• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

Estetik Yücenin Serüveni

Orhan Koçak'ın Cansever/Kant: Estetik Yücenin Serüveni adlı kitabı, önümüzdeki hafta Metis Yayınlarından çıkıyor. Kitaptan çok kısa bir bölümü Tadımlık olarak sunuyoruz. 

K24

@e-posta

TADIMLIK

15 Ocak 2026

PAYLAŞ

Buraya kadar şu soruyu sormuş olduk: Tanpınar’ın Türk şiirinde arayıp da bulamadığı bir nitelik, en yoğunlaşmış haliyle Edip Cansever’in yapıtında mı ortaya çıkıyordu? O niteliğe klasik Batı estetik teorisinde üretilmiş bir ad da yakıştırdık: yüce, güzelin sorun-ikizi olarak yüce. Problem böyle tanımlanınca Ahmet Hamdi’nin sorusunun tek cevabının Cansever olduğunu öne sürmek zorlaşır: Melih Cevdet de yok mudur Cansever’in yanında, hatta belki asıl Melih Cevdet, “bir masal şebboyu çarmıhtaki yaz” gibi dizeleriyle? Ben onaylanması gerekmeyen bir cevapla geçiştirmekten yanayım bu itirazı: Evet, Anday da oradaydı, belki başka şairler de; ama unutmayalım ki Umutsuzlar Parkı (1958), Göçebe Denizin Üstünde’den (1970) en az bir şair kuşağı kadar eskidir. Anday, İkinci Yeni’nin gelişiyle yaşadığı şiirsel “travmayı” ancak Kolları Bağlı Odysseus (1962) ile Göçebe Deniz arasındaki sekiz yıllık boşluğun içinde “metabolize” edebilmiş gibidir.

Öte yandan yüce kavramının Cansever’in şiiri için yeterince özgül bir “teşhis” sağlayıp sağlayamadığını henüz saptayamadık, parçalara, dizelere daha yakından bakmamız gerekiyor. Bu okumanın sonunda belki yücenin anlamı da Burke veya Kant tarafından tanınamayacak kadar değişmiş, hatta Adorno’nun dediği gibi böyle bir kavramı iç rahatlığıyla kullanmak güçleşmiş olacaktır. Ama bunun ortaya çıkması için bile yolumuza bir süre daha yüce kavramının kılavuzluğunda devam etmemiz gerekir.

Öyleyse eş-merkezli birkaç problem çemberinin şekillendiğini söylemek mümkün: (1) en içte, Cansever’de asıl 1950’lerin sonunda belirginleşen bir zevk-acı ya da haz-hazsızlık eşleşmesini (ki iyice kısaltılıp minyatürleştirilmiş bir örneğini Anday’ın yukardaki dizesinde bulduk) şairin “ben güzel şiir yazmak istemiyorum” ve “düşüncenin şiiri” gibi eleştirel motifleriyle ilişkilendirme sorunu yer alıyor; (2) kuramsal-pragmatik temellendirme ve kanıtlama: Kant’ın çeşitli tutarsızlık ve aporia’larla zenginleşen muazzam Üçüncü Kritiğini Cansever için nasıl özelleştirebilır, nasıl faydalı kılabiliriz; (3) Kant estetiği sanattan çok doğayı model alıyordu, sanat da doğaya benzediği ölçüde güzel ve dolayısyla meşruydu – şu halde on sekizinci yüzyıldan bu yana doğanın sürekli geri çekilme ve küçülmesi[*], güzelden alınan zevkin bilgisi olarak estetiğin temelini de çürütmüş müdür, demek sadece güzel ile yüce değil, estetik deneyimin asli kavramı olarak zevk de hükümsüzleşmiş midir; (4) bunun şu veya bu ölçüde gerçekleştiği kabul edilirse, Cansever’in şiiri de boşlukta mı kalıyordur, ondan artık eskisi gibi zevk almak (burada zevk terimini sadece duyusallığın değil, düşünmenin zevki olarak   da kullanıyorum) imkânsız mıdır, bir “period piece” mi olmuştur artık, yazıldığı çağın bir örnek-belgesine mi indirgenmiştir?

Ben bu kitapta esas olarak birinci soruyla uğraşıyorum. Üçüncü soru, doğa-temelli olmayan bir estetiğin eskisini yerinden etmesi, hatta sanat için estetik diye bir disiplinin hậlậ anlamlı olup olmadığının araştırılması, başlı başına bir kitap demektir, ama bu kitap değil. Dördüncüsü de öyle: Cansever’den sonra bir “Post-Cansever” şiirin belirip belirmediğinin araştırılması gerekir. Böyle bir oluşum varsa eğer, oradan bakıldığında Cansever nasıl görünüyor ve Cansever’in durduğu yerden bakıldığında orası nasıl görünüyor sorularının yine metin analizleriyle cevaplanması gerekir. Bu da bir kitap eder, ama bu kitap değil. İkinci sorun çemberiyse bu bölümün konusu, teorik temellendirme. Bu genel konuyu şöyle özelleştirmeyi yeğledim: Cansever’in yapıtı bağlamında okunduğunda Kant’ın estetik teorisi ne hale geliyor?    

ORHAN KOÇAK

Orhan Koçak
Cansever/Kant: Estetik Yücenin Serüveni
Metis Yayınları
Ocak 2026

 

 

 

[*] Dünyada insan yapımı şeylerin kütlesinin 2020’lerden itibaren toplam biyo-kütleyi aştığı biliniyor.

Yazarın Tüm Yazıları
  • Cansever/Kant: Estetik Yücenin Serüveni
  • edip cansever
  • immanuel kant
  • orhan koçak

Önceki Yazı

TADIMLIK

Otoriter ve ahlakçı siyasetin hedefindeki

“Yeni Kadın”

Esra Sarıoğlu'nun Yükünü Atmış Bedenler: Türkiye'de Şiddet, Duygular ve Yeni Kadın adlı kitabı bu hafta Dipnot Yayınları tarafından basılıyor. Alev Özkazanç'ın kitaba yazdığı önsözü Tadımlık olarak sunuyoruz.

K24

Sonraki Yazı

VİTRİNDEKİLER

Haftanın vitrini – 3

Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevlerince bize gönderilen, okumak ve üzerine yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar: Dikey Devinim / Faydalı İşsizlik Hakkı / Güller Tepesinde / İnsanın Eskimişliği / Kürt Sağı / Modernizm Barikatlarda / Senin Ütopyan / Şüpheli Hal ve Hareketler / Toprağa ve Güneşe Saldırmak / Unutulmaz Süit

K24
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist