Öteki olmak: Anılarım (İm Huşerı)

Anılarım

VAHAN PAPAZYAN

Öteki Yayınevi
Nisan 2024
558 sayfa

çev. Rehan Nişanyan Janas

11 Temmuz 2024

SUNA ÇİÇEKÇİ

Öteki Yayınevi’nin “Anı” dizisinden (Mart 2024) çıkan Anılarım, Meclis-i Mebûsan’a 3. ve 4. Dönem (1908/1912) Van sancağı mebusu seçilen Osmanlı Ermenisi Vahan Papazyan’a (Tebriz, 1876-1973, Beyrut) ait. Ermeniceden çeviren Rehan Nişanyan Janas, editörlüğünü yapan Atilla Tuygan. Editörün baştaki notuna göre, Papazyan’ın Ermenice olarak ilkini 1950’de, ikincisini 1952’de, üçüncüsünü de 1957’de yayımladığı “İm Huşerı” adlı üç ciltlik yapıtının ikinci cildinin çevrisiymiş. 6 kısım ve 72 bölüm olan anılar toplamda 414 sayfa. Osmanlı Ermenistanı Teşkilât Yönetmeliği, Milli Meclis Kararı Uyarınca Bab-ı Âli’ye Arzedilmiştir, Türkiye Ermenileri Patriği Epikopos Zaven’e Rapor, 1913 Nisanı’nda Patrikhane Tarafından Rus Elçisine Gerekçeleriyle Teslim Edilen Vilayetlere (Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbekir, Harput ve Sivas) Dair Islahat Taslağı, Editör Eki ve Kitapta Geçen Ermenilerin Biyografileri başlığını taşıyan “Ekler” bölümü de 144 sayfa. Temiz bir dille ve titiz bir çalışmayla hazırlanan kitap toplamda 558 sayfa.

Bu kapsamlı ve iç acıtıcı olaylardan mürekkep kitap için Meşrutiyet’ten Soykırım’a trajik sürecin hem kişisel hem de ortak hayat hikâyelerinin ayrıntılı bir mikro tarihi diyebiliriz. Çünkü barış içinde bir arada yaşama ve farklılıkları zenginlik olarak görüp ötekini olduğu gibi kabul etmenin bilincinde olmayan toplumlarda “öteki” olmak zordur gerçekten. Her benzetme hatalıdır diye bir söz var. Ama istisnaları kapsadığını düşünmek saflık olur. Bu kapsamlı anılar toplamının ikinci cildinin seçilme nedeni, “hem Ermeniler, hem Türkler, hem de Kürtler açısından heyecan ve umut verici bir dönem olması” diye belirtilmiş. Çünkü 2. Meşrutiyet’in ilanı Osmanlı halkları için yeni bir başlangıçtır. Anılar bu heyecan ve umudun kısa sürdüğünü, çatışmalı-uzlaşmalı birlikteliğin Soykırım’la sonuçlandığını aktarır. Taşnaksutyun’un yayın organı Troşak, “Ermenileri katledenler eliyle Ermenistan’a ıslahat tatbiki imkânsızdır” diye biten yazılarla endişelerini dile getirir ve yaratılan ortamın sonucu da felaket olur zaten. Kobanê ve HDP’nin kapatılması davası sanıklarının yaşadıklarına benzer davalar dayatılır ve günümüzde Kürtler söz konusu olduğunda hukuk dışı siyasi kararların, cezaların havada uçuştuğu gibi, o süreçte Ermeniler için de benzer davalar, cezalar söz konusudur. Tehditlerin, ölümlerin ve saldırıların çoğalması karşısında Taşnak’ın da o atmosfer içinde Türkiye Ermenilerine öz savunma çağrısı yaptığını detaylı biçimde anlatır Papazyan. İttihat ve Terakki’nin 1911 kongresinden sonra Türkleştirme süreci hızlanmış, Ermenilere karşı düşmanca tutum açığa çıkmıştır çünkü. Taşrada, merkezlerde ve mecliste başta Kürtler olmak üzere pek çok etnisiteden toplulukla da gerilim artmıştır bu yüzden.

Van milletvekili Papazyan Efendi

Özetle “Papazyan’ın Anılarım’ı, Ermenilerin karşılaştıkları şartları ve yaşadıkları tarihsel dramı kimsenin anlamaması bir yana, kimsenin umurunda da olmadığının” ayrıntılı tarihsel… hikâyesidir. Karl Marx, Komünist Manifesto’da, “insanlar hangi düzeyde ortam yaratırsa, ortam da aynı düzeyde insanlar yaratır” dememiş boşuna. Tam bu noktada resmî tarih devreye girer. Meselenin sınıfsal ve ulusal boyutu göz ardı edilir. Çünkü temel iddia “imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitle”dir. Böylece bir ulusun tamamı suça ortak edilir. Suç ortaksa, mesele bunun suç değil de bir gereklilik olduğu anlatılır. “Kitle” ikna edilmeye çalışılır. Ermeni’nin, Kürt’ün, Rum’un, Arap’ın vs. hain olduğu, bizi arkadan nasıl ve niye bıçakladığı, katlettiği üzerine bir tarih inşa edilir. Ermenilere yapılanın bir soykırım ya da tehcir olması arasındaki tartışmada Türklerin büyük çoğunluğunun tehcir olduğunu söylemesi, bunu nedenleriyle açıklamaya çalışması ve bunun meşruluğunu iddia etmesi resmî tarihin bilincimizi nasıl kurguladığının güzel bir ürünüdür aslında. Resmî tarih oluşturmak bir başına amaç değil diyor düşünce insanları. Asıl amaç “resmî ideoloji” oluşturmak. İdeoloji dediğimiz şey de hayata egemen olmak isteyen düşünceler toplamı. Resmî tarih, resmî ideolojinin hammaddesidir. Resmî ideoloji için resmî tarih zorunludur, gereklidir. Bunun için de toplumun kafasını bulandırmak gerekir. Hafıza kaybına uğratmak, dediğine inanmalarını sağlamak da gerekir. Toplumsal belleğin (kolektif hafızanın) yok edilmesi, bozulması, tahrif edilmesi, bugünün egemenlerinin ihtiyacına uygun bir bellek imal edilmesiyle mümkün çünkü. Yalan, abartı, yok sayma, görmezden gelme, tahrifat, sansür, oto-sansür, ötekileştirme, çökertme, boyun eğdirme, abartma gibi şeyler olmazsa olmaz resmî tarih yazıcıları için. Toplumsal bellek egemen sınıfların ihtiyacına cevap verecek biçimde kurgulanır. Bu yüzden de genç nesillere öğretilen tarih “gerçek” değil, ısmarlama üzerine üretilmiş bir tarihtir. Üretilmiş kurgusal tarih, gençler ve kitleler tarafından “içselleştirildiğinde” istenen gerçekleşir. Gizlemek, unutturmak, geçmişe yabancılaştırmak, tarihsizleştirmek, kimliksizleştirmek, yok saymak, ötekileştirmek bireyleri de, toplumları da bilinçsiz ve görür kör yapar maalesef. İşte mikro tarih kitapları kimi zaman kıyaslama ve gerçeği görme aracı olabilir.

Vahan Papazyan

Ölümden kıl payı kurtulmuş olan Papazyan’ın “20. yüzyıl başında dünyayı yerle bir eden savaşın da etkisiyle bir imparatorluğun giderek enkaza dönüşmekte olduğu ve Anadolu Ermenilerinin de 2.500 yıldır yaşadıkları topraklardan şiddet yoluyla silindiği sancılı sürece ilişkin tanıklığı” aynı zamanda ülkemizin neleri, nasıl yitirdiğini de gözler önüne seriyor. “Kitapta Geçen Ermenilerin Biyografileri” bölümündeki kadınlı-erkekli 80 Ermeni’nin ayrı ayrı yaşamları gerçekten de birer hüzünlü roman olacak denli özgün ve özel. Yazar, müzisyen, doktor, siyasetçi, mebus, gazeteci, biliminsanı ve devrimci… Kimi kıyımdan son anda kurtulabilmiş, kimi de 1915’te katledilmiş. Öldürülmeden önce Papazyan’ın bu yapıtını yayımlamayı planlayan Hrant Dink’in amacının, “Anadolu halklarının barış içinde kendi renkleri ve dilleriyle yaşamaları” olduğunu bu anılardan anlıyoruz.

Tarihimizin öteki bölümünün, içimizdeki öteki tarafından ayrıntılı bir anlatısı olan Anılarım bence her gerçekçi tarih yanlısı insanın kitaplığında olması gereken bir kitap.