Dünyadan uzakta bir kitabevi

Hyunam-Dong Kitabevi

HWANG BO-REUM

Athica Books
Ocak 2024
287 sayfa

çev. Nilay Özeser

18 Nisan 2024

Koreli yazar Hwang Bo-reum, Hyunam-Dong Kitabevi’nde, girişte Bo-reum’un belirttiği, “dünyanın seslerinden kopabildiğimiz bir alan yaratmak istiyordum” amacını harfiyen yerine getiriyor.

BURAK SOYER

2018 yılının ilkbaharında, Güney Koreli yazar Hwang Bo-reum, afakanların bastığı yaşamına karşı içini dökmek için deneme yazıları yazmak üzere bilgisayarın başına oturmuş. Ancak yazarlığa attığı bu adımda, ilk 6 ayı boş geçmiş ve bir “yazar” olmak isteğinden yavaş yavaş uzaklaşmaya başlamış. Daha sonra aklına roman yazmak düşmüş ve bununla ilgili kafasında net olan sadece üç şey varmış: Bir kitabeviyle ilgili yazacağı romandaki kitabevinin ilk üç harfi “Hyu” olacak (“hyu” Korece “dinlenme” anlamına geliyor), kitabevinin sahibinin ismi Youngju ve mekânın baristasının ismi de Minjun olacakmış. Değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen bu üç maddenin ardından Bo-reum romanını yazmaya başlamış. Yazdıkça açılmış. Romana eklediği karakterlerle hemhal olup, hayat gailesi yüzünden yazamadığı zamanlarda roman kahramanlarını düşünür olmuş.

“Doğru düzgün nefes almaya vakit bulamadığımız günlük yaşamın koşuşturmasından uzak bir alan, daha becerikli olmamızı, daha hızlı olmamızı söyleyerek yakamıza yapışan dünyanın seslerinden kopabildiğimiz bir alan yaratmak istiyordum” diyen Hwang Bo-reum muradına ermiş ve sonunda Nilay Özeser çevirisiyle Athica Books etiketiyle yayımlanan Hyunam-Dong Kitabevi ortaya çıkmış. Hayatın, daha doğrusu “birilerinin” hayatını daha da kolaylaştırmak için dizayn edilen “hayatın” adı konmamış kurallarını son harfine dek yerine getiren Youngju’nun, “doğru” yaptığı her şeyden vazgeçerek Hyunam-Dong Kitabevi adlı bir kitapçı açmasını ve buraya aynı yollardan geçerek damlayan, zamanla da müdavimi olup her şeylerini paylaşan insanların samimi hikâyesini anlatan kitap, “Hayatı neresinden yakalamalı?” sorusuna birçok yerden cevap arıyor.

Doğru hayat yanlış yaşanır!

Kitabın ana karakteri Youngju geldiği yaşa kadar her şeyi “doğru” ve “kitabına göre” yapmıştır. İyi bir üniversitede eğitim almış, iyi olduğuna inandığı bir adamla evlenmiş, saygın bir işe sahip olmuştur. Ancak bu düz çizgide giden hayatı zamanla onu boğmaya başlar. Her gün aynı şeyleri yapmak, kendine ayırabildiği vaktin neredeyse sadece uyku zamanına denk gelmesi, etrafındaki gereksiz gürültü onu iyice yıpratır ve Youngju artık tükendiğinin farkına varıp tüm bu maddi getirileri geride bırakarak hayalinin peşinden gider. Seul’un şirin mahallesi Hyunam-Dong’ta, mahalleyle aynı adı taşıyan bir kitabevi açar. Haliyle ilk zamanlarını bir kitabevinin nasıl olması gerektiği üzerine düşünmekle geçirir. Kitap stokları, hangi kitapların alınması gerektiği gibi işleri düzenler. Dükkâna tek tük gelen müşterilerle esnaflıkta ısınma turları atan Youngju’yu daha güler yüzlü olması, müşterilerle daha fazla ilgilenmesi konusunda uyaranlar olur. Youngju bunların hepsini aklına kazıyarak her güne farklı başlangıçlar yapar. Okuduğu kitaplar hakkında sosyal medya hesabından paylaşımlarda bulunur. Önce okurun, sonra müşterinin ilgisini kendi tarafına çekmeye çalışır. Bu tempo tam bir yıl sürer, kitabevinin iç çehresini değiştirecek Minjun gelene kadar...

Minjun da ömrü boyunca sadece koşmuştur. Nereye, neden olduğunu bilmeden sadece koşmuştur. İyi bir üniversiteyi kazanır. Orayı bitirmek için yarı zamanlı işlerde çalışmış, nihayet diplomasını almıştır. Yirmiye yakın şirkete başvuruda bulunup hepsinden ret cevabı alınca, banka hesabındaki parayı sıfırlayana kadar kafasına göre takılma kararı almıştır. Hazıra dayanmayan dağlar aynı merhameti Minjun’dan da esirgediği için Minjun iş aramaya başlar. Hyunam-Dong Kitabevi’nin önünden tesadüfen geçtiği sırada, Youngju’nun “Barista aranıyor” ilanını görür ve doğrudan ilana atlar. Daha önce zincir kahve dükkânlarında, fast-food’çularda çalışmışlığı vardır. Bunun da altından kalkacağına emindir.

Hyunam-Dong Kitabevi gerçeği!

Youngju ve Minjun karşılıklı anlaşmaya varırlar ve açıldıktan bir yıl sonra Hyunam-Dong Kitabevi yavaş yavaş hareketlenmeye başlar. Bazı müşteriler kahve içmeye gelip kitapları inceler, satın alır, gider. Bazıları kitap almaya gelir, kahve içer, satın almadan çıkar gider. Ancak ne olursa olsun ortada bir Hyunam-Dong Kitabevi gerçeği vardır. İnsanların ayağı alışmıştır. Youngju’nun sosyal medyaya da yüklenmesiyle kitabevi iyiden iyiye yola girmeye başlar. Her biri derdiyle birlikte gelen müdavimleri olur. Youngju ve Minjun onları dinler. Müdavimler Youngju ve Minjun’u dinler. Kitaplar ana sohbet konusudur. Bir kitaptan yola çıkarak hayat üzerine saatlerce konuşurlar. Artık müşteriler birer tanıdığa dönüşür. Youngju kitap okuma, yazarlık, film gösterimi gibi etkinlikler düzenlemeye başlar. Bütün bunlarla birlikte Hyunam-Dong Kitabevi kafayı suyun üzerinde tutmayı başarır. Hepsinden önemlisi de, dertle yüklü ceketlerini ömürleri boyunca üzerinden atamayan insanlar, o ceketleri kitabevinin dışına asarak, kitapların da yardımıyla kendilerine “ayrılan” bu mekânda pek çok şey paylaşır, iç döker, ağlar, güler, kısaca birer “insan” olduklarını hatırlarlar.

Hwang Bo-reum

Hwang Bo-reum, Hyunam-Dong Kitabevi’nde, girişte Bo-reum’un belirttiği, “dünyanın seslerinden kopabildiğimiz bir alan yaratmak istiyordum” amacını harfiyen yerine getiriyor. Envai çeşit müşteriyle aynı çeşitlilikte konuları konuşup ortak bir dil yakalayan kitabevi sakinleri kendilerini yeniden keşfediyor. Dükkâna girip de muhabbete dahil olan bir müşteri geçmişin omuzlarına çöken yükünden kurtularak yoluna devam eder. Popüler deyimle “an”da kalır, o zamanı yaşar, nefes aldığı yerden uzaklaşmaz. Aslında “Hyunam-Dong Kitabevi” gibi mekânlar mevcut. Fakat bu mekânı diğerlerinden ayıran, Bo-reum’un derdini anlatmaya çalışırken kullandığı biçim. Rahat bir şekilde oluşturduğu ve aynı rahatlıkla ilerleyen kitabın kurgusu, derdini anlatmak için kendini paralamıyor. Okuru sıkmayan bir suyun içinde yolunu bularak sayfa sayfa ilerleyen kitap, anlatmak istediği meseleyi rahatça okura aktarabiliyor.