Haftanın vitrini – 27
Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevlerince bize gönderilen, okumak ve üzerine yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar: Arkeofili / Felsefe: Yaşam Bilgisi / Fernand Braudel'den Bir Tarih Dersi / göz<) / Hayvan Hakları Davası / İstikbal Göklerdedir / Ne Tanrı Ne Efendi / Tokyo Empati Kulesi / Transkripsiyon / Türkiye’de Gündelik Hayat
Arkeofili
Taşlar, Kemikler, Efsaneler
Mundi Kitap
Haziran 2026
216 s.
Gezegenimizin geçmişini açıklamak için fosilleri kanıt olarak kullandığı bilinen ilk insanlardan birinin İzmirli olduğunu biliyor muydunuz? Peki aslan gövdeli, kartal başlı griffon efsanesini Antik Yunan dünyasına tanıtanın Balıkesirli olduğunu, ilk büyük boyutlu çıplak kadın heykelinin Muğla’da sergilendiğini ya da at eğitimi üzerine bilinen en eski metnin Çorum’da yazıldığını?
Daha önce bu bilgilere bir yerde denk gelmemiş olabilirsiniz. Çünkü çoğunlukla başka dillerde yazılarak dilimize çevrilen popüler bilim kitaplarını okuyoruz ve geçmişe başkalarının merceğinden bakıyoruz. Hal böyle olunca, Neolitik dönem anlatılırken Mezopotamya ya da Göbeklitepe yerine Stonehenge’in hikâyesini öğreniyor, antik dünyanın yedi harikasından ikisinin Türkiye’de olduğunu fark edemiyoruz. Popüler arkeoloji anlatıları çoğu zaman başka coğrafyalardan örneklerle kuruluyor: Oysa bu topraklar, insanlık tarihinin birçok döneminde en önemli merkezlerden biri oldu.
Erman Ertuğrul, tıpkı Arkeofili: Arkeoloji Meraklısının Elkitabı’nda olduğu gibi, geçmişe dair en merak edilen soruları, bilimi temel alan ama kolay anlaşılır bir dille cevaplıyor. Bu kitap sadece Anadolu’nun geçmişine odaklanmasa da, birçok konuda bu topraklardan örnekleri, insanları, olayları da içinde barındırıyor.
Felsefe: Yaşam Bilgisi
Opus Kitap
Haziran 2026
424 s.
Opus Kitap, yeni dizisi Yaşam Bilgisi ile felsefenin kadim zamanlardan süzülen kavrayışlarını gündelik yaşama tercüme ediyor.
Yaşam, kavrayışla derinleşen, düşünceyle incelen, bilgelikle biçim kazanıp estetikleşen bir değer.
Yaşam Bilgisi dizisinin ilk kitabı, Enis Batur’un ilk kez bir ciltte toplanan felsefe yazılarının toplamını oluşturan Felsefe: Yaşam Bilgisi adlı kitabı.
Bu dizi, okurlarını bilgiyi yaşama, kavrayışı deneyime, düşünceyi ömre dönüştürmeye davet ediyor.
çev. Levent Başaran
Alfa Yayınları
Haziran 2026
272 s.
Akdeniz, Fransa ve kapitalizm üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen Fernand Braudel, 20. yüzyılın en önemli tarihçileri arasında gösterilir. Bu kitap da, çok sayıda entelektüelin katılımıyla gerçekleşen, Braudel’in yaşamını ve yapıtlarını odağına alan kolokyumun bir dokümantasyonu.
Braudel, Châteauvallon’da üç gün süren bu kolokyumu titizlik ve zarafetle yönetirken hararetli ve muzip tartışmalara girmekten de kaçınmıyor.
Akdeniz’e nazır bu Güney Fransa kasabasında, halka açık şekilde düzenlenen seminerler Braudel ve dünyasını anlamak için şenlikli bir adım.
“Tarih disiplininde bir ‘Braudel öncesi’ bir de ‘Braudel sonrası’ vardır. O, zamanın akışını yepyeni bir bakışla görmemizi sağlayan, geçmişi bir bütün olarak kavrayan longue durée’nin yeryüzündeki en büyük temsilcisidir.” –Le Monde
göz<)
Toplu Şiirler (2003-2021)
160. Kilometre
Haziran 2026
360 s.
heves dergisinin konumunu değiştirdi, 2000’lerin yenilikçi şiir dergisi yaptı. 2000 sonrası şiirin en radikal kurucularından biri oldu. Jeneratör gibi bir sözcük ile solunum cihazına bağlı yaşayan 2,5 yaşındaki Zehra’yı permütatif biçimde dizerek birleştirdi, hem permütasyona hem bir gazete haberine hayat kazandırdı. Dikenli Zıplak’ta güncel sanat ile şiir arasında köprü kurdu. Her kitabıyla deneyin neden şiirin ayrılmaz bir parçası olduğunu sessizce öğretti. Tekniği şiiri ayakta tutan bir yapı kurmak olarak gördü. Gözün değdiği her şeyi şiire malzeme yaptı, mimarca yapılar kurdu. göz<) Ömer Şişman’ın ilk beş şiir kitabını bir araya getiriyor.
Hayvan Hakları Davası
çev. Zeynep Hayal Erdoğan, Yiğit Aras Tarım
Akademim Yayıncılık
Haziran 2026
452 s.
Hayvan Hakları Davası, hayvan meselesini ahlak felsefesinin merkezine taşıyan ilk çalışmalardan biri ve alanın klasikleşmiş kurucu metinlerinden. Tom Regan, başyapıtı niteliğindeki bu kitapta Descartes’tan Peter Singer’a uzanan geniş bir gelenekle tartışıyor. Kuramı, hayvan haklarını Kant’ın ödev ahlakı temelinde gerekçelendiren ilk kuram olmasıyla hareketin tarihinde belirleyici bir yerde duruyor. Regan, o güne dek ileri sürülmüş görüşlerin eleştirisinden yola çıkıyor ve hayvanları kendi yaşamı kendisi için iyi ya da kötü gidebilen, bu yüzden araç kılınamayacak içkin bir değer taşıyan varlıklar, yani “bir yaşamın öznesi” olarak görüyor. Kuramını analitik bir yöntemle basamak basamak ören felsefeci, insan-hayvan ilişkisinin ötesine geçiyor; insanların birbirine karşı ahlaki konumunu da sorguluyor. Peşine düştüğü şey, insanı ve türü ne olursa olsun, tüm hayvanları aynı zeminde kapsayan bütüncül bir ahlak anlayışı. Kitap boyunca ahlak kuramlarını bu bütüncül anlayışla sorgulayan Regan, sonunda hayvanların insan çıkarlarına araç kılınamayacağı üzerine hak temelli bir ahlak kuramı ortaya koyuyor. Sade ve kapsayıcı diliyle Hayvan Hakları Davası, hayvan meselesini kuramsal ya da pratik düzeyde düşünen herkes için bir başucu metni.
Derleyen: Haydar Ergülen
Katkılar: Şavkar Altınel, Enis Batur, Gaye Boralıoğlu, Eray Canberk, Armağan Ekici, Cem Erciyes, Haydar Ergülen, Turgay Fişekçi, Murat Gülsoy, Cenk Gündoğdu, Meltem Gürle, Karin Karakaşlı, Ali Lidar, Nihat Özdal, Mahir Öztaş, Sinem Sal, Mine Söğüt, Zafer Şenocak, Murat uyurkulak, Irmak Zileli, Nihat Ziyalan
Kırmızı Kedi Yayınevi
Haziran 2026
240 s.
Saygıdeğer Yolcularımız,
Bugüne kadar “Yolculuklar ve Kentler” dizisindeki Cümleten İyi Yolculuklar, Trenler Kalkar Haydarpaşa’dan ve Bu Sefer Mavi... kitaplarıyla sizleri keyifli bir yolculuğa çıkaran Kırmızı Kedi, bu sefer başınızı biraz daha yukarı kaldırmanızı istiyor. Çünkü İstiklal Göklerdedir adlı bu kitap Atatürk’ün sözünden aldığı ilhamla gökyüzünün görkemli
sonsuzluğunda sizi bir yolculuğa davet ediyor. Cümleten İyi Yolculuklar adlı kitapla başlayan dizimiz elinizdeki bu kitapla son buluyor.
Lakin Türk edebiyatının 21 usta ismi yazdıkları metinlerle insana “bir son olacaksa böyle olmalı” dedirtiyor. Ve aklımıza Füruğ Ferruhzad’ın o ünlü
dizesini getiriyor: “Kuş ölür sen uçuşu hatırla...”
O nedenle sevgili yolcularımız kitaplar biter, siz yolculuğu hatırlayın.
Ne Tanrı Ne Efendi
Anarşizm Antolojisi
çev. Fuat Orçun
Ayrıntı Yayınları
Temmuz 2026
544 s.
1970’teki ilk baskısından bu yana bir klasik olan bu kitap, anarşizmin önde gelen isimlerinin siyasi ve teorik metinlerinden özenle seçilmiş bir derleme sunuyor. Daniel Guérin, bu metinleri tarihsel bağlamına yerleştirerek, 19. yüzyılda doğuşundan itibaren protesto gücü hiç azalmamış bir siyasi ve entelektüel hareketin tarihini izliyor. Anarşist düşüncenin iki yüzyılını kapsayan genel bir bakış sunarak, zenginliğini yeniden ortaya koyuyor ve onu besleyen tartışmaları canlandırıyor. Guérin böylece, anarşizmin, eleştirmenleri tarafından sıklıkla “herhangi bir örgütlenme biçimine dirençli” bireyselci bir ideolojiye indirgenmesiyle içine düştüğü itibar kaybıyla mücadele etmeyi amaçlıyor.
Antolojide ilk olarak Stirner, Proudhon, Bakunin ve Kropotkin’in metinleri aracılığıyla 19. yüzyıl anarşistlerinin teorik çalışmalarını okuyoruz. Yazar daha sonra 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında hareketin önde gelen isimlerinin portrelerini sunuyor: Malatesta, Henry, Pelloutier, Volin, Mahno ve Durruti. Son olarak da Rus Devrimi ve İspanya İç Savaşı sırasında anarşistlerin entelektüel ve siyasi rolünü vurguluyor.
Tokyo Empati Kulesi
çev. Ebru Sarıkaya
İthaki Yayınları
Haziran 2026
104 s.
Yapay zekâ çağında dilin güzelliği ve kimliğin doğası üzerine; sürükleyici ve kehanet niteliğinde, Akutagava Ödüllü bir roman.
Yarının Japonya’sına hoşgeldiniz. Burada, suçlulara karşı radikal bir empati besleme pratiği norm hâline gelmiştir. Tokyo’nun kalbinde yapılacak büyük bir gökdelenin, suçluları şefkat dolu konforuyla içinde barındırması planlanmaktadır: Tokyo Empati Kulesi.
Ödüllü mimar Sara Makina, şehrin bu yeni gözbebeğini tasarlamakla görevlendirilmiştir ancak kendisi şüpheler içinde kıvranmaktadır. Gençlik yıllarında başından geçen korkunç bir suçun gölgesinde yaşarken, kariyerinin zirvesi olabilecek bu projenin değerlerine karşı olup olmadığını sorgular. Sara bu çelişkili duygularla boğuşurken, kendisinden çok daha genç ve çekici erkek arkadaşıyla ilişkisi de giderek gerilir. Teselli arayan ve yaratıcı bir ilhama ihtiyaç duyan Sara, her şeyi bilen bir yapay zekâ sohbet robotunun bilgece sözlerine sığınacaktır.
Japonya’nın en prestijli edebiyat ödülüne layık görülen Tokyo Empati Kulesi, dünya edebiyatının en heyecan verici yeni seslerinden birinin elinden çıkmış olağanüstü bir roman. Kısmen yapay zekâyla yapılan konuşmalardan da ilham alan bu eser; insanlar tarafından yazılan dilin gücünün sıradışı bir savunusunu, hayal gücü dürtüsünün dokunaklı bir keşfini ve modern dünyamızın amansız tektipliliğinin son derece çarpıcı bir yergisini sunuyor.
“Kışkırtıcı… Ustaca ve incelikli.” –The New York Times
“Tek kelimeyle kusursuz.” –Akutagava Ödülü Jürisi
Transkripsiyon
çev. Hakan Toker
YKY
Haziran 2026
104 s.
Ben Lerner’ın dördüncü romanı Transkripsiyon, isimsiz anlatıcısının, üniversiteden hocası da olan ünlü sanatçı Thomas’la söyleşi yapmak üzere Thomas’ın yaşadığı kente gelmesiyle başlıyor. Almanya’da doğmuş, Fransa yıllarından sonra ABD’ye yerleşmiş, tarih ve teknoloji konulu eserleriyle ünlenmiş Thomas’ın vereceği belki de son söyleşi olacaktır bu, ancak anlatıcının elindeki tek kayıt cihazı olan akıllı telefonu söyleşiden kısa süre önce bozulur; dahası, Thomas’ın evine geldiğinde bu gerçeği bir türlü itiraf edemez ve “söyleşi” başlar. Thomas’ın çağrışımlara dayalı konuşma tarzı bu son görüşmeye tarih, sanat ve edebiyat arasında beklenmedik bağlantıların kurulduğu düşsel bir çehre kazandırır; zaman zaman karşısındaki kişiyi arasının iyi olmadığı oğlu Max’le karıştırması ise konuşmaya beklenmedik bir itiraf havası katar. Anlatıcının bu son görüşmeye dair alacağı karar, onu Thomas ve Max’le karmaşık bir ilişkinin içine sürükleyecektir.
Çağdaş dünya edebiyatının en önemli romancılarından Ben Lerner’dan, Covid salgınının, başka felaketlerin ve hayatımızı işgal eden teknolojilerin değiştirdiği algımızın içinden görünen yeni dünyaya, babalara ve (gerçek veya manevi) çocuklarına, zamana ve mesafelere, kolektif rüyalara ve kayıt cihazlarının içinde saklanan hayaletlere dair şiirsel bir roman.
“Lerner’ın en tuhaf ve duygulu kitabı.” –Kevin Lozano, New York Magazine
“İnceliğine rağmen, bugün yüz yüze olduğumuz en büyük ve en kalıcı felsefi soruları ortaya çıkaran bir kitap.” –MJ Franklin, The New York Times
Derleyenler: Zeynep Ceren Eren, Stefo Benlisoy
Tarih Vakfı Yurt Yayınları
Haziran 2026
332 s.
Cumhuriyet’in yüz yılında müşterek oldukları kabul edilen değerler, alışkanlıklar ve eşyalar baş döndürücü biçimde değişti ve çeşitlendi. Elinizdeki eser, günlük hayat pratiklerindeki süreklilik ve değişimleri ön plana alan tarihsel bir anlatı oluşturmaya çalışıyor. Böylesi bir anlatı, siyasal, ekonomik ve hatta toplumsal tarihin ıskaladığı boyutlara odaklanarak geride bıraktığımız yüz yılın daha zengin ve bütünsel bir bilançosunun çıkarılmasına olanak veriyor.
Günlük yaşamımızda yer edinmiş sayısız gelenek ve pratiğin çoğunlukla karanlıkta kalmış öyküsü bu cildin konusu. Kitapta birinci ana ekseni, yaşam döngüsünün çocukluk, gençlik ve yaşlılık gibi kritik uğraklarının değişen anlam, içerik ve yaşanışı üzerine. İkinci ekseni kişinin hayatını çevreleyen mekânlar oluşturuyor: Kırda, kentte, taşrada, mahallede yaşamak; yerleşik ya da göçer olmak gibi. Üçüncü eksen ise gündelik yaşamın pratikleri ve bunlar temelinde gelişen kimlik ve aidiyetlere odaklanıyor: Evlilik ve aile, cinsellik, görgü kuralları, sosyal hayat ve eğlenme alışkanlıkları gibi. Bir toplumun, onun içerisinde yer alan toplumsal grupların ve elbette toplumu oluşturan bireylerin hayatına yön veren eşyaların, adet ve pratiklerin tarihini yazmanın oldukça çetrefilli, neredeyse bitimsiz ve eksik kalmaya mahkûm bir mesai oluşturduğunun bilinci ile bu çalışma, Cumhuriyet’in devraldığı mirasın, Cumhuriyet dönemi politikalarının ve kapitalist modernleşmenin yüz yıllık bakiyesini gündelik hayat üzerinden okumaya çalışıyor.
Katkılar: Kudret Emiroğlu, Kemal İnal, Demet Lüküslü, Özgür Arun, Suavi Aydın, Doğan Gürpınar, Mine Yıldırım, Nurçin İleri, Mehmet Kendirci, Aynülhayat Uybadın, Tülin Ural, Ezgi Sarıtaş, Latife Akyüz, Yağmur Dönmez, Elif E. Akşit, Kurtuluş Cengiz, Önder Küçükural, Hande Gür, Elif Yönden
Önceki Yazı
Evrim Kavcar’ın “Hop biir iiki , hop biir iiki” sergisinden çağrışımlar
“Yazı, resim ve heykelin yanı sıra görüntü, ses gibi birbirinden farklı malzemeleri, formları, teknikleri, sesli-sessiz enstrümanları geniş bir yelpaze içinde harmanlayan; birbiriyle diyaloğa sokarak kendi hikâyesini bize aksettirmeye çalışan; çok katmanlı, metinlerarası bir mozaik...”