• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

Hayatın satır aralarındaki arkadaşlıklar

Feryal Saygılıgil ile Beyhan Uygun tarafındarn hazırlanan Edebiyatta Arkadaşlık derlemesi, önümüzdeki haftalarda Sanat Kritik tarafından basılıyor. Kitabın Feryal Saygılıgil tarafından yazılan önsözünü Tadımlık olarak sunuyoruz.

Kitap kapağından ayrıntı. 

K24

@e-posta

TADIMLIK

24 Eylül 2026

PAYLAŞ

Bu kitaptan önce derlediğim, 2025 yılının Eylül ayında yayımlanan Arkadaşlık Üzerine adlı kitabımızın önsözünde de belirttiğim gibi çocukluğum Kurtuluş (eski adıyla Tatavla) Şahin Sokak’ta, bir apartman dairesinde geçti.  Apartmanın sakinlerinden Sara Teyze ve Madam (Öjeni) ile sizleri tanıştırmıştım.

Çocukluğumda bende derin izler bırakan diğer komşularımız da 11 numaralı dairede oturan İranlı devrimci üniversite öğrencileriydi. Onlar ilk edebi kahramanım Küçük Kara Balık’ı bana tanıtan, sevdiren arkadaşlarımdı. Edebiyatla tanışmam onlar sayesinde oldu. Kapıları her zaman, günün hangi saati olursa olsun bana açıktı. Tabii o çocuk bilincimle, İran Şahı Rıza Pehlevi’nin baskıcı rejimine karşı mücadele ettiklerinin, o nedenle burada olduklarının hiç farkında değildim. Annem biliyordu elbette. Ara sıra kendi aralarında İran’daki politik durumu konuşmaya daldıklarında canım sıkılıyor, bütün ilgilerinin bana yönelmesi için sözlerini kesiyordum.

Necmettin ve Ali Abi (diğerlerinin ismini maalesef hatırlamıyorum) memleketlerinden dönerken çantalarında bana kitaplar getiriyorlardı. Önce kitabın Farsçasını okuyor sonra benim için satır satır Türkçeye çeviriyorlardı. Bir Şeftali Bin Şeftali de okudukları kitaplardan bir diğeriydi. O evde her istediğimin yapılması çok hoşuma gidiyordu. Mis gibi pilavları en sevdiğim yemekleriydi. Pişirilmesi için adını anmam yeterliydi.

1979 yılının ocak ayında 11 numaralı dairedeki arkadaşlarım, komşularım bir anda taşındılar. Niye ayrıldıklarını, niye beni bırakıp gittiklerini hiç kavrayamamıştım. Çok ağlamıştım arkalarından. Giderken kitaplarını bana bıraktılar ancak ne yazık ki koruyamadım.

Annem “memleketlerine gittiklerini kısa bir süre sonra döneceklerini” söyledi. Dönmediler. Aylar sonra niye hala dönmediklerini sorduğumda, “çıkan bir yangında yaşamlarını kaybetmişler” dedi, beni üzmemek için. Oysa gerçeğin bambaşka olduğunu, Humeyni’nin baskıcı rejiminde idam edildikleri öğrendim sonraları. Necmettin ve Ali abinin Farsça ve Türkçe sesleriyle Küçük Kara Balık’ı okumaları kulaklarımda bir kez daha yankılandı.

Ben de Küçük Kara Balık olabilecek miydim? Necmettin Abi’nin kulağıma fısıldadığı gibi “merakının peşinden git ve asla vazgeçme” öğüdünü yerine getirebilecek miydim, o yaşta hiçbir fikrim yoktu. Ancak sonradan, yavaş yavaş o dönemki konuşmalarımız hafızamdan gün yüzüne çıkmaya başladı. “Merakının peşinden gitmek ve asla vazgeçmemek” kulağıma küpe oldu ve kalabalıkların içinde yalnız olma hali bana hiç mi hiç yabancı gelmedi.

Büyüdükçe kendimi tanımamı sağlayan edebiyat arkadaşlarım da arttı. Selim İleri yazıları, öyküleri ve romanlarıyla kırıcılığım ve acımasızlığımla yüzleşmeme vesile oldu. Yirmili yaşlarımın başında Bodrum üçlemesiyle tanıştım onunla ilk. Çok etkilenmiştim. Sonrasında Dostlukların Son Günü isimli öykü kitabı, işte tam da beni benden alan, kendimi bulduğum eseriydi. Selim İleri benim için yazardan farklı olarak beni anlayan, duygularımın tercümanı olan, çok yakınım, adeta dostum olmuştu bu kitabıyla. Cumhuriyet Gazetesi’nde salı günleri yayımlanan “Yazı Odası” isimli köşe yazısını okumayı iple çekerdim ve arada bir yayımlanan “Gramofon İğnesi” başlıklı köşesini ilgiyle okurdum. Bu köşe sayesinde Cahit Uçuk ve Peride Celal’in kitaplarıyla tanıştım. Yazı Odası’ndaki yazılarından ise Nahit Sırrı Örik, Ahmet Haşim, Abdülhak Şinasi Hisar, Yakup Kadri, Reşat Nuri ve benim için en önemlisi de kadın edebiyat tarihi açısından son derece değerli olan Şükufe Nihal, Safiye Erol ve Selçuk Baran’la tanışmamdır.  Abdülhak Şinasi en sevdiğim yazarlardan biri oldu sayesinde. Yakup Kadri ve Ahmet Haşim okumalarım bana çok şey kattı. Halide Edip’e olan sevgisi beni cezbetmiş daha önce pek de bağ kuramadığım kitaplarını tekrar okumuş özellikle Handan başta olmak üzere Halide Edip’in kitaplarını bir başka sevmiştim. Proust ve Colette okumalarım da Selim İleri sayesindedir. Uzun bir yaz öğleden sonrası eve kapanarak Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde okumak ve uzun cümlelerin ihtişamını sevgili dostum Selim Bey’le (artık benim için Selim Bey olmuştu) aslında kendi kendimle, iç sesimle tartışmak vazgeçilmez alışkanlığım olmuştu.  Duygu Asena ile TRT2’de yaptıkları kültür sanat programını, iki yakın arkadaşın zarif sohbetini kaçırmadan izlemeye çalışırdım.

Senaryosunu yazmış olduğu, Ömer Kavur’un yönetmenliğini yaptığı Kırık Bir Aşk Hikâyesi’yle, Zeki Ökten’in yönettiği Bir Demet Menekşe her daim yanı başımda hissettiğim dönüp dönüp seyrettiğim filmler oldu.

O dönemde Kurtuluş’ta yaşıyordum. Yazılarından Selim Bey’in de Sıracevizler’de oturduğunu biliyordum. Mahallelerimiz komşuydu. Onunla bir kaç kez Kurtuluş Caddesi’nde karşılaşmış ama çekindiğimden konuşamamıştım. Halbuki can eriğine ya da güzel pastalara olan düşkünlüğünü de bildiğimden, pastaneleriyle, renk renk manavlarıyla meşhur semtimizin ışıltılı dükkanlarından birinden bir parça satın alıp ikram için kapısını çalabilirdim. Günlerce kafamda oyun gibi bunun planını da yapmıştım ama cesaret edemedim.

Nihayet 2008 yılında muradıma erdim ve Gezi Pastanesi’nde Selim Bey’le yüz yüze tanıştım. Güliz’le (Sağlam) o dönem sevdiğimiz kadın yazarların portrelerinin belgeselini yapmak gibi bir projemiz vardı. Belgeselde yer vereceğimiz kadınlar Suat Derviş, Sevgi Soysal, Tezer Özlü ve Leyla Erbil’di hatırladığım kadarıyla. Güliz daha önce bir çekim vesilesiyle Selim Bey’le tanışmış ona benden ve projemizden söz etmiş, bize danışmanlık yapıp yapamayacağını sormuş, randevu istemişti. Böylelikle üçümüz bir araya geldik. Sohbetimizin ikinci yarısında Doğan da (Gündüz) katıldı bize.

Mavi Kanatlarınla Yalnız Benim Olsaydın (Selim İleri) Fiyatı, Yorumları, Satın Al - Kitapyurdu.comSaatler saatler süren, tadına doyum olmayan sohbetimiz unutulmaz bir anı olarak bende/bizde kaldı. Elbette ona kendisine olan hayranlığımdan, yaşamındaki pek çok ayrıntıyı bildiğimden (can eriği sevmesi gibi), Yarın Yapayalnız’daki Handan’ı biraz “o” olarak okuduğumdan –romanı yeni bitirmiştim–, Mavi Kanatlarınla Yalnız Benim Olsaydın kitabının en sevdiğim kitaplarından biri olduğundan söz ettim. Onun için de öyle olduğunu duyunca dünyalar benim olmuştu. Selim Bey’in can dostlarıymışız gibi yüreğini bize açması hayranlığımı daha da perçinledi. İçtenliğin rüzgârıyla teklifsiz, önüne ardına bakmadan ne çok şey konuştuk. Yazarlar, şairler, artistler, oyuncular, yemekler, kitaplar... Tadına doyulmaz bir sohbet oldu. Hatta o güne ilişkin hoş bir anımız da var. Biz Güliz’le, Selim Bey’le görüşmemizin ertesi günü Desa Direnişi’nden Emine Aslan’la “Kafeste Kuş Gibi” belgeselimiz için çekim yapacaktık. Neredeyse sabaha uzanan sohbetimiz sırasında bundan da söz etmiştik. Taksim’in bile kalabalığından arındığı bir gece vakti, kendisini evine bırakmak için Gezi’den ayrıldığımızda Selim Bey, sabah bizimle direnişe gelmek istediğini ısrarla söyledi. Ertesi sabah çekimler için yola erkenden çıktığımızdan kendisini rahatsız etmemek için aramadık. Bir gün öncenin yorgunluğundan olsa gerek ondan da bir haber çıkmadı. Bu ilk görüşme sonrasında bir kaç kez daha haberleştik kendisiyle ama hayat koşturması içinde karşılıklı görüşme fırsatımız bir daha olamadı. Ne yazık ki ilk görüşmemiz son görüşmemiz olarak kaldı.

Edebiyatta dostluk üzerine düşünmeme vesile olan ise Leyla Erbil ve Tezer Özlü dostluğudur. Bu kitap iki kadın yazarın derin dostluğunun çaktığı kıvılcımla, edebiyatta da arkadaşlık/dostluk izlerini sürmeye duyduğum dayanılmaz bir arzu ve merakla başladı. Ne mutlu ki aynı duygular içinde olan bir tek ben değildim:

Kitabımızın ilk yazısında Asuman Susam, kadın dostluklarını Samiha Ayverdi, Safiye Erol, Sofi Huri, Nezihe Araz üzerinden değerlendiriyor.

Sevcan Tiftik ise şair ve yazarların dostluğa bakışlarını, deneyimlerini, bu deneyimlerin edebi üretimlerine olan etkilerini Asuman Susam, Burçin Tetik, Deniz Gezgin, Pelin Buzluk ve Sema Kaygusuz’la yaptığı görüşmeler üzerinden ve queer feminist perspektiften ele alarak inceliyor.

Ve ardından kitabımız bir edebi arkadaşlar geçit törenine dönüşüyor:

Sema Aslan William Saroyan’ın, Bade Başer Leyla Erbil’in, Olcay Akyıldız Nezihe Meriç’in, Abdullah Ezik Behçet Çelik’in, Burcu Aktaş Selim İleri’nin, Elif Türker ise Oğuz Atay’ın yapıtlarından yola çıkarak arkadaşlığın muhtevasına, neyi içerip içermediğine bakıyorlar.

Kitabımız Nihan Özyıldırım’ın yazarların yazar dostları hakkında yazdıklarına dair “şahsi ve keyfi” bibliyografya önerisi sunduğu yazısıyla tamamlanıyor.

Kitabımıza katkı sunan bütün yazar arkadaşlarıma en içten minnet ve şükran duygularımı sunuyorum.

Beyhancığım ikinci kitabı birlikte yapalım dediğimde her zamanki heyecanı ve hiçbir zaman esirgemediği yüzünü aydınlatan gülümsemesiyle teklifimi kabul etti. Onunla birlikte üretmek arkadaşlığımızı daha da pekiştirdi. Hiç eksik olmayalım birbirimizin yaşamından.

Seval Şahin kitabı fikir aşamasından itibaren destekledi. Müteşekkirim.

Bilge Sönmez metinleri son okumada son derece titiz ve özenle gözden geçirdi, çok teşekkür ederim.

Arkadaşlığın/dostluğun, sadece insanlardan ibaret olmadığını küçük yaşta bana öğreten, edebiyatın soru sormaya, kendimizle yüzleşmeye vesile olduğunu zihnime nakşeden İranlı devrimci komşularıma, dostlarıma bağlılıkla ve sevgiyle…

FERYAL SAYGILIGİL
Haziran 2026, Teşvikiye

Edebiyatta Arkadaşlık
Hazırlayanlar: Feryal Saygılıgil, Beyhan Uygun Aytemiz
Sanat Kritik Yayınları
Ekim 2026
 
Yazarın Tüm Yazıları
  • Beyhan Uygun Aytemiz
  • Edebiyatta Arkadaşlık
  • Feryal Saygılıgil

Önceki Yazı

DENEME

İzler, Parıltılar  ve haşhaşın mavi göğü

“Bloch için ütopya, başka yere değil yaşama dahildir. İnsan eylemlerini dünyanın devrimci ve insancıl bir dönüşümüne doğru yönlendirmek için kılavuz görevi görür.”

ŞULE S. ÇİLTAŞ

Sonraki Yazı

VİTRİNDEKİLER

Haftanın vitrini – 39

Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevlerince bize gönderilen, okumak ve üzerine yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar: Analog Dünya / El Konulan Dünya / Homeros'un İlyada ve Oysseia’sı / İlişkisel Perspektifler / Latin Amerika Patlaması / Siyasal İdeolojiler / Trajik Tekrar / Tuhaf, Saçma, Neyse… / Ve Sinem 5 / Yeni Radikal Aydınlanma

K24
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist