Bir Noel Hikâyesi:
Editör-yazar ilişkisine dair bir roman
“Zambra bu kitapta olay örgüsü olarak Andrés Braithwaite’le aralarındaki arkadaşlık ve yazar-editör ilişkisinin yıllar içindeki seyrini esas almış... Editör-yazar iletişimi, diyaloğu iki arkadaşın sohbetine, yakınlığına evrildiğinde birtakım gerilimlerin doğması da kaçınılmaz hale gelmiş.”
Alejandro Zambra, Ekim 2017. Fotoğraf: Maritza Ríos (Kaynak: Wikimedia Commons)
Alejandro Zambra, yeni yayımlanan romanı Bir Noel Hikâyesi’ni[1] Gris Tormenta Yayınevi’nin, kitapların yayımlanmadan önce geçirdikleri farklı işlem ve süreçlere dair metinlere yer verdikleri “Editörün Koleksiyonu” dizisi için kaleme almış. Yayınevinin kitabın girişinde yer alan sunuşunda, bu dizide yayımlanan kitapların “yayıncılık dünyasının backstage’inde [kulisinde] saklı olan fikirlere ve mekanizmaya dair nadir keşifler ve özgün hikâyeler barındırdığı” belirtiliyor. Yayınevinin web sitesinde de dizideki öbür kitaplarda yaratım, redaksiyon, çeviri ve yayın, tasarım, eleştiri ve editörlük gibi çoklu editoryal işlemler üzerine anılar ya da denemeler bulunduğu vurgulanıyor. Zambra da kendi tarzında kısa bir romanla editörle yazar arasındaki ilişkiye mercek tutmuş.
Malum, bir mercekle bakarken daha iyi bir görüntü alabilmek için uygun bir mesafe ayarı yapmak gerekir; Bir Noel Hikâyesi’nde bu mesafenin ayarlanmasında kitabın önsözünü kaleme alan Zambra’nın editörü Andrés Braithwaite’in de büyük katkısı var. Braithwaite büsbütün yabancısı olduğumuz biri değil. Zambra’nın Okumamak kitabındaki “Yazarın Notu” şöyle başlıyordu: “Bu kitabı derlemek Las Últimas Noticias gazetesine kitap eleştirileri yazmaya başladığım 2002 yılının ortalarında edebiyatla ilgili ilk metinlerimi yayımlamayı kabul eden Andrés Braithwaite’in fikriydi.” Aynı yazıda eleştiri yazıları yazmayı bırakmasını, bu uğraşın kişiyi bir nevi “otorite makamı”na getirmesinden hazzetmemesiyle izah ettikten sonra, Zambra, Braithwaite’e yeniden değiniyordu.
Las Últimas Noticias’dan ayrıldığımda Andrés Braithwaite’i çok özleyeceğime emindim, en iyi arkadaşlarımdan biri olmuştu. Her hafta bir teste tabi tutulan –metinlerimin üzerinden öyle geçiyordu ki, hayatı buna bağlı gibiydi– bu dostluğu özleyecektim. Ayrıca Andrés’in yazdığım yazıların saçma sapan ilk hallerini içtenlikle berkitmeye uğraşacağını bilmenin yazarken verdiği emniyet hissini de özleyecektim. (s. 17)
Yazının devamında başka gazete ve dergilerde de benzer yazılar yazdığını, ama “ara sıra özellikle de yazdığı herhangi bir yazıdan tatmin olmayınca Braithwaite’in insanı tedirgin eden hatırası[nın] zuhur” ettiğini belirtmişti.
Onu elinde sigara, kopkoyu bir kahve içerken, bir yandan da benim metnimi okurken hayal ediyordum. En ufak bir merhamet belirtisi göstermeksizin her bir cümlemin üstünü çizmek için kalemini açtığını düşünmek beni dehşete düşürürdü.
Andrés Braithwaite’in görünmezlik uğraşı –iyi bir editörde olmazsa olmazdır elbette– bu notta adını anmamam için ısrar etmesine neden oldu. Fakat adını anmak, ona teşekkür sunmak elzem.
Alejandro Zambra, Bir Noel Hikâyesi’nde olay örgüsü olarak Andrés Braithwaite’le aralarındaki arkadaşlık ve yazar-editör ilişkisinin yıllar içindeki seyrini esas almış. Nereden anlıyoruz bunu? Romanın başkişisi de tıpkı Zambra gibi Las Últimas Noticias’ta kitap eleştirileri yazdığından bahsediyor ve roman boyunca editörü David Tightwad’la konuşmalarından, tartışmalarından sahneler aktarıyor.
Romandaki sayısız dipnotun ilkinde bunların tamamının Andrés Braithwaite’e ait olduğu şu şekilde vurgulanmış: “Bütün dipnotlar Andrés Braithwaite’in editoryal notlarıdır. Tabiri caizse mafsalları açıkta bırakılmış bir anlatı bu.” Zambra’nın Okumamak ve Serbest Kürsü kitapları üzerine K24’te yayımlanan yazımın başlığı “Müşterek Bir İş Olarak Yazmak”tı, bunun nedeni de Zambra’nın Okumamak’ta yer alan şu cümlesiydi: “Benim için yazmanın her zaman müşterek bir yanı oldu.” Bir Noel Hikâyesi belki de müşterek yanların en bariz ve yoğun olduğu kitabı sayılabilir Zambra’nın. (Böyle diyorum ama şu da var: Okumamak’ta Zambra’nın eleştiri yazılarını bir araya getirme fikrinin Andrés Braithwaite’e ait olduğunu ve bu kitaba girecek yazıları onun belirlediğini hatırlayınca, belki de bu iki kitabı müştereklik yanları bahsinde birlikte anmanın daha uygun olacağı sonucuna varıyorum.)
Bir Noel Hikâyesi:
Edebiyatla Hayat Arasındaki Bağların ve Silinip Giden Bir Arkadaşlığın Hikâyesi
çev. Saliha Nilüfer
Notos Kitap
Haziran 2025
88 s.
Andrés Braithwaite’in dipnotlarına dönersek, bunlardan birinde mafsalların iyiden iyiye açık edilmiş olduğunu görüyoruz. Anlatıcı-romancı bir yerde editörünün Tightwad olan adını “Tightwaite” diye yazmış ve Andrés Braithwaite de şu dipnotu düşmüş: “Lapsus calami.” [Kalem sürçmesi]
Editör-yazar ilişkisine mercek tutarken, editörün yazara önemli katkısının kaleme aldığı önsöz olduğunu belirtmiştim. Andrés Braithwaite’in önsözü Zambra’nın yapıtlarına aşina olanların yakınlık duyacakları bir metin. Editörü, burada Zambra’yı şöyle tanımlıyor: “Gönüllü biçimde gizemi seçen bir yazar – görünüşte son derece açık, oysa aslında hayli müphem bir yazar.” Zambra’nın romanlarını, hatta öykü ya da denemelerini okuyanların da rahatlıkla kabul edecekleri bu tanım, bizzat Bir Noel Hikâyesi’nin önsöz yazarı için de geçerli bence. Bu önsözün kendisinden neden ve nasıl istendiğini, kabul etmeden önceki çekincelerini, bu önsözün talep edilmesiyle kendisinden önsöz yazmasının yanı sıra nelerin murat edilmiş olabileceğini açık seçik anlatmakla birlikte, gizemini, müphemliğini koruyan bir metin çünkü. “Müphem önsöz” sözü kulağa biraz oksimoron gelmiş olabilir. Ne de olsa bir önsözden beklenen, başında, girişinde yer aldığı kitabı daha anlaşılır kılmasıdır; okuyucuyu hazırlaması umulur, hatta birkaç sayfa sonra başlanacak metne dair –çok olmamak kaydıyla– birtakım ipuçları vermesi beklenir. Oysa Braithwaite böyle önsözleri değil, tam tersi işlev görenleri sevdiğini belirtiyor:
Başkalarının metinlerini tanıtan ya da sunan önsözler sahasında en çok hoşuma gidenler, yazarının kendisini içinde bulduğu ve bir an evvel kaçıp paçayı sıyırmak istediği o rahatsızlığı açığa vurmayı başardığı metinler olur: Yani hakkında yazılan metnin meziyetli ya da en azından dikkate değer olduğunu bile açıkça belirtmekten kaçınan, zarif biçimde kaçamaklı önsözler diyelim. (s. 20)
İşte Braithwaite’in yazdığı da bu tarzda bir önsöz. Zambra’nın metninin niteliği ya da meziyeti üzerine söz söylemiyor, ama Bir Noel Hikâyesi’ni tamamlıyor – kendi tarzında. Nasıl ki Zambra yazar-editör ilişkisine dair bir roman yazmışsa, Braithwaite de bu ilişkinin ne olduğuna ilişkin bir “önsöz” yazmış. Şöyle bir tespiti var:
Fakat sanırım bir kitabın en önemli kısmı, esasında iki yalnızın, yazan ve metne editörlük yapan iki kişinin arasındaki diyalogdan çıkıyor. (s. 26)
Bir Noel Hikâyesi’nin “açıkta bırakılmış mafsallarında”, Braithwaite’in yazdığı dipnotlarda, tam da bu “diyaloğa” kulak verme imkânı buluyoruz. Sadece bir kelime yerine bir başkasını önermiyor Braithwaite, yazarın cümlelerinin kendisinde uyandırdığı izlenimleri, hisleri de aktarıyor, takdir de ediyor, kibarca hatalara da işaret ediyor, hatta yazarın özel durumuna ilişkin bir şeylere (artık Şili’de değil Meksika’da yaşadığına, bunun sonucunda da yazı dilinde Şili İspanyolcasında olmayan Meksika İspanyolcasından kelimelerin, kullanımların görülmeye başladığına mesela) dikkat çekiyor. Düpedüz konuşuyorlar yani! Zambra mı nasıl konuşuyor? Roman baştan sona editörüne anlatmak istediklerinden ibaret dense çok abartılı olmaz.
Bir kitabın hazırlık sürecindeki iki yalnızın diyaloğunda pek çok kez ben de bulundum, üstelik bunların bazısında editör tarafındaydım, bu yüzden hattın iki ucunda da bulunduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu konudaki deneyimlerim, editörle yazar arasındaki ilişkinin “biricik” olduğunu düşünmeme yol açmıştır. Aynı editörün farklı yazarlarla ya da aynı yazarın farklı editörlerle çalışma tarzları kimi noktalarda birbirini andırsa da, büsbütün aynı değildir. (Tabii ki fabrikasyon çalışmaları bu cümleye dahil etmiyorum; yazarla editörün “diyalog” içerisinde oldukları, konuştukları ilişkilerden söz ediyorum.) Hatta aynı editörle aynı yazarın farklı iki kitabın hazırlık aşamasındaki diyalogları da farklılıklar gösterebilir. İki yalnızların[2] çoğu diyaloglarındaki gibi, Zambra ile Braithwaite’in diyalogları da ("Zambra ile Braithwaite" mi dedim? "Romancı ve Tightwad" demek daha doğru olur sanki, yahut Zambra'nın "kalem sürçmesi"nden yardım alıp "Anlatıcı ile Tightwaite" demek...) çok özel, ancak onlar zaman içinde iyi iki arkadaş da olmuşlar. Bu “ekstra” bağlantının kitaplara ya da yazılara ayrı bir yararı olduğundan eminim. Sonuçta aralarında başlayan diyalog öncelikle dil üzerine, seçilecek kelimeler üzerine. Bu konulardaki yakın, birbirlerini andıran yaklaşım ve duruşları onların arkadaşlıklarını perçinlediği gibi, kitap ya da yazı konusundaki diyaloglarını da geliştirip rahatlamış olmalı. Aynı bilgisayar dosyası üzerinde çalışan, dipnot ya da açıklama notlarıyla birbirleriyle konuşan iki ses olmaktan çıkmışlar – yahut çıkışı alınmış bir yazının üzerinde kalemle yapılan düzeltmeler ve bunların gözden geçirilmesi yoluyla kurulan bir bağın ötesine geçmişler. Gecenin bir vaktinde bira eşliğinde süren sohbetlere, hatta sadece birkaç akrabanın çağrıldığı düğüne davet edilme noktasına vardırmışlar.
Yazar-editör ve iki arkadaş olarak aralarındaki her iki bağın mümkün olmasını sağlayanın kelimelere ve edebiyata düşkünlükleri olduğunu söylemek gerekli mi? Yalnız başlarına kelimelerle ve edebiyatla kurdukları bağa öbürünü de ekliyorlar aslında; elbette bu kadar basit değil, başka ortaklıkları da var: İroni. Tabii her tür ironi değil, mevzu kelimeler ya da edebiyat olduğunda parıldayan bir ironi – belki de aralarında muhabbetini yaptıkları daha ziyade bu ikisi olduğu için ironileri de buna odaklanıyordur. Birbirlerini oyuna davet etmeden aynı oyunu rahatça sürdürebilmelerini sağlayan da ironi bahsindeki frekans yakınlıkları.
Şu diyalog birlikte çalışmaya karar vermek üzere oldukları sırada geçiyor ve aralarındaki yakınlığın çok hoş bir ifadesini sunuyor bize.
“Birkaç sayfayı çabucak okuduktan sonra, ‘Melville mi, Conrad mı?’ diye soruverdi.
İşveli bir edayla, ‘Laurence Sterne’ dedim.
‘Laurence Sterne mü, D.H. Lawrence mı?’
‘Arabistanlı Lawrence.’
‘Muhteşem Lorenzo mu, Deli Juana mı?’
‘Jeanne d’Arc.’
‘Sor Juana Inés de la Cruz mu, yoksa San Juan de la Cruz mu?’
‘Juana de Ibarbourou.’
‘Bertrand Russell mı, Raymond Roussel mı?’
‘Bak işte bu çok daha karışık.’
Böyle karşılıklı atıştık, gerçi galiba konuşma giderek gülünç bir tarzda suç ortaklığı içermeye başlamıştı.” (s. 32)
Arkadaşlıkları ilerlediğinde sadece kitabı/yazıyı (bunlara odaklanan ironiyi, şakayı) değil, birbirlerinin hayatlarını ve başka şeyleri de konuşmaya başlamışlar.
Vaktiyle editörümün Microsoft Word dosyasını açacağı ânı korkuyla bekleme halinin yerini neredeyse her zaman telefonla yaptığımız şen şakrak görüşmeler almıştı, bazen Tightwad’ın ofisinde buluşur, kafa kafaya verip metnin üzerinde çalışır, sonra da mesaiyi Galindo’da tamamlardık. (s. 52)
Önce bir soru: Bir arkadaşın öbürüne, “Bu bıyık sana yakışmıyor” demesi de editoryal bir uyarı sayılmaz mı? Buradan Zambra’nın romanının alt başlığına geçebiliriz. “Edebiyatla Hayat Arasındaki Bağların ve Silinip Giden Bir Arkadaşlığın Hikâyesi.” Değindiğim üzere, editör-yazar iletişimi, diyaloğu iki arkadaşın sohbetine, yakınlığına evrildiğinde birtakım gerilimlerin doğması da kaçınılmaz hale gelmiş. Bununla beraber, bu iki yalnızın şu ya da bu biçimde diyaloglarının yıllar içerisinde aldığı hallerin anlatıldığı bu romanın, yayınevinin baştan belirlediği bağlamdan koptuğu zannedilmemeli. Sonuçta anlatılan bir kitabın (ya da kitapların) hazırlanma sürecine dair bir şeyler. “Açıkta kalmış mafsal” tabirini sündüreceğim, çünkü romanın iki “yalnız” kahramanını bir yerden sonra okumakta olduğumuz romanın hazırlanma sürecinin oldukça erken vakitlerinde bu romana dair bir şeyler konuşurlarken buluyoruz; roman kendi üzerine bu şekilde büküldüğünde anlatılanlar Zambra’nın editör-arkadaşı Braithwaite’le ilişkilerine dair anılar olmaktan çıkıyor. Edebiyatla hayat arasındaki bağların ne denli farklı şekilde oluşabildiğini, sürdüğünü yahut çözüldüğünü düşünürken buluyoruz kendimizi.
NOTLAR
[1] Alejandro Zambra, Bir Noel Hikâyesi, çev. Saliha Nilüfer, Notos Kitap, İstanbul, Haziran 2025
[2] Dilbilgisi açısından hatalı bu ifadeyi K24 editörünün fark edeceğini ama ses çıkarmayacağını umuyorum. [Editörün Notu: Aslında hatalı değil! Görüştüğümüzde konuşuruz bu harfi tarif meselesini.]
Önceki Yazı
Kurbanın çehresi, imgenin parçalanışı mıdır?
Çehrenin anlattıkları, sakladıkları
“Bireysel çehre bir ölçüde onarılabilir ya da gizlenebilir. Ancak sosyal çehrenin onarılması çok daha zor, neredeyse imkânsızdır... Bir bakış mübadelesi yapılamadığından görünüşü donuklaşır; bir ölüm maskı gibi ifadesi sabitleşir.”
Sonraki Yazı
André Gide: Dar Kapı’nın ardından
“Dar Kapı’da 'devinimler' vardır. Bu yüzden roman tragedyalardaki gibi sahnede kimsenin varlığının farkında dahi olmadığı bir üçüncü kişinin (Juliette) sahneye çıkışının ve o üçüncü kişinin başta konuşup sonra oyun boyunca sessiz durmasının gerilimini taşır.”