Bağımlılık, teknoloji ve yabancılaşma

Evdeki Algoritma

AYLİN SÖKMEN

Edisyon Kitap
Kasım 2023
112 sayfa

14 Mart 2024

SERKAN PARLAK

Yazıları ve öyküleri Varlık, IAN edebiyat, Notos, XOXOtheMag, altzine, artfulliving, 212 magazine ve Trendeki Yabancı’da yayınlanan Aylin Sökmen 2007’de altKitap Öykü Ödülü’nü kazandı. Sökmen’in geçtiğimiz yıllarda Salt Okunur adlı öykü kitabı ve Kendinde Değil Gibisin adlı romanı yayımlandı.

“Aylin Sökmen, #EvdekiAlgoritma’da bireyler üzerinden toplumsal bir eleştiri yaparken internetin hayatımıza etkisi, ilişki ve alkol bağımlılığı gibi konuları irdeliyor. Bireylerin yabancılaşmasını incelikle kâğıda döküyor”deniyor romanın arka kapak yazısında. Boşanma sürecini yaşayan Serra’nın yas aşamasında yaşadığı zorluklarla ve bağımlılıklarla mücadele yöntemleri romanın olay akışını belirleyen en temel öğe konumunda; ek olarak roman günümüzün bireysel ve toplumsal bazı dertlerinin dökümü adeta. Romanın ana karakteri Serra birçok okurun empati ve özdeşlik kurabileceği bir karakter aynı zamanda.

Kadınlar üzerindeki evlilik, ilk ve ikinci çocuk baskısı, aile tabusu, kadınların hemcinsleriyle ve erkeklerle ilişkileri, çiftlerin zorlu ayrılık sürecinde yaşadıkları çelişkili durumlar, internetle yayılan yeni kültürel değişimlerin bireyler ve ilişkilerde yarattığı dönüşüme bağlı olarak görünür olan yabancılaşma ve alkol bağımlılığıyla mücadele gibi temalar ise romanın temel meselelerini oluşturuyor. Her bölümü hikâye gibi de okunabilen romanda okura hemen her yerde tanıdık gelebilecek orta sınıf kentli karakterler üzerinden özellikle kadın-erkek ilişkileri, boşanma, aile ve çocuklar, sosyal medya kültürü, bağımlılıklar gibi temalar üzerinden zamanın ruhuna dair izler sunuluyor. Bütün bu bildik meseleler, Serra’nın eşi Akın’ın yakın akrabalarından birinin cenaze töreninde ve eve bir alet takıldıktan sonra geri dönüşündeki sahnelerde fantastik unsurların devreye girmesi ve bağlam değişikliğine bağlı olarak ortaya çıkan yadırgatma efekti aracılığıyla farklı bir boyuta evriliyor. Bu tarz sahnelerde okur için yeni bir bakış açısı beliriyor, derinlikli biçimde durup düşünme alanı açılıyor. Kullanılan bu anlatım tekniği ve ona eşlik eden absürd mizah her anlamda etkileyici ve zihin açıcı.

Aylin Sökmen

“Artnet Güvenlik’ten Kenan Ben” adlı ilk bölümde romanın merkezî kişisi Serra depresyondadır, kapısı çalar, gelen kişi firmanın çalışanıdır. Kenan depresyon gibi zor dönemlerinde insanların normal hayata dönebilmelerini sağlayan bir alet geliştirdiklerini söyler ve cihazı eve monte eder. “Güvenlik sistemimiz şüpheli durumları (ayrılık, kayıp, boşanma, ölüm gibi) teşhis etmek suretiyle ânında eyleme geçmeyi hedefler. Günümüz koşullarında sür(e)meyen ilişkilerin ardından bireyin hangi nedenlerden dolayı korunmaya ihtiyacı olduğu, yapılan özel ev ziyaretleri sonucunda tespit edilmektedir. Kişinin fiziksel ve ruhsal güvenliği, risk faktörlerine bağlı olarak, oturduğu evin detaylı incelenmesi sonucunda yerleştirilen koruma sistemiyle güvence altına alınır.” Bu bölümde Serra’nın bilinç dalgalanmaları doğrultusunda dijital çağın olumlu-olumsuz getirilerine yönelik mizahi eleştiri söz konusu. Dijital çağın filtreli etkileşimleri insanların gerçek bağlar kurmasını güçleştiriyor, zaman geçtikçe bireysel yabancılaşmanın dozu artıyor. Bu iletişim yönteminin salgın döneminde işe yaradığı söylenebilir, ancak sürdürülebilir değil, yüz yüze iletişimle kurulan toplumsal bağların olumlu yanlarıyla karşılaştırılamaz bile. İnternet üzerinden paylaştığımız her türlü malumat, özellikle tüketime yönlendiren yapay zekâ uygulamalarının varlığı da ayrı bir dert. İnsanlar paylaştıkları her türlü veri üzerinden bir tür metaya mı dönüşüyor? Bu verilerin analizi üzerinden devletler, çokuluslu şirketler ve teknoloji firmaları panoptikon mantığıyla bireyleri sınırlı da olsa kontrol altında tutabiliyor.

Romanın “Bakalım Nasıl Çıkmışız” adlı yedinci bölümünde özellikle işlevsel diyalog, davranış ve betimlemeler aracılığıyla evlilik ve bekârlık halleri üzerinden muhafazakâr çekirdek aile yapısına yönelik eleştirel yaklaşım görünür oluyor. Doğum öncesi yapılan eğlencede konuşulan estetik uygulamaları, moda diyetler, bekârlara yönelik evlilik-evlilere yönelik ilk ve ikinci çocuk baskısı, yaygınlaşan flört uygulamaları, fotoğraflanan anların sosyal medyada paylaşımı… Alt metinde çekirdek ailenin artık bir tür zombi yapıya dönüştüğünü, öte yandan alternatif aile biçimlerinin ve yaşam tarzlarının var olabileceği bilgisi hissettiriliyor. Bütün bunlardan hareketle romanın odağında kesinlikle günümüzün toplumsal sorunları var, ancak bunlar özellikle Serra gibi boşanma arifesinde olan, evli olduğu halde çocuğu olmayan, bağımlı ve ötekileştirilen bireylere yönelik direkt ya da dolaylı yoldan uygulanan baskılar ve kalıp yargıların yarattığı çelişkiler üzerinden belirginleşiyor. Bu da romanın en dikkate değer niteliklerinden biri.