Emma Carlisle bir illüstratör, bir sanatçı. İlk resimli çocuk kitabı bol ödüllü Lion Practice. Ardından yine aynı yayınevinden çıkan Bears at the Beach geliyor. Ancak sanatçı kısa sürede yapmak istediğinin aslında bu tarz çalışmalar olmadığını anlayıp halen yaşadığı İngiltere’nin Devon şehrine dönüyor. Bu bir anlamda içe dönüş oluyor ve yaşadığı Devon kırsalını gözlemlemenin ve resmetmenin kendisine iyi geldiğini, sanatsal yaratıcılığını geliştirdiğini fark ediyor. Süreç onlarca eskiz defteri, onlarca resim ve edindiği pratiği verdiği derslerle paylaşmayı getiriyor. Haliyle eğitimini aldığı ve ilk profesyonel adımlarını attığı alan olan yeni resimli çocuk kitabı Ne Görürsün Bir Ağaca Bakınca? da bu üretim durumunun bir yansıması olarak doğadaki gözlemlerinin izlerini taşıyan bir iş oluyor.
Domingo Yayınevi tarafından Şiirsel Taş’ın çevirisiyle yayınlanan Ne Görürsün Bir Ağaca Bakınca? heyecan verici bir kitap. Heyecan verici olması bunun daha önce yapılmamış olmasından değil, yapılma biçeminden; okuyucusunu çeşit çeşit bütün o güzel ağaçlarla sarmalayarak doğru soruları sorup düşündürebilmesinden. Lafı dolandırmadan, sorarak, söyleyerek o küçük ama çok önemli bilgileri pat pat pat söyleyivermesinden. Edebiyat yapmıyor yani, ama korkmayın, öyle didaktik de değil. Kendi gözlemlerinde kendine sorduğu soruları not ederek ya da çiziktirerek vardığı yeri aktarıyor bize. Çoğumuz için sıradan ya da bildik değil bu notlar. Çünkü çoğumuz parkta gezinirken öylesine bakarız ağaçlara, çalılara, kuşlara… O an esintinin ya da belki deniz kokusunun, kuş cıvıltılarının arasında kendimizi rahatlamış ve belki biraz da mutlu hissederiz, ancak bütün bunları görsek, o an orada olsak da kafamızı didikleyen gündelik yaşamımızın ağırlığı ve kentli pratiğimizle ne görür ne duyarız tüm o canlı varlığı. Sadece yeşil ve mavi, öğretilmiş bir şekilde mutlu ve belki biraz daha sakin hissettirir kısa bir an, o kadar. Hop, geride bırakıp o etkiyi yaşamımıza karışırız. Üstelik bunu her gün yapıyor olsak bile böyledir bu. Yine o ağacın, o çalının, o çiçeğin de kendine göre dertleri, kendine göre mutlulukları olan canlılar olduğunu fark etmeden evimize, işimize yollanırız.

Aslında hiçbirimiz parktaki, bahçedeki, sahildeki ya da ormandaki diğer canlıları görmek için gitmeyiz oraya, kendimize iyi geldiğini düşündüğümüz için gideriz. Bize iyi gelen şey nedir peki? Ne görürüz bir ağaca bakınca gerçekten? İşte Emma Carlisle kendine aldığı o notları bizimle paylaşırken tam da buna kafa yormamızı sağlıyor. Çocuklara söylüyorum diyor ama çocukla birlikte o kitabın sayfalarını çeviren anne babalara da söylüyor. (Bir okul öncesi kitabın büyüklere de fısıldamanın en etkili yolu olduğunu çizerler/yazarlar gayet iyi biliyorlar neyse ki.) Okuyucusunu doğayla bağlantı kurmaya davet ediyor. Çocuklar şehrin içindeki doğayı görmek, onu anlamaya çalışmak, bu bağlantıyı kurmak konusunda biliyoruz ki çok hevesliler. Hep zamanla yarışan, hep aceleci ve öncelikleri farklı biz büyükler bu hevesi pek sevimli bulsak da, sorular uzayınca kestirip atan taraf olduğumuzdan asıl davet bize olmalı aslında.
Bazen o çok basit görünen ama aslında çok hayati olan bilgiyi bir türlü bilemeyiz ama öğrendiğimizde de herkese anlatmak isteriz ya, işte Emma Carlisle de ağaçlar hakkında bildiklerini kendi yöntemiyle hevesle anlatıyor kitabında. Uzun uzun değil ama ağaçlarla kuracağınız dostluğun ömür boyu süreceğini anlatabilecek kadar da yeterli ve derin. Resimler kelimelerden daha güçlü çoğu zaman – doğal olarak. Ağaçların endamı kitabın boyutunu aşıp gerçekliğe bürünüyor neredeyse.
Ne görürsün bir ağaca bakınca?
Yapraklar, budaklar ve dallar mı? sorularından,
Ne görürsün bir ağaca bakınca?
Nefes alıp veren, devinen ve dans eden bir canlı mı?
soru/cevabına farkına bile varmadan geçiriyor okuyucusunu Emma Carlisle biçemiyle.
Her okumada biraz daha yakınlaştırıyor sizi ağaçlara ve doğaya ve ardından yeni sorulara… Bir ağacın da bir birey olduğunu tatlı tatlı anlamamızı sağlıyor nihayetinde. Çocuğun büyürken bir ağacın bir birey olduğunu bilerek büyümesi ne şahane bir fikir, düşünsenize. Öte yandan hiçbirimiz için geç değil bu bilgiyi yaşamımıza almak için!