Süper Hazineler Kitabı

Süper Hazineler Kitabı

SUSANNA ISERN

Günışığı Kitaplığı
Ocak 2026
40 sayfa

büyük boy, renkli resimli
Resimleyen: Rocio Bonilla, çeviren: Saliha Nilüfer

29 Ocak 2026

"Sara’nın süper hazinesi, arkadaşları. Çünkü arkadaşlar, eğlenceli bir kamp için gerekli olan her şeydir. Niko’nun süper hazinesi, hep daha çok gezmek. Çünkü onun tek dileği büyüyünce dünyayı gezmek, yeni insanlarla tanışmak, farklı şehirler, başka coğrafyalar görmek ve değişik kültürleri tanımak. Böylece şahane deneyimlerle dolup taşan bir bavulu olacak. Alvaro’nun süper hazinesi, sevgi. Çünkü onun ilkesi: “Bugünün öpücüğünü, kucaklaşmasını, gülümsemesini ya da teselli sözcüklerini yarına bırakma!” Maiko’nun süper hazinesi, kitaplar."

GİZEM ARMAN

Günışığı Kitaplığı 30. yılını #hepimizinhikayesi etiketiyle karşılarken Ocak 2026’da kitapları pek çok dile çevrilen Susanna Isern’in, Rocino Bonilla tarafından resimlenen Süper Hazineler Kitabı’nı Türkçeye kazandırdı.

Kompleks bir yoksulluk ve yoksunluklar ağı içinde savrulduğumuz şu günlerde, süper hazinelerimizi hatırlamak belki de çocuklardan çok biz yetişkinlere iyi gelecek. Yoksulluk yalnızca maddi değil; çünkü bugün neşenin, umudun, huzurun, zamanın, dikkatin, anlamın hızla eksildiği bir iklimde yaşıyoruz. Bu kitap, tam da bu eksilmenin ortasında, durduğumuz yeri yeniden düşünmeye çağırıyor. On sekiz çocuğun kısa öyküsü ile bizi güçlendiren hazinelerimizi bulma yolculuğuna çıkarıyor.

Sara’nın süper hazinesi, arkadaşları. Çünkü arkadaşlar, eğlenceli bir kamp için gerekli olan her şeydir. Niko’nun süper hazinesi, hep daha çok gezmek. Çünkü onun tek dileği büyüyünce dünyayı gezmek, yeni insanlarla tanışmak, farklı şehirler, başka coğrafyalar görmek ve değişik kültürleri tanımak. Böylece şahane deneyimlerle dolup taşan bir bavulu olacak. Alvaro’nun süper hazinesi, sevgi. Çünkü onun ilkesi: “Bugünün öpücüğünü, kucaklaşmasını, gülümsemesini ya da teselli sözcüklerini yarına bırakma!” Maiko’nun süper hazinesi, kitaplar. Çünkü Maiko hikâyeyi okudukça anlatılanlar yüreğine işliyor; teninde rüzgârı, soğuğu, serin suları hissediyor. Martina’nın süper hazinesi, bilgi. Çünkü öğrendiği bilgiler sayesinde insanlara faydalı olmak onu mutlu ediyor. Anna’nın süper hazinesi, gizli köşesi. Çünkü burası hayal gücünü serbest bırakıp hikâyeler yazabileceği, resim çizip hayaller kurabileceği büyülü bir yer: burada kendini huzurlu ve korunaklı hissediyor. Lara’nın süper hazinesi, kendisi. Çünkü o eğlenceli, zeki, iyi kalpli…

Her biri yetişkinliğin kaygılarla bulanıklaşmış dünyasında ihmal ettiğimiz, ertelediğimiz ya da değersizleştirdiğimiz ihtiyaçlarımızı temsil ediyor. Kitap, sahip olduğumuz değerli anları hatırlatarak derin bir nefes alma olanağı yaratıyor, deyim yerindeyse hayatı yaşamaya yer açıyor.

Gün içinde maruz kaldığımız sorunlar, insan ruhunu fark edilmeden aşındırıyor. Uyanmak, yataktan kalkmak, güne başlamak bile bazen ağır bir yük haline geliyor. Gün geçtikçe sanki enerjimiz tükeniyor, yüzlerdeki gülümseme silikleşiyor, içimizi ısıtan ve bizi hayata bağlayan güzel sözlere sıra gelmiyor. Oysa hepimizin güzel şeyler hayal etmeye, umutlu düşünmeye, kendimizi iyi hissetmeye ihtiyacımız var. Böylece hayattan zevk alır; daha verimli, canlı, sağlıklı, barışçıl bir hayat yaşayabiliriz.

Bu noktada Süper Hazineler Kitabı, çocuk edebiyatının onarıcı gücünü hatırlatıyor. Okura başarıyı, rekabeti ya da “en iyisi olmayı” değil; ilişki kurmayı, kendini tanımayı, küçük ama anlamlı şeyleri görmenin hayati önemini hatırlatıyor.

Bugün çocuklarla bakım verenler arasındaki ilişkiye yakından baktığımızda, memnuniyetin hâlâ büyük ölçüde maddi olanaklar üzerinden tarif edildiğini görmek mümkün. Oysa özellikle on yaş ve altındaki çocuklara “Seni en mutlu eden an neydi?” diye sorulduğunda, verilen cevaplar çoğu zaman maddi değil; görülmeye, duyulmaya, güvenli bağlara dayanan ilişkilerle ilgili anlara işaret eder.

Bu soruyu öğrencilerime her yıl sorarım. Eğer bir çocuk mutluluğunu yalnızca nesnelerle ya da sahip olduklarıyla tanımlıyorsa bu durum başlı başına uyarıdır. Böyle bir boşluk, çocuğun davranışlarında, dili kullanış biçiminde, ruh halinde kendini zaten ele verir.

Süper Hazineler Kitabı, tam da bu noktada yetişkinlere, çocuğun aslında neye ihtiyacı olduğunu hatırlatır. Çocuklar mutluluğu sahip oldukları şeylerle değil; kurulan iletişimin, ilişkinin niteliğiyle, hissedilen sevgiyle, yargılanmadan, kalıba sokulmadan kendileri olabildikleri anlarla tanımlar.

Bu nedenle Sara’nın, Niko’nun, Alvaro’nun, Maiko’nun, Martina’nın, Anna’nın, Lara’nın… hikâyesi, hepimizin hikâyesidir. En sahici hikâyeleri çocuklar yazar; yetişkinler ise unuttukları hazineleri onların satır aralarında yeniden bulur.

Süper Hazineler Kitabı, hepimize iyi gelecek sıcacık bir kitap. Her çocuğun farklı bir hazineyi temsil ettiği bu resimli öykü, okuruna durup düşünme alanı açıyor. Hayatımızdaki en değerli şeyleri bulmamızı, unuttuysak yeniden hatırlamamızı fısıldıyor; duygularımıza, onlardan bağımsız olmayan ilişkilerimize, bütün bunların deneyimiyle insanlaşan kendimize yeniden bakmamızı istiyor.