• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

Haftanın kitapları – 48

K24'te haftanın vitrini... Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevleri tarafından bize gönderilen, dikkatimizi çeken; okumak ve üzerine yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar: Cinsellik Seksten mi İbaret? / Eeen Güzel Şey / Hür Traktatus / Huzur / Kant ve Ornitorenk; / Nazilere Direnen İyi Almanlar / Sabır Taşı /  Türkiye'nin 1980'li Yılları / Türkiye'de Dijital Medya ve Feminizm / Yoksul Evler

K24

@e-posta

VİTRİNDEKİLER

29 Kasım 2023

PAYLAŞ

Darian Leader
Cinsellik Seksten mi İbaret?
çev. Ayça Göçmen
Encore Yayınları
Kasım 2023
208 s.

“Sadece seksti.”
Tanıdık bir iddia… Ama bu gerçekten mümkün mü?

“Cinsellik içimizde yanıp tutuşan hayvani bir güçtür, serbest kalmak için yırtınır durur ama toplumsal güçler kısıtlar onu” gibi eski düşünceler pek yeterli olmuyor. Bedenler sadece birbirine sürtündüğünde ateş çıkaran tahta parçaları değil, cinsel heyecanın doruklarına eşlik edebilen acı ve pişmanlık bize çok daha fazlasının söz konusu olduğunu gösteriyor.

Ünlü psikanalist Darian Leader kendine özgü açık anlatımı, enerjisi ve zekâsıyla “sadece seks” diye bir şeyin olmadığını savunuyor. Seks, her zaman çok daha fazlasıdır – fantezi, kaygı, suçluluk, intikam, şiddet, aşk. Leader analitik deneyimlerinden, tarihsel araştırmalarından ve vaka çalışmalarından yararlanarak bunların cinsel yaşamımızdaki önemini araştırıyor.

Mehmet Yaşın
Eeen Güzel Şey
İthaki Yayınları
Kasım 2023
80 s.

Gizli itirafların dili demek Türkçe
söylendikten sonra da söylenmemiş sayılacak şeylerin,
Bakire Meryem’in doğurma anında
mağaraya hapsolmuş yankının
ve rüyalarda uğuldayan sessizliğin
ve bıçak çeken âşığ’nı terkedemeyen kadının…
Benim de bir dilim var böyle, hayatta konuşamadığım
          αλλά μιλάει η καρδιά μου.

Ahmet Hamdi Tanpınar
Huzur -Eleştirel basım-
Hazırlayan: Sakine Korkmaz
Dergâh Yayınları
Kasım 2023
488 s., büyük boy

İÜ. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde yer alan Tanpınar Arşivi çalışmalarımızın sonucunda hazırladığımız eleştirel basımlar dizisinin ilki, güzel bir rastlantıyla Huzur’un yayımlanışının 75. yılına denk geldi. Bu edisyona, 1948’deki tefrikasıyla, 1949’daki ilk basımı karşılaştırmalı olarak sunduğumuz özel bir tasarımın yanı sıra, Huzur’un zengin arka planını verecek açıklamalı notlar ve sözlük ekledik.

Huzur’un yaşandığı zamanların İstanbul’unun fotoğrafları ve mekânlarının çizimlerini Tanpınar’ın “Bu romanın kahramanları İstanbul ve musikidir,” sözünden yola çıkarak hazırladık.

Sona iliştirilen harita ise, bazen Mümtaz’ın yürüyüşlerine, bazen de Nuran’la Mümtaz’ın Suriçi’nde, Pera’da ve Boğaziçi’ndeki İstanbul gezilerine ilişkin semt ve mekânların tam ve toplu bir görünüşünü vermektedir. Haritanın dış yüzündeki karekodlarla da okurlar, Nuran ve Mümtaz’ın geçtiği yolları ve mekânları izlerken Huzur’un müziklerini de dinleme olanağını bulacaklardır.

Cem Yavuz
Hür Traktatus – Şiirin Bir Ontolojisi
Everest Yayınları
Kasım 2023
96 s.

Varlık ile anlam arasındaki kadim perde, modern insanın şafağıyla birlikte aşılmaz bir duvara dönüştü. Nicedir bir fin-de-siècle figürü olarak modern şair, kehanetin gücüne sığınarak ortalığa saçıyor ilencini. Estetiğin müsekkin etkisiyle mistik şiir idealinden basit kelime simyacılığına değin bir yığın eda, “şiir/sel” adlı sarkacın umursuz salınımı içinde sürgit genişliyor. Ve şimdilerde “hâl”den kesik, fiyakalı bir hologram suretinde boy gösteren şair, kontrolsüz ışık ve sesin bulanık sularında, giderek seyr‘in künhünden uzaklaşıyor…

Hür Tractatus, modern şiire ilişkin tartışmaların yörüngesinden kopmadan, Batı dillerindeki “image” kavramını “hayal” sözcüğüyle ikame ederek yeni bir şiir ontolojisi öneriyor. Şiirin asl’ına ilişkin cem’ edici bir tasavvura açılan kitap, özel bir imkân ve bir kıstak olarak hayal ile rüyayı seyr‘ederken; dilin hayale bağlandığı görsel boyutu sesle izleyip ona üçüncü bir boyut ekliyor…

Umberto Eco
Kant ve Ornitorenk
– Bilişsellik ve Dil Üzerine Denemeler
çev. Esra Kübra Erol
Ayrıntı Yayınları
416 s.

Gündelik hayatımızda karşılaştığımız nesneleri birbirinden ayırt etmemizi sağlayan özsel bir fark söz konusu mudur? Sözgelimi, bir kedinin neden bir köpek değil de kedi olduğunu anlamak için ne gibi kategoriler ya da şemalar gerekmektedir? Kategoriler ya da şemalar dışında, bir şeyi köpek ya da kedi olarak tarif etmek için farklı birtakım unsurlara ihtiyacımız var mıdır? Nesneleri algılarken bilişsel kapasitelerimizin yanında dilsel niteliklere ne ölçüde ihtiyaç duyarız? Bilişsel kapasiteler ve dilsel nitelikleri bir arada ele almanın herhangi bir olanak koşulu söz konusu mudur? İşte, Umberto Eco Kant ve Ornitorenk adlı bu çalışmasında gerçeklik, algı ve deneyimle ilgili temel problemleri, Kant, Heidegger, Peirce gibi filozofların düşünceleri ekseninde, sahip olduğu felsefi, edebi ve tarihsel bilgi birikimini kendine özgü hikâyeci anlatım tarzıyla zenginleştirerek birbirinden kıymetli altı deneme kaleme alıyor. Umberto Eco’nun “Giriş” yazısında belirttiği üzere, “Kant’ın ornitorenkle ne işi var? Hiç. Tarihlerden de görebileceğimiz gibi, hiçbir ilgisi olamazdı.” Kant, hiçbir zaman bir ornitorenki kaleme almadı; bir ornitorenk hiçbir zaman Kant’tan haberdar olmadı; fakat Eco’nun gerçekliğe dair hakiki soruları, hiçbir varlığı birbirine karşı kayıtsız bırakmayacaktır.

Catrine Clay
Nazilere Direnen İyi Almanlar 1933-1945
çev. Ayşen Sarı
Pan Yayıncılık
Kasım 2023
400 s., büyük boy

Babam hep “İyi Alman yoktur,” derdi. Herhalde bunu anlamak çok zor değil; İkinci Dünya Savaşı’nda beş yıl boyunca onlarla savaşmıştı. Aslında bu görüş onun kuşağında oldukça yaygındı: Alman ruhunda bir sorun olduğuna inanılırdı; Tötonlardan kalma bir tür ölümcül kusur. Başlarda bu konuyla pek ilgilenmedim, kendi hayatımla fazlasıyla meşguldüm. Sonra düşündüm; hem Almanlar hem de Naziler vardı ama bu ikisi aynı şey değildi. Daha sonraları Almanların üçte ikisinin –yirmi milyon kadar kişi– hiçbir zaman Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ne, yani bilinen ismiyle Nazi Partisi’ne oy vermediğini öğrendim. … Sağ-kanat partileriyle kurulan koalisyon sonucu 1933 yılında iktidara geldiğinde, Nazi Partisi’nin kayıtlı üye sayısı iki milyon kadardı. … Peki ya Nazilere oy vermeyen ama yine de Nazi korku rejimini, ardından İkinci Dünya Savaşı’nı yaşamak zorunda kalan ve hepsi sona erdiğinde, Naziler tarafından işlenen vahşetin, imha kamplarının ve diğer korkunçlukların giderek daha fazla ortaya çıkmasıyla tüm dünyanın hakaretlerine maruz kalan Almanların üçte ikisi ne olacak?

Uzun yıllar boyunca ara ara Nazi dönemi üzerine çalıştım; önceleri BBC’ye hazırladığım tarih belgesellerinde, daha sonra yazdığım kitaplarda. Şimdi nihayet bunca yıldır kafamı kurcalayan konuya geldim: O üçte ikiyi nereye koyacağız?

Korku rejimi güç kazandıkça Nazi olmayan Almanların çoğu dikkat çekmemek ve ailelerini korumak amacıyla ya kırsala taşındılar ya da komşuları tarafından ihbar edilmemek için rejimi destekliyormuş gibi davrandılar. ... Çoğu tanınmayan yüz binlerce Alman, irili ufaklı yollarla rejime direnmeye karar verdi: Komünistler, Sosyal Demokratlar, Katolikler, Protestanlar, Quakerlar ve Yehova Şahitleri, öğretmenler, küçük esnaf, Prusyalı aristokratlar, rahipler, subaylar, fabrika işçileri, anneler, büyükbabalar... Her biri on iki yıldan fazla sürmeyecek ancak milyonlarca hayata mal olacak bu süre boyunca her gün hayatını tehlikeye attı.

İşçi ve aristokratlar, komünist ve muhafazakârlar, kadın ve erkekler, genç ve yaşlılar arasından mümkün olduğunca geniş bir seçim yaparak altı kişide karar kıldım. … Kitap boyunca iç içe geçen hikâyeleri, her birinin Nazi tarihinin büyük olaylarını kendi küçük hayatlarında nasıl deneyimlediklerini anlatıyor. Hepsi de iyi Almanlardı.

Atiq Rahimi
Sabır Taşı
çev. Volkan Yalçıntoklu
Can Yayınları
Kasım 2023
104 s.

Afganistan’da bir evde, basit bir döşek... Döşeğin üzerinde, gözleri açık ama bilinçsiz yatan bir erkek...

Erkeğin başucunda, dua ederek onunla ilgilenen karısı... Dışarıda, sürüp giden savaş...

Kocasının tepkisizliğini fırsat bilen kadının, o güne kadar hep bastırmak zorunda kaldığı kadınlık duygularını, üzüntüsünü, kaygısını, öfkesini ilk kez dışa vuruşu...

Kocasını, sonunda çatlamasını beklediği sabır taşına dönüştürmesi...

Atiq Rahimi’nin bu sarsıcı eseri, şiirselliği ve temposuyla daha ilk satırlardan itibaren okuru içine alıyor.

Kadınların insan yerine konmadığı, şiddetin sıradan bir olay gibi yaşandığı, savaşın artık kanıksandığı bir ülkeden yükselen isyan çığlığı.

Atiq Rahimi 2008’de Goncourt Ödülü’nün sahibi oldu.

Türkiye'nin 1980'li Yılları
Hazırlayan: Mete Kaan Kaynar
İletişim Yayınları
Kasım 2023
1272 s., büyük boy

Türkiye’de ‘80’ler, siyasi, iktisadi ve büyük bir toplumsal dönüşümün miladıdır. Travmaların, yeni bir insan ve toplum tipinin, arayışların olduğu kadar kayboluşların, dahası yeni bir “dünya”nın habercisidir...

* 24 Ocak Kararları, 12 Eylül Darbesi ve 1982 Anayasası
* Mamak, Metris, Diyarbakır cezaevleri
* Kenan Evren, Turgut Özal, Bülent Ecevit, Turhan Feyzioğlu, Erdal İnönü, Saim Bülend Ulusu, Mesut Yılmaz, Yıldırım Akbulut, Hüsamettin Cindoruk
* Ordu ve siyaset ilişkisi, bankerler, prensler, 1402’likler, toplu davalar, YÖK
* Aydınlar Dilekçesi, İnsan Hakları Derneği, 1989 Bahar Eylemleri, Devekuşu Kabare
* Feminist hareket, LGBTİ+ hareketi, Kürt hareketi, Aleviler
* Müzik, sinema ve edebiyat âleminde gelişmeler ve tartışmalar

Mete Kaan Kaynar’ın hazırladığı derlemeye İsmet Akça, Mehmet Ö. Alkan, Murat Arslan, Şükrü Aslan, Gökhan Atılgan, Pınar Aydoğan, Ahmet Bayar, Arzu Bayar, Tanıl Bora, Kemal Can, Aziz Çelik, Zişan Ataman Çelik, Elifcan Çoruk, Kadir Dede, Hande Dönmez, Selçuk Duran, Veysel Ergüç, Çimen Günay-Erkol, Kaan Gaytancıoğlu, Çağdaş Görücü, Demet Gülçiçek, Şenol Gündoğdu, Bora Gürdaş, Nurettin Kalkan, Murat Karayalçın, Erdinç Kaygusuz, Mete Kaan Kaynar, Tuğçe Kelleci, Nuray Ertürk-Keskin, Merve Eken-Küçükaksoy, Bayram Koca, Selçuk Koca, Ertuğrul Zengin, Levent Odabaşı, Göze Orhon, Asım Öz, Gencer Özcan, Celal Oral Özdemir, Cansu Parlak, Selman Saç, Ayşem Sezer-Şanlı, Funda Şenol, Tuncay Şur, Alper Torun, Sibel Utar, Anıl Varel, Aybars Yanık, Kerem Yavaşça, Koray R. Yılmaz, Onur Alp Yılmaz, Mehmet Yüce, Besim Can Zırh, Bengü Öztan-Körün katkıda bulundu.

Türkiye'de Dijital Medya ve Feminizm
Hazırlayanlar: Gülüm Şener, Aslı Kotaman
Katkılar: 

Aslı Kotaman, Aslı Polatdemir, Ayşe Akalın, Banu Tuna, Cemre Baytok, Deniz Bayram, Gülüm Şener, Güneş Koç, İdil Engindeniz, Melike Aslı Sim, Selime Büyüköze
um:ag Yayınları
Ekim 2023
274 s.

Dijitalleşme, bütün diğer yeni toplumsal hareketlerde olduğu gibi feminist hareketler ve eylem biçimlerinde de çeşitli dönüşümlere yol açtı. Bu dönüşümleri anlamlandırabilmek ve iyi yorumlayabilmek için sosyolojiden psikolojiye, iletişim bilimlerinden siyaset bilimine kadar uzanan geniş spektrumlu bir disiplinlerarası bakışa ihtiyaç vardır. Bu kitap öncelikle böylesi geniş bir disiplinlerarası bakışın ışığında hazırlandı. Feminist mücadelenin önemli araçlarından ve alanlarından biri olan dijital medyada, feminist mesajların üretimi ve yönetimi, takipçilerle etkileşim, hashtag kampanyaları, ifşa hareketleri, video aktivizm, veri aktivizmi, sokak protestolarının örgütlenmesi, kadınlar arası dayanışmanın güçlendirilmesi ve küresel feminist hareketlerle dayanışma gibi çeşitli feminist taktikler geliştiriliyor. Bu kitap, feminist hareketler, feminist medya, kadın emeği, kadına yönelik şiddet ve ifşa gibi konularda dijital medyanın rolünü inceleyen yazılardan oluşuyor.

Kitapta aynı zamanda, feminizm ve iletişimin dijitalleşmesi arasındaki etkileşimle ilgili yeni kavramları tartışabilmek ve ortaya yeni sorular atabilmek için bir perspektif sunulmaya çalışılıyor.

Yoksul Evler
Derleyen: Turgut Çeviker
Yazarlar: Orhan Kemal, Oktay Rifat, M.C. Anday, İsmet Yenisey, Remzi Tozanoğlu
Kor Kitap
Kasım 2023
174 s.

Anadolu’dan büyük kentlere, özellikle de İstanbul’a yönelen büyük göçün kendini iyiden iyiye gösterdiği yıllarda, 1956'da Akşam gazetesinde, “Çok Çocuklu Aileler Arasında” başlıklı bir röportaj dizisi hazırlar. Üç büyük edebiyatçı Orhan Kemal, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday ile dönemin iki tanınmış gazetecisi İsmet Yenisey ve Remzi Tozanoğlu’nun İstanbul’da toplam yirmi beş aileyle yaptığı bu röportaj dizisi, kitap olarak ilk kez okur önüne çıkıyor.

 
Yazarın Tüm Yazıları
  • Cinsellik Seksten mi İbaret?
  • Eeen Güzel Şey
  • Hür Traktatus
  • Huzur - eleştirel basım
  • Kant ve Ornitorenk
  • Nazilere Direnen İyi Almanlar
  • Sabır Taşı
  • Türkiye'de Dijital Medya ve Feminizm
  • Türkiye'nin 1980'li Yılları
  • Yoksul Evler

Önceki Yazı

ELEŞTİRİ

Hep Sondan Başlar:

Geçmişteki o yabancı ülke

“Hep Sondan Başlar  bir yandan Türk modernleşmesinin parodisi gibidir. Sondan başlayıp başa giderken, aslında tersine bir tarih yazar Taçlı Yazıcıoğlu. Okuru bugünden geçmişe götürürken, dönüşenin ve değişenin ne hale geldiğini değil, dönüşümün hiç yaşanmamış olması, her şeyin olduğu gibi kalması durumunda neler olabileceğinin portresini çizer.”

MEHMET ALİ ÇELİKEL

Sonraki Yazı

PORTRE

Filistinli Şair Semih El-Kasım:

“Şiirden korkan rejimde yaşanmaz…”

“Savaşın, katliamın sıradanlaştığı günümüzde, tarafların keskin söylemlerine, zifiri karanlığın ya da kör edici aydınlığın korku ve şiddetine, belki de alacakaranlığın barındırdığı imkânlarla karşı çıkmak için hatırlamak gerekiyor. Kibbutz’ları hatırlamak, yahut Filistin Komünist Partisi’ni. Uri Avnery’i ya da Doktor George Habaş’ı. Belki de tüm bu büyük söylemlerden, örgütlerden sıyrılıp, yakınlık duyduğumuz bir direniş pratiğini, şiirleri ve şairleri hatırlamak. Mesela Semih El-Kasım'ı...”

BURAK KUMPASOĞLU
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist