Onca acımasızlığa rağmen, Genet’nin dehası

Hizmetçiler

JEAN GENET

Ayrıntı Yayınları
Şubat 2023
80 sayfa

çev. Ayberk Eray

23 Mart 2023

Jean Genet’nin ilk kez 1947 yılında yayımlanan ve birçok farklı yönetmen tarafından sahnelenen oyunu Hizmetçiler, içerisinde birçok farklı mesele barındıran; zengin-fakir, yöneten-yönetilen, suçlu-masum, gerçek-kurgu ilişkisine/denklemine dair türlü alternatif düşünce geliştiren; Solange-Claire-Hanımefendi üçgeni üzerinden ortaya sınıf, kimlik ve toplumsal rollere dair sıradışı bir düşünce dünyası çıkaran, oldukça özel bir eser...

ABDULLAH EZİK

Yazar, şair ve romancı Jean Genet’nin 1933 yılında Fransa’da yaşanan Papin Kardeşler hadisesinden yola çıkarak kaleme aldığı Hizmetçiler (Les bonnes) ilk kez 1947 yılında yayımlanır. Kendi içerisinde sınıf mücadelesi, hak arayışı, sistem eleştirisi gibi birçok meseleyi gündeme getiren bu oyun, aynı zamanda Genet’nin dehasını açıkça ortaya koymasıyla tiyatro tarihinde de özel bir yere sahiptir.

Birbirine derinden bağlı, sıradışı iki kardeş: Christine ile Lea

Genet’nin Hizmetçiler’i ana hatlarıyla 2 Şubat 1933’te Fransa’nın Le Mans şehrinde gerçekleşen ve döneminde oldukça büyük bir yankı uyandıran Papin Kardeşler hadisesinin izini sürer. Anneleri tarafından Madame Danzard ve kızı Isabelle’in evine hizmetçi olarak yollanan Christine ve Lea birbirlerine oldukça bağlı iki kardeştir. Madame Danzard’ın evinde çok az bir para karşılığında, üstelik ailenin türlü hakaret ve tehditlerine rağmen çalışmayı sürdüren ikiz kardeş, nihayetinde bir gün daha fazla dayanamaz ve anne kızı oldukça vahşi bir şekilde katleder. Uzun bir yargı sürecinin ardından önce hapishaneye, ardından akıl hastanesine kapatılan kardeşler türlü badireler atlatırlar ve yaşantılarıyla Fransız kamuoyunda birçok tartışmaya neden olurlar. Madame Danzard’ın evinde yaşananlar, uğradıkları zorbalık, maruz kaldıkları baskı ve psikolojik buhran, dönemin gazetelerinde birçok önemli entelektüel ve yazar tarafından gündeme getirilir. Jean Genet de olayın üzerinden oldukça uzun bir süre geçmesine karşılık bu olayı merkezine alarak Hizmetçiler üzerinden bütün bu hadiselere dair farklı bir bakış geliştirmeye çalışır.

Papin kardeşler

Jean Genet, hayatı ile eserleri arasında oldukça yakın bir ilişki bulunan, dolayısıyla kişisel yaşantısını, tecrübe ve görüşlerini metinlerine de taşıyan, oldukça özel ve ayrıksı bir yazar. Bu noktada aileden yoksun oluşu, yetimhanelerde geçen çocukluk yılları, türlü nedenlerle uzun süre bulunduğu ıslahhane ve hapishaneler, on sekiz yaşında katıldığı Mettray sömürge kampı, işlediği türlü suç ve buna karşılık ödediği bedeller onun karakterini olduğu kadar yazınını da belirleyen ana öğelerden olur. Nihayetinde yazı serüveni yine hapishane yıllarına rastlayan Genet birçok farklı türde metin kaleme alırken ünü zamanla hapsolduğu dört duvarın ötesine taşar ve zamanla Jean-Paul Sartre, Jean Cocteau ve Andre Gide gibi isimlerle arkadaşlık geliştirir. Söz konusu tüm bu isimler tarafından bir deha olarak görünen Genet, 1986 yılında hayata gözlerini yumduğunda arkasında nice şiir, roman, hikâye ve tiyatro metni bırakır. Öyle ki, bugün hâlâ birçok eleştirmen, araştırmacı ve entelektüel tarafından tartışılan, üzerine farklı tezler geliştirilen bu eserler, Genet’nin ne denli yaşayan bir edebiyat vücuda getirdiğini de açıkça ortaya koyar.

Genet edebiyatının kusursuz bir örneği: Hizmetçiler

Jean-Paul Sartre’ın Genet edebiyatının en kusursuz örneklerinden biri olarak işaret ettiği Hizmetçiler, Solange ve Claire’in serüvenini, büründükleri rolleri, çeşitli canlandırmaları ve tartışmaya açtığı kimi meseleleri merkezine alır. Oldukça uzun bir süredir Hanımefendi’nin emrinde çalışan Solange ve Claire, bunca süre boyunca ona kusursuz hizmet ederken kendi varlıklarını da ona adarlar. Ancak bir süre sonra işler, Hanımefendi ve onun ailesine dair aldıkları bir karar ile tamamen değişir ve her şey ters yüz edilir. Başlangıçta sevilen nefret edilen olur, hayat veren bir süre sonra hayata kastedene dönüşür, bütün roller zamanla başka bir role evrilir.

Mahkeme sırasındaki Le Petit Journal.

Hizmetçiler’in merkezinde kökü oldukça derinlerde yatan bir sınıf mücadelesi vardır. Hanımefendi ile Solange ve Claire arasındaki ilişki bu durumu açıkça ortaya koyar. Kardeşler ne yaparlarsa yapsınlar, hiçbir zaman yeterli görünmezler. Onlar için hep bir eksiklik, hep bir muğlaklık ve yok sayılma söz konusudur. Hiçbir zaman gerçekten değerli bir varlığa evrilemezler. Bu, onları derinden etkileyen ve sarsan temel durumlardan birisine işaret eder. Her ne olursa olsun sınıfsal mücadele hiçbir zaman bitmez, form değiştirerek yoluna devam eder. Solange ve Claire bu durumu sık sık dile getirir. Onlar için bitip tükenmez bir hayal kırıklığıdır söz konusu olan. Öte taraftan bu durum, Genet’nin hemen hemen bütün bir yaşantısı boyunca üzerinde durduğu en temel meselelerden de birisine işaret eder. Babasının kim olduğunu hiçbir zaman öğrenemeyen, daha çocukken annesi tarafından terk edilen Genet hayatı boyunca birçok sıkıntıyla mücadele etmek zorunda kalır ve hep yoksullukla sınanır. Dolayısıyla sınıf mücadelesi ve belki de bir noktada sınıf kini, onun karakterini olduğu kadar yazınını da biçimlendirir. Öyle ki, Solange ve Claire’e bu perspektiften bakmak da mümkündür. Nihayetinde onlar aynı zamanda sınıf kurbanlarıdır da. Yaptıkları şey, yapmak zorunda oldukları şeydir. Hanımefendi onlar için bir semboldür ve bu sembol yerle bir edilmek zorundadır. Giriştikleri mücadele ve nihayetinde edimleri de bundan ibarettir.

Suç-iktidar-arzu üçgeninde bir deveran

Suç-iktidar-arzu üçgeni, Jean Genet’nin Hizmetçiler’de (Les bonnes) olduğu kadar diğer önemli tiyatro oyunları olan Balkon (Le balcon), Zenciler (Les negres) ve Paravanlar’da (Les paravaents) sıkça işlediği belirli temlere işaret eder. Metinlerinde ezilenleri, hayatta kalmak için türlü şekillerde mücadele etmek zorunda kalanları, umutsuzları ve umutsuzların umut arayışlarını konu edinen Genet, böylelikle toplumun göz ardı edilen kesimlerine ışık tutmaya çalışır. Öte taraftan Bir Aşk Şarkısı (Un Chant d’amour, 1950) gibi dönemi için oldukça çarpıcı ve aykırı kısa filmler de çeken Genet, o güne dek sahneye taşınması/sahnede gösterilmesi pek de alışık olmayan türlü hadiseyi izleyicilerle buluşturur. Bu kısa filminde bir eşcinsel aşk hikâyesine yer veren Genet ismi böylelikle başta Fransa olmak üzere Avrupa’da oldukça büyük bir yankı uyandırır.

Jean Genet

Genet, kaleme aldığı metinler kadar dönemi içerisinde geliştirdiği ikili ilişkileri, aşkları, maceraperest ruhu ve dostlarıyla da oldukça ilginç bir figürdür. Başta Andre Gide, Jean Cocteau ve Jean-Paul Sartre olmak üzere döneminin önde gelen birçok Fransız entelektüeliyle uzun yıllar süren dostluklar geliştiren Genet, kimi arkadaşlarıyla şiddetli biçimde tartışmaktan da geri durmaz. Sözgelimi Sartre ile dostluğunu 1952 yılında yayımladığı Aziz Genet: Komedyen ve Kurban (Saint Genet, comédien et martyr) adlı eseri yüzünden sonlandıran Genet, çevresindeki diğer figürlerle de sıkça tartışır. Bu yönüyle oldukça zor bir kişiliğe sahip olan Genet’nin hayatı gibi dostluk ilişkilerinde de inişli çıkışlı bir süreç söz konusudur. Bu durumun izleri belirli ölçüde Genet’nin başta tiyatro oyunları ve romanları olmak üzere birçok farklı türdeki eserinde de sürülebilir.

Genet bağlamında söz konusu edilen tüm bu iniş çıkışlar, suç-iktidar-arzu üçgeni, dostluk ve aşklar kendisini Hizmetçiler’de de gösterir. Solange ve Claire’in işledikleri cinayet, iktidara karşı girişilen bir direnmenin bir sonucudur. Sürekli kendilerini köşeye sıkıştıran iktidara, bu noktada Hanımefendi’ye karşı bir tepki vermek zorunda olan kardeşler çareyi cinayet işlemekte bulur ve bu uğurda çalışmaya başlar. Kendi aralarında sıkça bu cinayeti prova eden kardeşler hem bu cinayete yönelik birtakım gerekçeler üretmeye ve bunları izah etmeye hem de bu suçun kendilerindeki yankısına dair fikirler geliştirmeye çabalar. Nihayetinde zamanla yaptıkları kadar yap(a)madıkları da onların kaderini belirleyen ana unsurlardan birisi haline gelir. Hizmetçiler’in sonunda varılan noktada Solange ve Claire’in büründükleri kişilikler, akıllarından geçenler, edimleri ve edimsizlikleri onları baştan ayağa değiştirir.

Jean Genet’nin ilk kez 1947 yılında yayımlanan ve birçok farklı yönetmen tarafından sahnelenen oyunu Hizmetçiler, içerisinde birçok farklı mesele barındıran; zengin-fakir, yöneten-yönetilen, suçlu-masum, gerçek-kurgu ilişkisine/denklemine dair türlü alternatif düşünce geliştiren; Solange-Claire-Hanımefendi üçgeni üzerinden ortaya sınıf, kimlik ve toplumsal rollere dair sıradışı bir düşünce dünyası çıkaran, oldukça özel bir eserdir. Son olarak geçtiğimiz günlerde Ayberk Erkay tarafından Türkçeye çevrilen Hizmetçiler (2023, Ayrıntı Yayınları), Genet’nin dehasının açıkça göründüğü bir metin/oyun olarak değerlendirilebilir.