Bir insan yalan söylediğinde…
“Cliff Burton’ın müzisyenliği heavy metalin sofistike bileşenlerini açığa çıkaran, yıldızın parladığı o anlardan trajik bir andır… Orion takımyıldızında asılı durur.”
“O [Şeytan ki] başlangıçtan beri katildi.
Gerçeğe bağlı kalmadı.
Çünkü onda gerçek yoktur.”
Yuhanna 8:44
Alman Lüteryen din adamı ve ilahi yazarı Paul Gerhardt’a (1607–76) atfedilen ve internette sıkça dolaşan aforizmatik bir deyiş vardır: “When a man lies he murders some part of the world” (Bir insan yalan söylediğinde dünyanın bir parçasını katleder). Çünkü yalan hakikatin inkârıdır. Hakikatin inkârı ise dünyaya dair ahlaki uzlaşımları çözer; onurlu ve emin bir hayatın teminatı olan güven ve adalet kavramlarının içini boşaltır. Yalan, hayatın düşmanıdır. Gerhardt’a atfedilmekle birlikte, bu sözün onun hangi şiirinde geçtiği kesin olarak tespit edilememiştir. Deyişin teolojik bağlamda Tanrısal kelamın inkârına gönderme yaptığı; aynı zamanda “dünyanın öldürülmesi” metaforuyla, doğru söylemeyi ahlakın koşulu sayan Kantçı seküler etiğe de göz kırptığı söylenebilir. Bununla birlikte, sözün internet öncesi modern zamanlarda ilk kez 1981 tarihli Excalibur filminde, bu kez pagan büyücü Merlin’in bir tiradında karşımıza çıktığını da hatırlamak gerekir. Kral Arthur’un şövalyeliğin en önemli vasfının ne olduğuna dair sorusuna Merlin “Doğruluk!” diye karşılık verir: “Evet, doğruluk olmalı; her şeyden önce doğruluk! Bir insan yalan söylediğinde dünyanın bir parçasını katleder… Bunu biliyor olmalısın, değil mi?”
1962 California doğumlu müzisyen Clifford Lee Burton, metal müziğin en büyük grubu Metallica’nın ilk üç albümünde yer alan ve gruba harmonilerle bezeli lirik bir tarz kazandıran efsanevi bas gitaristiydi. 27 Eylül 1986 yılında trajik bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Aynı yılın mart ayında yayımladıkları ve tüm zamanların en muhteşem metal müzik üretimlerinden Master of Puppets’ın ardından Avrupa’yı turluyorlardı, İsveç’teydiler. Pek de konforlu olmayan tur otobüsündeki ranzalarda kimin uyuyacağı süregiden bir tartışma konusuydu. O gün için uzun çubuğu çeken Cliff Burton ranzada yatma hakkını Kirk Hammet’tan kazanmış ve yeni uykuya dalmıştı. Ancak bir süre sonra buzlu yolda kayan araçtan savrularak camdan fırladı ve üzerine devrilen otobüsün altında can verdi. 24 yaşında bir bas gitar üstadı, genç bir müzik dehasıydı. Burton’ın trajik ölümünün ardından Metallica yoluna Jason Newsted ile devam etti. 14 yıl boyunca bu acı kaybın acısını haksız bir şekilde hep Newsted’den çıkardılar. 1988 yılında yayımlanan And Justice For All’daki bas gitar partisyonları, Hetfield ve Ulrich’in son dakika mikslerde yaptıkları değişiklikle adeta duyulmaz hâle getirildi. Albümde Burton için yazılmış enstrümantal bir parça da yer alıyordu: “To Live Is To Die (Yaşamak Ölmektir)”.
1947 doğumlu Amerikalı romancı Stephen R. Donaldson’ın yazdığı, iki üçleme ve iki binli yıllarda yazdığı bir dörtlemeden oluşan Thomas Covenant Chronicles, yazarın kurguladığı cüzzamlı yazar kahraman Thomas Covenant’ın esrarengiz bir şekilde uyandığı “The Land” (Diyar) adlı fantastik alemdeki maceralarını konu alır. Serinin Türkçeye de Diyardaki Bela adıyla çevrilmiş ilk kitabı Lord Foul’s Bane 1977 yılında, ikinci üçlemenin son kitabı olan White Gold Wielder (Beyaz Altın Kullanıcısı) ise 1983 yılında, Burton’ın ölümünden üç yıl evvel yayımlanır. Kitaplarda Covenant’ın yazdığı şiirler de bulunmaktadır. Lord Foul’s Bane’de yer alan şu şiir kitap dışında da çokça dolaşıma girmiştir:
“These are the pale deaths
which men miscall their lives:
for all the scents of green things growing,
each breath is but an exhalation of the grave.
bodies jerk like puppet corpses
and hell walks laughing.”
“Bunlar ki solgun ölümlerdir
İnsanlar hayatları sanırlar
Yeşeren nebatın rahiyası için harcanan her nefes
Bir mezarın soluklanmasından başka nedir?
Bedenler kukla cesetler gibi sarsak
Cehennem yürüyor kahkahadan sarsılarak.”[*]
9 dakika 48 saniyelik “To Live Is To Die”, Metallica’nın bütün kariyeri boyunca yazdığı 5 enstrümantal parçadan biridir. Akış halindeki klasik gitarların lirik çalımı ile yükselerek (fade in) açılan giriş bölümü, hayatın tasasız, barışçıl ve huzurlu akışının, yakalanmış uyumun olağan süreğenliğinin düzgün ritmiyle başlar ve bir süre böyle devam eder. Mi minör arpejlerin akışkanlığında sonsuz bir döngüdeymişçesine çözünüp gerilen notalar hem “hiç bitmesin” duygusu ile gelen lirik hazzı hem de “bakalım nasıl bitecek” belirsizliği ile gelen tekinsizliği bir arada yaşatır. Youtube’da dolaşan ve artık hepten bir “alt tür” haline gelmiş “tepki” (reaction), “ilk tepki” videolarına bakarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Nitekim parçanın 57. saniyesinden itibaren alttan yükselerek gelen davul ve yüksek gainli ritmik gitarlar girişin lirik atmosferini darmaduman eder. Ulrich’in tizden basa doğru ilerleyen davul atağı ile birlikte basit ama çok heavy bir cümle (riff) başlar. Beethoven’in 5. Senfoni’sinin birinci bölümünün aynı tema ile sürekli oynaması gibi, bu başlangıç cümlesi farklı versiyonları ile ara bölüm hariç parça boyunca tekrar eder. Fa diyez ve Sol sesleri arasındaki yarım ses ilişkiselliği parçaya melankolik, karanlık karakterini, ağıt vasfını kazandırır. “To Live Is To Die”ın bir Cliff Burton bestesi olduğu zannedilse de aslında parçanın hiçbir yerinde Burton’a ait bir bölüm yoktur. Ancak Hetfield ve Ulrich, Burton’a olan saygı, minnet ve özlemlerini onun müzikal duyarlığına uyan bir parça ile göstermek istemişlerdir. Parçanın son bölümünde yer alan ve Hetfield’in düşük sesli bir kayıt ile okuduğu şiir ise Burton’a aittir:
“When a man lies he murders some part of the world
These are the pale deaths which man miscall their lives
All this I cannot bear to witness any longer
Cannot the kingdom of salvation take me home?”
Bir insan yalan söylediğinde katleder dünyanın bir yanını
Ki bunlar solgun ölümlerdir insanlar hayatları sanır
Daha da katlanmaya mecalim yok bütün bu olanlara
Kurtuluşun krallığı beni de evime alamaz mı?[**]
Burton’ın entelektüel ve ruhsal dünyasını belirleyen nice ilahi, kitap, film ve müzik bu dört mısrada bir araya gelir. Lüteryen / Evanjelik Hristiyanlığın dünya algısı, Kitabı Mukaddes, İnciller, fantastik roman ve sinemadan devşirilen iyicil bir ahlâk… Cliff Burton’ın müzisyenliği heavy metalin sofistike bileşenlerini açığa çıkaran, yıldızın parladığı o anlardan trajik bir andır… Orion takımyıldızında asılı durur.
[*] Çeviri bana ait. (e.p.)
[**] Çeviri bana ait. (e.p.)
Önceki Yazı
Caner Almaz üçlemesinde ev, duvar ve boşluk
“Almaz’ın romanları Türkiye’nin yakın tarihine ve politik gerilimlerine temas eder fakat bu temas kamusal olanla sınırlı kalmaz. Politik atmosfer karakterlerin evlerine, odalarına, bedenlerine ve hafızalarına sızar.”
Sonraki Yazı
Haftanın vitrini – 16
Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevlerince bize gönderilen, okumak ve üzerine yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar: Adlar Ağacı / Balkan Reconquista’sı / Beş Duyu ve Ötesi / Borges’le Yarım Asır / Ey Aşk, Ey Aşk! Mavi Yüzün Görünmüyor / İhlâl Sanatı / Kafamızı Karıştıran Resimler / Kuş Evi / Neyi Bilebiliriz? / Spinoza’yı Antroposen’de Okumak