Dergilerde görünmek
Görünürlük dediğimiz olgu öylesine çeşitlendi ve geniş bir ağ hâlini aldı ki, sanıyorum artık ne “görünürlük” ne de “vitrin” diye bir meselemiz olacak
Görünürlük dediğimiz olgu öylesine çeşitlendi ve geniş bir ağ hâlini aldı ki, sanıyorum artık ne “görünürlük” ne de “vitrin” diye bir meselemiz olacak
Barış Bıçakçı kurmaca dünyasıyla güncel zamandan ayrılışını ifade ederken, bir yandan da pazar koşullarının gerektirdiği hiçbir ilişkilenme tarzına yanaşmayarak ilk kısımdaki ayrılışını güçlendirme eğilimi gösterir
Knausgaard fazla “görünür”, bir anlamda yazar kimliği ile sürekli vitrinde. Ferrante ketum ve meçhul. Her iki yazar da bize iki farklı hakikat imkânı veriyor
Edebiyat yayınlarında "kitap değerlendirme" yazısı yazanlara sorduk: Ayda kaç kitap okuyorlar? Neden yazıyorlar, kimin için yazıyorlar? Eleştiri ile değerlendirme yazısı arasında nasıl farklar görüyorlar?
"Vitrinde Edebiyat" dosyamız kapsamında yayınevlerinine, dijital çağda kitabı vitrine taşıma stratejilerini, bir reklam alanı olarak sosyal medya ve basılı yayınları kullanma alışkanlıklarını sorduk...
İnsanın imkânsızlığını ve Türkiye’deki edebiyatçıların her durumdaki vicdansızlığını miyop gözlerime rağmen çok rahat görebildim...
Ödüllü yazarları pazarlama düzeni son demlerini yaşıyor. Yeni kuşaklar, ödül ve şöhret budalılığına ibretle bakıyor...
Leo Löwenthal, popüler kültürün sanılanın aksine çok da yeni bir görüngü olmadığını öne sürüyor; hatta 16’ncı yüzyılda Montaigne ve Pascal gibi düşünürlerin bu konu hakkında söylemlerini, popüler kültüre dair ilk eleştirel yaklaşımlar olarak alıntılıyor