Kırk yılın tortusu

Eflatun Zamanlar

NERMİN AĞAOĞLU

Eylül 2022
60 sayfa

Şyk Kitap

8 Aralık 2022

"Yazarın sayfaların arasında kurduğu dünya, bıraktığı boşluklar, okurundan salt okumaktan fazlasını bekliyor. Çünkü o manzaranın ortaya çıkması biraz da okurun çabasına bağlı. Ondandır, bazen çevirip bir önceki öyküye yeniden dönmek istiyorsunuz. Kitap yarattığı bütünlüklü atmosferden dolayı okuma seyrini de, ritmini de sanki kendi belirliyor."

AYTEN KAYA GÖRGÜN

Geçen eylül ayında raflarda yerini alan Eflatun Zamanlar, Neriman Ağaoğlu’nun ilk öykü kitabı. Ağaoğlu bir saç örgüsü gibi on öykü dokuz mektubu hiç aceleye getirmeden, elini gevşek bırakmadan birbirine işlemiş. Bir öykü bir mektup, bir öykü bir mektup ilerledikçe okurun karşısına inşası bitmiş, yalnız ferahlıktan uzak, bütünlüklü bir manzara çıkıyor.

Yazarın sayfaların arasında kurduğu dünya, bıraktığı boşluklar, okurundan salt okumaktan fazlasını bekliyor. Çünkü o manzaranın ortaya çıkması biraz da okurun çabasına bağlı. Ondandır, bazen çevirip bir önceki öyküye yeniden dönmek istiyorsunuz. Kitap yarattığı bütünlüklü atmosferden dolayı okuma seyrini de, ritmini de sanki kendi belirliyor.

Öykü kahramanları birbirlerine yabancı değil. Kurtuluş Parkı, Cebeci, Karanfil Sokak; bütün bir kitap, tren yolculuklarını saymazsak, neredeyse Ankara sokaklarında geçiyor.

Özellikle kadınlar ekseninde anlatılıyor hikâyeler. Bu hikâyeler, hangi şehirde yaşarsanız yaşayın, cinsiyetiniz ne olursa olsun, yaşınız kırkı geçmişse az ya da çok sizin hayatınıza kadar gelip dokunmuştur.


Nermin Ağaoğlu

Günlük hay huyun içinde bize gösterilen koridorlarda ileri geri koştururken o telaşın içinde başımıza nelerin geldiğini durup düşünmeyiz. Düşünemeyiz. Günün sonunda dizimizde bir morluk görüp de nereye çarpmışım ki der, ancak o zaman durup sorarız. Sayfaları çevirdikçe, özellikle sona doğru bende tam da bu etki uyandı. Vay be, ne çok acının tanığı olmuşuz! Morlukları geçse de kabukların altında yaralar aynı.

Belki de Ağaoğlu’nun yapmak istediği de buydu; hafıza tazelemek.

İlk öyküyü bir kız çocuğunun ağzından okurken, alttan Édith Piaf sesleniyor. 12 Eylül’ün gelmesiyle de öykü orada bitiyor. Takip eden öykülerde zaman doksanlara gelmiştir. Kitap Eflatun Zamanlar adını, ‘90’ların en karanlık günlerinden birinde yitirdiğimiz Behçet Aysan’ın “Bir Eflatun Ölüm” şiirinden almış.

2000’ler geldiğinde kahramanlarımız yorulmuş, kimi yolda yitmiş, kimi bırakıp gitmiş, bir daha dönüp alamayacakları çok şey geride kalmıştır artık. Son öykü 2015’teki o acı günde, bir istasyonda biter.

Ağaoğlu, kurguladığı bu dünyada, arkadaş olan dört beş kadının yüreklere oturan anlatısına, ülke tarihini de fon yapmış. Üstelik yumruğunu hiç kaldırmadan, yüksek sesle bağırmadan. Kırk yılın hikâyesini anlatmış.

Eflatun Zamanlar Ağaoğlu’nun ilk öykü kitabı demiştik ama ilk kitabı da değil. 2013 yılında Zerrin Saral ile birlikte Kadın Yazarlar Sözlüğü’nü hazırlamış. Yazarın yayınlanmış ilk öyküsünün tarihine baktığımızda, elimizde tuttuğumuz Eflatun Zamanlar’ın demini almadan okurun karşısına çıkmadığını, bu altmış sayfalık kitabın arkasında büyük bir emek, hatta bir ömür olduğunu görebiliriz.