• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

Tarihsel ve endüstriyel yapılar ve kültür-sanat politikaları

“Türkiye’de ve özellikle İstanbul’da kamusal değeri olan tarihsel ve endüstriyel yapıların çağın gereklerine uygun biçimde toplumun hizmetine sunulması, temelde siyasal ideolojilerin, geç-kapitalizmin ve neo-liberalizmin tekelindedir.”

Haydarpaşa Garı yangını, 28 Kasım 2010. Fotoğraf: Gazete Kadıköy Arşivi

BERAL MADRA

@e-posta

TARTIŞMA

27 Kasım 2025

PAYLAŞ

2004’te 5234 sayılı kanunla Haydarpaşa Garı ve limanının “dünya ticaret merkezi” olarak yapılandırılacağı ve büyük bir gelir getireceği açıklandı. 21 yıl sonra bugün tartışmalı olarak gündemde olan o büyük yapılanma hareketinin başlangıcı, aslında 1950’li yıllardaki modernist yapılanma girişimleridir. Bu kentin tarihsel-mimari dokusuna siyasal erklerin ve kapitalist çıkarların müdahale etmesinin ve etmeye devam etmesinin bir örneğidir.

2010’da, her zaman olduğu gibi, korunması gereken Haydarpaşa Garı restorasyon geçirirken, tam da açıklanamayan biçimde “çatısında yapılan yalıtım çalışmaları sırasında bir ihmal sonucu yangının başladığı sanılmaktadır” denerek yandıktan sonra restorasyon devam etti.

2018’de restorasyon kazılarıyla ve zorunlu olarak arkeolojik kazılarla gün yüzüne çıkan Roma ve Bizans dönemine ait liman, o dönemlerde bu alanın bu coğrafyadaki önemli bir ticaret merkezi olduğunu gösteriyor. Kadıköy Konsili’nin toplandığı Sainte Euphemie Kilisesi ile Saint Christophe Kilisesi’ne ait kalıntılar da buradadır. Haydarpaşa Garı’nın hemen arkasında, muhtemelen rayların altında Bizans imparatorlarının yazlık sarayının kalıntıları bulunuyor. 17 yaşında Doğu Roma İmparatoru olan, 395-408 yılları arasında hüküm süren Arcadius döneminde yapıldığı tahmin edilen bu saray, merasim ve seferden dönen orduyu karşılama amacıyla kullanılıyordu.

Haydarpaşa Garı’nda  arkeolojik kazı, 2018. Fotoğraf: Gazete Kadıköy Arşivi

Marmara Denizi’nden karaya doğru bakıldığında, Haydarpaşa Limanı ve geniş tarihsel çevresindeki Selimiye Kışlası, Florence Nightingale Müzesi, tarihsel mezarlıklar, camiler ve diğer tarihsel yapılar, limanın devasa siloları, diğer işletme mekânları ve araçları arkasında görünürlüklerini yitirmiştir. Haydarpaşa Limanı inşaatı 1899 yılının 20 Nisan tarihinde Anadolu Demiryolları Şirketi (Anatolian Railways Company) tarafından başlatılmış, 1953 ve 1967’de liman daha da genişletilip silolar yapılarak bugünkü durumuna getirilmiştir. 2005 yılında işlevlerini yitirdiği için kapatılan devasa silolar, bu tarih ve modernist endüstri çatışkısında görselliğe egemen olarak başrolü oynuyor.

1900’lü yıllardan bir kartpostalda Haydarpaşa siloları.
Doğan
Kuban

Tartışılan bu konuları yıllarca gündeme getiren ve sayısız kitap, yazı ve bildiri yayınlayan değerli mimar Doğan Kuban, limanın genişletilmesi çalışmaları için “Boğaziçi girişini kesme” benzetmesi yaparken, limanın Haydarpaşa Garı ile başlayan sanayi görüntüsünü katlayarak büyüttüğünü söyler ve bu ticaret limanının İstanbul’da eskiden yer almayan görsel bir ağırlık unsurunu bölgeye yerleştirdiği eleştirisini sunar.

Garın tarihsel ve toplumsal geçmişi kadar bu alanın da tarihsel yapısı korunmalı, yeniden yapılanma süreci bu zengin belleğin korunmasına odaklanarak gerçekleştirilmelidir derken, 1950’lerden günümüze yapılan bu köktenci müdahaleler üstünde düşünüp, toplumun bu konuda bir etkisi olup olmadığını da sorgulamak gerekir.

Nisan 2024’te, Haydarpaşa-Sirkeci Gar Sahası Danışma Kurulu toplantısına kültür-sanat alanında uzman olarak davet edildim. Bu toplantıda öncelikle bu alanın toplumsal çıkarlar için kullanılacağı belirtildi. Ana binanın gar işlevinin ve arkeolojik alanın korunacağı, ayrıca gar binasının kapsamlı bir restorasyon geçirmesi gerektiği bildirildi. Gösterilen planlarda kültür ve sanat için kullanılacak binalar genellikle Haydarpaşa Gar binasının çevresindeki işlevlerini yitirmiş binalardı. Bu bilgileri aldıktan sonra, kültür ve sanat için kullanılması planlanan binaların kamusal nitelikle nasıl işletileceği konusunda kapsamlı rapor verdim. Raporu AICA[*]  Türkiye üyelerine de gönderdim.

Benim bilgi ve deneyim alanım küresel çağdaş sanat ve kültür üretimi, etkinlikleri ve politikalarıdır. Görüşüme göre Türkiye’nin kültür ve sanat politikası –kamusal ve özel alanda– modernizmden postmodernizme ve küreselleşmeye geçememiş ve tamamlanmamış bir süreci yaşamaktadır. Sürmekte olan bu süreçte söz konusu işlevi azalmış ya da bitmiş endüstriyel binaların; güncel ekonomik, toplumsal gereksinimler için restore edilen kamusal binaların nasıl işletileceği bilgisi yetersizdir. Bu yetersizlik binaların işletmesinin sorunu çözecekleri varsayılan özel sektöre verilmesiyle çözülmektedir. Örneğin, İstanbul Sultanahmet Cezaevi (Mimar Kemalettin) Four Seasons Oteli, Galataport (Açık AVM), Kuzey Haliç kıyısı (Rixos Otel ve apartmanları) gibi özel sektöre teslim edilmiş örneklerle donatılmıştır. Galataport’tan önce Salı Pazarı antrepolarının binaları zaten Tophane’deki bütün tarihsel yapıları denizden görünmez kılmıştı. 1950’lerde kentin geçirdiği modernist yapılanmanın yarattığı mimari ve görsel kirlilik, Dolmabahçe Sarayı’nın arkasına futbol stadı ve daha sonra da Swiss Otel ve Süzer Plaza (Gökkafes) yapılarak sürdürülmüştür. Bu sorunlu örneklere karşın, Feshane, Sütlüce Mezbahası, Lengerhane ve Hasköy Tersanesi, Taşkızak ve Camialtı Tersaneleri gibi yapılar da kamusal işletmelerle topluma kazandırılmış, tarihsel yapılardır.

Galataport
Fotoğraf: Galataport İstanbul Arşivi

Türkiye’de ve özellikle İstanbul’da kamusal ve toplumsal değeri olan tarihsel ve endüstriyel yapıların çağın gereklerine uygun biçimde toplumun hizmetine sunulması, temelde siyasal ideolojilerin, geç-kapitalizmin ve neo-liberalizmin tekelindeki bir konudur.

Sunduğum raporun içeriği özetle şudur: İstanbul ve Türkiye genelinde Kentlerin Kültür ve Sanat Sanayisi ve Politikalarının Sorunları başlığı altında şu sonuçlar ortaya çıkıyor: Devlet-Yerel Yönetimler-Özel Sektör-Sivil Toplum arasındaki ilişki ve işbirliği yetersiz ve sorunludur;rastlantısaldır, kopuktur ve siyasal çıkar çatışkısı var; topluma yararlı, ortak bir hedefe kilitlenilemiyor; siyasal ve ekonomik çıkarlar öne çıkıyor; işin temeli olan bireysel yaratıcılık olgusunun getirileri değerlendirilmiyor; uluslararası kültür ve sanat alanında rekabet gücü zayıf, ancak buna karşın küresel bağlamda önemli bir sanat ve kültür üretimi var; bu üretim değerlendirilmiyor ve yaygın toplumsal kültürel tüketimde eğlence öne çıkıyor, popülist etkinlikler yapılıyor; TV/medya estetiğinin sınırsız etkisi toplumu körleştiriyor, uyuşturuyor; köşe başlarını tutmuş, yaratıcılıkları sönmüş kişiler sürekli öne çıkıyor ve genç kuşakların önünü kesiyor; kamusal sektör ve özel sektör (sponsorluk), sanat ve kültür üretimi gerçekleştiren birey ve grupların gereksinimlerini yeterince karşılamıyor; kamusal ve özel kurumlarda küresel sanat kriterlerini sağlayacak uzmanlar istihdam edilmiyor; müzelerin ve kültür ve sanat merkezlerinin küresel bağlamda geçerliği olan, sürdürülebilir, gelecekçi değerlendirme kurumları olarak yapılandırılması gerçekleşmiyor; yönetici ve ekip istihdam yöntemleri, diğer sanayi iş kollarındaki gibi uzmanlık esasında temellendirilmiyor; ucuz işgücü kullanılıyor.

Özetle, kültür sanayiinden ve politikalarından, küresel bağlamda rekabet edilebilecek, verimli ve etkili ekonomik ve toplumsal sonuç alınamıyor; İstanbul’un ve diğer potansiyeli olan kentlerin imajı giderek turistik ve popülist bir kültür ve sanat politikasıyla yıpratılıyor.

Sirkeci Garı.

Acil olarak devlet ve yerel yönetimler mevcut altyapıları gereksinimlere göre güncelleştirmeli; yönetim kadrolarına uzmanları istihdam etmeli; bu bağlamda üniversitelerin sanat yönetimi bölümleriyle işbirliği yapmalı; yaratıcılığın ve yenilikçiliğin geliştirilmesi için güncelleştirilmiş ve uluslararası standartlarda rekabet edebilecek bir genel sanat ve kültür programı uygulanmalı; yenilikçilik ve düşünsel yaratıcılık gerektiren bütün sanat ve kültür meslek dallarında küresel sanat üretiminin oluşturduğu yeni kavramlar, biçimler ve estetikler sunulmalı; toplumun zihinsel, duyusal ve estetik gereksinimini karşılayacak bir yaygın eğitim olanağı geliştirilmeli; demokratikleşme sürecini destekleyecek sanat ve kültür etkinlikleri geliştirilmeli.

Özellikle kentlerin mevcut kültür-sanat merkezi binalarında yeni kültür politikasının uygulanmasını sağlamak gerekiyor. Küresel kültürün ve sanatın mega-sanayi coğrafyasında rekabet edebilmek; sanat ve kültür ithal etme gibi, artık geçerliği olmayan bir süreci geride bırakıp kültür ve sanat ihraç etmek; yaratıcı projelerin gerçekleştirilebilmesi için altyapı sağlamak; yaratıcı bireye gereken altyapıları ve destekleri sağlamak için köktenci değişim gerekiyor.

Haydarpaşa ve Sirkeci garları ve tüm çevreleri restorasyon gerektiriyor; ancak restorasyon sonrasında bu yapıların nasıl yönetileceği, nasıl işletileceği, bu yazıda belirtmeye çalıştığım düzen ve durum oluşturulmadıkça, toplumun haklı ama güçsüz karşı çıkışı etkisiz kalmaktadır. Toplumun bu gerçekler doğrultusunda bilgilenerek ve örgütlenerek istek ve iradesini siyasal ve kapitalist erklere kabul ettirmesi daha olumlu bir sonuç verebilir.

 

 

[*] AICA: Association Internationale des Critiques d'Art / Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği

Yazarın Tüm Yazıları
  • Haydarpaşa garı
  • Haydarpaşa ve Sirkeci Garları
  • kültür politikaları

Önceki Yazı

DOSYA

Haydarpaşa ve Sirkeci garları nereye gidiyor?

Bu dosyada sırasıyla Beral Madra, Doç. Dr. T. Gül Köksal, Ekmel Ertan, Burçin Altınsay ve Asu Aksoy’un metinlerini, Prof. Dr. Haluk Gerçek ve Tugay Kartal’ın sorduğumuz sorulara verdiği cevapları bulacaksınız.

K24

Sonraki Yazı

TARTIŞMA

Haydarpaşa ve Sirkeci’de ne ile, nasıl buluşuluyor?

“Haydarpaşa Dayanışması göstermelik ulaşım yerine kamusal ulaşımı savunuyor. Dışarıdan bir kültür atamak yerine de kendi özgün kültürünü, onu üretenlerle beraber yaşatmayı istiyor.”

T. GÜL KÖKSAL
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist