• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

Haftanın vitrini – 1

Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevlerince bize gönderilen, okumak ve üzerine yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar: AKP’nin Kültür Savaşı / eskidendy / Hannah Arendt ve Avrupalı-olmayan Halklar / Her Şey / Hukukun Yapay Zekâyla İmtihanı / Kültürün İcadı / Sanat ile Hayat / Soluk Salıncağı / Soyu Yeniden Düşünmek / Sustuğum Yerden

K24

@e-posta

VİTRİNDEKİLER

31 Aralık 2025

PAYLAŞ

Şenay Aydemir
AKP'nin Kültür Savaşı:
İmha ve İnkâr Kıskacında Sanat
İletişim Yayınları
Aralık 2025
245 s.

Osmanlı’dan mirasla Cumhuriyet de kendi aydınıyla, sanatçısıyla hep kavgalı olmuştu. Ama bu kavga ideolojikti ve başı derde giren, neden girdiğini bilirdi. Bugün, Manifest Grubu’nun, Mabel Matiz’in yaşadıkları da ideolojik kuşkusuz ama toplum gibi onlar da başlarına gelenin nedenini tam olarak kavrayamıyor. Üstelik devletin gadri bu kez ‘ideolojik bir azınlığı’ değil, kendisinden görmediği herkesi kapsıyor.

AKP’nin Kültür Savaşı’nda Şenay Aydemir AKP iktidarlarının kültür-sanat politikasının hem büyük resmine, hem  minyatürlerine bakıyor. Büyük resim, Muhafazakâr alternatif sanat-kültür iddiasından, “yerli ve milli kültür” tazyiki altında baskıcı bir kontrol rejimine geçişi gösteriyor. Kültür-sanat piyasalaşması ve sanatseverin müşterileştirilmesi ile deolojik iç içe geçişi... Hem ekonomik güç hem de ekonomik kriz yoluyla gerçekleşen inkâr, tasfiye, imha... Minyatürlerde çok şey var: TRT’nin kültür savaşında işe koşuluşu; sektörler, kurumlar ve mekânlar; dizilerde, tiyatrolarda dönenler; film festivalleri, Yeşilçam’ın “ikinci çöküşü”; kayyım siyasetinin etkileri... Sansürün “sivilleşerek” yerleşik hale gelmesi, otosansürün iliklere işlemesi...

Kültürel çoraklaşmanın seyir defterini sergileyen bir kitap.

Mesut Varlık
eskidendy
Raven Art
Aralık 2025
64 s.

Mesut Varlık'ın Şiir ormanına bir Akdeniz adasının kıyısındaki mağaradan giriyorsunuz, çok geçmeden orada sözcüklerden bir oyuncak hazinesiyle karşılaşıyorsunuz. Hiç yorulmadan okuyarak oynuyorsunuz o oyuncaklarla. Bu lunapark dünyası ne kadar da gerçek dünyaya benziyor, diyor içinizden fısıldayan bir ses.

Hadi bırakalım, yaşlılar biraz daha yaşasınlar.
Hem gülmeden edemeyenleri de unutmayalım.
Keşke daha fazlasını yapabilseydik, diyenleri de.

Daha uzatmadan söylemem gerekirse, bu şiirlerdeki her dizenin bir hikâyesi var. Üstelik sessizlik asla uzanmıyor okuduklarıyla okur arasına. Belki de bahar eyyamının nerelere gittiğini bildiği için, Mesut Varlık bülbülün bu yüzden figan eylediğini buruk bir neşeyle bizimle paylaşıyor. 

–Cevat Çapan

Mesut Varlık'ın eskidendy'si, kasvet çökmüş şiir dünyamızın semasına bir ucundan giren kuyrukluyıldız: Özgün bir üslûp, özeli ustalıkla yedirilmiş bir içdünya, dışınaysa dikkatli mercek katkısıyla bakış –şimdiden, Edebiyat diyarı için değerli örnek.

–Enis Batur

Mesut Varlık şiir kitabının arka kapağına şu yazdığım sözleri koyma niyetini belirttiği zaman çok şaşırdım. Çünkü kendi sözünü kendince söyleyen bu şiirlerin başka bir şairin ne diyeceğine hiç ihtiyacı yok. Kitabın girişinde şükranla adları anılan şairler arasında bulunduğum için de ayrıca mahcubum. Bizim dönemden sonra gelen birçok yeni şair gibi Mesut Varlık'ın da eskilere olan borcundan çok alacağı var. Ama Gülten Akın'ın dediği gibi 'Ah, kimselerin vakti yok / Durup ince şeyleri anlamaya.' 

–Mehmet Yaşın

Hasan Aksakal
Hannah Arendt ve Avrupalı-olmayan Halklar: Dekolonizasyon, Avrupa-merkezcilik ve İlliberalizm
Beyoğlu Kitabevi Yayınları
Aralık 2025
204 s.

Hannah Arendt, Türkiye’de ve dünyada çoğu zaman totalitarizmin en dürüst eleştirmeni, “karanlık zamanlarda” ahlaki cesaretin sesi ve özgürlüğün filozofu olarak okundu. Ancak neredeyse sorgulanmaz hâle gelen bu imge, Arendt’in Avrupalı-olmayan halklar, sömürgecilik, ırk, dekolonizasyon ve Üçüncü Dünyanın özgürlük mücadeleleri karşısındaki sessizliklerini ve çelişkilerini uzun süre görünmez kıldı. Hannah Arendt ve Avrupalı-olmayan Halklar, tam da bu kör noktaya odaklanan cesur ve gecikmiş bir müdahale niteliği taşıyor.

Hasan Aksakal’ın editörlüğünü yaptığı bu göz açıcı derleme, Arendt’i sadece düşünsel derinliğiyle değil, sınırları ve tereddütleriyle de yeniden yorumlamayı öneriyor. Patricia Owens’tan Samuel Moyn’a, Michael D. Burroughs’tan Adam Y. Stern ve Richard H. King’e uzanan yazarların makaleleri, Arendt’in Amerikan istisnacılığını sahiplenmesini, Fransız sömürgeciliğinin Cezayir’de işlediği suçlar karşısındaki tavrını, Medeni Haklar Hareketi, Karşı-Kültür ve Küresel Güneyin anti-kolonyal özgürlük mücadelelerine yönelik mesafesini etraflıca sorguluyor.

Arendt’in ölümünün 50. yılında yayınlanan bu kitap sadece Arendt’i yeniden yorumlamakla kalmayıp Batı düşüncesinde kök salmış “Beyaz cehaleti”, Avrupa-merkezci kabulleri ve evrensellik iddialarıyla kendi sömürgeci ve ırksal mirasları arasındaki gerilimi de görünür kılmayı amaçlıyor. Hannah Arendt ve Avrupalı-olmayan Halklar, okurlarına Batının teori kanonuna ilişkin daha tarihsel, daha uyanık ve daha sorumlu düşünme zaruretini hatırlatıyor.

Neyran Günüçer
Her Şey
Hayalci Hücre
Aralık 2025
262 s.

Bu kitapta okuyacağınız yazılar, K24’te çok severek yazdığım yazı dizisinin sayfalarla buluşmasının coşkusunu taşıyor. Renkleri, formları, kelimeleri ve hepsinin yaratıcıları unutulmaz sanatçıları bir araya getiren, merak dolu yolculuğumun çocuksu neşesini de...

Dürüst olmak gerekirse, bu seri aslında çocukluğumdan bu yana gelen bir alışkanlığımın ürünü niteliğinde; sevdiğim “her şeyi” hoyratça ve tutkuyla birleştirme gayretimin farklı bir yansıması diyebilirim. Yazı yazma sanatının büyülü dünyasını sevme nedenlerimden biri de bu; sevdiğim her renk, doku ve sanata dair her şeyi kelimelerle birleştirebilme özgürlüğü bana çok çılgınca geliyor. Vincent van Gogh’un Alphonse Daudet hayranlığı kadar rengârenk, Goethe ve Cornell’in bir ormanda buluşması kadar esrarengiz, Henri de Toulouse-Lautrec ile Colette’i Moulin Rouge’da hayal etmek kadar heyecanlı...

Şu anda bu yazıyı yazarken, aslında insanın hayat akışında hiçbir şeyin tesadüf olmadığını bir kez daha derinlemesine düşünüyorum. Küratörlük yaparak geçir-
diğim yılları, müzecilik tezimin son noktasını koyduğum o anı ve yazarak kendime gidip geldiğim o yolun buluşmasını tesadüf olarak göremeyecek kadar hayatı zengin bir sunum tabağı olarak değerlendiriyorum. Belki de bu yüzden her zaman resimlere uzun uzun bakmayı sevdim çünkü inanıyorum ki ressam denilen kişi, o tabağın zenginliğini bizden bir adım ötede görüyor ve biz de görelim, çok istiyor. Aynı büyüyü, bir heykeltıraşın bizi bir eserin etrafında defalarca döndürecek estetik gücünde ve diğer görsel sanatları yol edinmiş usta imzalarda da görüyorum. Onların belki de edebi bir eserden etkilenmeleri, bu yüzden çok daha farklı ve özel bir bağlam yaratıyor. Bu yazı dizisi boyunca da aslında odaklanmaya gayret ettiğim şey tam olarak buydu; yazarları ve görsel yaratıcıları buluşturan o güçlü bağ... Eserlerine bakarken bizi başka dünyalara
taşıyan, sanat tarihinin hikayesini değiştiren herhangi bir sanatçının sevdiği bir romanı bilmek ve onu sürüklediği hayal dünyasının peşine düşmek olağanüstü heyecanlı ve mutluluk veren bir yolculuk.

Tam olarak bu hislerin eşliğinde kapısını çaldığım K24’e ve Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Arslantunalı’ya, edebiyat ve plastik sanatları buluşturan yazılar yazma cüretimi kabul ettikleri için teşekkür ediyorum. K24’te yayımlanan bu dizinin peşine düşen Soner Torlak’a da benim için bu tutkuyu daha da heyecanlı hale getirdiği için içtenlikle teşekkürlerimi sunuyorum.

En büyük minnetim ise bu yazı dizisi boyunca izlerini sürmekten büyük zevk aldığım tüm sanatçılara! Olmasalardı, dünya kesinlikle böyle bir yer olmazdı.

Neyran Günüçer, Önsözden

Hukukun Yapay Zekâyla İmtihanı
der. Ozan Erözden
Zoe Kitap
Aralık 2025
400 s.

Yapay zekâ gündelik hayatımızda gitgide daha fazla yer edinirken hukuk kuramını, dogmatik hukukun içeriğini ve hukuk uygulamasını dönüştürücü etki yaratması kaçınılmaz. Bu derlemede yapay zekânın biz insanlar açısından bir hasım sayılıp sayılmayacağı, yapay zekâ üzerinden öznelik kavramının yeniden tanımlanıp tanımlanmayacağı, buna bağlı olarak hukuki ve cezai sorumluluğun içerik açısından dönüşüme uğrayıp uğramayacağı gibi tartışmalı konular farklı hukuk disiplinlerinin gözlüğüyle inceleniyor. Yapay zekânın hukuk eğitiminde kullanılması bir diğer inceleme başlığı.

Yazarlar: Gizem Arslan, Başak Baysal, Ozan Erözden, Esra Hamamcıoğlu, Argun Karamanlıoğlu, Selin Çetin Kumkumoğlu, Ali Güzel, Deniz Ugan Çatalkaya, Hande Heper Aykaş, Alara Efsun Yazıcıoğlu, Nilay Arat, Serkan Seyhan, Tuğrul Katoğlu, Aysun Altunkaş, Baran Kızılırmak, Mert Nomer, Ahmet Yayla.

Roy Wagner
Kültürün İcadı
çev. Melih Pekdemir
Fol Kitap
Aralık 2025
248 s.

Kültür çoğu zaman toplumların “sahip olduğu”, kuşaktan kuşağa aktarılan sabit bir miras ya da keşfedilmeyi bekleyen durağan bir nesne olarak düşünülür. Tanınmış antropolog Roy Wagner ise antropoloji tarihinin klasikleşmiş metinlerinden biri sayılan bu kitabında bu yerleşik kabule meydan okuyor ve kültürün verili bir gerçeklik değil, insanların dünyayı anlamlandırma çabaları içinde her karşılaşmada yeniden kurdukları, sürekli işleyen bir icat süreci olduğunu ortaya koyuyor.

Wagner, bu yaratım sürecine araştırmacıyı da dâhil ederek "nesnel gözlem" iddiasını çürütüyor; başkasını anlamaya çalışırken aslında kendi kültürümüzü kullanarak yeni bir gerçeklik icat ettiğimizi gösteriyor. Batı’nın dünyayı "açıklama" refleksiyle diğer toplumların "yaratma" pratiklerini yüzleştirerek, antropolojiyi tek taraflı bir betimlemeden çıkarıp karşılıklı, yaratıcı bir etkileşime dönüştürüyor.

Doğal sandığımız tüm kavramların aslında nasıl inşa edildiğini ifşa eden Kültürün İcadı, insanlığın kendini kurma biçimlerine dair kışkırtıcı bir bakış sunuyor.

Allan Kaprow
Sanat ile Hayat Arasındaki Sınırların Bulanıklaşması Üzerine Denemeler
çev. Özgür Gökmen 
Arter
Aralık 2025
303 s.

İlk kez 1993’te yayımlanan ve 2003’teki genişletilmiş baskısıyla sanat alanında temel bir kaynak hâline gelen Sanat ile Hayat Arasındaki Sınırların Bulanıklaşması Üzerine Denemeler, Allan Kaprow’un 1950’lerden 1990’lara uzanan yazılarını bir araya getiriyor. Kitap, Kaprow’un sanat ile gündelik hayat arasında kurduğu radikal yakınlaşmayı, ortaya çıkışından olgunluk dönemine kadar takip etme olanağı sunan kapsamlı bir derleme niteliği taşıyor.

Jackson Pollock’un mirası, çevresel etkileşim, kamusal alanın kullanımı ve deneyimin sanatsal üretimdeki rolü gibi meseleleri ele alan denemeler, Kaprow’un kavramsal dönüşümünü adım adım görünür kılıyor. Bu dönüşüm, sanatçının yazarlığının da hikâyesini oluşturur: Avangard sanattan gündelik hayata, manifestodan daha incelikli bir kinayeye, deneycilikten tanıklığa, yayılmacılıktan bütüncül bir yaklaşıma doğru genişleyen bir düşünsel hat… Bu süreçte Kaprow’un yaklaşımını şekillendiren Hans Hofmann, Meyer Schapiro, Marcel Duchamp ve John Cage gibi isimlerin etkileri de hissediliyor. 1960’larda ortaya çıkan ve modern sanatın nesne merkezli yapısına köklü bir alternatif getiren “Happening”lere dair kuramsal çerçevesi, izleyiciyi katılımcıya dönüştüren bir estetik anlayışın temellerini oluşturuyor. Kaprow’un performans, süreç, gündelik hayat ve katılım odağında geliştirdiği bu yaklaşım, sanat ile hayat arasındaki sınırların çözülmesine dair bugüne dek etkisini sürdüren bir tartışma alanı açıyor.

İngilizce özgün edisyonu Jeff Kelley editörlüğünde hazırlanan ve sanatçının düşünsel üretiminin en önemli metinlerini bir araya getiren bu derleme, Kaprow’un sanatı bir “düşünüş  pratiği” olarak ele alan yaklaşımını tarihsel bağlamıyla birlikte yeniden görünür kılıyor. Sanat ile Hayat, hem Kaprow’un metinlerini ilk kez Türkçede okurlarla buluşturması hem de sanatın gündelik hayata doğru genişleyen anlayışını izleme imkânı sunması bakımından kapsamlı bir kaynak niteliği taşıyor.

Herta Müller
Soluk Salıncağı
çev. Çağlar Tanyeri
Siren Yayınları
Aralık 2025
248 s.

İnsan neyle yaşar? Çağdaş edebiyatın en özgün seslerinden Herta Müller, Nobel edebiyat ödülünü aldığı yıl yayımlanan ve başyapıtı olarak anılan Soluk Salıncağı’nda genç yaşta bir Sovyet çalışma kampına yollanan Leo Auberg’in öyküsünü anlatıyor. Karlarla örtülen umutların, bavul yerine geçen bir gramofon kutusunun, adları absürt denecek denli uzun muhafızların ve her şeye rağmen diri kalan tutkunun öyküsü bu, bir cümleye tutunarak yaşamanın ya da sadece yaşamaya çalışmanın öyküsü. Hayatta kalmanın, ne olursa olsun ayakta kalmanın ve açlık meleğine kafa tutmanın öyküsü.

Herta Müller, tarihsel gerçeklerden yola çıkılarak yazılmış Soluk Salıncağı’nda kelimeleri imgelere, imgeleri adeta zihinde açılan çentiklere dönüştürüyor. Çağın belki de en dehşetli hakikatleri kanıksanıp gündelik yaşamın parçası haline gelirken, Herta Müller’in sözcükleri insan olmanın kırılganlığını ve yaşamanın korkunç ve büyüleyici güzelliğini sayfalara döküyor, bizi kaleminin gücüne bir kez daha hayran bırakıyor.

Kostas Kampourakis
Soyu Yeniden Düşünmek:
Genetik Etnisite Mitinin Çürütülmesi
çev. Gürol Koca
Metis Yayınları
Kasım 2025
280 s.

Son zamanlarda “DNA soy testleri” epey yaygınlaştı. Soylarının nereye dayandığını öğrenmek isteyen kişiler artık bu testleri yapan şirketlerden birine DNA numunelerini gönderip kısa süre içinde bir cevaba kavuşabiliyorlar. Bunun sonucunda da, “Bende yüzde şu kadar İtalyanlık, yüzde bu kadar Fransızlık varmış” gibi beyanlar duyuyoruz. Peki ama bu testler nasıl yapılıyor ve sonuçları tam olarak ne anlama geliyor?

Kostas Kampourakis bu kitabında DNA soy testlerini derinlemesine inceliyor ve bunların aslında sanıldığından çok farklı şeyler söylediğini anlatıyor. Testlerin yöntemlerindeki kısıtlılıkları ve sonuçların yorumlanmasındaki sorunları açıklayan Kampourakis, bütün bunların “soy”, “ırk”, “milliyet” ve “etnisite” gibi kritik kavramlar konusundaki yanlış kanıları nasıl güçlendirdiğini ve özcü düşünme biçimini nasıl beslediğini gözler önüne seriyor.

Genetik testler gerçekten de kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi ortaya koyabilir mi? “Saf” ırk veya soy diye bir şey var mı? Soylarının meşhur tarihsel figürlere dayandığını söyleyen kişilerin iddiaları ne kadar geçerli? Farklı ırklar, etnisiteler ve milliyetler arasında belirgin genetik farklar var mı? DNA soy testlerinin psikolojik ve toplumsal etkileri neler? Bu testlerin sonuçlarını nasıl yorumlamalıyız?

Soyu Yeniden Düşünmek, kimliğimizi ve insanlığın geniş ailesi içindeki yerimizi bilimsel olgular temelinde yeniden gözden geçirme çağrısı yapıyor.

Gamze Efe
Sustuğum Yerden
Everest Yayınları
Aralık 2025
168 s.

“Acı duymayacağım. Eminim. Tanrı uyuşmuş.”

İnsan, yitirilenin bıraktığı boşluğu doldurabilir mi? Şimdi yok olanın, bir zamanlar var olduğunu ispat edenler önünde dururken hepsini yıkıp geçebilir mi?

2023 yılının Yunus Nadi Öykü Ödülü sahibi Yine de Bir Şansımız Olmalı’yla edebiyat dünyasına ilk adımını atan Gamze Efe, özgün anlatım dilini devam ettirdiği ikinci öykü kitabıyla okur karşısında. Kayıpların, yasın, içimizdeki tanrıların, buyrukların, oyunların, unutulma ve aslında hep orada olma ihtimalinin öyküleri bir araya geliyor Sustuğum Yerden’de. İyileşmesi en zor hastalığa yakalanan kahramanlar yönünü ararken, tanıdık sokaklar bir bir yıkılıyor. Belki de sonunda herkes yoluna devam edecek ama sis mutlaka uzun sürecek.

Buralara ne zaman yeni evler dikecekler acaba? Çirkin, ruhsuz, akıllı binaları dip dibe koyacaklar, aylık kirası iki asgari ücretlinin maaşından fazla olacak, yorgun şehir siluetine yakışacak, konfor ve görkem bağımlısı sünepe insanlar saracak evimizi. Evimiz. Evimiz var bizim. Boğuluyorum. Jandarmadan gelen tekmil seslerini duyuyorum. Dikkat! Bağırıyor komutan. Dikkat... Kış yalancısı bir güneş ışığı giriyor gözüme, tüm gölgeleri yiyor, tepecikleri aşıp gözlerimi kavuruyor. Kavruk. Her şey ne kadar kavruk. Beton yalnızlığını deliyor komutanın sesi. Dikkat, diyor, sesi sakin değil, sesi donuk değil, sesi boğuk değil. Tanrı konuşuyor. Dikkat! Ölüm böylesine dolmuşken evimize.

 
Yazarın Tüm Yazıları
  • AKP’nin Kültür Savaşı
  • eskidendy
  • Hannah Arendt ve Avrupalı-olmayan Halklar
  • Her Şey
  • Hukukun Yapay Zekâyla İmtihanı
  • Kültürün İcadı
  • Sanat ile Hayat
  • Soluk Salıncağı
  • Soyu Yeniden Düşünmek
  • Sustuğum Yerden

Önceki Yazı

SÖYLEŞİ

“Umudum hayal kırıklığına mı uğradı?”

Waseem Ahmad Siddiqui'nin Depo’daki “…Şimdi! (Evinizde kalabilir miyim?)” sergisinden yola çıkan, güvensizlik ve umut üzerine bir söyleşi.

MARİNA PAPAZYAN

Sonraki Yazı

ELEŞTİRİ

Tavşan’ın evreni, bizim evrenimiz

“Tavşan serisini 'Harry’nin yükselişi ve düşüşü' diye tanımlamak mümkün, her iki anlamıyla da üstelik. Refahı ve yaşadığı toplum içindeki konumu anlamıyla da, ruh halindeki inişler çıkışlar anlamıyla da.”

BEHÇET ÇELİK
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist