Haftanın kitapları – 28
K24'te haftanın vitrini: Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevleri tarafından bize gönderilen, dikkatimizi çeken; okumak ve üzerine yazı yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar...
Amerikalı Prometheus
Oppenheimer'ın Başarı ve Acı Dolu Öyküsü
çev. Uğur Gülsün
İthaki Yayınları
Temmuz 2023
912 s.
Amerikalı Prometheus, atom bombasının babası olarak kabul edilen parlak ve karizmatik fizikçi J. Robert Oppenheimer’ın ilk tam kapsamlı biyografisi.
Günümüzde hâlâ önemli bir konu olan, atomik maddelerin uluslararası örgütler tarafından kontrol edilmesine dair bir teklif kaleme alan Oppenheimer, hidrojen bombasına karşı çıktığı gibi Hava Kuvvetleri’nin nükleer savaş planlarını hep eleştirdi. Atom karşıtı bu tür çıkışları yüzünden, 1950’lerin şimdilerde çoktan unutulmuş çalkantılı döneminde Atom Enerjisi Komisyonu Başkanı Lewis Strauss, süper bombanın en büyük savunucusu Edward Teller ve FBI Direktörü J. Edgar Hoover’ın hep hedefinde oldu. ABD’nin nükleer sırları konusunda kendisine güvenilemeyeceği söylendi.
Christopher Nolan tarafından sinemaya uyarlanan Pulitzer ödüllü bu eser Oppenheimer’ın hayatını ve yaşadığı dönemi en ince ayrıntısına kadar irdeliyor. Amerika’daki ve yurtdışındaki arşivlerden, FBI kayıtlarından, Oppenheimer’ın dostları, ailesi ve meslektaşlarıyla yapılan söyleşilerden hareketle ortaya çıkarılan bu kitap oldukça yorucu bir araştırmanın ürünü.
“Bilim ve hükümetler arasında karmaşık bir ilişki vardır ve bu ilişki daha önce hiç Oppenheimer’ın hikâyesindeki kadar açık şekilde gözler önüne serilmemiştir.”
–Christopher Nolan
Aşkı bize sunulandan farklı bir biçimde tasavvur edebilir miyiz? Daha güçlü, daha tatmin edici, daha eşit bir aşk...
Televizyon dizileri, filmler, romanlar, gündelik hayatın görünmez kodları kadınların susmasını ve aşkta mutluluğu yakalamak için kendileri ile sevgilileri arasında bir seçim yapmaları gerektiğini öğütlüyor. Erkek her şeye hakkı olan, kadın ise fedakârca kendini adaması gereken taraf olarak kabul ediliyor. Sadakat ve tekeşliliğe değer yükleyen toplumsal kaideler bazen kadın kırımının yolunu açabiliyor; bu olmadığında bile kadın için yıkıcı, yıpratıcı ve tüketici oluyor. Tahakkümün görünür ve görünmez bin bir çeşidi hayatımızı esir almaya devam ediyor.
Mona Chollet, Aşkı Yeniden İcat Etmek’te patriyarkanın heteroseksüel ilişkileri nasıl manipüle ettiğini, hem kadınları hem de erkekleri koşullandırdığını, aşkı ve arzuyu yaşamamıza engel olduğunu anlatıyor. Kadın-erkek ilişkisinin hakiki ve eşit bir ilişkiye dönüşebilmesi için öncelikle kadınların kendi seslerini bulması gerektiğini söylüyor.
Aşkı Yeniden İcat Etmek, hem eleştirel üslubuyla hem de yüreklendirici bakış açısıyla aşkın gücüne duyulan inancın manifestosu âdeta.
“Kadınların kimliklerine, kıymetlerine dair çok güçlü ve sağlam hisleri olması, her alandaki egemenliklerinden emin olmaları gerekir. İşte tüm bu ögeler kadınların sahip olmakta çok az şanslı oldukları noktalar; ama onları beslemeye kararlı olmak da bizim elimizde.”
Burada ve Şimdi:
'Hap Bilgiler' Çağı Üzerine Düşünceler
Beyoğlu Kitabevi
Haziran 2023
244 s.
İçinde bulunduğumuz çağ, dünya tarihinin gelişim ve değişim seyrine bakıldığında, hız bakımından açık ara en tempolu, en telaşlı olanı. Bu baş döndürücü hız ve her şeye yetişme beklentisinin yarattığı yorgunluk dolayısıyla, olayları kavrama ve anlamlandırma becerimizin çağın telaş ve temposuyla aynı derecede arttığını söyleyemiyoruz.
Sürekli, yeni, doğruluğu muğlak bir bilgi bombardımanına yetişmek mümkün olmadığı gibi, her şeye yetişememenin getirdiği “güncel olamama” kaygısı, sosyal ilişkilerden insanın kendisiyle kurduğu ilişkiye kadar hemen hemen her alana yansımakta…
Böylesi bir dönemde Y. Alp Kozanoğlu ve Ömer Çeşit, yıllara yayılan bir birlikte okuma ve düşünme deneyiminin ürünü olan bu kitapta klasikle moderni, kalıcıyla günceli, estetikle politiği bir araya getirerek polifonik bir tartışma yürütüyor.
Burada ve Şimdi, Tolstoy, Wilde, Twain, Andriç, Bernhard gibi farklı zamanların, farklı toplumların edebiyatçılarından Eagleton, Shayegan, Bauman ve Chul Han gibi dünyaya farklı açılardan bakan modernite eleştirmenlerine dek birçok saygın isimle zihin açıcı diyaloglara giriyor.
Burada ve Şimdi, hap bilgiler çağında kolayca kapsülleştirilemeyecek konulara, kavramlara, fikirlere ilgi duyan herkesin dikkatle okuyacağı, dinamik bir eser…
Yıldız Ecevit'e Armağan
Hazırlayanlar: Gökçe Bayrakçeken Tüzel, Ayça Kurtoğlu, Ayşe Gönüllü Atakan, Aslı Çoban
Notabene Yayınları
2023
638 s.
Yıldız Ecevit, Türkiye’de 1980’lerden itibaren güçlenen feminizme ve 1990’lardan itibaren kurumsallaşan Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmalarına çok yönlü katkıları olan bir akademisyen ve aktivisttir.
Kitap, kadın çalışmaları alanında feminizmin düşünme, yazma, ilişkilenme biçimleri üzerine çalışırken, yolu Yıldız Ecevit’le kesişmiş, sayısız mekânda ve zamanda, zihin haritalarına serpiştirilmiş onlarca inceliğe tutunarak yollarını bulabilmiş olanların hocalarına armağanıdır.
Akademik makalelerden deneme ve mektuplara, kadın emeği, akademi, feminist metodoloji ve feminist hareket üzerine çalışmalardan kişisel deneyimler üzerine feminist tartışmalara kadar yayılan bir derleme…
Derleme, Mine Göğüş Tan’ın önsözü ile başlıyor. Önsüzün ardından editörler kitabın hayata geçme serüveni ve kitabın içeriğini sunuyor. Sunuşu Yıldız Ecevit’in yaşam anlatısı izliyor.
Kitap bu geniş girişin ardından gelen iki ana bölümden oluşuyor. Her iki bolümün ana temaları, kadın emeği, toplumsal cinsiyet ve kadın çalışmalar ve kadın örgütlenmesi.
"Yürürken Deneyimlediklerimiz" başlığını taşıyan birinci bölüm, annelik, bakım emeği, kadınların dayanışması, akademik hayat, feminizm, anti-feminizm ve aktivizm, kadın çalışmaları alanı, tartışmaları yazarların ya da metne konu olan başka kadınların öz yaşam deneyimleri ile harmanlayarak kaleme alınmış yazılardan oluşuyor. Bu yazılara Yıldız Ecevit’e benzer içeriklerle yazılmış bazı mektuplar eşlik ediyor.
"Yürüdüğümüz Yol" başlığını taşıyan ikinci bölüm iki alt bölümden oluşuyor. Kadın Örgütlenmesi, Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları başlıklı ilk alt bölümde yer alan makale ve denemeler kadın hareketi ve örgütlenme, feminist bilginin anlamı, üretim süreçleri ve yöntem, kadın çalışmaları alanında üretilen akademik bilgi, ekofeminizm ve iklim değişikliği krizine feminist perspektif konularını ele alıyor. Kadın Emeği başlıklı ikinci alt bölüm Yıldız Ecevit’in sözlü tarih anlatısına dayanan ilk makalenin ardından, kadınların işgücü, yeniden üretim, ücretsiz aile işçiliği, mevsimlik çalışma, kırsal üretim, girişimcilik, meslekler, kooperatifçilik gibi çok çeşitli konuları üzerine yazılmış makaleler yer alıyor.
Kitaba katkıda bulunan yazarlar: Aslı Çoban, Ayça Kurtoğlu, Aynur Özuğurlu, Ayşe Gönüllü Atakan, Berna Zengin Arslan, Canet Tuba Sarıtaş, Cansu Dayan, Cemile Gizem Dinçer, Eda Özyurt Kılınç, Elif Baba, Elif E. Akşit, Enver Yunusoğlu, Erol Demir, Esra Gedik, Ezgi Pehlivanlı, F. Ayşin Koçak Turhanoğlu, Fatime Güneş, Fatma Umut Beşpınar, Gökçe Bayrakçeken Tüzel, Gökçe Yurdakul, Hande Biralan-Gedik, Hilal Aslan, Işıl Bayraktar, İdil Soyseçkin, İrem Tuncer Ebetürk, Meltem Yılmaz Şener, Mine Göğüş Tan, Nadide Karkıner, Nahide Konak, Nevra Akdemir, Nihal Çelik-Lynch, Özlem Ezer, Pınar Karababa Demircan, Pınar Melis Yelsali Parmaksız, Rana Çavuşoğlu, Reyhan Atasü-Topçuoğlu, Seda Koşar Çelik, Semiha Arı, Sermin Göloğlu, Şehnaz Kıymaz Bahçeci, Tuba Demirci, Ülkü Özakın, Yasemin Akis Kalaylıoğlu, Yeliz Turan, Zeynep Yardımcı
Gerilla Kulübü
çev. Metin Yetkin
Dipnot Yayınları
Temmuz 2023
200 s.
"Büyük tarihin içinde küçük tarihler, göçler, tek tek tali olaylar, ihanetler, zaferler... Suskunlukların, bellek yitimlerinin, mağlupların ve unutulanların hikâyeleri.”
–Víctor del Árbo Árbo
Madrid'de iki adam kaybolur. Paris'te bir başkası ve Buenos Aires'te bir kadın. Her seferinde aynı senaryo: kurbanlar kaçırılır ve cesetleri parçalanmış halde bulunur. Hepsinin de ortak bir geçmişi var: 1970'ler ve 1980'lerde Latin Amerika’daki diktatörlüklere karşı verdikleri mücadele... Kaybolanlardan biri de Madridli gazeteci Diego Martin'in bir dostu. Ezelden beri suç ortağı olan dedektif Ana Durán ve avukat Isabel Ferrer'in yardımlarıyla radyodaki programı için bu davayı araştırmaya karar verir. Her türlü tehlikeyle dolu araştırma, onları Şili’yi katederek İspanya’dan Arjantin’e sürükler ve tarihin hayaletleriyle yüzleştirir. Keşfettikleri şey tüyler ürpetici; çünkü Condor Operasyonu’ndan 40 yıl sonra yırtıcı kuş uçmaya devam ediyor.
"Genç adam bir ağacın dibinde oturuyor. Sigara içme isteğini bastır-mak için meyan kökü çiğniyor. İki saattir burada. Kısa kesilmiş siyah saçları, ışık vurduğunda yeşile çalan ela gözleri var. Düz siyah tişörtünün altında kaslı kolları ve atletik yapısı fark ediliyor. Orta boylu, üzerinde siyah asker pantolonu, ayağında postal… Kızıl boyun bağı güneşten yanmış çocuksu yüzünün bir kısmını örtüyor. Yirmisinde var yok. Hemen yanı başında ağaca yasladığı bir roketatar duruyor. M16 taarruz tüfeğini sırtına çaprazlama asmış. Mühim-matının geri kalanıysa kemerindeki tabanca ve iki el bombası."
Leydi Sapiens
Tarihöncesindeki Kadına Dair Klişeler Yıkılıyor
çev. Alara Çakmakçı
Say Yayınları
Temmuz 2023
208 s.
Avrasya’nın çeşitli yerlerinde 45.000 yıl öncesine uzanan, iri vücutlu ve yüzü olmayan nadir ve değerli kadın heykelcikleri keşfedildi. Bu yontular Venüs heykelcikleri olarak biliniyor. Peki bu eserlere ilham veren kadınlar gerçekte neye benziyordu?
150 yıl boyunca araştırmacılar tarihöncesindeki kadınların günlük yaşamlarına dair hiçbir arkeolojik bilgi sunmadılar ve toplumdaki yerini hafife aldılar. Hatta bu kadınlar klişelere hapsedildi: Erkekler avlanır, maceralara atılır, icat eder, yaratır ve çizerken kadınların rolünün çocukları eğitmek ve ev işleri yapmakla sınırlı olduğuna inanıldı.
Geçtiğimiz on beş yıl boyunca yeni nesil araştırmacılar bu yaklaşım modelini sarsmaya başladılar. Çığır açan analizler ve yeni kazı yöntemleri tanımlayarak görünmez olanı görünür hale getirdiler. Leydi Sapiens bu son araştırmaların ışığında tarihöncesindeki kadının toplumdaki vazgeçilmez ve prestijli konumunu ortaya çıkarıyor. Bu antik kadınlar ilk kez gözlerimizin önünde yeniden diriliyor ve kökenlerimizle ilgili yeni bir teoriye ışık tutuyor!
Patrik Avedik'in Gizli Yaşamı
İstanbul Patrikliğinden Bastille Zindanlarına
Aras Yayıncılık
Temmuz 2023
112 s.
İstanbul Ermeni Patriği Tokatlı Avedik’in hayatı, rahiplik günlerinden itibaren romanlara, filmlere konu olabilecek maceralarla geçmiş, 1711 yılında, doğduğu topraklardan çok uzakta, Paris’te trajik bir şekilde sonlanmıştır. Fransa Kralı XIV. Louis’nin Katolik faaliyetlere giderek artan desteği ve bürokrasinin patrik üzerinde yoğunlaşan öfkesi sürgün edilmesine ve ölümüne neden olmuştur. Patrik Avedik’in hayatının son günleri, neredeyse yüz yıl boyunca bir sır olarak kalmış, uzunca bir süre kendisinin Alexandre Dumas’nın romanına konu olan Demir Maskeli Adam olduğuna inanılmıştır. Demir Maskeli Adam’la karıştırılması, tarihçilerin onunla ilgili merakını körüklemiş ve gerçeklerin gün yüzüne çıkmasını sağlamıştır.
18. yüzyıl başlarında Osmanlı İmparatorluğu dahilindeki misyonerlik faaliyetlerini ve Ermeni toplumunun yaşadığı dini ve siyasi tartışmaları ele alan bu kitap, Sirvart Malhasyan’ın pek çok Ermenice kaynağın yanı sıra Başbakanlık Osmanlı Arşivi ve Fransız Ulusal Kütüphanesi’ndeki belgeler ve dönemin ünlü tarihçilerinin, araştırmacılarının farklı dillerde kaleme alınmış çalışmaları ışığında yürüttüğü araştırmanın ürünü. Osmanlı-Ermeni tarihinin az bilinen gizemli ve önemli bir kesitine Türkçede ilk kez bu kadar yakından bakıyoruz.
Psikanaliz Defterleri 10
Çocuk ve Ergen Çalışmaları
YKY
Temmuz 2023
208 s.
Serge Lesourd
Kardeşim, Şefkatli Düşmanım
Margaret Rustin
Kardeşleri Düşünmek
Isée Bernateau
Ayrılmazlar
François Richard
Arkaik Kardeşlik
Maurice Corcos, Daniel Hurvy
Freud ve Kardeşleri: Yas ve Yazgı – Kardeş Rekabeti
Nesli Keskinöz Bilen
Mavi Kırmızı: “Uçurtma Avcısı”ndan
Pınar Arslantürk, Ece Naz Ermiş
Kendisi Olarak Kardeş ya da Kardeşliğin Deliliği
Gülfem Sezen Balçıkanlı
Çocuk ve Ergende Spor Yoluyla Arkadaşlığın Geliştirilmesi
Yavuz Erten
Kohut’un İkizlik Kendiliknesnesi Üzerine Düşünceler
Talat Parman
Kardeşlik ve Arkadaşlık: Ruhsallığın Gelişiminde Yatay İlişkiler
Nilüfer Erdem
Masallarda Kardeşler
Filiz Torun
Narsisizm ve Arkadaşlık
Alper Şahin
Tekinsiz Bir İlişki: Kardeşlik
Türkü Şahin
Kardeş Travması Bağlamında Moda Deneyimi
Sonsuzluk Odası Öyküleri
Eksik Parça Yayınları
Temmuz 2023
184 s.
"Bilime iltifat etmeyen kültürlerde bilimin yanı sıra bilimkurgu da gelişmez derler.
Şüphesiz tarihsel bakımdan haklı bir söylemdir fakat çağa ayak uyduramayan, kimliğine kavuşamamış, iç çatışmalar yaşayan bilimsiz kültürlerde bilimkurgu ters yöne doğru gelişim göstererek distopya edebiyatına dönüşür. Ümit Kireççi’nin Philip Dick’i hatırlatan renkli üslubuyla kaleme aldığı bu kitap ayak bastığımız toprakların gerilimleriyle beslenen, kimi zaman melankolik, kimi zaman trajikomik, mizah yönü güçlü fütüristik öykülerden oluşuyor. Yerli bilimkurgu edebiyatımız için kesinlikle kayda değer bir eser."
–Bartu Bölükbaşı
"Çizgi Roman Okurları Platformu’nun (ÇROP) kurucusu ve yazarlarından Ümit Kireççi’yi, “Çizgi Roman Senaryosu Yazım Teknikleri” başta olmak üzere, uzun yıllar birçok çizgi roman, bilimkurgu ve kültür dergilerinde çıkan yazılarından tanıyoruz. Okur, şimdi ise Ümit Kireççi’nin Sonsuzluk Odası Öyküleri ile tanışmak üzere. Kireççi, öyküleri ile bilimkurgudan fantastiğe uzanan bir skalada, farklı gerçekliklerden hikâyeler anlatıyor."
–Mehmet Berk Yaltırık
"Kısa öyküler, oldum olası hep ilgimi çekmiştir. Dünya Edebiyatında Boccaccio’nun Decameron adlı hikâyeleri, kısa öykülerin ilk modern örneği kabul edildiğinden beri edebiyatın bu alanında çokça örnekler ortaya çıkmıştır. Tıpkı Binbir Gece Masalları gibi. Bir hikâye biter, yenisine başlarsınız da biter hemen diğerine dalarsınız… Zevki de burada zaten… Yazar Ümit Kireççi Sonsuzluk Odası Öyküleri ile sizleri gelecekte yaşanan bilimkurgu dünyasının, fantastik kısa hikâyelerine davet ediyor. Tadımlık yemekler misali şimdiden afiyet olsun!"
–Ergün Gündüz
Tekinsiz Bölge
çev. Aslı Araboğlu
Ayrıntı Yayınları
Temmuz 2023
192 s.
“…Magrady gece terlemeleriyle başarısızlık bataklığında uyandığında, gece yarısı biri geçiyordu. Askerlik arkadaşı Red Spencer’ın garajına düşmüştü son birkaç haftadır. Kalbi kulaklarında davul çalıyordu. Orada olmayan bir şişe viskiye doğru davrandı. Kargaşa kafasında sarı-sıcağa dönmüştü yine. İçki. Kokain. Haplar. Grup seansları arada sırada Gazi İşleri Başkanlığı’nın tesislerinde devam ediyordu. Seanslar yardımcı olmuş ve durdurmuşsa da hiçbiri acının geri dönmesini engelleyememişti. Kanepede sırt üstü uzandı, uyuması mümkün değildi…”
Evsizliğin, politik yozlaşmanın ve kentsel dönüşümün potansiyel etkilerini derinlemesine inceleyen Tekinsiz Bölge, yarı-evsiz bir Vietnam gazisi olan Magrady’nin Skid Row dolaylarında kayıplara karışan yürüme engelli dostunu arayışını anlatan noir bir kısa hikâye. Arkadaşının riskli işlere bulaşmış olabileceğini düşünen Magrady, macerası boyunca agresif topluluk organizatörleriyle, gözü kara bir polisle, savaşın can yakıcı anılarıyla, seksi bir kadınla, büyülü bir kafatasıyla, uyuşturucu kültürüyle ve gece yarısı gelen acılı patates kızartması krizleriyle karşı karşıya kalır. Toplum; gelişen ve zenginleşen Los Angeles’ın göbeğindeki büyük, parlak binaların ışıltılarıyla büyülenmişken Phillips, göz ardı ettiğimiz insanların yaşam koşullarını gözler önüne serer.
Önceki Yazı
Martin Amis’in ardından:
Postmodern Dickens için ‘asıl film’ başladı…
“Yellow Dog adlı romanının aldığı sert eleştirilerden sonra artık eleştirileri okumadığını söyleyip, 'Asıl film yazarın ölüm ilanıyla başlar' diyen Amis tıpkı yakın arkadaşı Christopher Hitchens gibi, bir süredir mücadele ettiği yemek borusu kanseri nedeniyle vefat etti. Asıl film başladı mı bilinmez ama Amis'in İngiliz edebiyatında bıraktığı boşluk kolay dolacağa benzemiyor.”
Sonraki Yazı
Gelecekten Geleneğe Nâzım Hikmet Şiiri (I):
Nâzım Hikmet’te şair ve kahramanın varoluşu üzerine
“Belagati epey yüksek, olabildiğince yalın, uygar, kentli bir eda. Savruk filan değil, aksine fazla denetimli; simgesel çağrışımları nesnel, lirikle epik, sözle anlam bütüncül. Ama oldukça yabanıl, yabancı, barbar sesli... Bağırır gibi ama şarkı söyler gibi ezgili; konuşurcasına rahat, hareket eden tekerlekler gibi ritimli. Şaşırtıcı uyaklar, karmaşık vezinler, volümü yüksek seslerle örülmüş bir şiir; Haşim’in deyişiyle alışılmadık melodiler çalan yeni orkestra gelmişti Türkçeye.”