Gogol’un “Portre”sinde fırsat, alışkanlık ve suç kavramları:

Bir toplum nasıl çöker?

Bir Delinin Hatıra Defteri - Palto - Burun

Petersburg Öyküleri ve Fayton

NİKOLAY GOGOL

Türkiye İş Bankası Yayınları
2010
232 sayfa

çev. Mazlum Beyhan

16 Nisan 2026

MUSTAFA ARDA ARIK

Hayatta önümüze çıkan şansları değerlendirmemiz her zaman olumlu sonuçlara yol açmaz. Kötü alışkanlıklara sahip olan bir insan uzun vadede başka birine dönüşür. Toplumda suç göz göre göre normalleştirilir. İşte Gogol’un “Portre”si tam olarak bize bunları anlatıyor. Öyküdeki insanlar ve nesneler toplum eleştirisi kapsamında sembolize ediliyor.

Aldatıcı fırsatlar

Hikâyenin başlangıcında ana kahraman olan Çartkov bize tanıtılıyor. Çartkov geçinmeye çalışan, sıradan bir ressam. Bir gün bir dükkânın girişinde müşterilerin yoğunlaştığını fark ediyor. Merakından oraya giriyor. Kıyıda köşede kalmış bir portreyi satın alıyor. Bu portrede çizilen kişinin gözleri adeta ona bakıyor. Oldukça canlı ve gerçekçi çizilmişler. Çartkov kısa süre içinde onların büyüsüne kapılıyor.

Hikâyenin devamında Çartkov portreyi evine götürüyor. Gece vakti birden uyanıyor. Portredeki figürün çerçeveden çıkıp ona doğru geldiğini görüyor. Figür, elinde bulunan yüklü miktardaki altını saymaya başlıyor. Bu rüyanın ardından uyanıyor.

Portrenin Çartkov’un hayatında değişikliğe yol açacağı buradan belli oluyor. Karşısına çıkacak fırsatı seziyor. Resimdeki gözler de fırsatların açığa çıkmak için adeta uygun vakti beklediklerini düşündürüyor.

Sonraki gün Çartkov’un kapısına polis ve ev sahibi geliyor. Polisin dikkatini Çartkov’un dün aldığı portre çekiyor. Portreyi çok sıkı tutunca, bir anda gizli bir bölmeden altın düşüyor. Bu da hayatın seyrini değiştirecek şeylerin en zor durumlarda ortaya çıkabileceğini belirtiyor.

Daha sonra Çartkov atölyesini taşıyor. Gazetelere yaptığı resimlere alıcı bulmak için ilanlar veriyor. Bir süre sonra Petersburg’da usta bir ressam olarak anılmaya başlıyor. Ancak bir süre sonra işini isteksizce yapmaya başlıyor. Sonuç olarak insanların gözünde değer kaybediyor. Bir müddet sonra ölüyor. Kitapta Çartkov’un ölümü şu cümleyle anlatılır:

Sonunda hastalığının son bir atılışıyla acılarının doruğa çıktığı bir anda yaşamı sessizce sona erdi. (s. 119)

Çartkov oluşan fırsatlardan yararlandı. Sonunda yaşamı iyiye gitmeye başladı. Fakat bulunduğu konum emeklerinin değil, ansızın gelişen bir olayın sonucuydu. Bundan dolayı orayı hak etmediğini düşündü. Yaptığı işten sıkılmaya başladı. Ruhsal bir çöküntünün içine girdi. Metinde Çartkov’un ölümüne bedensel olarak bakmak yanlıştır. Ruhsal bir ölüm demek daha doğru olacaktır.

Zararlı alışkanlıklar

Çartkov’un ölümünün akabinde eserin ilk bölümü sona eriyor. İkinci kısım bir açık artırmayla başlıyor. Bir müddet sonra sıra tanıdık bir resme geliyor: Çartkov’un çöküşüne neden olan portre. Yüksek fiyatlar havada uçuşuyor. Fakat sonlara doğru salonda bir ses yükseliyor. Bir adam ilginç bir biçimde şunu diyor:

Yarışınızı bir an için kesmeme izin verin baylar! Bu portre benim olmalı, buna buradaki herkesten daha çok hakkım var. (s. 122)

Adam bir hikâye anlatmaya başlıyor:

Zamanında bir tefeci varmış. Tefeciden çevresinde bulunan herkes korkarmış. Çünkü kim ondan borç alırsa başına tuhaf şeyler gelirmiş. Bir gün sanatla ilgilenen soylu bir genç ondan borç almış. Bu genç hikâyeyi anlatan kişinin babasıymış. Aldığı parayla beraber sanata dair düşünceleri değişmeye başlamış.

Tefeciden borç alan herkes kısa bir süre için dertlerinden arındığını hisseder. Fakat bir müddet sonra beklenmedik olaylar meydana gelir. Bu kişiler etraflarındaki insanlara veya kendilerine zarar verirler. Onlar için borç para adeta zararlı bir alışkanlık gibidir. Kısa süreli rahatlama sağlar, ancak uzun vadede dehşet verici sonuçlara yol açar.

Bir süre sonra tefeci ondan kendi portresini yapmasını istemiş. Genç de portre üzerinde çalışmaya başlamış. Bir süre çalışmasını sürdürmüş. Ancak resmin üzerinde yoğunlaştıkça tefecinin gözleri onu rahatsız etmiş. Bir süre sonra dayanamayıp çizmeyi bırakmış.

Bu noktadan itibaren mesele alışkanlık değil, karanlık ihtimaller. Çünkü tefecinin gözleri, açığa çıkabilecek olan olumsuz unsurları temsil ediyor.

Gogol'ün "Portre" adlı hikâyesinden yapılan, aynı adlı kısa filmden bir sahne.

Ardından adeta bambaşka bir insana dönüşmeye başlamış. Önceden kınadığı ve hor gördüğü şeyleri yapıyormuş. Bir gün bir kilise için resim yarışması ilan edilmiş. Ressam çabasıyla bu yarışma için ortaya bir ürün çıkarmış. Tabloyu değerlendiren jüri ise şöyle demiş:

Resmin büyük bir yetenek eseri olduğu belli. Ama yüzünde kutsallık adına en ufak bir şey görülmediği gibi, tam tersine ressamın fırçasını karanlık güçler yönetmiş gibi sanki, gözlerinde İblis’e özgü bir ifade seçiliyor. (s. 134)

Ressam Tefecinin portresinden öylesine etkilenmiş…

Ardından sevdiği birçok insanı kaybetmiş. Başına gelenlerin sebebini portrenin uğursuzluğu olarak yorumlamış ve. bir keşiş olmaya karar verip manastıra kapanmış.

Ressam, bu olanlardan ötürü kendini suçlu hissediyor, toplumdan izole olarak kendini cezalandırıyor. Fakat dikkat edilirse, burada durumunu iyileştirmek için çabalamıyor. Problemlerini halının altına süpürüyor…

Nikolay Gogol

Toplum-suç mekanizması

Bu noktada ressamın oğlu hikâyeyi anlatmayı bırakır. O sırada oradakiler kendilerini kaptırmışlardır. Öyle ki, portrenin çalındığını fark etmezler. Çok şaşırırlar, ancak ardından hiçbir şey olmamış gibi yaşamlarına devam ederler.

Hayatlarına adeta hiçbir şey yaşanmamış gibi devam etmeleri suçun toplum tarafından normalleştirildiğini vurguluyor. İlk başlarda kısa süreli tepkiler veriyorlar. Fakat bir süre sonra işlenen suç gündemden düşerek hayatlarının bir parçası olmaktan çıkıyor.

Kapanış

“Portre” sıradan bir ressamın yaşam hikâyesini gözler önüne seriyor. Tefeci öyküsünü de kaleme alan Gogol, bize olayların görünmeyen tarafını da anlatıyor. Bu eser; fırsat, yükseliş, çöküş, alışkanlık, değişim ve suç benzeri kavramların detayına iniyor. Yazar, ilham verici üslubuyla eseri bambaşka bir noktaya taşırken bu kavramları toplumsal düzenle bağdaştırıyor. Aldatıcı fırsatlar, zararlı alışkanlıklar ve normalleşen suç kavramı neticesinde önce bireylerin, sonra toplumun tamamen nasıl çökebildiğini bize gösteriyor.

 

YAZAR HAKKINDA

Mustafa Arda Arık, Özel Adana Bahçeşehir Koleji Anadolu Lisesi'nde 11. sınıf öğrencisi olarak öğrenim görmektedir.