“Mahmut Alınak’ın yazdığı Asrın Örnek İnsanı özellikle AKP iktidarının 2010’dan sonraki döneminde palazlanan, ne idüğü belirsiz işlerle, bol rant, rüşvet ve sıfır liyakatle yükselen bir tipi konu ediniyor. Aziz Nesin’in Zübük’ünü de hatırlatan kitap, hiçbirimize (nedense!) yabancı gelmeyen hikâyesiyle günümüz Türkiyesi’nden bir prototip sunuyor.”
Mahmut Alınak 1952 yılında Kars’ın Digor ilçesine bağlı Mewreg köyünde dünyaya gelmiş. Uzun yıllar avukatlık ve iki dönem de milletvekilliği yapmış. Düşünceleri sebebiyle tam on kez cezaevine girmiş. Şimdiye kadar yazdığı birçok makale ve kitaplar hakkında İstinaf ve Yargıtay mahkemelerince pek çok cezaya çarptırılmış. Bazı yazıları hakkındaki soruşturmaları halen devam eden Mahmut Alınak, SRC Yayınları’ndan çıkan son kitabı Asrın Örnek İnsanı’yla okurların karşısında. Kitap özellikle AKP iktidarının 2010’dan sonraki döneminde palazlanan, ne idüğü belirsiz işlerle, bol rant, rüşvet ve sıfır liyakatle yükselen bir tipi konu ediniyor.
“Arkadaş, namluya sürülmüş bir mermi gibidir”
Asrın Örnek İnsanı’nın ana karakteri Selçuk voleyi vurup da sonradan Münacettin İslamoğlu adını almadan önce köyünden en yakından arkadaşı Ali’yle Ankara Altındağ’da bir fırında çalışarak yaşamını idame ettiren bir köy delikanlısıdır. Ancak bir akşam Ali’yle birlikte eve dönerken kafası kıyak bir grupla aralarında çıkan kavga sonucu salladığı sustalıyla karşı taraftan birinin ölümüne sebep olunca işler karışır. Selçuk Gönül’den başka bir şey düşünemediği için Ali’den onun yerine hapse girmesini ister. Gerçek arkadaşlığın böyle günlerde belli olduğunu, arkadaşlığın “namluya sürülmüş bir mermi” olduğunu ileri sürüp Ali’ye gaz vererek kendisinin yerine hapis yatmasını ona kabul ettiren Selçuk en yakın arkadaşını kodese tıktırdıktan sonra elini kolunu sallayarak dışarıda dolaşmaya, normal hayatını yaşamaya devam eder.
Bir akşam fırını kapattıktan sonra Bent Deresi’nde “işini” halleder, Ulus’a doğru yürümeye başlar. Etraf pavyonların ışıltılı dünyasından çeşitli enstantaneler sunan afişlerle doludur. Kiminde şuh bakışlı bir assolistin, kiminde elinde mikrofonla müşterileri “dükkân”a davet eden kadın bir şarkıcının yer aldığı bu afişlere baka baka yürüyen Selçuk bir başka afişte assolistin arkasında duran ve muhtemelen kallavi bir taksim atan bir klarnetçiyi görür.
Yeşilçam melodramı
Köyündeyken ney çalan Selçuk’un aklına gizli hayali olan klarnetçilik gelir ve hiç düşünmeden o afişin ait olduğu pavyona girer. O zamana dek ağzına damla içki sürmeyen bu körpe delikanlı garsondan bir viski ister. İlk iki yudumdan sonra kafası yerine gelen Selçuk programdan sonra klarnetçiyi masasına buyur eder. Merakını anlatır. Klarnetçi de ona bir adres vererek ortamdan ayrılır. Bu arada iyice kıvama gelen Selçuk mekândaki konsomatrislerden birini gözüne kestirir. İsmi Yeliz olan bu genç kızı masasına çağırır. Bolca içki ısmarlar. Yeliz de bu saf adama normal müşterilerine karşı duyduğundan farklı bir yakınlık duyar. Selçuk’un her akşam pavyona gelerek Yeliz’i görmesiyle ikili birlikte olmaya başlar ve nihayetinde Selçuk, Yeliz’e olan aşkını itiraf edip ona evlenme teklif eder. Yeliz de hiç düşünmeden kabul eder. Selçuk klarnet çalarak evini geçindirecek, Yeliz de evinin kadını olacaktır. İkisinin evliliği Yeşilçam melodramlarını aratmayacak bir biçimde başlar.
Başlarda canım cicim aylarıyla mutlu mesut günler geçiren çiftin evliliği bir zaman sonra Selçuk’un eve gelmemesiyle sarsılmaya başlar. Ne olup bittiğini anlayamayan Yeliz bir gazete küpüründe Selçuk’u ülkenin en büyük işadamlarından K.’nın kızı Melike ile birlikte görünce beyninden vurulmuşa döner. Sosyete kızı Melike bu birlikteliği afili aşk sözleriyle magazin medyasına duyururken Yeliz kendini bir boşluğun içinde bulur. Evden ayrılır, sokaklarda yatar, aç kalır ve sonunda kendini o malum sonun ellerine bırakır. Selçuk ise o arada Melike’yle kâh Dubai’de, kâh Prag’ta gününü gün etmektedir. Hazır para tatlı gelmiştir Selçuk’a. Melisa umurunda değildir. Daha fazlası için hain bir plan yapar ve Melisa’yı “devre dışı” bırakıp kayınpederi K.’yla iş yapmaya devam eder. Devlet içindeki en kilit isim olan D. ile iş tutan K. eski damadına işlerin başına geçmesini teklif eder. Selçuk elbette bu teklifi geri çevirmez ve uyuşturucudan silah kaçakçılığına uzanan, inşaat rantıyla paraları aklayan işlerde onun sağ kolu olur. Bir süre sonra K. da hayata gözlerini yumunca akla hayale gelmeyecek bir servet Selçuk’a kalır. Selçuk’un yamuk işlerinde onunla birlikte ortaklığını sürdüren D., Selçuk’a operasyon çekileceğini söyleyince Selçuk da soluğu yurtdışında alır ve bir süre orada kaldıktan sonra yepyeni bir surat, ses ve Münacettin İslamoğlu kimliğiyle yurda döner. Gerisi “Ya Resulullah”tır.
Mahmut Alınak, Asrın Örnek İnsanı’nda girizgâhta bahsettiğim günümüzün “yeni Türkiyesi”nden çok gerçekçi bir karakter ortaya çıkarıyor. Gram alın teri dökmeden, üç kâğıtçılıkla, başkasının emeğinin üzerine basa basa “kariyer” basamaklarını çıkan, ülkeyi kim yönetiyorsa el altından ya da üstünden onu destekleyerek kendi çarkını döndüren, vicdan yoksunu “günümüz insanı”nın kısa ve öz hikâyesini anlatan Asrın Örnek İnsanı bir ülkenin değişen yüzüne de ayna tutuyor.