• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

Görünmez Kaza:

Jafar Panahi’nin İran’ı

“Panahi’nin her yapımı gerek süreci gerek sonrasıyla kendi başına bir gerilim filmi. Her filmi İran’da yasaklanıp ardından uluslararası festivallerde ödül kazanan Panahi tüm engelleri kendi sinemasıyla aşıyor.”

DİLAN SALKAYA

@e-posta

SİNEMA-TİYATRO-TV

15 Ocak 2026

PAYLAŞ

Jafar Panahi 2010 yılında İran hükümeti tarafından rejim karşıtı propaganda yapmakla suçlandı. Altı yıl hapis cezasının yanı sıra; yirmi yıl film çekme, senaryo yazma, ülke dışına çıkma, basına röportaj verme ve yabancı kültür kurumlarıyla iletişim kurma yasağına mahkûm edildi. Her şeye rağmen ev hapsi döneminde gizlice film üretmeye devam etti. Temmuz 2022’de rejim karşıtı protestolara destek verdiği gerekçesiyle yeniden tutuklandı ve önceki cezasının uygulanmasına karar verildi. Yedi ay tutuklu kaldı. Bu süreçte açlık grevi yaptı. 2023’te evini satarak ödediği kefalet sonucu serbest bırakıldı.

Panahi’nin resmî olarak film üretmesi yasak, ancak “toplumsal” olarak adlandırdığı insancıl filmler yapmayı sürdürüyor. Ev hapsindeyken küçük bir kamerayla çektiği This Is Not a Film (2011), İran’da ifade özgürlüğü kısıtlamalarına en yaratıcı cevaplardan biriydi. 2013 yapımı Closed Curtain’ı perdeleri kapalı evinde çekti. Hâlâ resmî olarak film çekmesi yasakken, Tahran’da taksi şoförü rolüne girip arabasına yerleştirdiği gizli kamerayla Taxi Tehran’ı (2015) yaptı ve taksiye binen sıradan insanların sohbetleri üzerinden İran toplumunu, adaleti, kadın haklarını ve sansürü eleştirdi. Film Berlin’de Altın Ayı kazandı. 2022’de Türkiye sınırına yakın bir köyde oda kiralayan Panahi, online olarak yönettiği No Bears’ı tamamladı. Film gösterime girmeden Panahi yeniden tutuklandı. No Bears, Venedik’te Jüri Özel Ödülü aldı. Filmdeki “ayılar yok” ifadesi, korkunun çoğu zaman hayalî olduğunu anlatan bir metafordu.

Dariush Mehrjui

İran’da film üretmenin zorluğu yeni bir durum değil. İran Yeni Dalgasının etkilerinin ilk kez görüldüğü Dariush Mehrjui’nin The Cow (1969) filmi Şah döneminde Kültür ve Sanat Bakanlığı tarafından sansüre uğramış, ancak 1970’te gizlice getirildiği Venedik Film Festivali’nde ödül kazanmıştı. Ayetullah Humeyni tarafından beğenildiği iddia edilen film, 1979 İslam Devrimi sonrasında yeni rejim altında sinemanın tamamen yasaklanmaması gerektiği fikrini güçlendirmişti. Dolayısıyla Jafar Panahi ve bugün filmleri yasaklanıp haklarında tutukluluk kararı verilen muhalif İranlı yönetmenler için film yapmanın, uluslararası festivallere katılmanın yollarını bulmak yeni bir pratik değil. İran sineması engel ve sansür zemininde inşa edilmiş bir sinema. Panahi bazı meslektaşlarının malzemelerine el konduğunu, ancak ekibi ya da oyuncu kadrosunu küçülterek, bize açıklamadıkları bazı önlemler alarak gizlice film çekmeyi öğrendiklerini söylüyor.

Panah Panahi

İranlı sinemacıların zorlukları aşma konusunda buldukları bir çözüm de, Kiarostami’nin Ten (2002) filminde olduğu gibi, arabalarda film çekmek. Bir diğeriyse hükûmetten film çekme izni alabilmek için sahte senaryolar sunmak. Jafar Panahi’nin oğlu Panah Panahi, Hit the Road’u (2021) çekebilmek için yetkililere filmin bir aşk hikâyesi olduğunu söylemişti. The Guardian’la yaptığı söyleşide, bu sistemi atlatabilmenin yolunu şöyle açıklamıştı: “Bundan kurtulmanın tek yolu, onlar kadar ikiyüzlü olmak.”[1]

Buradan Jafar Panahi’nin Cannes’dan Altın Palmiye’yle dönen son filmi It Was Just an Accident’a (Görünmez Kaza, 2025) gelecek olursak; film tam da bu konuyu, düşmanın yöntemlerine başvurmadan insan kalabilmenin mümkün olup olmadığını işliyor.

Görünmez Kaza, anne, baba ve kız çocuğunun bulunduğu aracın kaza yapmasıyla açılır. Ardından aracı bozulan baba bir oto tamircisine girer ve hikâyenin seyri değişir. Oto tamircide çalışan eski siyasi mahkûm Vahid, bacağında protez olduğu için yürürken ayırt edici bir ses çıkaran babayı görmeden, adım seslerinden tanır. Adamın eski istihbarat görevlisi Eghbal olduğuna inanır ve onu yakalar. Adam masum olduğunu iddia edince, Vahid doğru adamı yakaladığından emin olmak için muhalif dostlarının yardımına başvurur. Bir işçi, bir düğün fotoğrafçısı, onun fotoğraflarını çektiği gelin Goli ve damat Ali, arkadaşları Hamid’le birlikte bozuk bir minibüsün kasasında buluşurlar ve yolculuk başlar. Filmin afişinde de karşılaştığımız bu birliktelik, Comte de Lautréamont’un ünlü eseri Les Chants de Maldoror’daki (Maldoror’un Şarkıları) “güzel” tanımını akla getirir: “Güzel, bir dikiş makinesiyle bir şemsiyenin bir otopsi masası üzerinde rastlantısal karşılaşması kadar güzeldir.” Moldoror doğayı, Tanrı’yı ve güzelliği grotesk biçimde tarif eder. Güzelliğin uyumu ölçü ve simetriden değil, beklenmedik olanın karşılaşmasından doğar.

Filmde bu beklenmedik karşılaşmanın katılımcıları geçmişte “Peg Leg” lakaplı Eghbal’i gözleri bağlıyken tanımıştır; bu yüzden onu farklı duyularını kullanarak teşhis etmeye çalışırlar. Vahid adım seslerinden, Shiva kokusundan, Hamid ise bacağındaki yara izlerine dokunarak. Bu duyusal tanımlama biçimi, karakterlerin mantıktan ziyade içgüdü ve öfkeyle hareket ettiklerini de gösterir. Eğer Vahid’in sezgileri doğruysa, tabut benzeri ahşap bir kutu içine kapattıkları bu adam, bir işkenceci ve tecavüz suçlusudur. Peki onu ortadan kaldırmak meşru mudur? Eğer adamı öldürürlerse, onunla aynı tarafa geçmezler mi? Minibüstekilerin bir kısmı adamı öldürmeyi savunurken, diğerleri serbest bırakmayı düşünür. Verecekleri karar, “onlar kadar ikiyüzlü” olup olmadıklarını da gösterecektir. Nitekim adamı öldürme fikri, hamile bir eşi ve kız çocuğu olduğunu öğrenmeleriyle rafa kalkar.

Görünmez Kaza'nın hikâyesinde tesadüfler kadar kader de belirleyicidir. O gün o yola köpek atlamasaydı Eghbal kaza yapmayacak, arabası bozulmayacak ve Vahid ile oto tamircide hiç karşılaşmayacaktı. Gelin ve damat fotoğraf çekimini o gün yapmasaydı, belki de bu olaya dahil edilmeyeceklerdi. Görünmez Kaza her an birinin çıkıp hayatımızın seyrini değiştireceğini anlatan mikro bir portre çiziyor. Bu kişisel hikâyenin ötesinde, filmde İran’daki rüşvet kültürüne dair keskin bir hiciv var. Hastane hemşiresinin Vahid’den hediye istediği, birkaç güvenlik görevlisinin minibüsteki “şüpheli davranış” konusunda mesele çıkarmamaları için rüşvet talep ettikleri ve Vahid’in nakit parası olmayınca gülümseyerek POS cihazı çıkardıkları sahneler, sistemin gündelik hayata nasıl sızdığını gösteriyor.

Jafar Panahi

Panahi’nin sinemasında İran’daki gündelik yaşantı, çivisi çıkmış bir sistemin en küçük ölçekte sosyal ilişkilerdeki yansımaları, devlet eliyle gerçekleşen zorbalık ve kadınların sivil hayata katılımındaki güçlükler merkezdedir. Gerçek mekânlarda, doğal ışıkla ve çoğunlukla amatör oyuncularla çalışan Panahi, bireysel özgürlük, ahlaki direnç ve toplumsal baskı temalarını mizahla harmanlar. Kadınların stadyuma girmesinin yasak olduğu İran’da maç izlemeye çalışan genç kızların hikâyesini anlattığı Offside (2006) filmindeki mizah Görünmez Kaza'da da hissedilir. Panahi’nin karakterleri çoğu zaman vicdan ile yasa arasına sıkışır. Arabada yol alan karakterler dünyayı bir pencerenin ardından seyreder; seyyar hikâyeciler gibi dolaşırken başlarına gelen olaylar ve beklenmedik karşılaşmalar hayatlarının seyrini değiştirir.

Panahi hapishanede kaldığı sürede başından geçenleri anlatırken, “Gözlerim bağlı halde beni hücreden çıkarıp sorguya götürürlerdi, bazen sekiz saat sürerdi” diyor. Tecritte kaldığını, gözleri bağlı şekilde dışarı çıkarılıp bir duvarın önüne oturtulduğunu söyleyen Panahi, yüzünü göremediği sorgu memurunun sesini hatırladığını, sekiz saat süren sorguda o sesle baş başa kaldığını ve beklerken sesin bedenini hayal ettiğini aktarıyor.[2] Panahi’nin yaşadıkları, Görünmez Kaza,’nın neden en otobiyografik filmi olduğunun da cevaplarını taşıyor. Panahi[3] serbest kaldıktan sonra bu defa içeridekileri özlemeye başladı. Sivil hayata alışmakta zorlanan yönetmen arabasıyla hapishane duvarlarının çevresinde geziniyor, içeride kalanları özlüyordu. “O insanlar artık benim insanlarım” diyordu.

Panahi’nin her yapımı gerek süreci gerek sonrasıyla kendi başına bir gerilim filmi. Her an tutuklanma korkusunun hüküm sürdüğü İran da böyle bir ülke. Ama Panahi’nin sinemasında en başından beri ayılara yer yok. Her filmi İran’da yasaklanıp ardından uluslararası festivallerde ödül kazanan Panahi tüm engelleri kendi sinemasıyla aşıyor.

Not: Son üç ayda Panahi’nin seyahat yasağı rejim tarafından birkaç kez askıya alınıp yeniden yürürlüğe kondu. Uluslararası festivallerde filmi dolaşan yönetmen, kasım ayında propaganda faaliyetleri yaptığı gerekçesiyle bir kez daha hapis cezası aldı. Bu süreçte İran genelinde hükümet karşıtı protestolar arttı, artmaya da devam ediyor. Her şeye rağmen ülkenin en tanınmış muhalif yönetmeni Panahi, festivallerde işi biter bitmez İran’a geri döneceğini söylüyor.

 

 

NOTLAR

[1] Phil Hoad, “‘You cannot imagine how crazy the system is’: Jafar Panahi’s film-maker son on Iranian censorship”, The Guardian

[2] Xan Brooks, “‘I think of those I left behind in prison’: Iran’s Jafar Panahi on life as a banned film-maker”, The Guardian 

[3] Panahi, İran’da Yeşil Hareket’in destekçilerinden biri ve daha önce de Tahran’daki Beheşt-i Zehra Mezarlığı’nda, protestolarda öldürülenlerin mezarlarına çiçek bırakırken tutuklanmış, birkaç saat sonra serbest bırakılmıştı. Bkz. Center for Human Right in Iran (2010). “Jafar Panahi Sentenced To Six Years In Prison, Banned From Making Films For 20 Years”

Yazarın Tüm Yazıları
  • Görünmez Kaza
  • iran sineması
  • It was just an accident
  • Jafar Panahi

Önceki Yazı

DENEME

Carmina Burana’da ritmin karanlık nabzı

“Bence modern insanın coşkuya duyduğu açlığın ne kadar kolay düzen talebine dönüşebildiğini fark etmemizde Carmina Burana’nın katkısı büyük. Söz ile ritim aynı sahnede birbirini doğrulamayan iki ayrı dünya.”

ÖZLEM GÖNCÜ

Sonraki Yazı

DENEME

Hayal Perdesinin Muhayyel Kitapları

“Değerli olanın takdir edildiği ve gözden kaçma, unutulup gitme tehlikesinde olan bir dizi 'hayalet' kitabın kadrinin bilindiği, eşsiz bir kaynak...”

İŞTAR GÖZAYDIN
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist