• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

Haftanın vitrini – 24

Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevlerince bize gönderilen, okumak ve üzerine yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar: Bir Çatışma / Büyük Uçurum Oteli / Çocuk ve Mimarlık / Habibi / İki Kilise Arasında Binamaz / Kehribar Gözlü Tavşan / Marksizmin İcadı / Sabahın Üçü / Sahnedeki Madun / Sembiyoz ve Muğlaklık

K24

@e-posta

VİTRİNDEKİLER

12 Haziran 2024

PAYLAŞ

Patrick Süskind
Bir Çatışma
çev. İlknur Özdemir
Resimleyen: Jean-Jacques Sempé
Can Yayınları
Haziran 2024
80 s.

Paris’teki Lüksemburg Bahçeleri’nde usta yaşlı satranç oyuncusuyla kimsenin tanımadığı amatör genç oyuncunun girdiği heyecan ve gerilim dolu müsabaka giderek “bir çatışma”ya dönüşür. Oyunu kazanmak için kıran kırana mücadele eden oyunculardan hangisinin şahının düşeceği merak konusudur.

Patrick Süskind’in Üç Buçuk Öykü kitabındaki öykülerden biri olan Bir Çatışma bu kez Sempé’nin eşsiz çizimleriyle karşınızda.

Stuart Jeffries
Büyük Uçurum Oteli:
Frankfurt Okulu'ndan Yaşam Öyküleri
çev. Banu Karakaş
Minotor Kitap 
Haziran 2024
504 s.

1923 yılında bir grup entelektüel modern dünyanın işleyişini çözümlemek, kapitalist sistemin eleştirisini yapmak üzere Frankfurt’ta bir araya geldi. Sonraları Frankfurt Okulu olarak anılacak Marksist Araştırma Enstitüsü kurulduğu andan itibaren reel siyasete mesafeli, siyasi mücadelelere karşı şüpheci bir tavır takındı. Bu okulun ileri gelen üyeleri –Theodor Adorno, Max Horkheimer, Herbert Marcuse, Erich Fromm, Friedrich Pollock, Franz Neumann ve Jürgen Habermas– faşizmin habisliğini ve ka­pitalizmin batı toplumlarının içini oyan, çökerten etkilerini irdelemek ve eleştirmek konusunda ustaydılar ve sadece düşünme biçimimizi değil, tartışmaya değer gördüğümüz konu başlıklarını da değiştirdiler. Frankfurt Okulu’nda ortaya konan fikirler ve yürütülen tartışmalar her şeye rağmen önemini hep korudu.

Kapitalizm ve faşizmin kendisini güncellediği, toplumun sosyal medya ve tüketim çılgınlığına mahkûm olduğu, makineleştiği çağımızın karanlığını çözümleme yolunda Frankfurt Okulu düşünürlerinin hâlâ söyleyecek sözleri var.

Stuart Jeffries’in ifadesiyle “Onların şişeye koydukları mesajı açıp oku­manın vakti geldi artık.”

“Yirminci yüzyılın en heybetli entelektüel hareketlerinden birinin tarihini yalın ve eğlenceli bir üslupla anlatıyor… Kolay okunur, esprili, sürükleyici bir çalışma.” — The Guardian

“Merak uyandırıcı ve kışkırtıcı… Jeffries böylesine rahat okunabilir, iğneleyici ve ayrıntılı bir kitap yazarak büyük iş başarmış.”  — The Scotsman

Çocuk ve Mimarlık
Derleyen: Celal Abdi Güzer
Katkılar: Lale Özgenel, Ferhunde Öktem, A. Şebnem Soysal Acar, Ahmet Turan Köksal, Celal Abdi Güzer, Zehra Akdemir Veryeri, Boğaçhan Dündaralp, E. Hazal Türkyılmaz Bilgiç, Hikmet Sivri Gökmen, Aktan Acar, İpek Kay
Fol Kitap
Mayıs 2024
352 s.

Dünyayı görme biçimimize ilk perspektifi veren çocukluk dönemi, ebeveynlik rolü veya kamusal alanı paylaştığımız çocuklar birçok başlık altında tartışıldı. Fakat çocukluğun geçtiği mekânın ve mekâna anlam katan mimarlığın çocuk zihnindeki önemi konusunda ne kadar bilinçliyiz?

Bir okul yolunun çocuğun düşün evrenini ne kadar beslediği, modern kentin yorgun büyükleri arasında sıkılan çocukların mekânsızlığı, parkların plastikliği ve mekânın onların psikolojisindeki etkisi kente dair yeni sorular sormaya davet ediyor.

Çocuklukta devasa görünen boyutlarıyla evleri, müzeleri ve okulları büyüklerin dar anlamlarından kurtarmanın çocuk gelişimine etkisi mimarlıktan psikolojiye, alanında uzman isimler tarafından mercek altına alınıyor.

Kamusal alan sınırlarından dünyayı görme imkânı veren pencerelere çocuk ve mimarlık ilişkisi Abdi Güzer’in derlediği bu eserde tüm yönleriyle inceleniyor.

Craig Thompson
Habibi
çev. Emre Yavuz
Karakarga Yayınları
Mayıs 2024
672 s.

Çocuk yaşta ailesi tarafından bir evliliğe satılan Dodola’nın henüz bebek olan Zem’i bir insan pazarından kaçırmasıyla başlayan ve birlikte çöldeki bir tekneye, aynı zamanda da hikâyelere sığınmalarıyla devam eden macera bir süre sonra kötülüğün kol gezdiği dünyada başta İslam olmak üzere dinler tarihinin, su savaşlarının, kentleşmenin, çöp’ün, cinsel kimliklerin ve beden üzerindeki iktidarın, şiirin, simyanın, bölge monarşilerinin, masalların, aşkın, kaligrafinin izini süren modern bir destana dönüşüyor. 2003’te yayımladığı oto-biyografik eseri Blankets’in ardından, yedi yıl boyunca üzerinde çalışacağı Habibi’nin araştırmalarına başlayan Craig Thompson’ın Doğu’ya özgü süsleme/yazma/anlatma sanatlarından hemen her sayfada, her panelde faydalanması Doğu kültürlerine ve dinler tarihine duyduğu hayranlığın bir göstergesi. Michigan/ABD doğumlu çizerin anlatmaya soyunduğu imgesel dünyayı yer yer iyi anlayan, yer yer ise zorunlu olarak oryantalizme sapan ama bu sarkacın iki ucunda da ustaca ve merakla çalışan hikâye-anlatıcılığı okuru gerçek-hayal-hakikat labirentlerinde unutulmaz bir yolculuğa çıkarıyor. Thompson’ın sanatlar ve dönemler arasında gezinen çizgileri, her sayfada kendini gösteren görkemli detaycılığı ve kadim olanı anlamaya çalışma sınavından kaçmayan yaratıcı cesareti Habibi’yi anlatılmış en güzel masallardan biri yapıyor.

Şehnaz Şişmanoğlu
İki Kilise Arasında Binamaz:
Karamanlıca Edebiyatta Dil, Kimlik ve Yeniden-Yazım
Metis Yayıncılık
Mayıs 2024
368 s.

İki Kilise Arasında Binamaz, iki arada bir derede duran, ulusal edebiyat tasniflerine kolayca sığdırılamayan, “Karamanlıca” diye de bilinen Yunan harfleriyle yazılmış Türkçe edebiyat üstünde duran, özellikle de bu edebiyatın en tanınmış eseri Temaşa-i Dünya’ya odaklanan bir inceleme.

Şehnaz Şişmanoğlu Şimşek, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, özellikle İç Anadolu’da yaşayan ve kendilerini Türkçe konuşan Rumlar olarak tanımlayan Hıristiyan Ortodoksların edebiyatını kültürel açıdan olduğu kadar karşılaştırmalı edebiyat açısından da yakın okumaya tabi tutuyor. Tanzimat sonrası Osmanlı dünyası ve Yunan aydınlanmasındaki kültür ve özellikle dil tartışmalarının bağlamına yerleştirilen Temaşa-i Dünya’yı, kaynağı olduğu kabul edilen, Yunan edebiyatının ilk romanlarından olan Polipathis’le, ayrıca pikaresk romanın öncü örnekleriyle birlikte ele alıyor.

Karşılaştırmalı edebiyat ve ulusal edebiyatların tarihinin yanı sıra ulusal kimliklerin oluşumu, kuruluşu, sınırları ve sorunlarıyla ilgilenen okurlarımızın zevkle okuyacağına inanıyoruz.

Edmund de Waal
Kehribar Gözlü Tavşan
çev. Özlem Gayretli Sevim
Everest Yayınları
Haziran 2024
400 s.

En fazla kibrit kutusu büyüklüğünde 264 adet ahşap ya da fil dişi oyma Japon heykeli: Edmund de Waal, ilk defa büyük amcasının Tokyo’daki dairesinde karşılaştığı bu koleksiyona tam anlamıyla tutulur.

Yıllar sonra bu küçük heykelcikler, yani “netsuke”ler ona miras kaldığında, ailenin geçmişine dair hayal dahi edemeyeceği müthiş bir hikâyenin kapıları aralanır.

İmparatorluğun en ihtişamlı günlerini yaşadığı Odessa’dan ondokuzuncu yüzyıl sonu Paris’ine, kuşatma altındaki Viyana’dan II. Dünya Savaşı sonrası Tokyo’suna, Edmund de Waal sıradışı ailesinin fırtınalı yüzyılda süregiden öyküsünü anlatıyor. Neksuke’lerin kuşaktan kuşağa aktarılmasıyla, yolları Proust, Monet, Rilke gibi figürlerle kesişen zenginliğin doruğundaki sanat hamisi bir ailenin, Nazilerin iktidara gelişiyle iç burkan yıkımını ve hayatta kalma macerasını gözler önüne seriyor.

“Mikro-zanaat ile makro-tarihi umulmadık bir şekilde birleştiren bu kitap müthiş bir etki yaratıyor.” –Julian Barnes, The Guardian

“Bilgece yazılmış değişik, sürükleyici bir kitap.” –A.S. Byatt, The Guardian

Christina Morina
Marksizmin İcadı:
Bir Fikir Dünyayı Nasıl Fethetti
çev. Emre Adıyaman
İletişim Yayınları
Haziran 2024
448 s.

“Karl Kautsky, Eduard Bernstein, Rosa Luxemburg, Victor Adler, Jean Jaurès, Jules Guesde, Georgi Plehanov, Vladimir I. Lenin ve Peter B. Struve. Bunların her biri Marksizmin entelektüel kurucu neslinin mensubudur. (…) Onlar kendi ülkelerinde Marksist sosyalizmin önde gelen teorisyen ve pratisyenleri oldular, dolayısıyla ‘Marksizm’in ‘Altın Çağı’nı şekillendirdiler.”

Christina Morina, 19. yüzyıl / 20. yüzyıl dönümünde Marksizmin bir öğreti, bir siyasal hareket, bir ahlâki angajman olarak kurumlaşma evresini; dokuz öncü figürün üzerinden anlatıyor.

Marksizmin İcadı, Fransa, Almanya, Avusturya ve Rusya’daki bu dokuz kahramanın nasıl sosyalleştiğini, Marksizmle nasıl buluştuğunu, sosyalist harekete nasıl angaje olduğunu, “Toplumsal Sorun”la ve emekçilerle somut ilişkisini irdeliyor. Hepsinin yaşarken tanıklık ettiği 1905 Rus Devrimi’ni nasıl karşıladıklarını mukayese ediyor. Saha araştırmacısı, kitap- kurdu ve maceraperest tipolojileriyle tasnif ettiği kahramanlarının yol ayrımlarını ve ayrılıkları içindeki ortak noktalarını inceliyor.

Özel bir kuşağın serencamı ile bir siyasal akımın oluşumunun iç içe geçtiği, zengin bir hikâye…

Gianrico Carofiglio
Sabahın Üçü
çev. Eren Cendey
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Haziran 2024
152 s.

Anne ve babası o henüz çocukken ayrılan genç Antonio, bir gün sebebi belirsiz krizler yaşamaya başlar; konan teşhise göre epilepsi hastasıdır. Marsilya’da alanında uzman bir doktorun methini duyan aile, soluğu turistlerce tekinsiz bulunan bu eski liman şehrinde alır. Muayeneden sonra durumun geçici olduğunu öğrenirler fakat emin olabilmek için son bir test yapılmalıdır: Antonio normal hayatına devam edeceği iki gün iki gece boyunca uykusuz kalmalıdır, krizler buna rağmen tetiklenmezse tamamen iyileşmiş sayılacak, bu zaman zarfında uykuya dalmadığından emin olmak için babası da ona eşlik edecektir. Ve böylece baba oğulun kırk sekiz saat boyunca müzik, aşk, matematik, felsefe kısaca hayat üzerine sohbet ederek şehrin sokaklarını arşınladığı ve birbirlerini belki de ilk kez tanıdığı bir yolculuk başlar…

İtalya’nın en çok okunan yazarlarından olan Carofiglio, 80’ler Marsilya’sının ana karakterlerden biri olduğu bu hikâyede sade bir anlatımla derin anlamların peşine düşerken hayatta en çok kıymet verileceklerin altını zarafetle çiziyor.

“Yürüyerek çıkılan bir yolculuk; kanlı canlı fakat yine de sessizce yas tutan bir öykü.”–Kirkus Reviews

 

“Antonio’nun samimiyetle aktarılan, acı tatlı deneyimlerinde baş döndürücü bir büyüme öyküsü gizli.” –Publishers Weekly

 

“Son sayfalara yaklaştığınızı fark edince üzüldüğünüz, bitmesin diye okumayı yavaşlattığınız romanlardan.” –il Fatto Quotidiano

 

“Şefkatli, çarpıcı, yürek ısıtan bir hikâye.” –Seattle Times

Duygu Kankaytsın
Sahnedeki Madun:
Çağdaş Batı Tiyatrosu'nda Oryantalizm
Ayrıntı Yayınları
Haziran 2024
128 s.

“Edward Said’in çığır açıcı çalışması Oryantalizm’i izleyen tartışmaları yetkinlikle sunan bu kitabında Duygu Kankaytsın Said’in oryantalist bakışı ve kontrapuntal okuma yöntemi ile incelediği oyunlarla bu alana önemli bir katkı sunuyor.”

–Jale Parla

Günümüz düşünce dünyasında ve sanatında oryantalist algının sorgulanması ve yeniden üretilmesi Sahnedeki Madun’un odağını oluşturuyor. Bu konudaki çalışmaların amentüsü sayılabilecek Foucault’nun bilgi-iktidar söylemi, Said’in oryantalizm çalışmaları içerisinde yeni bir metodoloji oluşturarak kültür ve siyaset dünyasındaki metinleri oryantalizm gözlüğüyle okumayı teklif ediyor. Karşıtlıkların ve sınırların fazlasıyla arttığı, ekonomide olduğu gibi beşeri ilişkilerde de bunalımın yaşandığı, kimlik politikalarının ve sürgün psikolojisinin yeniden irdelendiği, sanat yapıtlarının hayatı sorguladığı bu süreçte, Doğu ve Batı kavramlarının günümüzdeki görünümlerini ve anlamlarını bir kez daha araştırma ihtiyacı doğuyor. Bu bakışla Sahnedeki Madun, çağımızda tiyatro araştırmaları alanındaki önemli konularından birinin, ben’in başkasına dönüştüğü, biz ve onlar ayrımının arttığı, ötekinin daha bir ötekileştirildiği ve türdeşleştirmenin hâkim olduğu dünyamızda yeniden üretilmiş bir oryantalizm biçimini ve işleyişini oyunlarda gösterme çabasına giriyor. Sahneden salona ve hayata taşıyor.

José Bleger
Sembiyoz ve Muğlaklık:
Psikanalitik Bir İnceleme
çev. Aylin Deniz Türkmen
Bağlam Yayınları
Mayıs 2024
448 s.

Bleger’e göre “ayrışmamışlık”, ayrışmanın olmayışıyla tanımlanan olumsuz bir kavram değildir; ayrışmamışlığın, analitik durumda açıkça ortada olan, gündelik analitik deneyimde gözlemlenebilen özgül bir yapısı ve örgütlenmesi vardır. Söz konusu sembiyoz ve muğlaklık olduğunda, “… mesele, zaten aşina olunan görüngülere yeni birer isim vermek değil, onları gerçekliğe daha yakın bir kavram temelinde yeniden konumlandırmaktır”. Burada “gerçeklik”le kastı, öncelikle psikanalitik seansın gerçekliğidir.

 
Yazarın Tüm Yazıları
  • Bir Çatışma
  • Büyük Uçurum Oteli
  • Çocuk ve Mimarlık
  • Habibi
  • İki Kilise Arasında Binamaz
  • Kehribar Gözlü Tavşan
  • Marksizmin İcadı
  • Sabahın Üçü
  • Sahnedeki Madun
  • Sembiyoz ve Muğlaklık

Önceki Yazı

HER ŞEY

Genç bir yazarın itirafları

“Hapisteki yazarları/yazan insanları, Schrödinger’in Kedisi ile eşleştirir, şöyle düşünürüm: Onlar, içine bırakıldıkları 'zamansız kutu'larında aynı anda hem içeridedirler hem 'dışarı'da. Siz sevgili hocam, 'yüzde elli olasılık'tan ürkmeyip içine konduğum zamansız kutunun kapağını açmaya cesaret ettiniz!”

METİN TURAN

Sonraki Yazı

ELEŞTİRİ

Enis Akın, öncülerden

“Enis Akın’ın şiirine poetik akraba arayan bir gözle baktığımızda ona bütünsel ve özel bir 'şiir babası' tayin etmek zor gibi görünüyor. Yine de, başta Ece Ayhan, İsmet Özel ve Can Yücel olmak üzere yaklaşıp uzaklaştığı bazı şairlerden söz etmeden olmaz... Çeşitli sıfatlar denenebilir Enis Akın şiirinin bütünü için: Üçüncü Yeni, Yeni Harfçilik, İkinci Hece, vb.”

NECMİYE ALPAY
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist