Sürgünün kaynakları üzerine bir deneme: Sokrates ve Psyche
Hakikatten sürgün kişi, sonsuzca yeniden sürgün edilebilir. Hakikatten sürgün edilemeyen bir insana ise sürgün deneyimi yaşatmak mümkün değildir
Hakikatten sürgün kişi, sonsuzca yeniden sürgün edilebilir. Hakikatten sürgün edilemeyen bir insana ise sürgün deneyimi yaşatmak mümkün değildir
Hangi nedenlerden kaynaklanırsa kaynaklansın coğrafî, kültürel köklere dayalı kimliği muhafazada ısrar etmek, tüm diğer görüş ayrılıklarını bir tarafa bırakıp bir grubun “safları sıklaştırması”na yol açacaktır ki, bu yolun sonu ister istemez başka bir grubun dışlanmasına varacaktır...
Malve Lippmann ve Can Sungu’nun kurucusu olduğu bi’bak, göç, küresel hareketler, kimlik politikaları, kültürel hafıza gibi konulara odaklanarak bakışları farklılaştırmayı amaçlıyor
İnsan, göç eden bir canlı. Çoğumuzun ailesinde şu ya da bu nedenle ve şu ya da bu biçimde göç etmiş, etmek durumunda kalmış birileri var
Sınırlarla çevrili ve sınırların ardında kaldıkça ayrışıp farklılaşan dünyada, göç kaçınılmaz bir olgudur...
"Türkiye’de yaşamayan, Türkçeden beslenmeyen biri Türkiye hakkında ne kadar yetkin olabilir, Türkçeyi ne kadar iyi kullanabilir ki?"
Ev sahibi ve misafir arasındaki ilişki etik bir ilişkidir. Ancak Almanya’daki misafir Türk işçilerin yerleşik hayata geçme fikri, mekâna ve kültüre ortak olma, egemenlik alanında eşitleşme anlamına gelmektedir
Menekşe Toprak: İster mülteci akını, ister ben doğduğumda Almanya’ya işçi olarak göç etmiş olan babamın örneğinde, isterse de bugün Türkiye’den Batı’ya yapılan beyin göçü olsun, hepsinde, az ya da çok, vatanında bulamadığını uzaklarda arayan bireyin arzularını yakalarsınız
“Öteki” olmaya karşı çıkarken baskın kültürü sorgulayacak mıyız, kendi sesimizi duyurmak için farklı yollar deneyecek miyiz yoksa buna ayak mı uyduracağız?
Göçmenlik bir ikiye ayrılış, geride kalan yarı olmadan bütün olabilmek mi? Mutlak transandans ve insanın tamamlayabildiği tek geçiş olan ölümün yaşarkenki provası mı?
Birdenbire vizeye tabi tutulmazdan önce ana yurtları üzerinde özgürce uçuşabildikleri o günlerde, Petzold’ün hayaletleri nasıl bir topoğrafya üzerinde var olmuşlardı
Yola çıkmanın, göç etmenin gücü dünyanın yükünü nasıl kaldırdığımızla ilişkili olarak kıpırdıyor. Sınırlar diyoruz ama öyküler kıvrılır. Düz bir çizgide gitmez. Eğilir, bükülür ve her defasında yeniden inşa edilme potansiyeli taşır
Suriyeli muhalif ve alternatif medya araçlarından birinin, Aljumhuriya’nın Türkiye’deki editörlerinden Sadek Abdel Rahman anlatıyor
Gözde Kazaz ve İlksen Mavituna’nın hazırladığı Bu Ülkeden Gitmek adlı kitap, sayılarla ifade edilen göç olgusuna kişisel yaşanmışlıklar üzerinden baktıkları spesifik bir çalışma
İbrahim Sirkeci: Ana akım göç yazını meseleye genel olarak neoliberal bir çerçeveden bakıyor. Fırsatı yakalayan, değerlendiren ödüle kavuşuyor. Ödül, dünyanın zengin ülkelerinden birinde yaşam, Almanya’nın çayırları, İngiltere’nin dereleri...
Sadece bulunduğu yere yabancı değil, bulunduğu yerde de yabancı bir göçmen temsili karşımızdaki. Ben bu temsilin karşısında durmanın gereğine inanıyorum
Artık kutsal kitaplardakine benzer, mahşerî boyutlar kazanan, muazzam bir nüfus hareketine tanık olmaktayız...