrayan bu kitap, geçmişin unutulmuş direnişlerini bugünün politik tahayyülleriyle buluşturan güçlü ve sarsıcı bir çağrıdır.

Yasmin Zaher
Bozuk Para
çev. Parla Nemutlu
April Yayıncılık
Kasım 2025
232 s.

New York'ta yaşayan Filistinli genç bir kadın.
Hermès Birkin çantasına bakılırsa oldukça varlıklı.
Kusursuz bir zevke ve sıradışı bir hijyen anlayışına sahip.

Oysa gerçek göründüğü gibi değil.
Vasat bir ortaokulda ders veriyor.
Hayatını ağabeyinin bağladığı aylık harçlıkla sürdürmek zorunda.
Artık İsraillilerin yaşadığı anavatanı ise anılarında, hafızasının derinliklerinde.
Amerika’da kök salma hikâyesi baştan lanetlenmiş gibi.
Şu "temizlik hastalığı" da cabası.

Kaosun içerisinde bir gün evsiz bir dolandırıcıyla tanışacak ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak...

Edebiyat dünyasının büyük heyecan uyandıran yeni kalemlerinden Yasmin Zaher imzalı Bozuk Para, doğa ve uygarlık, güzellik ve adalet, sınıf ve aidiyet, kaos ve tüketim çılgınlığı gibi evrensel konuları kolaycı ahlakçılığa düşmeden sorgulayan, yeni neslin kontrolsüz kapitalizmle sürdürdüğü sürreal mücadeleyi bir solukta gözler önüne seren bir macera

“Muazzam... Kapitalizm, materyalizm, aşk, şehvet, dostluk, saflık, doğa,
temizlik, mekan ve kendi özümüz üzerine şimşek gibi çakan yıldırım gibi düşen sürükleyici bir roman. Kudüs doğumlu Filistinli yazar Yasmin Zaher tutkuyla yazıyor ve geri adım atmıyor.” –Library Journal

“Bozuk Para yalnızca yüksek edebiyat standartlarını karşılamakla kalmıyor. Kendi standardını belirliyor. Bir başyapıt.” –Slavoj Žižek

“Sınıf ve aidiyet gibi en hassas konularla keskin bir zeka ile yüzleşen,
aynı zamanda etik, estetik, aşk ve uygarlığın doğasına dair stil sahibi bir roman.”
Literary Hub

Barış Ünlü
Frantz Fanon: Sömürge Düşünürü - Sömürge Devrimcisi
İletişim Yayınları
Kasım 2025
183 s.

“Fanon, düşünce dünyasındaki kolonyal dönemeç dediğim küresel dönüşüme damgasını en çok vuran düşünür. Kişi öznel olarak başka bir anti-kolonyal düşünürü daha çok sevebilir veya daha önemli bulabilir. Fakat nesnel olarak, Fanon’un küresel etkisi benzerlerinin çok ötesinde. Zamanında sıklıkla ‘Üçüncü Dünya’nın Marx’ı’ olarak adlandırılması boşuna değil. O yüzden bu farkı genel anti-kolonyal bağlamın dışındaki kişisel faktörlerle de anlamaya çalışmak gerekiyor.”

Düşünürün doğumunun yüzüncü yılına bir selam sayılabilecek olan bu kitapta Barış Ünlü, Frantz Fanon’un bir biyografisini veya el kitabını değil, geniş ufuklu bir eleştirel okumasını sunuyor. Fanon’un sömürgeciliği, ırkçılığı, kapitalizmi, sosyalizmi kuşatan geniş ufkuna keskin bir bakış sunuyor.

Hem bütünsellik arz eden hem de varoluşsal bir gerilim barındıran üç Fanon’la konuşuyor kitap: Düşünür, devrimci ve doktor. Hem kendini hem dünyayı değiştirme arzusunun peşinde, düşünür ve devrimci olmanın gerilimi, fanilik ile ölümsüzlük arasındaki gerilimi de yansıtıyor.

Sözleşme düşünürü-sömürge düşünürü farkı, kitabın verimli ikiliklerinden biri. Fanon, “makbul” öznelerin hukukuna dayanan sözleşmeci tasavvur karşısında sömürge “durumuna” odaklanan düşünsel çabanın öncüsüydü. Bu mukayese ekseni, iki büyük düşünürün, Hannah Arendt ile Immanuel Wallerstein’ın Fanon yorumlarıyla da kesişiyor. Ünlü, bu yorumlar ekseninde, Fanon’dan öğrenmenin ve öğrenememenin imkânlarını tartışıyor.

Deniz Eldam
Gözlerin Karanlığa Alışınca
Notos Kitap
Kasım 2025
144 s.

Gözleriniz karanlığa alışınca orada neler göreceğinizi bilemezsiniz.

Deniz Eldam’ın bilinmeyenin perdesini araladığı Gözlerin Karanlığa Alışınca’da karanlığa adım atan karakterlerle karşılaşıyoruz. Orada görmeyi öğrenen karakterlerin çoğunlukla dünyayla ilişkisi bozulmuş, gerçeklikle aralarındaki çizgiler silinmiş. Günlük yaşamın olağan ayrıntıları beklenmedik bir anda ürpertici ve rahatsız edici bir hal alabiliyor. Bazen karıncalarla, bazen bir kadın çorabıyla ya da boğucu bir sessizlikle kurulan tuhaf bağlar okuru tekinsiz bir dünyanın içine çekiyor.

Gündeliğin içine gizlenen tedirginlik, bedenle zihin arasındaki ince çatlaklardan sızan rahatsız edici düşünceler öykülerin atmosferini belirliyor.

Bu öyküler okura “normal” ile “tuhaf” arasındaki çizginin ne kadar ince olduğunu hatırlatıyor.

Deniz Eldam anlatılanla da anlatma biçimiyle de bambaşka öyküler yazıyor. Benzeri az.

James Kelman
Kahvaltıda Tazı
çev. Filiz Karaküçük
Everest Yayınları
Kasım 2025
312 s.

“Sadece önce kafasındakileri netleştirmek istiyordu. Verebileceği bir cevabı olsun diye; hepsi bu.”

1994 yılında Booker Ödülü’nü kazandığında eleştirmenleri birbirine düşüren, çağdaş İskoç edebiyatının belki de en müdanasız yazarı James Kelman, yazmaya başladığı 70’li yıllardan bu yana öykü, roman, tiyatro oyunu ve deneme türlerinde birçok eser verdi. Kelman’ın Glasgow lehçesiyle kaleme aldığı ve geleneksel anlatıların konforunu sunmayı reddeden öyküleri, emperyal otoritenin kültürel değerlerine bir karşı çıkıştı aynı zamanda. Savaş sonrası İskoç edebiyatına damgasını vuran James Kelman’ın 47 öyküsünü bir araya getiren Kahvaltıda Tazı (1987), dili bir mücadele alanı olarak gören yazarın edebi evrenine adım atmak için güçlü bir başlangıç niteliği taşıyor. O an onları görmek istemiyordu. Onlarda kendisine ürkütücü gelen bir şey vardı. İçindeki korkuyu fark ediyordu. Korkuyordu, ürküyordu; onu ürküten bu üç adamdı, bu üçünün bir araya gelişindeki bir şeydi onu korkutan, parçaların toplamı, karanlık bir güçtü bu.

“Kelman, birçok bakımdan modern İskoççanın vaftiz babasıdır.” —The New York Times

​“Kelman komik, aksi, konuşkan bir yazardır ve onun o yepyeni, tuhaf cümleleri, düşüncenin muhteşem maceralarıdır.” —James Wood

Mircea Cărtărescu
Nostalji
çev. Hüseyin Tüzün
Holden Kitap
Kasım 2025
440 s.

İsmi sıklıkla Nobel Edebiyat Ödülü’yle birlikte anılan Romen yazar Mircea Cărtărescu, Nostalji’de okura sıra dışı bir edebi deneyim yaşatıyor. Öykü, roman, anı gibi türler arasında zorlanmadan geziniyor. Kaskatı gerçekliğin içindeki absürtlüğü, garipliği, fanteziyi bulup çıkarıyor.
 
Hafıza ve büyünün düşsel bir romanı olan Nostalji, Komünist Bükreş'in karanlık dünyasını tuhaf büyülerle dolu bir yere dönüştürüyor. Rus ruletinde kurşunların sayısını sürekli artıran bir adam, arabasının kornasını müzik aletine çeviren bir mimar, düşle gerçeği karıştıran bir kız ve mahalleye yeni taşınan gizemli bir çocuk. Hepsinin üzerinde Cărtărescu’nun belli belirsiz gölgesi. Kâğıt hışırtıları. Daktilo tıkırtıları. Gece yarısı yumruklanan kapının yarattığı tedirginlik.

Gerçeklikle sembolizmi, zaman ve miti harmanlayan bu başyapıt, insana, okuduğu için kendini şanslı hissettiren eserlerden.

Jem Kalder
Ödül Sistemi
çev. Su Akaydın
Can Yayınları
Kasım 2025
224 s.

Jem Calder’ın ilk kitabı Ödül Sistemi, büyükşehirde yaşayan ve aynı üniversiteden mezun olmuş bir arkadaş grubunun hayatlarını anlatan altı öyküden oluşuyor. İnsanların sosyal medya üzerinden iletişim kurduğu ama sosyal ilişkilerin kopuk olduğu bu dijital çağda duygular, düşünceler ve davranışlar teknoloji tarafından biçimleniyor. Ödül Sistemi, son derece güncel ve enerjik bir yaklaşımla bugün artık nasıl yaşadığımızı gözler önüne seriyor.

“Gençlerin aşkı, yaşamı ve iş hayatıyla ilgili keskin ve zekice yazılmış hikâyeler... Calder, önceki nesillerin edebî tarzlarını günümüz koşullarına uyarlıyor.”

—Nat Segnit, The Times Literary Supplement

Patrick Hamilton
Yalnızlığın Esirleri
çev. Suat Kemal Angı
Jaguar Kitap
Kasım 2025
296 s.

İkinci Dünya Savaşı. Londra. Bir yayınevinde çalışan otuz dokuz yaşındaki Bayan Roach, yaşadığı evin bombardımanda yıkılmasının ardından, Londra’nın dışındaki Thames Lockdon adlı küçük bir kasabada bir pansiyona taşınmak zorunda kalır. Fakat sığındığı Rosamund Çay Odaları adlı pansiyondaki her kapı Bayan Roach için savaşın başka cephelerine açılır: Ölümün, esaretin, yalnızlığın başka biçimlerde yaşandığı cephelere.
Patrick Hamilton, savaşın geri cephesindeki günlük yaşamın, zor koşulların ve yalnızlığın romanı Yalnızlığın Esirleri  ile ilk kez Türkçede. Suat Kemal Angı’nın İngilizce aslından çevirisiyle...

“Hamilton’ın karakterleri sırtlarında mutsuz geçmişler taşırlar. Onun dünyası uzun, zor ve çalkantılı zamanların ürünüdür. 'Tanrı yardımcımız olsun, Tanrı
hepimizin yardımcısı olsun, hepimizin, her birimizin…' Bu cümle, Patrick Hamilton’ın tüm romanları için mezar taşı yazısı görevi görebilir.”  

—Doris Lessing

“Yalnızlığın Esirleri benim gözümde bir başyapıt ve hiç tartışmasız, İkinci Dünya Savaşı’ndan çıkan en iyi romanlardan biri.”

—David Lodge

Ursula K. LeGuin
Yerdeniz Büyücüsü
-çizgi roman-
Uyarlayan ve resimleyen: Fred Fordham
çev. Çiğdem Erkal Yeşilbademli
Metis Yayınları
Kasım 2025
288 s., büyük boy

Ursula K. Le Guin’in yayımlandığı bütün dillerde çok sevilen ve hiç eskimeyen romanı Yerdeniz Büyücüsü etkileyici görsellerle çizgi roman olarak yeniden hayat buldu.

Yerdeniz’deki en büyük büyücüydü Ged, ama gençliğinde pervasız Çevik Atmaca diye biliniyordu. Güce ve bilgiye duyduğu açlıkla, uzun zamandır korunan sırların peşine düşmüş ve yeryüzüne korkunç bir gölge salıvermişti. Bu kitap, onun sınanmasının hikâyesi – gücün kudretli kelimelerine hükmetmekte ustalaşmasının, kadim bir ejderhayı dize getirmesinin ve dengeyi yeniden kurmak için ölümün eşiğini geçmesinin hikâyesi.

Edebiyatın sinemaya ya da çizgi romana uyarlanmasına her zaman biraz kuşkuyla bakarız. Bizim hayal ettiğimiz dünyayla rekabet edemeyeceğini düşünürüz. Ama çizer Fred Fordham cesur bir yaklaşımla Yerdeniz dünyasını başka bir boyuta taşıyor ve Le Guin’in klasik başyapıtına hem yazarın hayranları hem de yeni okurları için farklı bir perspektif getiriyor.

Murat Cankara
Zoraki Etnografın İmkânsız Romanı
Yakup Kadri'nin Yaban'ı Üzerine Bir İnceleme
Koyu Siyah
Kasım 2025
189 s.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Yaban romanını konu alan bu kitap, yalnızca bir edebi inceleme değil; aynı zamanda Türkiye’nin kültürel, siyasi ve entelektüel tarihine açılan çok katmanlı bir sorgulama. Romanın tefrikasından kitaba, Almanca ve İtalyanca tercümelerden edebi polemiklere, dil krizinden temsil tartışmalarına uzanan bu çalışma, Yaban’ın yüz yıla yayılan serüvenini inceliyor.

Okumadan hakkında konuşanlardan, onu bir propaganda aracı olarak görenlere kadar Yaban’ı kendine dert edinenlerin de izini süren bu kitap, geçmişle bugünü, edebiyatla ideolojiyi, metinle bağlamı ustalıkla ilişkilendiriyor.

Yaban’ın şahdamarına dokunmak isteyenler için vazgeçilmez bir rehber.

 
Yazarın Tüm Yazıları
  • Antroposen Olayı
  • Bozuk Para
  • Frantz Fanon
  • Gözlerin Karanlığa Alışınca
  • Kahvaltıda Tazı
  • nostalji
  • Ödül Sistemi
  • Yalnızlığın Esirleri
  • Yerdeniz Büyücüsü
  • Zoraki Etnografın İmkânsız Romanı

Önceki Yazı

DENEME

Erdoğan Zümrütoğlu:

Meçhul modülleri yeniden biçimlendirmek

“Zümrütoğlu izleyiciyi şiirin sesiyle karşılaştırırken, onu açıklamaktan kaçınır. Her şeyin adı konmaz; kimi yaralar yalnızca sezdirilerek aktarılır. Sergi alanındaki her tablo, her figür, her sessizlik bize anlatılan kadarının gölgesini taşır.”

AHMET KUTLU

Sonraki Yazı

SANAT

18. İstanbul Bienali:

Olasılıklar sahnesi

“Bienal gibi direktör, kurum ve küratör tarafından şekillendirilmiş bir formatın ve küratöryel bir konsept için örülmüş bir ağın içinde sanat, nasıl olur da avangart bir nitelik taşıyabilir? Dahası, ortaya çıkmış olsaydı, böyle bir avangardı bugün ilk bakışta tanıyabilir miydik?”

ANJA SÖYÜNMEZ
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist