Haftanın kitapları – 36
K24'te haftanın vitrini: Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevleri tarafından bize gönderilen, dikkatimizi çeken; okumak ve üzerine yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar: Ah Be Melek / Anlayan Tarih / Deniz ve Uygarlık / Ev / İmparator Klişe / Örme Biçimleri / Popülizm ve Medya / Sadakat Güzergâhı / Tehlikeli Fikirler / Yazmak Üzerine
Ah Be Melek
Doğan Kitap
Ağustos 2023
120 s.
“Ah be dünya!”
Gökyüzünde bir melek, ovaların, dağların, nehirlerin üzerinden geçiyor; kentleri dolduran insan kalabalığına takılıyor gözü. Yeryüzündeki melekleri seyrediyor, hüzünden deliliğe, delilikten hüzne giden bir seyri var kanatsız meleklerin hayatlarının. Her hikâye bir diğerine değiyor, nesneler ve insanlar hikâyeler arasında dolaşıyor. Meleğin yüzünde kimi zaman hınzır, kimi zaman şaşkın, kimi zaman acıklı bir gülümseme… Kanatlarının vuruşuyla hızlandırıyor dünyayı ve anlatıları.
Müge İplikçi, Ah Be Melek’te dünyaya hınzır bir meleğin bakışlarıyla bakıyor. İnsanların, nesnelerin, mekânların bir meleğin kanadında oradan oraya taşındığı bir büyük anlatıya dönüşüyor küçük anların ve küçük insanların öyküleri.
Anlayan Tarih
Dil-Tarih İlişkisi Üzerine Bir İnceleme
Fol Kitap
Eylül 2023 (ilk baskı Yazko, 1981)
216 s.
Tarihi sadece bir anlatılar toplamı olmaktan çıkarmak, onu öncelikle anlayarak anlatmak gerekir. Bunun içinse yorumun ve yorumlama faaliyetinin değeri ortaya konmalı ve tarihin asıl haznesi ve belliği olan dilin tarihi yazılmalıdır. Nitekim varlık doğadan ibaret değildir, kültürü de içerir. Doğa ile kültürün zamana yayılmış hâli olan tarih, kültürü kültür yapan dille ayrılmaz biçimde ilişkilidir. Dilde ifade bulan düşünce ise gelenek içinde dünyaya karşı bir tavır takınan ve onu yorumlayan insanın bu tavrının ve ancak tarih içinde ve tarihe dayanarak yapabileceği yorumunun karşılığıdır. İşte bunu olanaklı kılan tarihe 'anlayan tarih' diyoruz.
Ulusların dilleri ile düşünme biçimleri arasındaki ilişki nedir? Dile bakıp onun ardındaki yaratıcı düşünmeyi anlayabilir ve yorumlayabilir miyiz? Ulusların düşünme biçimleri ile 'tarih'leri arasında ve 'insanlık tarihi' arasında nasıl bir ilişki vardır? Önay Sözer'in bu eseri, Lohmann'dan Merleau-Ponty'ye Humboldt'tan Diltheyʻa, Borges'ten Heidegger'e dil ve tarih ilişkisini tüm bu soruların ışığında yorumbilgisel bir açıdan ele alıyor.
Deniz ve Uygarlık: Dünya Denizcilik Tarihi
çev. Nurettin Elhüseyni
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Eylül 2023
760 s.
“Uzun sözün kısası, yazılmış en iyi dünya denizcilik tarihi.”
–Felipe Fernández-Armesto
Deniz ve Uygarlık insanlık tarihini insanın denizle ilişkisinin başlangıcından günümüze kadar süregelen öyküsü üzerinden anlatan anıtsal bir eser. İnsanların birbirleriyle ve doğayla çağlar boyunca okyanuslar, denizler ve nehirler üzerinden nasıl bağlantı kurduklarını gözler önüne seren bu hayranlık verici tarih çalışması, yeryüzünü kaplayan sularda dillerin, dinlerin, kültürlerin ve malların dolaşımının, deniz savaşlarıyla deniz ticaretinin, korsanlıkla keşiflerin sürükleyici öyküsünü paylaşıyor.
Lincoln Paine bizi tüm dünya okyanuslarında ve denizlerinde seyrüsefere çıkardığı bu kitabında, uzak atalarımızın Afrika ve Avrasya’dan deniz yoluyla çıktıkları uzun mesafeli göç maceralarından günümüzün nükleer denizaltılarına ve konteyner taşımacılığına kadar denizin ve denizciliğin çok kapsamlı bir tarihini sunuyor.
“Dünyayı görme şeklinizi değiştirmek istiyorum. Özel olarak, dikkatinizi, önünüzdeki görüntünün yüzde 70’ini örten mavilere odaklayarak ve toprak tonlarının solmasını sağlayarak, dünya haritasını görme şeklinizi değiştirmek istiyorum.”
Ev – İskenderun Sancağı 1934
İstos Yayınları
Temmuz 2023
304 s.
1934’te ünlü Fransız pilot Maryse Hilsz’in uçağının hayatlarının tam ortasına düşmesiyle Arsuz’un önde gelen ailelerinden Maliklerin kaderi sonsuza dek değişir…
Ev, İkinci Dünya Savaşı’nın eşiğinde, İskenderun Sancağı’nın Hatay’a dönüştüğü, eski siyasal ve toplumsal aidiyetlerin hızla geçerliliklerini yitirdiği sancılı bir değişimin ortasında, bir şehir ile bir ailenin geleceğinin iç içe geçtiği sürükleyici bir roman.
Talin Azar, Paris’ten Beyrut’a uzanan geniş bir coğrafyada sert siyasi rüzgârların estiği bir dönemde, mevcudu korumak ile değişmek, bağlılık ile özgürlük arafında bocalayan köklü bir hanenin hikâyesini anlatıyor. Kimlik ve aidiyet kaygılarının gölgesindeki Malik evinin sakinlerinin geleceğe ve birbirlerine dair farklı beklentileri giderek bir dağılmaya evrilirken, gerçek ile kurgu arasındaki sınırlar belirsizleşiyor.
“… bizler, sadece huzurlu bir şekilde buralarda yaşamaktan öte hiçbir şey istemeyiz. Her düzen değişikliği o düzenin içindekileri sarsar. Huzurunu bozar. Burası hatıralarımızdır. Burası çocukluktan beri kokladığımız havadır, içtiğimiz sudur. Burası güvendiğimiz evimizdir. Bir gün burayı terk etmem gerekirse bu olsa olsa aşk için olabilir. Vazgeçilmez bir aşk!”
İmparator Klişe
Fihrist Kitap
Eylül 2023
88 s.
İmparator Klişe, tiyatro ile edebiyatın kesişiminde kendine bir yer bulan dört adet değerli oyunu bünyesinde barındırıyor: “Viva la Vida Frida”, “İçeride Polis Var!”, “Kazı Kazan Hakkı” ve “Madam”.
Tiyatro dünyasında yazar ve yönetmen olarak yıllar içerisinde kendine seçkin bir yer edinen Erdal Ozan Metin, sanata “Merhaba!” dediği eserlerin de bulunduğu bu kitap ile tiyatroseverlerin damağında ayrı bir tat, dimağında ayrı bir yer oluşturacak.
Tek kişilik oyunlar ile kimlik bulmuş bu değerli çalışmayı bir öykü kitabı olarak da düşünebilir, öznel dünyaların içinde gezinirken metnin edebi lezzetine kendimizi bırakabiliriz. Erdal Ozan Metin, bu oyunlarda inşa ettiği karakterler eşliğinde estetik bir dil işçiliği sergiliyor ve okura sahnenin deneyimini birden çok boyutta sunuyor.
Örme Biçimleri:
Bir Ters Bir Düz Fragmanlar
Metis Yayınları
Eylül 2023
192 s.
Yazarken bir kapıdan girer, çoğu zaman aynı kapıdan çıkar gideriz. Bir doğruyla başlar, aynı doğruyla bitiririz. Başlangıçla son arasındaki o ara bölge, yazının yol boyunca geçirdiği değişim, duraksama ya da bocalama anları, Bilge Karasu’nun “ikircikle, olasılıkların, olanakların gözden geçirilmesi, tartılması, seçilmesiyle, verilen kararın bir daha, bir daha düşünülmesiyle doldurduğum süre” dediği şey çoğu yazıda görünmez. Ben bu kitapta o ara bölge de yazıda görünsün, düşüncenin karşıt seslerle karşılaştığında, yan yollara saptığında ya da odak noktasını değiştirdiğinde geçirdiği değişim, rotadaki o sapma ya da dönüşüm anları da yazının parçası olsun istedim. Benjamin’in meydanlar için söylediği şeyi (“Bir meydanın farkına varabilmek için insanın oraya dört ayrı yönden yaklaşması, hatta orayı dört ayrı yönde terk etmesi gerekir”) yazıda da yapabilmek için bir yazara, cümleye ya da probleme birkaç kapıdan birden girmeyi denedim. Edebiyat yazılarında çoğu zaman çoktan varılmış doğruları bir kez de edebiyata söyletir, yazı daha başlamadan önce oluşmuş bir sözü yapıta tekrarlatır, edebiyatı politikanın kolaylaştırıcısına, kuramın kenar süsüne dönüştürüp köşemize çekiliriz. Bu yazılar farklı bir yol izliyor: Yazarların, yapıtların ya da cümlelerin hazır doğrulara, sabit söylemlere, som kategorilere kolayca eklenen yanlarına değil, zorluk çıkartan yanlarına, önümüze getirip bıraktıkları problemlere odaklanıyor. Çoktan verilmiş cevaplardan çok, o cevapların içinde kıpırdamaya devam eden sorulara dikkat kesiliyor.
Yazarlar (ve yazma biçimleri) üzerine üçlü fragmanlar, birbirini tamamlamasını umduğum triptik panolar var bu kitapta. Bazıları öncekinin eksiğine yerleşiyor, bazıları yeni bir kapıyı yokluyor, bazıları yön değiştiriyor. Sayıyı üçle sınırladım, ama Virginia Woolf yazılarına dördüncüsü eklenince, onu sona aldım. Kitapta üçlü fragmanlara girmeyen bir de bağlaç yazı (“Gülme Biçimleri”) var.
Her deneme, denemeyi yeniden tanımlar. Ben bu kitapta seçimimi uygun adım menzile ilerleyen tertipli bir yazıdan yana değil, bir kurmaca ilkesinin (“Hiçbir şey sadece tek bir şey değildir”) yankılandığı çoğul girişli bir denemeden yana kullandım. Sonunda bir doğruluk ânı var. Ama yolun üzerinde engebeler, sapa noktalar, çıkmaz sokaklar da var. Bu yüzden bu fragmanların düz bir çizgi boyunca ilerleyen rotasından değil, soruyla cevap arasındaki mesafeyi uzatmak pahasına, kavşaklarda mola vererek, kavisler çizerek, çatallanarak ilerleyen yolundan söz etmem daha doğru olur.
Derleyenler: Yasemin G. İnceoğlu, Savaş Çoban
Ayrıntı Yayınları
Eylül 2023
416 s.
Dünyada ve ülkemizde otoriterleşme konusu uzun zamandır tartışılmaktadır. Otoriterleşen popülist liderler medyayı etkili biçimde kullanırlar, halk adına konuşurlar ve onlar için en iyisini yaptıklarını iddia ederler. Faşizm ve popülizmin ayrıştığı nokta seçimlerdir. “Faşistlerin aksine popülistler ekseriyetle demokrasi oyununun parçasıdır, bir seçim kaybedip günün birinde iktidardan çekilirler” (Finchelstein. 2021). Faşizm ve popülizmin en çok kesiştiği nokta muhalefete alan bırakmamalarıdır. Medyanın özgür olmadığı ülkelerde toplumun bilgi almak için özel olarak çabalaması gerekir ki bu eğitim seviyeleri, okuldaki ve ailedeki ideolojik şekillenme düşünüldüğünde pek de olası bir durum değildir. Bu anlamda muhaliflerin hem alternatif mecraları kullanmaları hem de karşı-propaganda yapmaları gerekmektedir. Bunları yapmaya çalışanlar da ülkelerin yapılarına göre çeşitli şekillerde devletin adli ve zor güçleri tarafından susturulmaya çalışılır… İnceoğlu ve Çoban’ın elinizde tuttuğunuz bu kapsamlı derleme eserinde, son zamanlarda gündemimizde epeyce yer eden “popülizmin” çeşitli alanlardaki etkileri ve hayatımıza yansımaları ele alınmaktadır.
Sadakat Güzergâhı
Vulgus Yayınları
Temmuz 2023
148 s.
Sadakat Güzergâhı, yakın dönem siyasal ve kültürel hayatına ilişkin kitaplarıyla bilinen akademisyen Ahmet Çiğdem’in yeni kitabı.
Ahmet Çiğdem bu kitabında, 1970’lerin ortalarından başlayarak kendisini merkeze alan bir “yetişme hikâyesi” aracılığıyla modern Türk düşüncesinin ve edebiyatının bazı tanıdık simâlarına ilişkin hatıra, gözlem ve fikirlerini paylaşıyor.
Peyami Safa, Cemil Meriç, Murat Belge, Şerif Mardin, İsmet Özel, Sabri F. Ülgener, Saadettin Elibol, Ali Bulaç, Fazlur Rahman, Cahit Zarifoğlu, Sezai Karakoç ve Erol Güngör gibi yazarlarla metinler aracılığıyla kurulan ve sürdürülen bir ilişkinin sonuçlarının olabildiğince açık ve nesnel bir biçimde sunulduğu kitap, bir konum ve durum belirlemeyi amaçlamaktan çok, bu isimleri, yazarın hayatına ve düşüncelerine yaptığı katkılar bağlamında değerlendirmeyi deniyor.
Sadakat Güzergâhı bireysel bir tecrübenin, sosyolojik ve düşünsel boyutlarına ilişkin özenli, içten ve cesur bir boyuta sahip olması niteliğiyle sanırız, tartışılan ve tartışılmayı hakeden bir kitap olacaktır.
Tehlikeli Fikirler: Antikçağdan Sahte Habere Batı'da Sansürün Tarihi
çev. Duygu Akın
Minotor Kitap
Eylül 2023
432 s.
İlk Çin imparatorunun kitaplara açtığı savaştan Vatikan’ın pornografi “yasağına”, Charlie Hebdo saldırısından sosyal medyaya uygulanan baskılara dek, çatlak sesleri bastırma çabası insanlık tarihi kadar eski. Eric Berkowitz sansürün Batı’da geçirdiği serencamı sınıf, ırk ve toplumsal cinsiyet merceğinden incelediği Tehlikeli Fikirler’de insanlığın kendi kendini neden ve nasıl susturduğunu, tarihi silmenin tehlikelerini (ve beyhudeliğini), sansürün çağdaş toplumu nasıl şekillendirdiğini ve günümüzde hangi biçimlerde zuhur ettiğini ortaya çıkarıyor.
Sansürün devlet aygıtıyla, fikirlerle ve kültürle ilişkisini çarpıcı örneklerle aktaran Berkowitz, “sahte haber” ve “nefret söylemi” gibi kanıksanmış tabirlere derinlik kazandırıyor, konuşma ile susturmanın iki bin yıllık çekişmeli tarihini gözler önüne seriyor.
Yazmak Üzerine
çev. Avi Pardo
Siren Yayınları
Yazar kendi sesini nasıl bulur?
Modern edebiyatın en tartışmalı isimlerinden Henry Miller, eserlerinden bölümler, notlarından derlemeler ve mektuplarından kesitlerle oluşan Yazmak Üzerine’de bu defa kendi yazı macerasıyla karşımızda. Henry Miller, yazı işlerini yaşama uğraşıyla eş görüyor ve en yüce makamı saydığı yazı masasının başından bildiriyor. Miller, çivisi çıkmış bu dünyada yazarlığın inceliklerine kafa yoruyor; savaştığı yasaklardan kopardığı tartışmalara, yaratma kaygısından yaşam sancısına varan yolda okura rehberlik ediyor.
Yazmak Üzerine kıymetli, zihin açıcı ve aydınlatıcı bir metin – ateşten korkmayanlar için.
Önceki Yazı
Dag Solstad’nın Türkçeye yolculuğu
“Dag Solstad görünürde sıradan insanların vasat, rutin, albenisi ve heyecanı olmayan hayatlarını anlatırsa da, bu önemsizin altında fırtınalar, öfke patlamaları, kıskançlıklar, hazlar, pişmanlıklar, vicdan azabı gibi derin duygular gizlidir. Onun kitaplarında ilgimizi çeken şey, yalnızca yazılı olanlar değil, satır aralarında varlığını fark ettiklerimizdir.”
Sonraki Yazı
Tanpınar ve Fransız faşistleri (I)
“Tanpınar incelemelerinde 'manidar' mı değil mi olduğunu tam kestiremediğim ihmal, Ahmet Hamdi için 'o kadar' önemli olan 'Maurice Barrès', 'Charles Maurras', 'Léon Daudet' ve 'Action Française' sözcükleridir. Başka bir deyişle 1895-1945 arası Fransız (proto)faşizmi. Kimse kaydetmemiş, önemli bulmamış görünüyor.”