Her şeyi silip geçmek o kadar kolay değil!

ZİA DÜNYAYI SİLİYOR

BREE BARTON

Timaş Yayınları
Ocak 2024
224 sayfa

çev. Esma Fethiye Güçlü

8 Şubat 2024

“Bree Barton’ın kaleme aldığı Zia Dünyayı Siliyor, ergenlik arifesindeki Zia’nın, kelimelerin kifayetsiz kaldığı anlarda, boşlukta sallanan o kelimeleri anneannesinin büyülü sözlüğünden silerek hayatını değiştirdiğini sanırken her şeyi daha da kaotik hale getirişini anlatıyor.”

BURAK SOYER

İnsan, kendini en berbat hissettiği anlarda, bunu ona yaşatan ne varsa kafasından silmek ister. O sancılı ânın geçmesi için odasındaki yatağa bile yalvarır. Her şeyden kendini sorumlu tutar. Her şey onun başına gelir ve gelmiştir. Yeryüzünde yaşayan milyarlarca insandan sadece “o” acı çekmektedir. Elinden gelse zamanı geriye alır. Kendisine büyük acı yaşatan her neyse onu ortadan kaldırmak, aynı ânı tekrar yaşayıp o felaketi düzeltmek ister. Tersi de mümkün müdür peki? Yani insan, “Bugün hayatımın en mutlu günü!” dediği bir zamanı tekrar yaşamak için de kendisine acı çektiren şeye karşı kurduğu düzeneği kurar mı? Pek tabii kurar. Zira iyisiyle kötüsüyle dünyada ne yaşanıyorsa canlılar, bilhassa da insanlar için yaşanmaktadır. Felaketleri unutmak, mutlulukları hatırlamak bir çözüm yoludur elbette ama onları ortadan kaldırmak mümkün değildir. O sadece kitaplarda olur! Ve elimizde de bunu yapmaya yeltenen bir kahramanın başrolde olduğu bir kitap var: Zia Dünyayı Siliyor. Bree Barton’ın kaleme aldığı, Esma Fethiye Güçlü çevirisiyle Genç Timaş etiketiyle yayımlanan Zia Dünyayı Siliyor, ergenlik arifesindeki Zia’nın, “kelimelerin kifayetsiz kaldığı” anlarda, o kelimeleri anneannesinin büyülü sözlüğünden silerek hayatını değiştirdiğini sanırken her şeyi daha da kaotik hale getirişini anlatıyor.

Zia 12 yaşında bir Yunan göçmeni ve etrafındaki çocuklara nazaran pek de kolay bir hayatı olduğu söylenemez. Eski dansçı annesi gündüzleri dans dersi verip akşamları bir restoranda çalışarak eve ekmek getirmeye çalışıyor. Hayli asosyal bir çocuk olan Zia öğle yemeklerini bile peçeteden tasarruf etmek için okulun tuvaletinde yemek zorunda. Eski tayfası artık ona pek yüz vermiyor. O unutulmuş, kenara itilmiş bir çocuk gibi. Bu zor hayatına meze olan yalnızlığı içini kemirip bitirirken hedefsiz, amaçsız bir yolda günü kurtarmaktan başkaca bir derdi yok. Naifliği nedeniyle kimseye kötülük edemiyor. Arkasından konuşanlara gerekli cevabı veremiyor. Sığındığı tek yer yalnızlığı.

Bir gün Zia’nın annesi artık anneannesinin de onlarla yaşamak zorunda olduğunu söylüyor. Zia durumdan hoşnut değil. Çünkü anneannesi aksi bir ihtiyar. Üstelik kendileriyle yaşamasına sebep olan bir hastalıktan mustarip: Unutmak. Yavaş yavaş unutuyor büyükanne. Önce kelimeler birbirine karışıyor. Sonra konular oradan oraya anlaşılmaz bir biçimde sıçrıyor.

Zia ve annesi anneannesinin evine durum nedir diye ziyarete gittiğinde, Zia yaşlı kadının çatı katında devasa bir sözlük buluyor. Her kelimenin birden fazla anlamının yazılı olduğu bu sözlüğü karıştırmaya başlayınca tuhaf bir his kaplıyor içini. Sanki bazı kelimeler genç kızın hayatında olup bitenleri sayfalar arasında karşısına çıkarıyor. Sözlüğü kurcalamaya devam ediyor Zia. Ortasına geldiğinde şekli şemaili değişik bir silgi buluyor. Ve bu silgiyle o an kendisine yük olan, hayatını zorlaştıran kelimeleri silebildiğini keşfediyor. Ancak bu eylem o sözcükleri sadece sözlükten değil, tüm hayattan siliyor! Korkuyor misal Zia. Korku kelimesini sözlükte bulup gizemli silgiyle üstünden geçiyor. Böylece artık dünya üzerinde korku diye bir şey kalmıyor. Ya da annesi restoranda çalıştığı için ağrılarından bitap düştüğünü kızına anlattığında Zia hemen gerekeni yapıyor ve annesi restoranda çalışmayı bırakıyor.

Bree Barton

Başlarda bu durum onu tatmin etse de, zaman ilerledikçe karşısına çıkan tüm dertlerden kurtulmak için önüne gelen her kelimeyi silmeye başlıyor Zia. Gitgide gerçeklikten uzaklaşıyor. Hayat kendisinden yavaş yavaş kopuyor. Bir kaçış yeri olarak adlandırdığı iç dünyası “Gölgoda” da artık ona yetersiz geliyor. Daha doğrusu anlamını yitiriyor. Bu durumu düzeltmek, silgisiyle halı altına süpürdüğü şeyleri ortaya çıkarıp onlarla yüzleşerek baş etmek için gerçeklerle karşı karşıya geliyor.

Bree Barton, Zia Dünyayı Siliyor’da kelimelerin, dolayısıyla da dilin oluşturduğu hafıza hakkında fantastik bir anlatı evreni kuruyor kendi ekseninde. Unutmayla kökten yok etme arasındaki ince çizgiyi dilin marifeti sayesinde göstererek belleğin ritmiyle oynanmaması gerektiğini bu ritmin en basit ama en etkili enstrümanı olan sözcükler aracılığıyla vurgularken, diğer yandan da yaşanması gereken her ne varsa, şu anda, olunan yerde ve zamanda yaşanmasının doğallığını hayatla, zamanla, bellekle ve hafızayla tekrar tekrar anlatıyor.