• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

Haftanın vitrini – 37

Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevlerince bize gönderilen, okumak ve üzerine yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar: Buradan Gördüğümüz Kadarıyla / Çayın Hikâyesi / Çene Kemiği / Dalgalar X / Filistin Laboratuvarı / Her Şeye Rağmen İmgeler / Her Şeyin Şafağı / İstanbul Oteli / Kitâbiyat, Kütüphaneler ve Arşivler Âlemi / Sanat Felsefesinin Hikâyesi

K24

@e-posta

VİTRİNDEKİLER

12 Eylül 2024

PAYLAŞ

Mariana Leky
Buradan Gördüğümüz Kadarıyla
çev. Zehra Kurttekin
Siren Yayınları
Eylül 2024
280 s.

İnsan, gerçek hayatta hiç görmediği bir varlığı rüyasında görebilir, ondan bir mesaj alabilir mi? Ödüllü yazar Mariana Leky’nin uluslararası çoksatarı Buradan Gördüğümüz Kadarıyla, çok uzak olmayan bir geçmişte, küçük bir Alman köyünde geçiyor. Cep telefonlarından ya da internetten önce, insan ilişkilerinin daha yakın örüldüğü bir zamana ait bu yerde yaşayan Selma, rüyasında bir okapi görür ve herkes, bunun köy sakinlerinden birinin öleceğine dair bir alamet olduğunu düşünür...

Anlatıcı küçük Luise, müzmin depresif Marlies, Luise’nin arkadaşı Martin, batıl inançlarıyla Elsbeth, daima mantık yolunu seçen gözlükçü ve diğer köy sakinleri kendilerince harıl harıl hazırlığa başlasalar da ölüm doğası gereği onları gafil avlayacak, taze bir bahar gününe karanlık gölgesini düşürecektir.

Leky’nin Almanya ve tüm dünyada çok sevilen bu romanı, naif ve özgün bir perspektif ve yer yer Zen dokunuşlarıyla hayatın büyük meselelerine dair küçük ama önemli hakikatler ortaya koyuyor. Dostluğa, aşka, kedere ve yasa dair, bağ kurmaya ve yine de birey olarak kalmaya dair, yaşamaya ve ölmeye, aradaki tüm çelişkilere dair… Bazen bir çocuk oyunu kadar masum bazen de akla hayale sığmayacak denli gaddar, hayatın ve ölümün kendisi kadar kaçınılmaz hakikatler.

Buradan Gördüğümüz Kadarıyla, küçük bir dünyada yaşayan insanların büyük gayretlerini konu alan ve yaşam sevinciyle pırıl pırıl parlayan, umutlu bir roman.

Esra Ansel Derinbay
Çayın Hikâyesi – Osmanlı ve Erken Cumhuriyet'te Çay Ticaretinin Global Tarihi
Doğan Kitap
Eylül 2024
192 s.

Çayın Hikâyesi, çay bitkisinin Çin’den başlayarak dünyanın dört bir yanına yayılışını, çay yetiştiriciliğinin evrelerini ve nihayetinde Osmanlı topraklarına ulaşmasının kapsamlı ve büyüleyici serüvenini anlatıyor. Osmanlı İmparatorluğu çayı hangi ülkelerden ithal etti? Çay tarımına ne zaman ve nasıl başladı? Osmanlı sarayı ve halkı çayı nasıl temin etti? Çay ticaretiyle kimler uğraştı, ne tür faaliyetler yürüttüler?

Dr. Esra Ansel Derinbay, çayın farklı coğrafyaları aşıp global bir içeceğe dönüşmesinin yanı sıra, yerli hikâyesini de arşiv belgeleri, ticaret raporları, istatistikler ve süreli yayınlar gibi zengin kaynaklardan araştırarak, zevkli ve doyurucu bir çalışma sunuyor.

Mónica Ojeda
Çene Kemiği
çev. Bengi De Sa Matos Paixao
İthaki Yayınları
Eylül 2024
264 s.

Gelecek vaat eden Latin Amerikalı yazarlar listesi Bogotá39’da ve Granta dergisinin İspanyolca yazan en başarılı 25 genç yazar listesinde yer alan Mónica Ojeda’nın tüm yeteneklerini sergilediği Çene Kemiği, çevrildiği dillerde de sansasyon yaratarak ABD’de 2022’de Ulusal Kitap Ödülü’nde en iyi çeviri yapıt adaylarından oldu.

Ekvador’daki seçkin bir Opus Dei kolejinde okuyan Annelise ve Fernanda, terk edilmiş bir binada arkadaşlarıyla cesaret oyunları oynayıp uydurdukları bir Beyaz Tanrı’ya yönelik ritüeller geliştirerek günlerini geçirmektedir. Okula yeni gelen edebiyat öğretmeni Clara Hanım ise, travmalar ve kayıplarla dolu geçmişinin kaygılarıyla başa çıkmaya uğraşmaktadır. Tüm sınırları zorlayan genç kızlarla öğretmenleri arasında oluşan ürpertici ilişki üçgeni, muazzam bir beyaz korku ortaya çıkaracaktır.

“Beyaz korku deneyimi, göz kamaştırıcı körlük deneyimidir – gölgelerde saklananlardan değil, parlak ve doygunluğu azaltılmış ışıkta ortaya çıkan ve bizi suskun bırakanlardan duyulan korku.”

“Mónica Ojeda hem konularına hem de yazdığı türe yaklaşımında korkusuz. Korku ve tutkuyla çok az kişinin yapabileceği biçimde, ağzınızı açık bırakacak kadar uçlarda bir güzellikte uğraşıyor. (…) Beni korkutuyor ve beni büyülüyor ve bence bugün İspanyolca yazan en önemli yazarlardan biri.” —Mariana Enriquez

“Edgar Allan Poe birkaç sert kızla buluşuyor… Ojeda’nın mikroskobunun altında anne-kız ilişkileri, öğretmen-öğrenci dinamikleri ve fetiş tanrılarla birlikte ergenlikte cinselliğin ve gücün keşfedilmesinde yerini alıyor… Her iyi korku hikâyesi bir kurban gerektirir; Ojeda’nın canavarlarıyla kurbanları aynı yüzlere sahip.” —Kirkus

Ferah Doğan
Dalgalar X 
Epona Kitap
Ağustos 2024
235 s.

Objeler taşınırlar. Başka objelere taşınırlar. Bir nesneden diğerine / masa sehpaya nüfuz eder, duvar pencereyi tanımlar, kapı hareketlidir, lamba konuşur ve resmi değiştirir, masanın üzerindeki bardak ve diğer şeyler birbirlerine etki eder, kalabalık bir etki oluşturur, boşluk bir etki oluşturur, arabalar hareket eder, sürücülerine karakter verirler, sürücüler araba kullanırken değişirler, çamaşır makinesi durmadan döner, çamaşırlarla ve suyla, merdivenler sürekli işler ve odalara açılırlar, odalar odalara açılır, kapılar kapanır açılır, koridorlar asansörlere çıkar, asansörlerin aynaları, siz yukarı çıkarken ya da aşağı inerken kendinize bakmanıza neden olurlar, inerken kendinizi görürsünüz, çıkarken kendinize bakarsınız, yakın biriyle çıkmak ve bir yabancıyla çıkmak farklıdır, sevgiliyle ya da bir yabancıyla olan deneyimi ayırır asansör, asansör bir ara bölge, bir bekleme yeridir, bir bekleme odası gibi. Beklemek için hazırlanmış odada, koltuklarda oturursunuz, koltuklar bekleyeceğinizi bilir, sanki onlar da bekler, sehpanın üzerinde duran dergiler bekler, bekleme eylemi bu eşyalara taşınmıştır, eylem nesneye göç etmiştir.

Ne kadar çok kişi orada bekledi, daha önce orada beklemiş insanlardan bir duygu kaldı. Siz o duyguyu aldınız. Ona yerleştiniz. Ve orada bir şey bırakacaksınız. Tüm bunlara eklenecek bir şey / x

Antony Loewenstein
Filistin Laboratuvarı:
İsrail İşgal Teknolojilerini Dünyaya Nasıl İhraç Ediyor?
çev. Özlem Özarpacı
Metis Yayınları
Eylül 2024
304 s.

Kapak fotoğrafı İsrail’in güneyindeki bir askeri üssü gösteriyor. Geride görünen köy gerçek değil. Köy baskını, ev araması ve sokak çatışması koşullarını simüle etmek için inşa edilmiş yapay bir köy. Burada tatbikat yapan İsrail askerleri köye “mini Gazze”diyorlar. Batı Şeria ve Gazze’nin işgali, “düşman” olarak tanımladığı Filistinlileri denetleme ve gözetleme teknolojileri konusunda İsrail devletine paha biçilmez bir deneyim kazandırdı.

İsrail devletinin askeri-endüstriyel kompleksi, işgal altındaki Filistin topraklarını yeni silahlar ve gözetleme teknolojileri için bir test sahası olarak kullanıyor; burada geliştirdiği silahları ve teknolojileri dünyanın dört bir yanındaki despot rejimlere ve demokrasilere satarak Filistin’in işgaline ses çıkarmamalarını sağlıyor, onları suç ortağı haline getiriyor.

Gazeteci Loewenstein belgeler, röportajlar ve sahadan raporlarla sürdürdüğü küresel bir soruşturmayla büyük ölçüde gizli olan bu dünyayı ortaya çıkarıyor, Filistin’in nasıl mükemmel bir laboratuvar haline getirildiğini derinlemesine inceliyor.

Filistin laboratuvarı, Jeff Bezos ve Cemal Kaşıkçı’nın telefonlarını hackleyen Pegasus yazılımından, binlerce Rohingyalıyı katleden Burma ordusuna satılan silahlara ve Avrupa Birliği tarafından Akdeniz’de boğulmaya terk edilen mültecileri izlemek için kullanılan insansız hava araçlarına kadar uzanan bir girişim. İsrail’in dünyanın en acımasız çatışmalarından bazılarını körükleyen casusluk teknolojisi ve savunma donanımını geliştirmede nasıl lider haline geldiğini anlatıyor. Diğerleri de İsrail’den öğreniyor.

Georges Didi-Huberman
Her Şeye Rağmen İmgeler
çev. İnci Uysal
Everest Yayınları
Ağustos 2024
256 s.

Ağustos 1944’te, Auschwitz Toplama Kampı’nda katliamın gerçekleştirilmesine yardım etmeye zorlanan Sonderkommando üyeleri her türlü tehlikeyi göze alarak toplu imha sürecini fotoğraflamayı başarır. Kamptan kaçırılıp Polonyalı direniş savaşçılarına ulaştırılan fotoğraflardan yalnızca dördü kalır geriye. Her Şeye Rağmen İmgeler, gaz odalarına sürüklenen kadınları, yakılan ceset yığınlarını gösteren bu fotoğrafları konu ediyor. Didi-Huberman’ın bu imgelere yönelik ilgisini röntgencilik olarak eleştirenlere güçlü bir yanıt niteliğindeki metin, Jean-Luc Godard’dan Claude Lanzmann’a, Primo Levi’den Hannah Arendt’e, Walter Benjamin’den Georges Bataille’a ve daha birçoklarına uzanarak, Shoah’nın temsil edilebilirliği ve imgelere doymuş bir dünyada arşiv fotoğraflarının statüsü hakkındaki tartışmalara paha biçilmez bir katkı sağlıyor. Görünüş ile hakikat arasındaki karşıtlığın ötesinde imgeyi yeniden düşünüyor, anlatılması imkânsız olanı her şeye rağmen anlatıyor.

David Graeber, David Wengrow
Her Şeyin Şafağı: İnsanlığın Yeni Tarihi
çev. Kerim Kartal
Epsilon Yayınları
Eylül 2024
848 s.

“Sosyoloji, antropoloji, arkeoloji ve siyaset felsefesinin temel fikirlerine cesur yorumlar getiren, modern uygarlık üzerine kapsamlı bir inceleme.” –New York Times

Tarımın ve şehirlerin gelişiminden devletin, demokrasinin ve eşitsizliğin kökenlerine kadar sosyal evrim hakkındaki en temel varsayımlarımıza meydan okuyan ve insani özgürleşme için yeni olasılıklar ortaya koyan, insanlık tarihine dair yepyeni bir yaklaşım...

Nesiller boyu uzak atalarımız ya özgür masumlar ya da haydut savaşçılar olarak ilkel açıdan nitelendirildi. Bize uygarlığın ancak başlangıçtaki bu özgürlüklerimizden vazgeçerek ya da temel içgüdülerimizi kontrol altına alarak elde edilebileceği söylendi. David Graeber ve David Wengrow, bu tür teorilerin ilk olarak 18. yüzyılda, yerli gözlemciler ve entelektüeller tarafından Avrupa toplumuna yöneltilen eleştirilere karşı muhafazakâr tepkilerin sonucu olarak nasıl ortaya çıktığını gösteriyor. Bu tartışmanın yeniden ele alınması tarımın, mülkiyetin, kentlerin, demokrasinin, köleliğin ve uygarlığın kökenleri de dahil olmak üzere, bugün insanlık tarihini nasıl anlamlandırdığımız konusunda çarpıcı sonuçlar doğurmaktadır.

  • Eğer insanlar evrimsel geçmişlerini küçük avcı-toplayıcı gruplar hâlinde geçirmedilerse bunca zaman ne yapıyorlardı?
  • Tarım ve şehirleşme hiyerarşi ve tahakkümün pençesine düşmek anlamına gelmiyorsa ne tür sosyal ve ekonomik örgütlenmelere yol açtı?

Arkeoloji ve antropolojide çığır açan araştırmalara başvuran yazarlar, kavram zincirlerimizi bir kenara bırakıp gerçekten olan biteni algılamayı öğrendiğimizde tarihin nasıl çok daha ilginç bir hâl aldığını göstererek insanlık tarihinin seyrinin sanıldığından daha belirsiz, daha eğlenceli ve umut dolu olasılıklarla dolu olabileceğini ortaya koyuyor.

 Her Şeyin Şafağı, insanlık tarihine dair anlayışımızı kökten değiştirerek yeni özgürlük biçimlerini, toplumsal örgütlenmenin yeni yollarını hayal etmeye giden bir yol çiziyor.

“Sadece bir kitap değil, entelektüel bir şölen. Her bölümünde zihinlerimizde yer etmiş düşünsel kalıpları kolayca yerle bir etmeyi başarıyor. Titiz, derin araştırmaların ürünü olması ve keyifle okunması da cabası.” –Nassim Nicholas Taleb

Halil Gökhan
İstanbul Oteli
Kafe Kültür Yayıncılık
Eylül 2024
276 s.

1987-2024 yılları arasında 37 yıllık bir dönemde yazar Halil Gökhan’ın kaleme aldığı ve çok azı dergilerde yayımlanmış, kimileri edebiyat ödülleri kazanmış 41 öyküsü bulunuyor İstanbul Oteli’nde.

1989 yılında ilk öyküsü Varlık dergisinde yayımlanan yazarın ilk öykü kitabı 2013’te yayımlandı: Anahtar Deliği. İkinci öykü kitabı Déja-vous’nun ardından İstanbul Oteli yazarın üçüncü öykü kitabı olarak okurlarıyla buluşuyor.

Bu kitaptaki 41 öykü Halil Gökhan’ın uzun yıllara yayılan edebi serüveninin özünü sunan, zengin ve derin bir anlatı toplamı. İstanbul Oteli, hem bireysel hem de toplumsal meseleleri keskin bir gözlemle ele alarak okuyucuyu düşündürücü bir yolculuğa çıkarıyor. Kitapta, zaman, kimlik, varoluş ve mekân gibi temalar, yazarın özgün üslubuyla derinlemesine sorgulanıyor.
"Tanrısal Açmazlar Eşiğinde Bir Çözüm Uyarlaması" gibi öykülerde, maskelerin ve yüzlerin iç içe geçmişliği üzerinden kimlik ve zamanın sorgulanışı, yazarın kalemindeki felsefi derinliği yansıtıyor. "Karıkocaölünce" ve "I,ı" gibi öykülerde ise mekânın insan üzerindeki etkileri ustaca işleniyor.
İstanbul Oteli, Gökhan’ın edebi yetkinliğinin ve anlatı sanatındaki ustalığının zirveye ulaştığı bir eser olarak, edebiyat dünyasında kalıcı izler bırakmaya aday. Bu kitap, okuyucuyu hem zihinsel hem de duygusal anlamda derinleştiren bir okuma deneyimi sunuyor.

Kitâbiyat, Kütüphaneler ve Arşivler Âlemi - II
Derleyen: Rıfat N. Bali
Libra Kitap
2024
300 s.

Bu derlemede İstanbul’daki Sahaflar Çarşısı ve mazide çokça örneğine rastlanan imha edilen ve/veya çöpe atılan özel arşivler ve kütüphaneler konularında haberler ve makaleler yer almakta. Ayrıca 1930’lu yılların yayın âlemini fazlasıyla meşgul etmiş “neden kitap okumuyoruz?” tartışmalarının basına yansımaları da derlemede yer alan bir diğer bölüm. Nihayet Ankara’nın ünlü kitap koleksiyoneri Talat Öncü’nün artık hayatta olmayan ve Ankara’nın kitabiyat âleminde unutulmaz izler bırakmış olan iki sahafı, “Külüstür” Turgut Koraltan ve Etem Coşkun (Aşiyan Sahaf) hakkındaki anıları da kitabı tamamlamakta.

Emre Şan
Sanat Felsefesinin Hikâyesi
– Mağara Resimlerinden Dijital İmajlara
Ketebe Yayınları
Eylül 2024
112 s.

Fenomenolog-felsefeci Emre Şan bu eserinde bizi sanat tarihinde hızlı bir yolculuğa çıkarıyor. Bu yolculuk mağara resimlerinden başlayıp günümüzdeki dijital imajlara uzanıyor. Çalışmanın seyri tarihsel bir kronoloji takip etse de asıl meselesi bu süreç içindeki dönüşümleri yahut paradigma değişimlerini sorgulamak, yani sanat tarihine baktığımızda beliren sorunları işlemek, kısacası sanattaki felsefi sorunları ortaya koymak.

Kısa bir rehber niteliği taşıyan bu çalışma, Batılı entelektüellerden beslendiği kadar Türk entelektüellere de yer veriyor, Batı sanatı kadar Türk sanatına da özgün bir bakış biçimi sunuyor.

 
Yazarın Tüm Yazıları
  • Buradan Gördüğümüz Kadarıyla
  • Çayın Hikâyesi
  • Çene Kemiği
  • Dalgalar X
  • Filistin Laboratuvarı
  • Her Şeye Rağmen İmgeler
  • Her Şeyin Şafağı
  • İstanbul Oteli
  • Kitâbiyat, Kütüphaneler ve Arşivler Âlemi
  • Sanat Felsefesinin Hikâyesi

Önceki Yazı

TADIMLIK

Rober Koptaş'ın romanı Unufak'tan:

Maro ile Harut büyürken...

Rober Koptaş'ın romanı Unufak, 20. yüzyılın büyük olaylarının gölgesinde bir ailenin hikâyesini ele alıyor. Önümüzdeki günlerde İletişim Yayınları tarafından basılacak romandan kısa bir bölümü Tadımlık olarak sunuyoruz.

K24

Sonraki Yazı

DENEME

135 yıl sonra Ahmet Mithat’ın izinden (I):

1889 Paris Fuarı'na ayak basış

“Ahmet Mithat eşlikçisi Madam Gülnar'la Paris Fuarı’nda geçirdiği 12 gün içinde yalnızca bir sanayi fuarını gezmekle kalmaz, ileride Paris’in sembolü haline gelecek meşhur Eyfel Kulesi’nin doğuşuna da şahit olur.”

ZEYNEP RADE
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist