• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

Usmanbaş’ı yeniden okumak:

Boşluğa Atlayış üzerine

“Boşluğa Atlayış’ta Usmanbaş yalnızca bir besteci olarak değil, bir düşünce figürü olarak da metinde kendini gösteriyor. Bunun bir diğer nedeni de Aykut Köksal ile Mehmet Nemutlu'nun besteciyi kutsallaştıran bir dil kullanmaktan kaçınmaları.”

İlhan Usmanbaş (Fotoğraf: Arzu Karamani Pekin) / Fonda Usmanbaş'ın İlhan Berk'in Şenlikname adlı eseri için yazdığı partisyondan bir sayfa.

KIVILCIM YILDIZ ACAR

@e-posta

İNCELEME

9 Temmuz 2026

PAYLAŞ

Müzikoloji literatüründe besteciler üzerine yazılmış kitaplar çoğunlukla iki farklı eğilim etrafında şekillenir. Bu eğilimlerden ilki biyografik anlatımı merkeze alır, diğeriyse yapıtları teknik açıdan inceleyen çalışmalardır. Aykut Köksal ve Mehmet Nemutlu’nun Boşluğa Atlayış: İlhan Usmanbaş’ın Müziği Üzerine adlı kitabı ise bu iki yaklaşımın sınırlarını aşan, disiplinlerarası bir düşünce alanı kurmayı amaçlayan, özgün bir çalışma olarak dikkati çekiyor. Modernizmin öncü örneklerini, çağdaş müzik düşüncesinin oluşumunu ve sanat üretiminin tarihsel bağlamını irdeleyen, kapsamlı bir entelektüel çalışma olarak öne çıkıyor.

Açık Radyo’da 1999 yılında gerçekleştirilen programların kitaplaştırılmasıyla oluşan bu çalışma, ilk bakışta bir söyleşi derlemesi izlenimi bırakıyor. Oysa metin ilerledikçe bunun çok daha fazlası olduğu anlaşılıyor. Burada söyleşi yalnızca bir anlatım biçimi değil, kitabın düşünsel omurgasını kuran temel yöntem. Aykut Köksal ve Mehmet Nemutlu birbirlerinin cümlelerini zaman zaman tamamlıyorlar, zaman zaman tartışıyorlar, kimi zaman da farklı yönlere saparak yeni düşünce hatları oluşturuyorlar.

Aykut Köksal
Mehmet Nemutlu
Boşluğa Atlayış:
İlhan Usmanbaş'ın Müziği Üzerine
Arketon Yayınları
Haziran 2026
152 s.

Köksal ile Nemutlu’nun diyaloğu ve yorumlarıyla metin tek sesliliği aşıyor. Okur, hazır sonuçlarla karşılaşmak yerine, düşüncenin oluşum sürecine tanıklık ediyor. Belki de kitabın en güçlü yanı burada. Çünkü Usmanbaş’ın sanat anlayışı da kesin doğrulara ulaşmaktan çok, sürekli sorgulamaya, yeniden düşünmeye ve yerleşik kabulleri aşmaya dayanır. Söyleşi biçimi de tam olarak bu dinamizmi yansıtır. Böylece, Boşluğa Atlayış’ta Usmanbaş yalnızca bir besteci olarak değil, bir düşünce figürü olarak da metinde kendini gösteriyor. Bunun bir diğer nedeni de yazarların besteciyi kutsallaştıran bir dil kullanmaktan kaçınmaları. Eleştirel mesafeyi sürekli koruyorlar. Nitekim Köksal’ın aktardığı bir anıda Usmanbaş, eserlerine yönelik eleştirilerden duyduğu memnuniyeti dile getirirken, kendisini sorgulayan yaklaşımları özellikle önemsediğini söylüyor.

Kitabın sayfalarında ilerledikçe yalnızca Usmanbaş’ın düşünce dünyasına değil, kendi doktora öğrenciliği yıllarıma da geri döndüm. Metin beni Aykut Köksal’ın Müzikoloji Bölümü doktora programında yürüttüğü derslere götürdü; Açık Radyo programlarının kaset kayıtlarını haftalar boyunca dinlediğim günleri hatırladım. Dönemin teknolojik koşullarında kaydedilmiş bu programları defalarca dinleyerek yalnızca Usmanbaş’ın müziğini değil, onun düşünme ve tartışma biçimini de tanımaya çalışmıştık. Yıllar sonra Boşluğa Atlayış’ı okurken, o derslerde kurulan düşünsel atmosferi yeniden hissettim.

Kitabın en güçlü yanlarından biri, Aykut Köksal’la Mehmet Nemutlu’nun birbirini tamamlayan anlatımları sayesinde İlhan Usmanbaş’ın yapıtlarının farklı katmanlarının aynı anda görünür hale gelmesi. Söyleşi ilerledikçe, yapıtların yalnızca tarihsel ve düşünsel arka planı değil; biçimsel kuruluşu, polifonik örgütlenmesi, kompozisyon teknikleri ve ses dünyasına ilişkin ayrıntılar da doğal bir akış içinde açığa çıkıyor. Böylece okuyucu bir yandan Usmanbaş’ın üretimini besleyen estetik ve kültürel bağlamı izlerken, diğer yandan eserlerin kendi iç mantığını ve müzikal örgütlenmesini de yakından takip edebiliyor. Bu çok katmanlı anlatım, kitabı yalnızca bir söyleşi metni olmaktan çıkarıp bestecinin düşünce dünyasını ve yapıtlarının yapısal özelliklerini birlikte kavramaya olanak sağlayan, zengin bir okuma deneyimine dönüştürüyor.

Ece Ayhan'ın Bakışsız Bir Kedi Kara'sı için partisyon sayfası.

Kitabın ilk bölümlerinde 1950 kuşağı anlatılırken yalnızca müzikteki gelişmeler değil, Turgut Cansever’in mimarlığı, “İkinci Yeni” şiiri ve savaş sonrası kültürel dönüşüm gibi farklı izlekler de tartışmaya dahil ediliyor. Böylece Usmanbaş’ın üretimi yalnızca bireysel bir yaratım süreci olarak değil, Türkiye’de modernist düşüncenin ortaya çıkışının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Köksal’ın dikkat çektiği gibi, Usmanbaş’ın öğrencilik yıllarından itibaren ulusalcı müzik anlayışından uzaklaşarak doğrudan uluslararası modernizmin sorunlarına yönelmesi son derece önemli. Bu noktada kitap Cumhuriyet müzik tarihine ilişkin yerleşik anlatıları da sorgulamaya başlıyor.

Yaylı Dördül-47 üzerine yapılan tartışmada Nemutlu’nun biçimsel çözümlemeleriyle Köksal’ın yorumları dikkat çekici biçimde iç içe geçiyor. Özellikle Bartok etkisinin ele alınış biçimi önemli. Usmanbaş’ın Bartok’u büyük ölçüde partisyonlar üzerinden tanımış olmasına rağmen onun soyutlama anlayışını erken yaşta kavramış olması, ikinci kuşağın modernist yönelimini açıklayan önemli göstergelerden biri olarak değerlendiriliyor. Burada asıl dikkat çekici olan, yerel malzemenin doğrudan kullanılmasından çok, dönüştürülmesi ve soyutlanması. Kitapta, Nemutlu’nun Usmanbaş açıklamaları üzerinden aktardığı gibi, yerel ezgiler ve aksak ritimler folklorik bir alıntı olarak değil, yeni bir müzik dilinin beslendiği kaynak olarak ele alınıyor.

Behçet Necatigil'in Kareler'inden Divane Derkenar için partisyon sayfası.

Kitabın en ilginç bölümlerinden biri olan “VIII. Buluşma”, Kareler yapıtına ayrılmış. Bu yapıtın Usmanbaş’ın üretimindeki konumu ayrıntılarıyla ortaya konuyor. Köksal ve Nemutlu yapıtı yalnızca Behçet Necatigil şiirlerinin müzikal bir uyarlaması olarak değil, şiirle müziğin ortak bir yaratım mantığında buluştuğu özgün bir estetik süreç olarak ele alıyorlar. Özellikle Necatigil’in açık okuma modelinin, Usmanbaş’ın odaklandığı rastlantısallık ve açık biçim anlayışıyla neredeyse kusursuz biçimde örtüştüğünü göstermeleri, Kareler’i bestecinin üretiminde farklı bir aşamaya taşıyor. Söyleşinin en dikkat çekici yanıysa, bu ilişkinin yalnızca kuramsal düzeyde bırakılmaması; her şiirin farklı ses örgütlenmeleri, icra stratejileri ve tınısal kurgular üzerinden ayrıntılı biçimde incelenerek yapıtın adeta katman katman açılması. Böylece okur, Kareler’i yalnızca dinlenmesi gereken bir eser olarak değil; modern şiir, çağdaş müzik ve açık yapıt estetiğinin kesişiminde duran, her yeni yorumda yeniden üretilen, disiplinlerarası bir yaratım modeli olarak kavrama olanağı buluyor.

Kitabın merkezinde yer alan “boşluğa atlayış” metaforu ise yalnızca sanatsal cesareti anlatan etkileyici bir ifade değil. Boşluğa Atlayış, İlhan Usmanbaş’ın, 1965-1966 yıllarında solo keman ve dört çalgı için yazdığı yapıta verdiği başlık; ancak kavram olarak yaratıcılığın doğasına ilişkin çok katmanlı bir düşünme alanı açıyor. Usmanbaş’ın müziğinde boşluk imgesi, eksiklik ya da yokluk anlamına gelmez; henüz biçim kazanmamış olanın, yeni olasılıkların ve keşfedilmeyi bekleyen düşüncelerin alanıdır. Bu nedenle boşluğa atlamak, bilinmeyene, belirsizliğe, rastlantısallığa doğru atılmış estetik bir tercihtir.

Bu düşünce, Usmanbaş’ın müziğinde olduğu kadar yaşamına ilişkin anlatılarında da kendini hissettirir. Kitap boyunca karşılaşılan pek çok örnek, onun hiçbir estetik sistemi mutlaklaştırmayan tavrını gösteriyor. Dizisel müzik, rastlantısallık, açık biçim ya da geleneksel teknikler, onun için gerektiğinde başvurulabilecek yaratıcı araçlar.

Aykut Köksal (solda), Mehmet Nemutlu

Bu noktada kitap yalnızca müzik tarihine ilişkin bir çalışma olmaktan çıkıyor; modernizm üzerine bir düşünce metni haline geliyor. Köksal’ın yorumlarında sıkça karşımıza çıkan mimarlık göndermeleri bu açıdan özellikle önemli. Usmanbaş’ın müziğiyle çağdaş sanat arasında kurulan paralellikler, farklı sanat alanlarının ortak estetik problemler etrafında nasıl buluşabildiğini gösteriyor.

Sonuç olarak sanat tarihi, mimarlık, estetik ve müzik teorisinin kesişiminde duran disiplinlerarası bir düşünce alanı yaratan bu kitap, Türkiye’de modern sanatın entelektüel serüvenini anlamak açısından önemli bir eşik niteliğinde. Bu yönüyle, Boşluğa Atlayış yalnızca çağdaş müzik literatürüne değerli bir katkı sunmakla kalmıyor; Türkiye’de modern sanatın düşünsel serüvenini, farklı disiplinlerin kesişiminde yeniden okumaya imkân veren özgün bir tartışma alanı açıyor.

 
Yazarın Tüm Yazıları
  • Aykut Köksal
  • Boşluğa Atlayış
  • İlhan Usmanbaş
  • mehmet nemutlu

Önceki Yazı

DENEME

Hansel ile Gretel ve beyaz ördek

“Hansel ile Gretel’in yoksun olduğu iki şey ekmek ve sevgidir. İlkine cadının mücevherleri sayesinde nihayet kavuşurlar. İkincisini onlara karşılıksız ve cömertçe veren tek karakterse, masalın en güçsüz karakteri olan beyaz ördektir.”

CENGİZ KOTAN

Sonraki Yazı

SÖYLEŞİ

Tolga Yıldız ile söyleşi:

“İnsan aslında dikkatinin tarihidir.”

“Dikkat hakkı sınıfsal bir meseledir. Sessiz bir çevresi olan çocukla, kalabalık, dar bir evde büyüyen çocuk aynı dikkat koşullarına sahip değil. Güvenceli işi olan yetişkinle, sürekli geçim hesabı yapan insan aynı zihinsel ferahlıkta yaşamıyor.”

AYNUR KULAK
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist