• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

Haftanın vitrini – 15

Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevlerince bize gönderilen, okumak ve üzerine yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar: Aksaklopedya / Ataerkinin Yaratılışı / Bu Dünyada Kalmak İçin Nedenler / Dolanıklık / Karagöz Beyoğlu’nda / Korkuya ve Yabancılara Dair / Nisan Tezleri / Şiirin Dolaşımı / VALIS / Zulmün Adını Koymak

K24

@e-posta

VİTRİNDEKİLER

8 Nisan 2026

PAYLAŞ

Levent Şentürk
Aksaklopedya –
Kurmaca Kırıntıları, Çakmak Taşları (2017-2025)
Eksik Harf Yayınları 
Mart 2026
116 s.

Genel Yayın yönetmenliğini Hakan Kaya’nın üstlendiği Mersin ve İstanbul merkezli Eksik Harf Yayınları, kurulduğu 2025 Aralık ayından beri kitaplar, dergiler, projeler üzerine yoğun bir üretim içinde. Yayınevi “eksik harf, tam edebiyat” mottosuyla yola çıkarken Georges Perec’in yazınsal mirasını ve ruhunu arkasına alarak Türkiye’de eksikliği çekilen bir alanda önemli bir boşluğu dolduruyor.

Şentürk’ün yeni kurmacaları, Aksaklopedya başlığı altında Eksik Harf’ten okur karşısında. Kitap, Şentürk’ün İşaretname ve İntermezzo ile başlayan (1998, YKY), Yerdeğiştirmeler Seçkisi’yle (2004, YKY), Kış Dönencesi’yle (2012, 6.45), Kentlerin Ayakbilimi’yle (2022, Can) devam eden deneysel metinlerinin yeni halkası. Kitap yazarın 2017-2025 aralığından seçerek bir araya getirdiği görsel ve metin parçalarından oluşuyor. Renkli basılan kitapta
Şentürk’ün defterlerinden derlenmiş ilüstrasyonlar da bulunuyor.

Aksaklopedya, “Kurmaca Kırıntıları” ve “Çakmak Taşları” başlıklı iki bölümden oluşuyor. Kitapta ele avuca gelmez, kara mizah yönü ağır basan, ayrıksı bir buluş perspektifine dayanan, okuru bazen mizahın bazen absürtlüğün ve Patafiziğin sularına çeken, otuzun üzerinde metin bulunuyor. Kurmaca Kırıntıları kısa hikâyeler, sahte tarihler, çizgi-öyküler, yanlış okumalar veya sözde kurumların metinlerinden oluşurken Çakmak Taşları günümüze bakan, radikal eleştirel bir tona bürünebilen denemeleri bir araya getiriyor. Aksaklopedya’yı serinin diğer kitaplarının izlemesi planlanıyor. Şentürk’ün deneyciliğini açığa vuran Ezop (Döngüler ve Devreler), Ölüm Koçu, Fütursüz Fütürolojiler, Keşif Yengeci
(Laboratuvar Metinleri 2018-2025), Eksik Harf’in yayın programındaki eksik halkalar.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde profesör olan Levent Şentürk (1974), Poeta (Potansiyel Endüstriyel Tasarım Atölyesi) yürütücülerindendir. Bu başta olmak üzere başka atölyeler de yürütüyor ve derslere giriyor; kitap ve sergiler üzerinde çalışıyor. Yazarın geçtiğimiz yıl, Enis Batur üzerine yazılarını bir araya getirdiği Sekizinci Kıta (Ayrıkotu, 2025) ve Mekânsiklopedi’sinin dördüncü kitabı Tül Toprak Yığınak (2025, Yeni İnsan) kitapları yayımlanmıştı. Aksaklopedya, yazarın 22. kitabı. 

Gerda Lerner
Ataerkinin Yaratılışı
çev. Oya Gürbahçe
Ayrıntı Yayınları
Mart 2026
432 s.

Gerda Lerner erkek egemenliğinin “doğal” ya da biyolojik olmadığını, MÖ 2. binyılda antik Yakındoğu’da başlayan tarihsel bir gelişime dayandığını savunur. Toplumu örgütleyen bir sistem olarak ataerki, tarihsel olarak inşa edildiği gibi tarihsel süreçle sonlandırılabilir de.

Lerner, kadınların toplumun oluşumundaki merkezi rolleriyle, anlamın yorumlanması ve tanımlanması süreçlerinde marjinalleştirilmeleri arasındaki çelişkiye odaklanır. Bu bağlamda şu soruların yanıtını arar: Kadınların tarihsel süreçten dışlanma nedenleri nelerdir? Kadınların kendi ikincil konumlarının bilincine varmalarının oldukça gecikmesini –3500 yıldan fazla– nasıl açıklayabiliriz? Batı uygarlığındaki başlıca toplumsal cinsiyet metaforlarının kökenini keşfetmek için antik Yakındoğu gibi ilk uygarlıklar olarak bilinen kültürlere geri döner. Tarihsel, edebi, arkeolojik ve sanatsal kanıtları kullanarak, bu fikirlerin, sembollerin ve metaforların gelişimini ve bunların Batı uygarlığında ataerkil cinsiyet ilişkileri temelinde nasıl cisimleştiğini izler.

“Ataerkinin Yaratılışı, feminist teori üzerine jenerasyonumuzun karşılaştığı belki de en önemli eser olabilir.” –New Directions for Women

“Dönemimizin en parlak tarihçilerinden biri tarafından yazılmış olan bu kitap, kadın tarihinde tarihçilerin sonsuza kadar kendilerine kapandığını düşündükleri bir sayfayı dramatik şekilde tekrar açıyor: Erkeklerin kadınlar üzerindeki kolektif tahakkümünün kökenleri.” –Katherine Kish Sklar, University of California, Los Angeles

“Ataerkinin Yaratılışı, İkinci Cinsiyet ile aynı gözükaralığa, güce ve zenginliğe sahip.” –Catharine R. Stimpson, Rutgers University

“[Bu cilt] bize [Lerner’in] ve diğer feminist bilim insanlarının daha önceki çalışmalarıyla sağladığı, kadının dünyadaki yeriyle ilgili Aydınlanmadan önce hayal bile etmenin mümkün olmadığı büyük bir tarihsel çerçeve çiziyor.” –Ms. Magazine

“[Lerner’in] çalışması, ciddi ve işine bağlı, kendini dikkatli ve detaylı araştırmaya adamış bir bilim insanının eseri… Herkesin okuma listesinde bulunmalı.” –Women’s Review of Books

Lucy Caldwell
Bu Dünyada Kalmak için Nedenler
çev. Tülin Er
Siren Yayınları
Nisan 2026
151 s.

Çocuk olmaktan çocuk doğurmaya, büyümenin türlü yalnız ve ıssız alanına uzanan, kendi yolunu bulmaya ve yaşama dair öyküler. İrlandalı yazar Lucy Caldwell, ilk öykü kitabı Bu Dünyada Kalmak İçin Nedenler'de kadınlara özgü büyüme ve varoluş sancılarına ayna tutuyor...

En yakın arkadaşının gidişiyle akran zorbalığı karşısında savunmasız kalan bir ortaokul öğrencisi, bu dünyadan gitme arzusu hızla bu dünyadan gitme korkusuna dönüşen bir genç, Noel için tek isteği Güzel ve Çirkin’deki Belle’in kostümü olan ve bedenine sığmayan bir çocuk, ütü yaparken birden bunalıp çarşafları masada bırakarak evi terk eden bir kadın ve daha niceleri, Caldwell’in, yaşama cüretinin yakıcılığını ortaya koyan kurmaca evreninde bir araya geliyor.

Bu Dünyada Kalmak İçin Nedenler, büyümenin anlamlarına ve açılımlarına dair fikir alanını genişleten, Belfast’a has bir mekân ruhuyla örülü, samimiyeti ve gerçekçiliğiyle unutulmayacak bir kitap.

“Nadir rastlanan bir zarafet ve güzellikle yazan Caldwell, karakterlerinin yalnızca zihnine girmekle kalmıyor. Yüreklerinin hassas odalarına da konuyor; hikâyelerini dürüstlük ve şefkatle anlatıyor.” —The Independent

Alva Noë
Dolanıklık:
Felsefe ve Sanat Hayatımızı Nasıl Şekillendirir
çev. Melinda G. Esen
Sel Yayıncılık
Mart 2026
256 s.

Düşünme biçimimiz değişirse hayatımız da değişir mi?

İnsan nedir, nasıl bir varlıktır? Bu soru yüzyıllardır felsefenin merkezinde duruyor.
Ayağımıza dolanan rutinlerimizin, alışkanlarımızın esiri miyiz, yoksa bunların dışına çıkıp kendimizi yeniden inşa edebilir miyiz? Düşüncelerimiz yaşadığımız dünya ve koşullar tarafından mı şekillenir, yoksa onları özgürleştirebilir miyiz?

Zihin felsefesine getirdiği yeni bakış açılarıyla dikkati çeken Alva Noë, bu sorulardan yola çıkarak insan doğasına dair somut bir öneride bulunuyor: İnsan olmak bitmiş bir durum değil, süreklileşmiş bir düşünme ve yaratma sürecidir.

Noë'ye göre felsefe bu sürecin en güçlü araçlarından biridir: Bize alışkanlıklarımızı ve doğal sandıklarımızı sorgulama, dünyaya başka bir gözle bakma ve kendimizi yeniden düşünme imkânı verir. Sanat ise bu düşüncenin deney alanıdır; düşüncelerimizin dünyada nasıl karşılık bulduğunu gösteren canlı bir laboratuvar.

Dolanıklık, insanın dünyayla kurduğu ilişkilerin içinden doğduğunu, kim olduğumuzu anlamak için hayatın bu görünmez bağlarını fark etmemiz gerektiğini gösteriyor. Gündelik hayat, felsefe ve sanatın iç içe geçtiği yerde, insan olmanın anlamını kültür, beden ve deneyimle birlikte yeniden düşünmeye çağıran kışkırtıcı bir çalışma.

“Noë bize tam da şunu gösteriyor: Sanat görme biçimimizi değiştirir, felsefe ise düşünme alışkanlıklarımızı dönüştürür.” –Princeton University Press

“Hem felsefeden hem de sanattan zengin örneklerle örülen bu kitap, söz konusu alanlara ilgi duyan herkesi tatmin edecek.” –Notre Dame Philosophical Reviews

Ali Sami
Karagöz Beyoğlu'nda
Hazırlayanlar: Veli İnce, Fatih Altuğ
Vakıfbank Kültür Yayınları
Mart 2026
504 s.

Geleneksel perdenin sınırlarını aşıp yazılı kültüre adım atan Karagöz, bu kez modernleşen İstanbul’un ışıltılı ve tekinsiz labirenti Beyoğlu’nda karşımıza çıkıyor.

Ali Sami’nin kaleme aldığı Karagöz Beyoğlu’nda, geleneksel bir figürü modern romanın imkânlarıyla yeniden kurarken onu yalnızca bir mizah öznesi değil, modernitenin cazibesi içinde arzulayan, sarsılan ve savrulan bir “insan” olarak sahneye çıkarıyor. II. Meşrutiyet’te şekillenen bu roman, dönemin eğlence dünyasını ve toplumsal kırılmalarını çarpıcı bir atmosferle sahneye taşıyor. Karagöz, ahlaki bir çözülüşe ve psikolojik bir savruluşa sürüklenirken Hacivat onu eski dünyasına bağlayan son denge unsuru olarak karşımıza çıkıyor.

Karagöz Beyoğlu’nda, eski ile yeninin, masumiyet ile sefahatin çarpıştığı trajikomik bir atmosferde, gölge perdesinden matbuata hicret eden bir figürün modern edebiyattaki yeniden doğuşunu müjdelerken okuru İstanbul’un eğlence ve dönüşüm haritasında benzersiz bir keşfe çıkarıyor.

George Makari
Korkuya ve Yabancılara Dair:
Zenofobinin Tarihçesi
çev. Özlem Yüksel
YKY
Mart 2026
384 s.

Korkuya ve Yabancılara Dair, insanlık için en utanç verici duygu olan yabancı düşmanlığını ele alan kapsamlı bir çalışma. Psikiyatr ve tarihçi George Makari, yabancı düşmanlığının yeniden yükselişe geçtiği bugünlerde “zenofobi” teriminin tarihçesini anlatarak okurları insan dünyasının en derinlerinde yatan akıldışı korkular üzerine düşünmeye çağırıyor.

Zenofobinin Batı ulusalcılığı, sömürgecilik, kitlesel göçler ve soykırımlarla tekrar tekrar gündeme gelip farklı anlamlara büründüğünü keşfeden Makari, özellikle Batı’daki yabancı korkusunun görece yeni bir olgu olduğuna ve yeterince üzerinde durulmamış bir dizi inanılmaz olaya dayandığına dikkat çekiyor. Dolaşıma girip popülerleşen, zaman içinde karşı tarafı tanımlama işlevi gören zenofobi kavramı önce kitlesel katliamları ve 20. yüzyıla damga vuran soykırımları, daha sonra da bunları önlemek amaçlı etik ilkeyi tanımlamak için kullanıldı. Gelgelelim günümüzde gücünden hiçbir şey kaybetmeyen yabancı düşmanlığı halen insanları hiçe saymaya, siyaset belirlemeye devam ediyor…

Bu önemli çalışmasında Joseph Conrad, Albert Camus, Richard Wright, James Baldwin gibi romancıların, Jean Paul Sartre, Simone de Beauvoir, Frantz Fanon, Theodor Adorno, Michel Foucault gibi düşünürlerin eserlerine başvuran Makari tarih, psikoloji, sosyoloji, felsefe, iktisat gibi farklı disiplinlerden güç alıyor. Stereotip, öteki, yansıtma, koşullu tepki, Otoritaryen Kişilik gibi kavramlara da açıklık getiren yazar, son olarak nasıl barış ve adalet üzerine kurulu bir dünya inşa edeceğimiz konusunda düşüncelerini paylaşıyor.

George Makari zamanımızın en çirkin sorunlarından birini incelikle ve tutkulu bir inançla yapısökümüne uğratıyor… Derinlere işleyen bir içgörüyle, tutarlı bir demokrasiye ve insan esenliğine yönelik en vahşi tehditlerden biri olan o büyük zayıflığın tarihini aktarıyor. Korkuya ve Yabancılara Dair hem serinkanlı bir kayıt hem de ahlaki dürüstlüğün cesur bir örneği. –Andrew Solomon

Yücel Kayıran
Nisan Tezleri
Everest Yayınları
Mart 2026
112 s.

vaat kapısının önünden geçtim
girdim gidilmemiş yola

nefes alıyor.. işitiyorum
yüreğime korku salmayı planlayan tasarım

bir savaşçıyım ben
dilesem de tinsel ruhani barış
nafile

aralar kapıyı, ve
kendilerine iyilik yaptıklarımızın ihaneti
ve ona ait olanı ondan gasp edenlerin gururu
sızmak diler..

indirilmesi gerekir oysa
dokuzuncu dairenin dördüncü ve son bölümüne..

odunla alev arasındaki polemos bu

masam karargahımdır benim
dönüyorum vedanın evine

Yalçın Armağan
Şiirin Dolaşımı
Epona Kitap
Nisan 2026
160 s.

Edebiyat kanonu, nihai bir listeden ziyade daimi bir mücadele ve sürekli yeniden üretilen bir kurumsallaşma sürecini ifade eder. Edebiyat metinleri, sıklıkla vurgulananın aksine, estetik gücüyle zamana direnerek okunmaya devam etmez. Okunmayı ve dolaşımda kalmayı sağlayan, metnin kendisi değil bu metinler hakkında estetik yargılar verenlerdir. Hangi metnin dolaşımda kalarak kanonlaştığı, estetik değil öncelikle sosyolojik bir meseledir.

Yalçın Armağan, Şiirin Dolaşımı’nda bu kuramsal çerçeveyle şiir kitaplarının yayın sıklığını odağa alarak şiir kanonunun nasıl şekillendiğine yakından bakıyor. Metnin dolaşımı ve kanon arasındaki ilişkiyi bir strateji alanı olarak tanımlayan Armağan, farklı kanonlaşma süreçlerini kültür politikaları, yayıncı ve okur açısından ayrıntılı biçimde ele alıyor.

“Metnin kanona dahil edilmesini belirleyen, metnin bünyesine içkin estetik kıymeti değil, kabul süreçlerinde nasıl bir konuma yerleştirildiğidir. Metinler, kapı kapı dolaşıp kendini tanıtan ve bu sayede estetik kıymetini tescil ettiren zaman yolcuları değildir. Metinler için bu tescil işlemini başkaları yapar.”

Philip K. Dick
VALIS
çev. Nur Yener
İthaki Yayınları

Gerçeklik ile yanılsama arasındaki çizgiyi sürekli sorgulayan, bilimkurgunun en önde gelen isimlerinden Philip K. Dick, Soğuk Savaş’ın ve toplumsal krizlerin gölgesinde insan doğasını mercek altına aldı. Birçok romanı kendisini çağının ötesine taşıyan sorularla doluydu. En ünlü romanlarından Yüksek Şatodaki Adam, alternatif bir tarihte Nazilerin savaşı kazandığı bir dünyayı resmederken, kült eseri Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi? insan olmanın özünü sorgulayan karanlık bir gelecek tasvir ediyordu. Dick’in bütün eserlerinde ortak bir tema vardı: gerçekliğin kırılganlığı, otoritelerin manipülasyonu ve bireyin kimliğini koruma mücadelesi.

VALIS nedir? Kozmik bir zekâ mı, yapay bir uydu mu, yoksa Tanrı’nın kendisi mi?

1974 yılının Mart ayında, Atâşığı Fat’in hayatı bir ışık huzmesiyle sonsuza dek değişir. Bu kozmik müdahale, ona hem antik dillerin gizemini hem de sarsıcı bir gerçeği fısıldar: Zaman bir yanılsamadır ve Roma İmparatorluğu aslında hiç yıkılmamıştır. Fat, zihninin labirentlerinde kaybolurken bir yandan da kendisine bahşedilen bilginin kaynağını aramaya girişir.

VALIS, Philip K. Dick’in 1974’te bizzat deneyimlediği ve ömrünün sonuna dek kafasından atamadığı o gizemli ânın bir itirafnamesidir. Metafizik ile fiziğin, delilik ile inancın iç içe geçtiği bir aynalar koridoru inşa eden Dick, kendi varoluşsal sancılarını teolojik bir dedektiflik hikâyesine dönüştürür.

Peki ya tüm bunlar gerçekse?

“Philip K. Dick, yirminci yüzyılın en önemli kurgu yazarlarından biri. VALIS  ise bir yazarın kendi deliliğiyle girdiği en dürüst hesaplaşma.” —Jonathan Lethem

Zulmün Adını Koymak:
Soykırım ve Ötesi
Hazırlayanlar: Devrim Sezer, Ümit Kurt
Katkılar: Aytek Soner Alpan, Devrim Sezer, Eray Çaylı, İmge Oranlı, Omer Bartov, Umut Özsu, Umut Yıldırım, Ümit Kurt
Metis Yayınları
Nisan 2026
272 s.

Bugün bütün dünyada çeşitli çatışmalar sonucunda insanlar zulme ve katliamlara maruz kalıyor. Son örnek Filistin: Dehşetle açılmış gözlerimizle soykırımı seyrediyoruz. Bu şiddet olayları failleri tarafından zaman zaman inkâr ediliyor, kimi zaman da siyasi ve hukuki tartışmalarda farklı şekillerde yorumlanıp adlandırılıyor: “Soykırım, katliam, tehcir, mezalim, etnik temizlik” gibi tabir ve kavramlar kâh olup biteni açıklamak kâh gizleyip çarpıtmak üzere birbirlerinin yerine kullanılıyor. Uluslararası hukukun haydut saldırısı altında olduğu günümüzde şiddet olaylarını doğru adlandırmanın ve sosyal bilimlerde bu konuda geliştirilmiş düşünceleri tartışmanın, kavram karmaşasını azaltmaya, masum sivillerin korunması için verilmiş tarihsel mücadeleleri ve ortaya konmuş hukuki sistemi hatırlatmaya yardımcı olacağını düşünüyoruz. Devrim Sezer ve Ümit Kurt’un hazırladığı Zulmün Adını Koymak, okuru soykırım çalışmaları alanındaki farklı kuramsal yaklaşımlar eşliğinde zor geçmişler ve dolayısıyla zorlu bir şimdi üzerine düşünmeye davet ediyor.

 
Yazarın Tüm Yazıları
  • Aksaklopedya
  • Ataerkinin Yaratılışı
  • Bu Dünyada Kalmak İçin Nedenler
  • Dolanıklık
  • Karagöz Beyoğlu’nda
  • Korkuya ve Yabancılara Dair
  • Nisan Tezleri
  • Şiirin Dolaşımı
  • VALIS
  • Zulmün Adını Koymak

Önceki Yazı

SÖYLEŞİ

Muzaffer Kale ile

Dönüşte Yağmura Yakalandık üzerine

“Ağır aksak ilerleyen toplumsal işleyişin tazyiki altında doğal biçimlerini ve işleyiş şekillerini yitirmiş günlük yaşayışın hal ve gidişleri var bu öykülerde.” 

ŞİRVAN ERCİYES

Sonraki Yazı

ELEŞTİRİ

Para Gürültüsü: Piyasa “masalı” ile gürültü estetiği arasında

“Romanın en kuvvetli taraflarından biri, tam da bu dünyanın parçası olan, ondan tiksinen ama aynı zamanda onun tarafından büyülenmiş bir bilinç kurabilmesi.”

BARIŞ ÖZKUL
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist