• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

Haftanın kitapları – 38

K24'te haftanın vitrini: Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevleri tarafından bize gönderilen, dikkatimizi çeken; okumak ve üzerine yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar: Adalet Atlası / Beşerî Bilimlerin 50 Rengi / Erguvani İstimbot / Feminist Antifaşizm / Gemilerle Seyahat Eden Sözcükler / Hayvanların Akıl Almaz Yaşamı / İşkenceci / Midilli Operasyonu / Poetik Varlık / Sitt Marie-Rose

K24

@e-posta

VİTRİNDEKİLER

18 Eylül 2023

PAYLAŞ

Adalet Atlası
Derleyen Hazal Özvarış
Sunuş: Osman Kavala
İletişim Yayınları
Eylül 2023
357 s.

Adalet Atlası, adaletsizliklerin tırmanışa geçtiği son dönemde, farklı alanlardan 75 isimle birlikte adaletin imkânını sorguluyor.Yürümenin, temsilin, özrün, büyümenin, hatırlamanın yanı sıra hatırlatmanın ve daha birçok eylemin adalet ile ilişkisine bakıyor. Adalet deyince akla gelen mahkeme, suç ve ceza gibi başlıkların yanı sıra rap, çizgi romanlar, video oyunları, organ nakli ve kimsesizler mezarlığı gibi uzağa düşmüş olanları da merkeze alan söyleşilerde konuklar birikimlerini ve akıl karışıklıklarını paylaşıyor. Anadolu Kültür’ün aynı isimli podcast projesinin dökümünden oluşan bu kitap, pek çok yeni ve eski konu ve kavramla kesişen güncel bir atlas yaratıyor.

“Hak, yargılama anlamlarına gelen Dike aynı zamanda yol demek. Dike, Themis’in kızıdır. Dike’nin barış ve iyi yasa anlamlarına gelen iki kız kardeşi vardır. Themis’in kız kardeşiyse hatırlama ya da hafıza anlamına gelen Mnemosyne’dir. Bu tanrısal varlıkların akrabalığı bize şunu söylüyor: Hatırlamak adalettir, unutmak ise adaletsizlik.”

–Nazile Kalaycı

“Edebiyatın zaten adaletsizliğin ta kendisinden geldiğini düşünürsek, kimi zaman edebiyat öyle bir şey yapar ki adaletten vazgeçer. Var olan hukuk düzeninin teklif etmiş olduğu formel, alışıldık adalet fikrine saldırır ve bunun uğruna cinayet işler, kurban verir, kendini parçalar.”

–Sema Kaygusuz

“Failin hafızası meselesinde şunu düşünüyorum: Anneannem mağdurdu ama dedem ne yapmıştı acaba? Bu soruyu kolay kolay sormuyoruz ama sormalıyız çünkü 1915’le dedelerimiz üzerinden de yüzleşmemiz gerekecek.”

–Fethiye Çetin

“Defineciler, ulus devletin ölmesi gerekenler olarak gördüklerinin mezarlarını kazıyor; yerin üstünde olmasını istemediğini yerin altında da istemiyorsun.”

–Kübra Kurt Çalışkan

“Zaten hikâyesini anlatmak istediğimiz insanlar mağdur ve bu insanlar hikâyesiz de kalınca iki kere mağdur edilmiş oluyor. Bir sosyoloğun çok güzel bir lafı var: ‘Bilmemeyi seçmek neyi bilmemeyi seçeceğine dair asgari bir bilgi gerektirir.’”

–Emin Alper

“İnsanların ortak etik değerleri geliştirmeleri, adalet fikrini ve duygusunu canlı tutan ilke ve uygulamaların kurumlarca hayata geçirilmesiyle mümkün oluyor. Gücü elinde tutanların adaletsiz edimleri ise yönetilenleri de adaletsizliği benimsemeye teşvik ediyor. Cicero’nun yüzyıllar önce tespit etmiş olduğu gibi, adalet insanları birleştiriyor, adaletsizlik ayrıştırıyor.”

–Osman Kavala

Beşerî Bilimlerin 50 Rengi:
Çevreci, Dijital, Tıbbi ve Posthüman Sesler
Editörler: Başak Ağın, Z. Gizem Yılmaz
Kapadokya Üniversitesi Yayınları
Ağustos 2023
562 s.

“Akademik ve sanatsal kariyerlerinin farklı basamaklarından, farklı nesil ve coğrafyalardan 52 kişinin kaleminden, fırçasından, gözünden ve sazından çıkan bu kitap, tüm dünyada yaygınlaşan ve Türkiye’de son dönemde hızlanan çevreci, dijital, tıbbi ve posthüman beşerî bilimler alanlarının temel kavramlarını özgün makaleler yoluyla bir araya getiriyor. Bu dört alandan ve onların kesişim noktalarından seçilmiş terim ve kavramların 50 başlıkta tanıtıldığı bir el kitabı niteliğindeki Beşerî Bilimlerin 50 Rengi’nde, çağdaş düşünce akımları ve bilimlerin sanatla ve edebiyatla buluşması farklı seslerle yorumlanıyor. Felsefi, edebî, biyolojik, tıbbi, ekolojik, etik ve teknolojik disiplinlerin birbiri içine geçen tarihsel ve düşünsel süreçlerini irdelerken, kitabın içerisine yerleştirilmiş karekodlarla görsel, işitsel ve performatif sanatlarda da bu süreçlerin yansımaları sunuluyor. İçeriğinde ele alınan terim, kavram ve kuramların özüne de uygun olarak, tüm bu farklı ögelerin öbekleşerek bütüncül bir biçimde sunulduğu bu eser, kapsadığı alanlarda dünyada ve Türkiye’de süregelen güncel akademik çalışmaları takip eden herkese bir başucu kaynağı olma potansiyelini taşıyor. Antroposen Çağı’nda yaşamakta olduğumuz iklimsel, ekolojik, kültürel, ekonomik, toplumsal ve siyasal krizlere yanıt vermek için iş birliğini güçlendiren ve disiplinlerarasılık kavramı altında hızla yakınsama içerisine giren farklı bilim sahalarının ortak aklını temsil eden çok sayıda temel kavram ve yaklaşımı Türkçe olarak ilk kez bu hacimde sunan bu eserin, araştırmacılara ve okurlara faydalı olmasını, yakın gelecekte yeni bilimsel araştırmalara kılavuzluk etmesini temenni ederiz.”

–Sinan Akıllı, Kapadokya Üniversitesi Çevreci Beşerî Bilimler Serisi Editörü

Cüneyt Cebenoyan
Erguvani İstimbot
Doğan Kitap
Eylül 2023
648 s.

“Cüneyt Cebenoyan’ın Erguvani İstimbot’u:

1. Manaki Kardeşlerin yönettiği, Fuat Uzkınay’ın bestboy (elektrikçi çırağı) olarak görev aldığı sessiz sinema klasiği. Aynı zamanda Türkiye sinemasının ilk konulu uzun metraj filmidir. Rivayet edilir ki Boğaz kıyılarındaki ilk erguvan ağacının ilk çiçeğini açtığı günün sabahında, sisler arasından bir istimbot (çatana) süzülerek Boğaz kıyılarından geçer, içinden bir kadın sesinden hüzünlü bir şarkı duyulurmuş. Kimileri erguvanların çiçek açmak için istimbotu beklediğini, istimbotun Boğaz’da görünmediği bir yıl erguvanların da açmadığını dedelerinden dinlediklerini söylermiş. Bu tuhaf olaydan etkilenen Manaki Kardeşler, babasının kendisini sevdiği gence vermemesi üzerine kendini bir erguvan ağacına asarak intihar eden bir genç kızın hikâyesini anlatan Erguvani İstimbot adlı filmi çekmişler. Filme göre, genç kızın ruhu erguvani bir istimbotla Boğaz’ı dolaşır ve sevgilisini çağıran şarkılar söylermiş. Film ne yazık ki Fuat Uzkınay’ın sebebiyet verdiği elektrik kontağından çıkan yangında yanmış ve bugüne hiçbir izi kalmamış. Uzkınay’ın filmi kıskançlıktan yaktığı da rivayet olunur. Sessiz sinema oyunlarında popüler bir film adı olan Erguvani İstimbot, ne filmi gören bir kimse ne de varlığını kanıtlayan bir belge kaldığı için hep şüpheyle ve böyle bir film olmadığı iddialarıyla karşılaşır.

2. 2014-2016 yılları arasında Açık Radyo’da yayınlanan sinema programı. Pazartesi günleri saat 11’de yayınlanan programda Cüneyt Cebenoyan her hafta farklı bir konukla bir film üzerine sohbet etmiştir.”

Ewa Majewska
Feminist Antifaşizm:
Ortak Olanın Karşı-kamusallıkları
çev. Münevver Çelik
Otonom Yayıncılık
Eylül 2023
232 s.

Kürtaj, şiddet ve sömürü karşıtı feminist mücadelenin yeni örgütlenme biçimleri ve stratejileri neler olabilir? Tüm dünyada önce neoliberalleşme, ardından muhafazakârlaşma ile birlikte yükselişe geçen sağ/faşizan politikalar karşısında, bu soru belki de hiç olmadığı kadar mühim. Zira hedef tahtasında kadınlar, LGBTQ+ bireyler, göçmenler ve güvencesizler var. Yaşama ve bedenlere yöneltilen bu şiddet karşısında Majewska, feminist mücadeleyi faşizme karşı savaşın tam merkezine yerleştiriyor. Polonya’daki SiyahProtesto, ABD’de başlayıp tüm dünyaya yayılan #MeToo kampanyası, ardından gelen Uluslararası Kadın Grevi, küresel bir feminist cephenin açılması demek ona göre. Ve bu cephe hem kuşaklar hem de coğrafyalar arasında kurduğu etkileşim ve dayanışma sayesinde her türlü faşist politikanın karşısına dikilen bir mücadele örgütlüyor.

Onur Çalı
Gemilerle Seyahat Eden Sözcükler
Sia Kitap
Eylül 2023
112 s.

“Yazar biyografileri çok ilgimi çeker. Yaşadıkları hayat kadar başka bir şey daha merakımı celbeder: Acaba yaşamının ne kadarını yazmıştır yazar kitabının başına? Ne kadarının yazılmasına müsaade etmiştir?... Bu, birazdan okuyacağımız metin için bize muazzam bir ipucu verir… O koskocaman sözcükler yığınına körlemesine dalmadan önce yazarın kendisinin yazdığı ya da yayımlanmasına izin verdiği haliyle biyografisi, en azından, bir mumluk ışık tutuşturur elimize.”

Böyle diyor Onur Çalı, kitabının bir yerinde. Ve tam da bu merakının peşinden giderek edebiyatın usta isimlerini, yapıtlarını, yaşamlarını büyüteç altına alıyor. Okuru, John Steinbeck’ten Bulgakov’a, Sevim Burak’tan Salâh Birsel’e, pek çok ustanın yer aldığı edebiyatın zengin topraklarında, uçsuz bucaksız coğrafyasında gezdirirken ele aldığı yazarların ve kitapların yüzeyinin altına iniyor, kâh bizzat yazarın kendisini, kâh sıradan bir olay diye okuyup geçtiğimiz ayrıntıları ya da kitabın omurgasını oluşturan konuyu bambaşka bir açıdan inceleyip o yazara ya da romana farklı bir gözle bakmamızı sağlıyor, yeniden tanıtıyor. Yazmanın, yazarlığın ne olduğu hakkında hem ele aldığı yazarların yazdıklarından yola çıkarak hem de bunları damıtıp kendi fikirlerini ekleyerek bizi –eğer yapmıyorsak– bundan böyle elimizdeki kitapları yazarı tanıyarak okumaya, yorumlamaya davet ediyor.

Ashley Ward
Hayvanların Akıl Almaz Yaşamı:
Sosyal Yaşam Vahşi Dünyayı Nasıl Değiştirdi?
çev. Sultan Şahin
İrene Kitap
Ağustos 2023
416 s.

Vahşi doğa, kendine has kurallarla işleyen, ilginç bir dünyadır: Fareler, ihtiyacı olan bir yabancıya yardım etmek için ellerinden geleni yaparlar. Aslanlar, avlarının yavrularını besleyip büyütürler. Balinalar yunuslarla arkadaş olur, hatta yaralı bir tanesini ailelerine dahil bile edebilirler. Hal böyleyken, neden hayvanlar âlemindeki yaşamın yalnızca rekabete dayalı olduğunu düşünüyoruz?

Biyolog Ashley Ward, işte bu genel kanıyı değiştirmek ve hayvanların büyülü sosyal dünyalarına ışık tutmak için bizi çılgın bir dünya turuna çıkarıyor: Antarktika’nın dondurucu sularında kril kovalıyor, Azorlar’da şişe burunlu yunuslar ve balinalarla yüzüyor, Serengeti’de sırtlanları gözlemliyor, Afrika savanalarında öfkeli bir fil tarafından ezilmekten kurtuluyor.

Aydınlatıcı, ilgi çekici ve eğlenceli diliyle Hayvanların Akıl Almaz Yaşamı, uzun zamandır insanları diğer hayvanlardan ayırdığını düşündüğümüz sosyal dürtülerin aslında onlarla aramızdaki en güçlü bağ olabileceğini gösteriyor.

Cafer Solgun
İşkenceci: Burada Allah Yok!
Src Yayın
Eylül 2023
192 s.

“…Yaşadığım işkenceli sorgu seanslarında, belki tuhaf bir şeydir ama, işkencecilerin ruh hallerini merak ederdim. “Bunları nasıl yapabiliyorlar?” diye düşünürdüm; nasıl bu kadar insanlıktan çıkabiliyorlar, nasıl insan içine çıkabiliyorlar, nasıl bir ev, aile hayatları var, hiç kahveye gitmezler mi, “normal” insan ilişkilerine girmezler mi… Nasıl… Bu romanı kaleme almamın esin kaynağı bu sorulardır. İşkenceyi anlatan başka romanlar kuşkusuz vardır ama sanırım işkenceyi işkencecilerin gözünden anlatmayı deneyen ilk romandır bu. Ne kadar başarılı olduğuna ise tabii ki okur karar verecek. Bu romanın bir diğer “kişisel” esin kaynağı, kendi açımdan bir “yüzleşme” vesilesi olmasıdır. En zoru da bu oldu. Bazı bölümleri ağlayarak, ellerim titreyerek yazdım. Bazı bölümlere, cümlelere dönüp tekrar bakamadım… …Belki ağırımıza gidecektir ama bir ülkede işkence varsa bunun sorumlusu ve suçlusu sadece işkenceciler değil, dolaylı ve doğrudan işkence suçuna ortaklık eden, göz yuman, görmezden, duymazdan gelen ve hatta “oh olsun!” diye düşünen herkestir… Bu suçun sorumluluğundan arınmak zorundayız. Yoksa tabii ki yaşamaya devam ederiz ama birbirimizin gözlerinin içine bakamadan ve hasta, sakatlanmış bir toplum olmanın utancıyla…”

Elif Gülez
Midilli Operasyonu
İstos Yayın
Temmuz 2023
248 s.

On yaşındaki Deniz’in babasının yası, annesinin depresyonu ve Hâle Teyzesinin gizli kapaklı işleriyle dolu Vosvos’a son dakikada polaroid fotoğraf makinesini de sıkıştırmayı başararak çıktığı yaz tatili, kendi hayal gücünü bile aşan bir serüvene dönüşecektir.

İthakalı bir adamın Truva işgalinden dönüşünün üzerinden asırlar, zengin bir İngilizin seksen günde dünya turunu tamamlamasının üzerinden çok uzun zaman geçtikten sonra, Dallas’taki Ceyar’ın yaralanmasının, Deniz’in dans ‘kariyerinin’ bitmesinin, anneannesinin Selanik’ten göç ederken getirdiği yadigâr yemek takımının kırıldığı Porselen Vakasının ve 12 Eylül Darbesinin ise hemen ardından gelen o yazda, Ayvalık-Midilli hattı, sıradışı olayların merkezi olur.

Çevresinde olup bitenlere duyduğu iştahlı merakıyla, amatör bir hafiye misali aile sırlarının peşine düşen Deniz, ‘sınırları’ aşarak yetişkinlerin dünyasını alabora eden göçün, mübadelenin, toplumsal dönüşümün, darbenin, devrimciliğin, okulda öğretilmeyen tarihin dalgalı sularına açılır. Bir Renault 12’nin tehditkâr takibinin gölgesinde, Aleko, Şöhret Neco, Sanat Güneşimiz Paşa ve ARGUS-2 gibi kahramanlarımız bu büyüme yolculuğunda dümendeki Deniz’e eşlik edecektir.

Elif Gülez ilk romanında hem kişisel hem de toplumsal hafızanın iç içe geçen olaylarını, karakterlerini ve nesnelerini incelikle macerasının satırlarına işliyor. Midilli Operasyonu okuru, 80’lerde büyüyen bir çocuğun özgün hayal dünyasının akıntısına kapılmış halde, müşterek belleğin, kültürün, tarihin ve hakikatin denizlerine taşıyor.

Etel Adnan
Sitt Marie-Rose
çev. Ali Cevat Akkoyunlu
Lemis Yayın
Eylül 2023
101 s.

“Lübnan'da savaş başlamıştı. Sonra, ben Paris'teyken Sitt Marie-Rose'un dayandığı bir olay yaşandı. Falanjistler, sırf Filistin yanlısı olduğu için bir kadını kaçırdılar, işkence edip öldürdüler onu. Adamın birine âşıktı, bir feministti. Hiçbir zaman silah taşımadı. Bir asker değildi. Onlara nefretle karşı değildi. Savaşa şiddetle karşıydı. Benim için o, adaletsizliğin, savaşın zulmünün simgesiydi. Kitabı oturup baştan sona bir ayda yazdım.” 

Yücel Kayıran
Poetik Varlık
Everest Yayınları
Eylül 2023
608 s.

Yücel Kayıran, deneme-inceleme yazılarını bir araya getiren Poetik Varlık’ta, “Modern Türk Şiirinin Neliği Üzerine Bir Soruşturma”, “60’lara Doğru; Ahmet Oktay ve...”, “Cumhuriyet’in İlk Kadın Şairi: Gülten Akın” ve “Poetik Varlık” ana başlıkları altında, “materyalist bir kavga; idealist tutuma, yani gerçekliğin ve olguların, fikirler ve ideolojiler uğruna feda edilmesine karşı bir savaş” diye tanımladığı özgün bir şiir okumasının yolunu açıyor: Tevfik Fikret ve Yahya Kemal’den Melih Cevdet Anday’a, Ahmet Oktay ve Metin Altıok’tan Gülten Akın’a; Garip’ten İkinci Yeni’ye, “felsefi şiir”den “İslami şiir”e; modern Türk şiirinin neliğinden eleştiri sorunsalına ve “poetik varlık”ın kavramsal çerçevesine uzanan çizgide, ayrı ayrı eserler olarak da okunabilecek dört ana bağlama dair düşüncelerini şiir okurlarına sunuyor.  

“Şiirin dile getirdiği varlık kavramı, imgesi teolojinin ve felsefenin varlık kavramından farklıdır. (...) Buradaki temel iddia, şiirdeki varlık ile teoloji ve felsefedeki varlığın aynı türden olmadığını dile getirir. Şiir, insanın oluş halindeki bireyselliğinin, acemilik ile deneyim arasındaki gerilim halinin, badire ve yokolma anıyla yüz yüze gelme durumunda varlığını koruyabilmiş, bu vesileyle varoluşunu hissetmiş olmanın varlığını dile getirir, ki buna poetik varlık diyorum.”

 
Yazarın Tüm Yazıları
  • Adalet Atlası
  • Beşerî Bilimlerin 50 Rengi
  • Erguvani İstimbot
  • Feminist Antifaşizm
  • Gemilerle Seyahat Eden Sözcükler
  • Hayvanların Akıl Almaz Yaşamı
  • İşkenceci
  • Midilli Operasyonu
  • Poetik Varlık
  • Sitt Marie-Rose

Önceki Yazı

EVVEL ZAMAN

Üslûplar üzerine

Bilge Karasu'nun Forum dergisinde 15 Şubat 1955'te G.A. imzasıyla yazdığı bu eleştiri, üç filme dair: Roma Tatili, Hoffman'ın Masalları, Kanada'da Ulaşım. Forum dergilerini tarayarak yazıyı bulan Serdar Soydan'a teşekkür ederiz. 

BİLGE KARASU

Sonraki Yazı

ELEŞTİRİ

Tanpınar ve Fransız faşistleri (II)

“Tanpınar’ın hayalindeki Osmanlı Türk coğrafyası körüklü çizmeli Çerkes silahşorla redingotlu İstanbul beyefendisini, uzaktan Proust’un Baron Charlus karikatürünü hatırlatan Kudret Bey’le kader kurbanı Alaiyeli Ahmet’i 'bünyesinde' birleştiriyordu, kaynaştırmaya kalkışmadan.”

ORHAN KOÇAK
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist