Seçmeler:

Hayatın kendisi de bir performanstan mı ibaret?

Seçmeler

KATIE KITAMURA

İthaki Yayınları
2026
152 sayfa

çev. Deniz Koç

9 Temmuz 2026

KEREM GÖRKEM

Katie Kitamura, çağdaş edebiyatın en keskin yeni nesil gözlemcilerinden biri olarak, Seçmeler ile okuru gerçeklik algısının sınırlarını zorlayan bir ayna labirentine davet ediyor. 

Kitabın başlığının da ima ettiği gibi, hayatın kendisi bir performans mı, yoksa modern insan sadece rolünün ağırlığı altında ezilen bir figüran mı? Kitamura, Manhattan’ın sofistike ama tekinsiz atmosferinde, orta yaşlı bir aktrisin üzerinden kimlik, annelik ve hakikat kavramlarını atomlarına ayırıyor.

Romanın merkezinde, ismi okura hiçbir zaman açılmayan, mesleğinde başarılı bir aktris yer alıyor. Bir tiyatro oyununun provaları sırasında Xavier adında genç ve gizemli bir adamın hayatına girmesiyle, anlatıcının kontrollü dünyasında çatlaklar oluşmaya başlıyor. Xavier, anlatıcının biyolojik annesi olduğunu iddia etse de kadın, hiçbir zaman çocuk sahibi olmamış. Kitamura, bu noktada hikâyesini sadece bir psikolojik gerilim unsuru olarak kullanmakla kalmıyor, onu varoluşsal bir sorgulamaya dönüştürüyor.

Romanın belki de en çarpıcı yanı yapısal kurgusunda saklı. Kitap, anlatıcının hayatının iki farklı versiyonunu sunarak bir tür “möbius şeridi” etkisi yaratır. İlk yarıda imkânsız olan, ikinci yarıda kaçınılmaz bir gerçekliğe dönüşür. Bu iki farklı gerçeklik arasındaki geçiş, okuru tıpkı kitabın ana karakteri gibi bir boşluğa iter. Kitamura, burada ustalıkla şu portreyi çizer: “Gerçek ile gerçek olmayanı ayırt edemez hale gelmiş bir kadın.” Kitabın sonlarında Xavier’in dillendirdiği bu cümle, sadece romanın olay örgüsünü değil, aynı zamanda modern insanın kendine yabancılaşma sürecini de en çıplak haliyle özetliyor.

Kitamura, evlilikteki sessizlikleri, dillendirilmeyen pişmanlıkları ve annelik kavramının etrafında örülen toplumsal beklentileri, tiyatral bir atmosferde işliyor. Anlatıcı için oyunculuk, sadece bir meslek değil, hayatın karmaşasından kaçışın ve aynı zamanda kendi kimliğini yeniden inşa etmenin bir aracıdır. Ancak sahne üzerindeki replikler ile gerçek hayattaki sessizlikler birbirine karıştığında “oynadığım rol” ile “ödediğim bedel” arasındaki çizgi silikleşir. Adsız karakterin Xavier ile olan karmaşık ilişkisi, bazen bir anne-oğul bağı, bazen bir arzu nesnesi, bazen de bir güç savaşı gibi tezahür eder. Kitamura, hiçbirine kesin bir etiket yapıştırmadan, belirsizliğin o rahatsız edici ama büyüleyici gücünü korumayı başarıyor.

Katie Kitamura

Seçmeler, izini sürdüğümüz gerçeğin aslında ona yüklediğimiz anlamdan ibaret olduğunu hatırlatıyor bizlere. Kitap, okura bir çözüm sunmuyor; aksine, çözülmemiş bir yapbozun parçalarını önümüze seriyor. Sahne ışıkları kapandığında ve perde indiğinde, geriye kalan tek şey, kendimize karşı ne kadar dürüst olduğumuz... Kitamura, akıcı ve mesafeli diliyle okuru kendi hayatının başrolünde olduğuna inandırırken, aslında sadece birer izleyici olduğunu da yüzüne vuruyor.

Seçmeler sadece bir oyuncunun hikâyesi değil, modern insanın gerçeklik algısını nasıl kurguladığına, kimler tarafından nasıl yönlendirildiğine ve seçtiği roller için belki de farkında olmadan, neleri feda ettiğine dair sarsıcı bir başvuru kaynağı. Kitamura, Seçmeler ile edebiyatın, hayatın sahnelenmiş halinden çok daha karmaşık ve ele avuca sığmaz olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.