• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

Savaşta çocuk olmak

“War Childhood Museum, büyüyen koleksiyonuyla, dünya üzerinde savaş sırasında büyüme deneyimine adanmış en büyük arşivin sahibi olacak ne yazık ki. Koleksiyondaki hikâyeler ve nesneler giderek artıyor, çünkü savaşlar bitmiyor.”

DİLAN SALKAYA

@e-posta

DENEME

18 Eylül 2025

PAYLAŞ

“O çocuklar anne ve babalarımızdı.”

–Bir ziyaretçi

Modern savaş tarihinde bir başkente yapılan en uzun kuşatma olarak kabul edilen Saraybosna Kuşatması’nın üzerinden 33 yıl geçti. Saraybosna’nın Romeo ve Juliet’i olarak tarihe geçen, biri Boşnak, diğeri Sırp, Admira Ismić-Boško Brkić çiftinin şehirden kaçmaya çalışırken keskin nişancılar tarafından vurulmasının üzerinden 32 yıl. Yaklaşık 33 yıl önce, Dobrinja banliyösünde futbol maçı yapan gençlerden 13’ü havan topu saldırısında yaşamını yitirdi. Miljacka Nehri kıyısındaki muhteşem Mağribi tarzı kütüphane Vijećnica yerle bir edildi ve 1,5 milyona yakın benzersiz kitap küle döndü.

1995’e kadar yaşamını yitiren 11.500’den fazla Saraybosnalının en az 521’i çocuktu. UNICEF, o dönemde şehirde yaşayan yaklaşık 70.000 çocuktan % 40’ının ateş altında kaldığını, % 39’unun en az bir aile üyesini öldürülürken gördüğünü, % 89’unun top ve bombalardan kaçmak için sığınaklarda yaşadığını tahmin ediyor.[1]

Bosna’da hayatını kaybedenlerin anısına çok sayıda müze bulunuyor. Hatta dünya üzerinde… Savaş müzeleri[2] savaşın dehşetini sergileyerek barışın gerekliliğini vurgular. Ortak özellikleri yaşananları belgelemek, savaşın tarihsel bağlamının kavranmasını sağlamak, hafıza oluşturmak, sivillerin yaşadığı acıları görünür kılmak, acıyı sağaltmak, suçun sorumluluğu üzerine düşünmek, kolektif iyileşme için alan yaratmak ve direnişin önemine dikkat çekmektir. Her savaş müzesi, bulunduğu coğrafyaya göre farklı bir odak geliştirir. Bu kolektif hafıza mekânlarından biri olan –şimdiye dek ziyaret ettiğim en dokunaklı hafıza mekânı demek daha doğru olur– Saraybosna’daki War Childhood Museum (WCM) ise savaşı yalnızca “savaşta çocuk olma deneyimi” üzerinden aktarıyor. Savaşın dehşetini hayal gücümüze bırakıyor. İçeride sergilenen her nesneye bir hikâye eşlik ediyor.

Örneğin savaş çocukluğu kimi tanıklar için bir portakal oluyor, portakal gibi kokuyor. Vitrindeki portakala bakarken savaş nedeniyle iki yıl boyunca portakal yiyememiş bir çocuğun hatıralarını takip ediyorsunuz. Sonra bir portakal karşısında kapıldığınız duygular sizi şaşkına çeviriyor. Artık hiçbir portakal eskisi gibi olmayacak.

War Childhood Museum, savaşın başlamasında hiçbir rol oynamamış, ancak sonuçlarının bedelini ağır ödemek zorunda kalmış insanların deneyimlerini belgeliyor. Bu nedenle diğer savaş müzelerinden ayrı bir yerde duruyor. Savaş döneminde çocuk olan bugünün yetişkinlerinin anıları, oyuncakları, tanık oldukları hikâyeler, kurtarabildikleri nesneler, savaş travmasını yeniden üretmeden, toplumsal iyileşme için gerçek bir mekân kurguluyor. Çocukluğu savaşta geçen sivillerin direniş pratikleri arasında masallar, müzik, oyunlar, gündelik nesneler, kitaplar ve hatta ses, koku, doku ve renkler yer alıyor. Her biri ziyaretçiyi en iyi bildiği yere, kendi çocukluğuna götürüyor.

Müzede güncel olarak sergilenen eşyalardan bazıları.

War Childhood Museum, bir süre sonra büyüyen koleksiyonuyla, dünya üzerinde savaş sırasında büyüme deneyimine adanmış en büyük arşivin sahibi olacak ne yazık ki. WCM koleksiyonundaki hikâyeler ve nesneler giderek artıyor, çünkü dünya üzerinde savaşlar bitmiyor.

Anıları müzede korumak

Müzenin kurucusu Jasminko Halilović, Bosna Savaşı başladığında çocuktu. Bugün Gazze’de korku içinde hayatta kalma mücadelesi veren on binlerce çocuk gibi, çocukluğu yerinden edilme korkusuyla, ani ve şiddetli ölüm tehdidiyle geçti. Halilović’in ‘War Childhood’ projesi başlangıçta bir anı kitabı olarak tasarlanmıştı. Halilović 2010’da insanlara şu soruya kısa cevaplar göndermeleri için açık çağrı yaptı: “Senin için savaş çocukluğu neydi?” Bu çağrı önce bir kitaba, ardından farklı kişilerden gelen mikro-tanıklıklar, mesajlar, günlükler ve fotoğraflarla bir müzeye dönüştü.

Savaş Çocukluğu: Saraybosna 1992-1995 adlı kitap üzerinde iki buçuk yıl boyunca çalışırken yüzlerce katılımcıyla tanışma, onların hikâyelerini ve tanıklıklarını dinleme fırsatım oldu. Savaşta büyümenin karmaşık, yeterince araştırılmamış ve evrensel bir deneyim olduğunu öğrendim. Katılımcıların birçoğu bana savaş anılarını anlattı ya da gösterdi: kişisel eşyalar, fotoğraflar, günlükler, mektuplar, çizimler ve diğer belgeler… Savaştan yirmi yıl sonra, bunların büyük bir kısmı taşınma sırasında kaybolmuş, yanlışlıkla atılmış ya da kalıcı olarak zarar görmüştü. Mayıs 2012’de Savaş Çocukluğu Müzesi fikrinin ilk taslağını yazdım. Hayalim bu anıları korumak için bir müzede saklamaktı.

Bu proje sayesinde kendimi mağdur değil, güçlenmiş bir hayatta kalan olarak görebildim ve bunu tüm katılımcılara sağlayabilmekten gurur duyuyorum. Çocuklar savaşta, hangi etnik kökene sahip olurlarsa olsun, çocuktur. Müzenin amacı kim suçlu, kim ne yaptı değil. Apolitik olmamız, uzlaşma için bir yer kurmamıza olanak tanıyor. Bu yaklaşım, yerel halkla mülteci toplulukları arasında köprü kurmayı kolaylaştırıyor.”

Jasminko Halilović[3]

War Childhood Museum esas olarak Bosna Savaşı’ndan etkilenen çocukların deneyimlerine odaklansa da, bugün dünyanın farklı yerlerinde, örneğin Suriye, Ukrayna, Filistin ve Sudan’da savaştan etkilenen çocukların hikâyelerine de yer veriyor.

Müzeye ilk girdiğinizde farklı duyuları harekete geçiren, etkileşimli yerleştirmelerle karşılaşıyorsunuz. “Hangi kokular sizi çocukluğunuza götürüyor?”, “Hangi sesler çocukluk anılarınızı uyandırıyor?” ya da “Çocukluk kahramanınız kimdi?” gibi sorulara, duvarda yer alan yüzeylere kurdele bağlama, lego yerleştirme, nokta yapıştırma gibi kolay jestlerle yanıt veriyorsunuz. Bu basit ancak etkili fikir, ziyaretçi olarak müzeye iz bırakıp kendi çocukluk anılarınızı geri çağırmanızı, bir şekilde bu tanıklığa dokunmanızı sağlıyor. Ardından kalın bir perdeyi aşıp ikinci kısma geçtiğinizde, çocukluğu savaşta geçen insanların yiten çocukluklarına dair eşyaları ve taşıdıkları hikâyeleri görüyorsunuz. Kendi çocukluğunuzun yitip gitme ihtimali karşısında dehşete kapılıyorsunuz ya da zihninize üşüşen o duygu her neyse, onunla baş başa kalıyorsunuz.

“Büyükannenin şalı”

Ailemle birlikte Gazze’nin kuzey sınırında yaşadığımız için çatışmalara her zaman çok yakınız. Kendimi nadiren güvende hissediyorum. Küçükken, büyükannem dışarıda olup bitenden beni uzaklaştırmaya çalışırdı. Bana eşlik eder ve kendimi güvende hissetmem için sayısız masal anlatırdı. Büyükannem vefat ettiğinde, ona ait olan bu şalı sakladım. Artık büyükannem yanımda olmasa da, şalı bana güven hissi veriyor. Bunu Childhood War Museum’a vermek istiyorum, çünkü diğer çocukların da bazen güven hissinin küçük şeylerde bulunabileceğini bilmelerini istiyorum.

Kefayah, 2006, Gazze

“Kız kardeşimi özlediğim zaman”

2019 yılında, ablam Atina, Yunanistan’da eğitim almak için bir burs kazandı. Daha iyi bir eğitim alma fırsatı bulduğu için çok heyecanlıydık. Ancak kuşatma altındaki Gazze’den çıkmanın zorluğunun farkındaydık. Buna rağmen ablam sonunda Atina’ya gidip eğitimine başladı. O zamandan beri kapalı sınırlar nedeniyle geri gelip bizi ziyaret edemedi. En son birbirimizi gördüğümüzden bu yana iki yıldan fazla geçti. Bu, ablamın henüz Gazze’deyken bana hediye olarak verdiği bir hatıra. Onu özlediğimde buna bakıyor ve bir gün, Gazze’de olmasa da yeniden bir araya geleceğimiz umudunu ayakta tutuyorum.

Saja, 2007, Gazze

Müzede güncel olarak yaklaşık 50 hikâye sergileniyor ve bunlar her sene değiştiriliyor. Koleksiyonda yer alan hikâyeler belirli temalara göre sınıflandırılıyor: sığınak, bir yakının kaybı, mültecilik deneyimi, giysi, oyun… Avrupa Konseyi Müze Ödülü 2018 yılında War Childhood Museum’a verildi. Avrupa Konseyi duyurusunda, Savaş Çocukluğu Müzesi’ni “Güçlü kişisel hikâyeler ve her hikâyeyle ilişkili nesneler aracılığıyla, bu müze barışı, uzlaşmayı ve kültürel çeşitliliğin değerini savunmaktadır” şeklinde tanımladı.

Müze Haziran 2020’de ilk uluslararası ofisini de Kiev’de açtı. Ekip, 2014’te başlayan Doğu Ukrayna’daki savaştan ve Kırım’ın geçici işgalinden etkilenen çocukların ve gençlerin deneyimlerini belgelemeye odaklandı. 24 Şubat 2022’de başlayan işgale rağmen araştırma ve belgeleme faaliyetlerini sürdürdüler. Proje Direktörü Svitlana Osipchuk liderliğindeki WCM ekibi Ukrayna’nın tüm bölgelerinden ve Ukraynalı mültecilerden tanıklıklar toplamaya devam ediyor. Gezgin sergiler de yapan ekip bu sayede Avrupa şehirlerinde savaşın etkilediği çocukların ve gençlerin kişisel hikâyelerini öne çıkarıp farkındalık yaratıyor. Sıradaki hedefleriyse Kiev’de de kalıcı bir müze kurarak bireylerin, ailelerin ve toplulukların iyileşmesine, travmanın yayılmasının önlenebilmesine yönelik bir diyalog ve anma alanını var etmek.

“Savaşın ilk günleri”

Bu resmi Polonya’ya geldikten bir hafta sonra yaptım. Sanatçı Waldek duygularını resimle ifade etmek isteyen bir grup insanı bir araya getirdi. Arka planı siyah boyamaya karar verdim, çünkü benim için siyah renk bilinmeyenle, göremediğimizle ve bir sonraki olacaklarla ilişkili. Bu ağır bir renk. Çiviler ve vidalar her an bizi öldürebilecek korkunç güçleri temsil ediyor. Bu, savaşın ilk günlerine dair izlenimim – ayaklarımızın altında bir zemin olmadığı ve hiçbir şeyin bizi koruyamayacağı hissi.

Valeriia, 2014, Harkov/Ukrayna

“Babamın tıraş bıçağı”

Babam öğretmendi, her zaman tıraşlı ve özenli giyinmiş olurdu. Çocukken onu tıraş olurken ve işe hazırlanırken sık sık izlerdim. Srebrenitsa soykırımından sağ çıkamadı. Annem ve kız kardeşim Srebrenitsa’dan ayrılırken yanlarında taşıdıkları çantaya bu tıraş bıçağını koymuşlar – ben de uzun yıllar ona özenle baktım. Ne zaman tıraş bıçağını kullanmayı denesem, bana babamı ve onun anneme, kız kardeşime ve bana duyduğu sınırsız sevgiyi hatırlatırdı. Onu asla babam kadar ustalıkla kullanamayacağımı biliyorum, bu yüzden onu korunması için müzeye veriyorum.

Emir, 2015, Saraybosna

Müzeden ayrılırken karşınıza boş bir salıncak çıkıyor. Ona dokunduğunuzda, siz müzeden gittikten sonra bile sallanmaya devam ediyor. Tıpkı savaş çocukluğunun savaştan sonra da devam etmesi gibi. Hayat gibi. Müzeyi ziyaret eden çocukların resim yapmaları için ayrılmış köşedeki barış mesajlarından biri de bu umuda işaret ediyor: “Karanlıkta ışık ol.”

War Childhood Museum koleksiyonunun asla büyümemesini dilerim.

 

NOTLAR

[1] Final report of the United Nations Commission of experts established pursuant to security council resolution 780 (1992). Annex VI - Part 1. Study of the battle and siege of Sarajevo. United Nations, S/1994/674/Add.2 (Vol. II), 27 May 1994.

[2] Bkz. Hiroshima Peace Memorial Museum, German-Russian Museum Berlin-Karlshorst, Warsaw Uprising Museum, Imperial War Museum, Anne Frank House…

[3] War Childhood Museum

Yazarın Tüm Yazıları
  • bosna savaşı
  • Gazze
  • savaş suçları
  • War Childhood Museum

Önceki Yazı

ELEŞTİRİ

Tarih –hâlâ– devam ediyor

“La Storia'nın unutulmaz yapıtlardan biri olarak anılmasını sağlayan da, aşırı-gerçekçi denebilecek sahneler ve anlatımlar içeren romanın aynı zamanda masalsı bir yapısı olması ve bunun hiç yadırganmaması...”

BEHÇET ÇELİK

Sonraki Yazı

ELEŞTİRİ

Totaliter Batının şiddeti

“Nazi şiddeti, Fransız Devrimi’nin Aydınlanmayı icat etmesine çok benzer bir şekilde anti-semitizmi icat etmişti. Ancak bu icadın Yahudisi modernite, Marksizm, komünizm gibi olguları temsil eden bir soyutlamaydı...”

YAKUP YILMAZ
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist