Eriyen dünyadan eriyen hayatlar

Erime

ELE FOUNTAIN

Timaş Yayınları
Eylül 2022
240 sayfa

çev. Şafak Arat

29 Eylül 2022

BURAK SOYER

 

"Ele Fountain, Erime için ‘Eriyen Buzullar Arasında İki Dünya’ üst başlığını atmış. Zira kitap, ‘aynı buzulun çocukları’ olmalarına rağmen farklı hayatlar yaşayan Yuti ve Bea’nin başından geçenleri paralel biçimde ilerleyen iki farklı hikâye şeklinde anlatırken, nihayetinde pek de hoş biçimde kesişmeyen yollarının vardığı noktada dünyayı hiç iyi şeylerin beklemediğinin haberini veriyor."

“Adamın kar arabası yavaşladı ve ardından durdu. Aracı tekrar çalıştırmaya çalıştı, ancak motor bozulmuştu. Arabayı burada bırakması gerekiyordu. Zor bir karardı. Ya tamir edeceklerdi ya da geri dönüş yolunda yanlarında götürmeleri gerekecekti. Kadın adama doğru bir işaret yaptı. Daha sonra birlikte araca bindiler. Kapüşonlarının etrafındaki kürk, kar taneleri rüzgâra karışıp kaybolmadan onları yakalıyordu. Kadın ve adam araçla hareket ettiler, ancak kar fırtınası gittikçe sertleşiyordu. Beş dakika sonra yönlerini kaybettikleri için tekrar durmak zorunda kalmışlardı. Hangi yöne gitmeleri gerektiğini gösteren güneş ışığı yoktu. Atalarının ve daha sonra da kendilerinin ezberlediği yapılar karın içinde kaybolmuştu. Kar aracının dışına çıkamazlardı. Rüzgâr ayakta duramayacakları kadar güçlüydü. Adam öne doğru eğilip kadına sarıldı. Kadının üst üste giydiği kıyafetler yüzünden adamın kolları kadına tam olarak sarılamamıştı. Karanlık çöküyordu. Burada kalamazlardı. Donarak ölürlerdi. İlerlemek zorundaydılar. Bu bölge onların bir parçasıydı. Bölgenin ritimleriyle nefes alırlardı, ancak bu ritimler tahmin edilemez bir hale gelmişti. Şu anda bir fırtına bile olmaması, rüzgârın bu şekilde, bu kuvvetle esmemesi gerekirdi. Hava değişiyordu ve yüzyıllık bilgileri bu hıza yetişemiyordu. İnsanları ve doğayı birbirine bağlayan bağlar incelmeye başlamıştı. Hayal edebileceklerinden daha da değerli bir şey parçalanıyordu.”

Bu satırlar edebiyat dünyasında birçok yazarın editörlüğünü yaparak onların elinden tutan, daha sonra da kendi girdiği bu dünyada yazdığı kitaplarla nam salan Ele Fountain’ın Şafak Arat çevirisi ve Genç Timaş etiketiyle yayımlanan Erime kitabının girişine ait. Aynı zamanda kitabın konusu hakkında da yeterli bilgi verdiğini söyleyebiliriz. Bu üç beş satır ‘yeterli’ sıfatının neresini dolduruyor gibi bir soru gelebilir, ancak Erime’nin esas meselesi kitapta kendine hemen hemen bu kadar yer bulsa da, kapladığı bu alan cürmünün binlerce misli yer yakıyor.


Ele Fountain

Ele Fountain, Erime için tam da yerinde ‘Eriyen Buzullar Arasında İki Dünya’ üst başlığını atmış. Çok da iyi yapmış. Zira kitap, ‘aynı buzulun çocukları’ olmalarına rağmen farklı hayatlar yaşayan Yuti ve Bea’nin başından geçenleri paralel biçimde ilerleyen iki farklı hikâye üzerinden anlatırken, nihayetinde pek de hoş biçimde kesişmeyen yollarının birleştiği yerdeki noktanın hem onlara hem de hepimize ait olduğuna vurgu yapıyor.

Nedir bu ‘iki dünya’?

Kuzey kutup bölgesinde geçen Erime’de önce büyükannesiyle beraber ancak Hobbit’lerin oturabileceği bir evde modernlikten uzak günler geçiren Yuti’nin hayatına konuk oluyoruz. En yakın arkadaşları Sami, Jack ve Adam’la takılıp doğal ortama göre çeşitli oyunlar oynayan, fok balığıyla beslenen Yuti’nin tek amacı iyi notlar alıp üniversite için kapağı başka bir yere atmaktır. Ama önce kendini büyükannesine karşı ispatlaması gerekir. Eğer büyükannesi Yuti’nin tek başına bir şeyler başardığını görürse, onun başka yerde yaşayacağına daha kolay ikna olacaktır. Yuti bunun için meşhur kulübeye gitmeye karar verir. Ancak bu ölüme karşı zar atmakla eşdeğerdir. Yuti bu hayati yolculuğu için gerekli planları yapadururken biz de Bea’nin tarafında neler olduğuna bakalım.

Yerbilimci babasının görevi sebebiyle bizdeki memurlar gibi taşındıkları yerde en fazla bir yıl kalabilen Bea her zaman olduğu gibi okuluyla uyum sorunu yaşar. Bir de üzerine ‘mekânın’ ‘gossip girl’leri Stela ve tayfası tarafından kıskaca alınır. Onların aklı evvel şakalarına maruz kalır. Bea’yi içinde bulunduğu ortamda en mutlu eden şey, babasının işi gereği çevredeki petrol sahalarını belirlemesinde ona yardımcı olmaktır. İkili bunu yaparken şirketin dört kişilik uçağını kullanır ve babası kumandayı uçak kullanmayı çoktan öğrenmiş olan Bea’ye sık sık teslim eder. Bu durum Bea için bir çeşit arınma gibidir. Yine böyle bir iş gününde babası ve Bea tüm hazırlıkları yapıp kutup bölgesine doğru havalanır. Diğer tarafta ise Yuti rüşdünü ispat etmek için malum kulübeye doğru çoktan yola çıkmıştır. Ve nihayetinde ikisi bir belanın içinde birbirilerini bulurlar.

Film sahnelerinden çıkma satırlar

Ele Fountain’ın Erime’deki asıl derdi iklim krizi ve ekolojik sorunlara dikkat çekmek. Zaten yazar kitabını herkesin dünya ahvaline kafa yormakla geçirdiği pandemi döneminde yazmış. Ancak Erime baştan aşağı yine o dönemde yazılan ve yine aynı konulara dikkat çeken pek çok diğer örneği gibi salt bu mevzuya odaklanmamış. Fountain okuru, bir yanda Bea gibi bir yaşam sürmek isteyen Yuti, diğer yanda da tam olarak Yuti gibi olmasa da, en azından sadece ‘sabit’ arkadaşlar isteyen, sürekli, “Acaba buradan ne zaman taşınacağız?” sorusuna kafa yormadan yaşının tadını çıkarmak isteyen Bea’nin iç dünyasında dolaştırıyor kitap boyunca. Bunun yanında Bea’nin babasından, Yuti’nin de büyükannesinden dinlediğimiz, doğanın paraya karşı amansız mücadelesi ve hiç de uzak olmayan bir gelecekte bizi bekleyen ‘garanti’ felaketler kitabın derdini parlatacak fazladan kelamlar ekliyor. Son parantezi de Erime’nin aynı zamanda bir macera romanı olarak okunabileceğine ayıralım. Özellikle Yuti’nin kulübe yolculuğunda Fountain, Alejandro G. Iñárritu’nun yönettiği, Leonardo Di Caprio’ya En İyi Erkek Oyuncu Oskarı’nı kazandıran Diriliş filmini hatırlatan sahneler canlandırmış okurun gözünde. Yine aynı şekilde Bea’nin başına gelen olaylarda da bir casus filminin en heyecanı yerini izlettirmiş yazar. Bunların toplamından geriye de Erime kalmış.