• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

Haftanın vitrini – 2

Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevlerince bize gönderilen, okumak ve üzerine yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar: Dağlarda Koşan Kadın / Evvel Zaman İzleyicileri / Kant Sözlüğü / Küçük Ülkenin Kaplanları / Manuel Çıtak / Rüzgâr, Yokuş, Failatün Failün / Sahte Cennetten Kaçış / Savaşan İnsanların Tuhaf Bilimi / Sular Altında / Yaşasın Dünya

K24

@e-posta

VİTRİNDEKİLER

7 Ocak 2026

PAYLAŞ

Yūko Tsuşima
Dağlarda Koşan Kadın
çev. Kuzey Baykal
Jaguar Kitap
Aralık 2025
264 s.

1970’ler Japonya’sı. Takiko Odaka; alkolik babası, liseye giden erkek kardeşi ve evin geçimini sağlayabilmek için gece gündüz dikiş diken annesiyle birlikte apartmanlarla çevrili, güneş görmeyen bir evde yaşayan yirmi yaşında genç bir kadındır. Takiko gayrimeşru bir çocuğa hamiledir. Toplumun tüm ön yargılarına, mahalle baskısından çekinen annesinin azarlamalarıyla yalvarmalarına, babasının her türlü hakaretine ve hatta dayaklarına göğüs gererek bebeğini doğurmaya, bekâr bir anne olarak çocuğuyla birlikte yaşamak istediği hayatı kendi elleriyle kurmaya kararlıdır. Bu hayat, su mavisi dağların doruklarında, hatta puslu ufuk çizgisinin de ötesinde olsa bile.

Çağdaş Japon edebiyatının özgün yazarlarından Yūko Tsuşima’nın dolaysız ve katı bir gerçekçilikle masalvari bir lirizmi iç içe dokuduğu romanı, yirminci yüzyılın modern klasiklerinden Dağlarda Koşan Kadın, Kuzey Baykal’ın Japonca aslından çevirisiyle.

Aynülhayat Uybadın
Evvel Zaman İzleyicileri:
1960’lar ve 1970’ler Türkiyesinde Sinemaya Gitme Deneyimi
Heretik Yayıncılık
Ocak 2026
360 s.

Evvel Zaman İzleyicileri, 1960’lar-1970’ler Türkiye’sinde sinemayı bir bellek mekânı olarak ele alıyor ve izleyiciyi tarihin merkezine yerleştiriyor. Aynülhayat Uybadın’ın sözlü tarih yöntemiyle derlediği tanıklıklar, sinemaya giden yolları birlikte kat etmenin ritmini, yazlık sinemalarla kapalı salonlardaki farklı izleme pratiklerini, yıldızlarla kurulan özdeşliklerin gündelik hayatı nasıl sardığını anlatıyor.

Bir yanda ‘‘sinema eğlence değildir’’ diyen, sinemayı sanat olarak düşünmeyi öğrenen seyircilerin hikâyesi ; öte yanda ‘‘başka ne eğlencemiz var ki ?’’ diyen çoğunluğun topluca gülüp ağladığı matinelerin ve suarelerin kaydı… Evvel Zaman İzleyicileri, izleyici arkeolojisinicanlı bir anlatıyla buluşturuyor; kişisel anıların kolektif hikâyeye nasıl dönüştüğünü göstererek Türkiye’nin sınema hafızasına içeriden bir kapı aralıyor. Işıklar sönüyor, perde açılıyor, hatırlama başlıyor.

Howard Caygill
Kant Sözlüğü
çev. Metin Bal, Merve Ünver
Ayrıntı Yayınları
Ocak 2026
512 s.

Howard Caygill bu sözlük çalışmasında, Kant’ın kavram ve terminolojisini öğrencilere ve genel okura tanıtacak ve açıklık kazandıracak biçimde sunuyor. Yapıt, felsefi dilin tarihsel doğasını hareket noktası alarak Kant’ın birtakım kilit kavram ve terimleri nasıl yeniden tanımlamaya başladığını gösteriyor. Bununla birlikte Kant’ın geleneksel felsefeye getirdiği yorumun çağdaş felsefe tartışmaları üzerinde hâlâ ne denli derin bir etkisi olduğunu ortaya koyuyor.

Caygill, Kant felsefesinin dağarcığını yeniden kurmasının yanı sıra Kant ve onun “eleştiri çağı”ndaki yerine ilişkin bağlamsal bir deneme de sunuyor. İçerdiği kapsamlı dipnotlar, eklerde yer alan filozoflar listesi, Kant’ın çalışmaları ve ikincil kaynaklara ilişkin bibliyografyalar ve geniş ölçekli kavram diziniyle bu sözlük okura değerli bir akademik başvuru kaynağı sunmaktadır.

Juhea Kim
Küçük Ülkenin Kaplanları
çev. Duygu Akın
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Aralık 2025
408 s.

1917’de, işgal altındaki Kore’nin karlı dağlarında ailesinin karnını doyurmak için avlanan bir avcı, genç bir Japon subayını ve birliğini kaplan saldırısından kurtarır. Bu karşılaşma yarım asır sürecek, onlarca insanın kaderini etkileyecek olaylar silsilesinin başlangıcı olur.

Öte yandan henüz küçük bir kız olan Jade, hizmetçilik yapmak için kapısını çaldığı Madam Silver’ın kurtizanlık okulunda bulur kendini. Bu sırada sokaklarda dilencilik ve yankesicilikle hayatta kalmaya ça­lışan öksüz bir çocukla, JungHo’yla tanışacaktır.

PyongYang’ın şaşaalı kurtizan okulu odalarından günbegün modernleşen Seul’ün göz alıcı kafelerine, kuzey rüzgârlarının estiği ormanlardan Mançurya’nın savaş meydanlarına Küçük Ülkenin Kaplanları, kendilerinin ve uluslarının kaderini ellerine almaya çalışan birbirinden renkli karakterlerin etkileyici hikâyesini ilmek ilmek dokuyor.

Arkadaşların düşman, düşmanların kurtarıcı olduğu, kahramanların yargılandığı ve kaplanların şekilden şekle girdiği Juhea Kim’in bu ilk romanı, dünya çapında ilgi gördü ve on dört dile çevrildi.

“Küçük Ülkenin Kaplanları, içtenlikle yazılmış, dokunaklı anlarla dolu bir roman.” –NPR

“Sürükleyici, görkemli… Roman boyunca dünya siyaseti hakkında yapılan gözlemler, okura tarih bilinci aşılıyor… Karmaşık ve birbirinden ilginç karakterler de cabası.” –Los Angeles Times

“20. yüzyıl Kore tarihini yeniden canlandıran, unutulmaz karakterlerle dolu edebi bir başyapıt.” –Kirkus Reviews

“Sarsıcı ve etkileyici bir okuma deneyimi sunarken mekânın ve zamanın şartlarını gözler önüne seren samimi fakat aynı zamanda politik yankıları olan bir roman.” –Chicago Review of Books

Eczacıbaşı Fotoğrafçılar Dizisi 16: Manuel Çıtak
Editör: Orhan Cem Çetin
çev. Aslı Mertan
Ocak 2026
228 s., büyük boy

Eczacıbaşı Fotoğrafçılar Dizisi’nin yeni kitabı Manuel Çıtak, kitabevlerinde yerini alıyor.
 
Eczacıbaşı Topluluğu’nun 50 yılı aşkın bir geçmişe sahip fotoğraf yayıncılığı geleneğinin günümüzde en önemli parçası olan ve Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı tarafından yayınlanan seri, her yıl değerli bir fotoğrafçının retrospektif kitabını, sanatsal bütünlük içinde ve referans kitap niteliğinde izleyicilere sunuyor.
 
Dizinin 16. kitabı Manuel Çıtak’a (1962-2023) ayrıldı. Klasik belgesel üslubun yakın tarihteki en önemli temsilcilerinden Çıtak, kusursuz kompozisyonları ve öznesine duyarlı yaklaşımıyla tüm Türkiye’de ve dünyanın farklı noktalarında kent yaşamı, portre, inanç, kıyılar ve ada temalı dingin ancak çarpıcı çalışmalarıyla öne çıkıyor. Yaşamını serbest fotoğrafçı olarak sürdürmüş olan Çıtak’ın son kişisel sergisi İslomania’dan ve ünlü Kilyos karelerinden örneklerin de yer aldığı geniş seçki, sanatçının bu hacimdeki ilk kitabı olma özelliğini taşıyor ve onu ilham verici kişiliğiyle geleceğe taşıyor.
 
Konsept ve tasarımı Bülent Erkmen’e ait olan, editörlüğünü Orhan Cem Çetin’in üstlendiği Eczacıbaşı Fotoğrafçılar Dizisi’nin on altıncı kitabı Manuel Çıtak, Türkçe ve İngilizce olarak iki dilde sunuluyor.

İlhami Algör
Rüzgâr, Yokuş, Failatün Failün
İletişim Yayınları
Aralık 2025
68 s.

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku sesiyle, rengiyle, büsbütün kendine has o havasıyla edebiyatımızın kült romanlarından biri.

İlhami Algör, bu sefer “gelecek denilen o yerden” bakarak, otuz yıl önce bu romanı kaleme almış “yazarla” konuşuyor. Birlikte kitaptaki güzergâhı takiple İtalyan Yokuşu’ndan inerek Tophane, Galata istikametinde yürüyorlar. Bazen inatlaşıyor, bazen birbirlerini anlamaya çalışıyorlar. Aşk, sevgi, duygular, zamanın ruhu başlıca meseleleri. Dert etmeyi de karmaşık düğümleri çözmeye çalışmayı da seviyorlar.

Rüzgâr, Yokuş, Failatün Failün hem birçok okur için başucu kitabı olmuş bir roman üzerine yeniden düşündürürken, hem de, bir metne neresinden bakabiliriz sorusuna alışık olmadığımız cevaplar veriyor.

Müge İplikçi
Sahte Cennetten Kaçış
Doğan Kitap
Kasım 2025
240 s.

Selin bir gazetecinin merakıyla başladığı yolculuğun sonunda, kendini bir tarikatın karanlığında ve yalancı bir aşkın kollarında bulur. Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü’ndeki gibi, kadın bedeninin bir ideolojinin taşıyıcısına dönüştürülmek istendiği tarikatın “Frekans Odası”nda hafızası, iradesi ve kimliği parçalanır. Selin’e yardım edebilecek tek kişi ise yıllardır yanında duran arkadaşı Handan’dır. Handan, Selin’i ararken tarikatın karanlık odalarından ülkenin bilinçaltına uzanan yolculukta yalnızca bir kadının kayboluşunu değil, aynı zamanda bütün bir yapının nasıl çalıştığını, kadınları nasıl susturduğunu ve nasıl yönettiğini de görür.

Yaşar’ın manipülasyonu, tarikatın baskısı, çökmüş bir aile düzeni, kırılgan ilişkiler, bir bebeğin belirsiz geleceği… Selin karar vermek zorundadır: İtaatin konforu mu, isyanın özgürlüğü mü?

Mary Roach
Savaşan İnsanların Tuhaf Bilimi
çev. Nilbert Yılmaz
Aralık 2025
264 s.

Bilimin en tuhaf muhabiri yine iş başında!

Askerî teknoloji dendiğinde aklımıza genellikle lazer güdümlü bombalar, silahlı insansız hava araçları, radara yakalanmayan uçaklar, helikopterden helikoptere atlarken şarjör değiştirebilen seçme askerler, şehirleri yok edebilecek nükleer silahlar, gizli operasyonlar ve bolca “GİZLİ” ibareli harekât planları gelir. Mary Roach’un aklına ise bambaşka şeyler geliyor:

• Pantolon sürtünmesi
• Kokmayan asker çorapları
• Son teknoloji ürünü sineksavarlar
• Patlamayan yemek ısıtıcıları
• Ve evet, sıkıntıdan öldürecek şeyleri gülmekten öldürecek hale getiren çılgın bilim insanları.

Savaşan İnsanların Tuhaf Bilimi, savaşın “kahramanlık” kısmını değil “Bu nasıl bir sorun yahu?” dedirten kısımlarını eşeliyor. Donanma laboratuvarlarında ter kokularını ölçen insanlardan, patlayıcıya dayanıklı mankenlere tatbikat yaptıran ekiplere, uyurken bile ordu protokollerine uygun pozisyon almayı araştıran bilim insanı kisvesine bürünmüş çatlaklara varasıya otuz iki kısım tekmili birden burada!

Mary Roach yine sahaya iniyor ama bu saha tavuk tabancalarıyla, kum torbalarıyla, kimyasal atık tehlikesi yazan tabelalarla ve çok kötü bir fikir olduğunu en baştan bildiğiniz cihazlarla ve davranışlarla dolu. Onun tek silahıysa bitmek bilmeyen merakı ve ara ara patlayan “Bunu gerçekten sordun mu?” dedirten soruları. Sonuç: Hem bilgilendirici hem de “keşke bunları bilmeseydim” dedirten eğlenceli bir bilim turu.

Bu kitap; savaşın gölgede kalan tarafını, laboratuvar ışıkları altında, bol kahkahalı bir otopsi gibi açıyor. Okurken hem gülecek hem irkilecek hem de “Askerî Ar-Ge’nin yarısı gerçekten bundan mı ibaretmiş?” diye düşüneceksiniz.

Roza Alkan
Sular Altında
Vesta Yayınları
Ocak 2026
88 s.

Hafıza, suların altında kalan bir köy gibi; ne tam anlamıyla görünür ne de tamamen yok olur.

Roza Alkan, ödüllü kalemiyle okuru Mezopotamya’nın ve Anadolu’nun derin sızılarına, suskunluklarına ve görünmeyen yaralarına doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Sular Altında, sadece bireysel acıların değil, toplumsal hafızanın ve kayıpların da öyküsü.
Bir yabani elma ağacının gölgesinde beklenen kayıp bebekler, hiç gidilemeyen evler, dağ başındaki kimsesiz mezarlar ve çocukluğun o kırılgan sınırları... Alkan, karakterlerinin iç dünyasında gezinirken okuru yalnızca bir hikâye dinlemeye değil; bir yüzleşmeye, tanıklığa ve her şeye rağmen hatırlamaya davet ediyor.

Bu kitaptaki her öykü, yüzeye çıkmayı bekleyen bir çığlık. Yalın, sarsıcı ve bir o kadar da umut dolu bir direniş...

Sait  Faik Abasıyanık
Yaşasın Dünya: Yazılar-Röportajlar
Hazırlayan: Mehmet Can Sevinç
Vakıfbank Kültür Yayınları
Aralık 2025
588 s.

Şimdi bizde mademki klasik yoktur; o halde lisanımızı da klasiklere borçlu değiliz. Kime borçluyuz? Hocamıza, anamıza, babamıza, köye, şehre, etrafımıza ve cemiyete borçluyuz. Binaenaleyh lisan cihetinden Hüseyin Cahit’in sarf ve nahvinden gayri hiçbir borcumuz olmayan dünkülere ne cihetten perestiş edelim?

Sait Faik’in keskin gözlemini, içten mizahını ve hayatiyetini bir araya getiren Yaşasın Dünya, sadece röportaj ve yazılardan oluşan bir seçki değil; Türkçenin en ustalıklı yazarlarından birinin insanı, dili, edebiyatı ve kenti nasıl okuduğunun da göstergesidir. Onun metinlerinde, dönemin edebiyat camiasından dil ve edebiyat tartışmalarına, eleştirmenlere, edebiyatta tasfiye davalarına dek uzanan geniş bir yelpazede capcanlı bir edebiyat tarihi de hayat bulmaktadır.

Sait Faik’in hayatı incelikli yerden kavrayışıyla mahkemelerdeki tanıklık kayıtları kendiliğinden birer hikâyeye dönüşüverir; sıradan insanların hüzün ve sevinçleri, edebiyatın ikiyüzlülüğü nazik bir öfke ve istihza ile ifşa edilir bu kitapta.
VakıfBank Kültür Yayınları etiketiyle okurla buluşan Yaşasın Dünya; bir çocuğun, bir kahvenin, bir mahallenin, bir kentin dünyasını büyük içtenlikle kuran Sait Faik’in kaleminden okuruna bazen sıcaklık duyuracak bazen de ince bir sızı.

 
Yazarın Tüm Yazıları
  • Dağlarda Koşan Kadın
  • Evvel Zaman İzleyicileri
  • Kant Sözlüğü
  • Küçük Ülkenin Kaplanları
  • Manuel Çıtak
  • Rüzgâr, Yokuş, Failatün Failün
  • Sahte Cennetten Kaçış
  • Savaşan İnsanların Tuhaf Bilimi
  • Sular Altında
  • Yaşasın Dünya

Önceki Yazı

PORTRE

Mehmet Şehmus Güzel’in ardından

Türkiye işçi hareketi tarihi üzerine Türkiye ve Fransa’daki akademik kariyerinin yanı sıra, kültür-sanat, özellikle de ressamlar üzerine yaptığı araştırmalarıyla tanınan M. Şehmus Güzel'in ardından...

NECMİ SÖNMEZ

Sonraki Yazı

DENEME

Dilin Yedinci İşlevi:

Entelektüellik karşıtlığı ve oto-sansür üzerine sorular

Roland Barthes kazayla mı öldü, yoksa öldürüldü mü? Dilin Yedinci İşlevi gibi bir roman Türkçede yazılabilir mi, yazılamaz mı? Oto-sansürün kol gezdiği ortamda, fazla entelektüel olmaktan çekinerek edebiyat yapılabilir mi?

TAÇLI YAZICIOĞLU
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist