"Çizginin cazibesini mutfağın zengin diliyle buluşturmayı seven bu kitapların hepsinin ortak noktası ise lezzet üstünden hafıza ve kültürün izini sürmeleri. Proust’un çaya batırılmış madleni nasıl çocukluğun ve geçmişin kapılarını aralıyorsa, şarap da çoğu zaman yalnızca bir içkiden fazlası; bir coğrafyanın, bir iklimin, bir geleneğin ve onu üreten insanların hikâyesini taşıyor. Şarap 101 ve Şarap 102’nin maharetli yanı da bu."
Bisiklet sürmekle Burgonya şaraplarını anlamak arasında bir ilişki olabileceğini daha önce hiç düşündünüz mü? Ya da bir ayakkabının bazen bir tirbüşon yerine geçebileceğini biliyor muydunuz? Peki bundan 50 yıl önce Paris'te gerçekleştirilen bir yarışmada Kaliforniya şaraplarının hem kırmızı hem beyazda Fransızları geçtiğini?
Calvino Jaguar Güneşin Altında kitabında yemek pişirmekten bahsederken onu şöyle tanımlar: “karmaşık ve son derece hassas bir bilgiyi kuşaktan kuşağa aktarmak”. Atalara, aile geçmişine ve kültürel mirasa bağlı bir anlatıdır bu. Şarap da esasında böyledir. Uzun yıllar boyunca kapalı ve elitist görülen şarap dünyası, son yıllarda yaygınlaşan bağbozumu festivalleri, tadım etkinlikleri ve yemek-şarap eşleştirmeleri sayesinde görece daha popüler hale gelmiş olsa da ne kadar anlaşıldığı hâlâ tartışmaya açık.
Ancak şarap dünyasını daha erişilebilir kılmayı kafaya koymuş ikili François Bachelot ve Vincent Burgeon bu makûs kaderi tersine çevirecek gibi. Yeni başlayanlara olduğu kadar bilgilerini pekiştirmek isteyenlere de seslenen Şarap 101 ve Şarap 102 grafik romanlarıyla, şarap dünyasına dair tadı damakta kalan bir anlatı sunuyor. Üstelik bunu, çizginin anlatım gücünü arkasına alarak eğlenceli ve akılda kalıcı bir şekilde yapıyor. Coğrafya, jeoloji, iklim, sosyoloji, tarih, fizik ve kimya gibi birçok disiplinle kesişen bu alanı anlaşılır ve keyifli bir anlatıya dönüştürüyor.
Sen ne içiyorsun?
Her şey Bakanale ajansı ekibine yeni katılan Sanat Yönetmeni Lucien bir soruyla başlıyor: “Sen ne içiyorsun?” Söz konusu şaraplar, biralar ve alkollü içkiler konusunda uzman bir ajans olunca “Kırmızı şarap” yanıtı yeterli olur mu, elbette hayır. Üzüm bağları hakkında uzman Satış Müdürü Jean ve şarap kurdu Metin Yazarı-Editör Charlotte’un kanatları altındaki Lucien şimdilik bir şey bilmiyor olsa da neyse ki emin ellerde. Pek tabii Lucien ile benzer durumdaki okur da…
Geçtiğimiz sene Türkçede okurla buluşan serinin ilk kitabı Şarap 101, 2023 senesinde Gourmand En İyi Yemek Kitabı Ödülüne layık görülmüştü. Şarap 102 ise geçen ay raflardaki yerini aldı. Bachelot’nun yazıp Burgeon’un resimlediği kitapların ilki adından da tahmin edileceği üzere şarap dünyasına bir giriş kitabı. Şampanyadaki kabarcıkların sebebi ne? Şarabın ne kadar yıllanabileceği neye bağlıdır? Şarap şişesinin etiketi nasıl okunur? İyi şarap veren üzümler nelerdir ve nasıl topraklarda yetişirler? Bunlara benzer soruların hepsi şarap meraklıları için temel ama iştah açıcı bir başlangıç noktası sunmuştu. Lucien’in öğrenme yolculuğu ona eşlik eden okuyucu için de bilgiyi karmaşıklaştırmadan, şarabı daha anlaşılır ve yaklaşılabilir hale getiriyordu.
İkinci kitapla birlikte çıta biraz daha yükseliyor. Çiçeği burnunda sanat yönetmeni Lucien’in şarapta uzmanlaşma yolculuğunda karşısına çıkan sorular artık daha sofistike. Örneğin, şarabın kusurları nasıl anlaşılır? Ya da volkanik toprakların şarabın lezzetine etkisi nedir? İş bununla da bitmiyor, artık macera Fransa sınırları dışına çıkarak dünyaya yayılıyor. 101’de edindiğimiz temel bilgiler sayesinde aşina olduğumuz kavramlar 102’de hem anlamayı hem de akıl yürütmeyi kolay hale getiriyor. Bir yandan da şarabın iklim, topoğrafya, toprak ve üzüm çeşidiyle ilişkisini daha iyi anlarken buna eklenen bir katmanı daha fark ettiriyor, insan faktörü yani bağcılar.
Kör tadımın izinde
102’nin bir diğer eğlenceli tarafı, bu kez okurunu da sürece dahil etmesi. 101’de tadımın üç aşaması göz, koku ve damağı keşfederken şarapların aroma gruplarını da öğrenmiştik. Şimdi Lucien’e kör tadımda rehberlik eden arkadaşları sayesinde beyaz ve kırmızı şarabın yetiştiği bölgenin ve iklimin aslında bunda nasıl belirleyici rol oynadığını daha iyi anlıyoruz. Peynir-şarap eşleşmelerinde ilk kural basit; peynirle en iyi beyaz şarap gider, çünkü kırmızı şaraptaki tanenler ağzı kurutup biraz da acılık verdiğinden peynirin tadını almayı güçleştirebilir.
Peynirde olduğu gibi yemeğin yanında da hangi seçimin en iyisi olacağını bilmek önemli. Hafiften ağıra doğru giden bir yemek masasında akşama kırmızı şarap ile başlamak yine tatları almayı güçleştirir ancak soslu bir kırmızı et de en iyi Burgonya şarabının yanında kendini gösterir.
Yemek ve şarap o kadar iç içe ki aslında akşam ne pişirsem diye düşünüyorsanız ve dolabınızda da bir kalecik karasından yapılma kırmızı şarap varsa yanıt İzmir köfte olabilir mesela. Evet, İzmir köfte; çünkü Şarap 102’nin Türkçe edisyonuna özel hazırlanan Türkiye Bağ Rotası kitabın bir diğer sürprizi! Bu sayede Ege Mutfağı ve yerli peynirlerimiz ile şarap eşleşmeleri de kitaba eklenmiş. Yani masanızda bir Kars gravyeriniz varsa yanına gövdeli bir Narince iyi gider.
Şarap denince iş bununla da kalmıyor, şişelerin yörelerine göre farklılıklarından şişedeki şarap seviyesine göre şarabın yaşını tahmin etmeye, ideal şarap servisi sıcaklığından şarabın kusurlarına ve muhtemel nedenlerine keşfedecek çok şey var. Hikâye arasında ortaya çıkan, Lucien’in tüm bunları öğrenme aşamasında defterine aldığı not ve çizimler de bonus birer küçük rehber görevi görüyor.
Mutfak, hafıza ve hikâyeler
Sona gelmişken değinmek gereken bir şey var. Desen Yayınları’nın gastro-edebiyat diye de sınıflayabileceğimiz diğer kitapları: Profesyonel şef Lucy Knisley’nin çocukluğundan endüstriyel mutfağa uzanan kitabı Yemeksever, yalnızca bir yemek kitabı değil aynı zamanda aile bağları, kültürel kimlik ve büyümeye dair mizahi ve içten bir anlatı. Fanny Briant, Emmanuelle Delacomptee ve Christian Regouby’nin işbirliğinden doğan Büyük Şefler ise sekiz büyük şef ve Fransa’nın beş büyük bölgesi üzerinden bir yemek kültürü kitabı. Mutfak sanatlarını edebiyat ve felsefe ile harmanlayan Benoit Peeters ve Aurélia Aurita imzalı Bir Şef Gibi ise dünyanın en ünlü restoranlarından mutfak akımlarına leziz bir anlatı.

Çizginin cazibesini mutfağın zengin diliyle buluşturmayı seven bu kitapların hepsinin ortak noktası ise lezzet üstünden hafıza ve kültürün izini sürmeleri. Proust’un çaya batırılmış madleni nasıl çocukluğun ve geçmişin kapılarını aralıyorsa, şarap da çoğu zaman yalnızca bir içkiden fazlası; bir coğrafyanın, bir iklimin, bir geleneğin ve onu üreten insanların hikâyesini taşıyor. Şarap 101 ve Şarap 102’nin maharetli yanı da bu. Okuruna yalnızca şarabı öğretmekle kalmıyor, onun ardındaki kültürü, hafızayı ve insan emeğini de görünür kılıyor.