Damsel: Savaşçı Prenses

Dünyayı yeniden kuracak kadınların romanı

Damsel

EVELYN SKYE

Eksik Parça Yayınları
Nisan 2024
300 sayfa

çev. Merve Özcan

6 Haziran 2024

New York Times çoksatan yazarı Evely Skye’ın Netflix için filme de uyarlanan romanı Damsel: Savaşçı Prenses, yetmiş yıldır kıtlıkla mücadele eden Inophe halkının huzur ve refahı için uzak diyarlardaki zengin Aurea prensinden aldığı evlenme teklifini kabul edip yollara düşen Elodie’nin zamanla bir ölüm kalım meselesine dönüşen hikâyesini anlatıyor.”

BURAK SOYER

Genç yetişkinlerle yetişkinler için kaleme aldığı kitaplar dünya çapında on beşten fazla dile çevrilen Evelyn Skye yazarlık kariyerine başlamadan önce Lathan & Watkins ve Weil, Gotshal & Manges gibi ünlü hukuk firmalarında avukatlık yapıyormuş. Stanford Üniversitesi ve Harvard Hukuk Fakültesi mezunu olan Skye şimdiye kadar The Hundred Loves of Juliet, The Crown’s Game serisi, Circle of Shadow serisi, Three Kisses, One Midnight ve Eksik Parça Yayınları’ndan Merve Özcan çevirisiyle Türkçede yayımlanan Damsel: Savaşçı Prenses romanlarını yazmış. Netflix’te filme de uyarlanan ve epey de ilgi gören Damsel: Savaşçı Prenses, yetmiş yıldır kıtlıkla mücadele eden Inophe halkının huzur ve refahı için uzak diyarlardaki zengin Aurea prensinden aldığı evlenme teklifini kabul edip yollara düşen Elodie’nin zamanla bir ölüm kalım meselesine dönüşen hikâyesini anlatıyor. Kitap aynı zamanda o güne kadar “devşirdiği” kadınları ölüme mahkûm eden Aurea krallığından o masum kadınların da intikamını alacak olan Elodie’nin ayakları yere basan fantastik bir öyküsüne dönüşerek bir anlamda “kadınların sesi” haline de geliyor.

Lağım kazan prenses

Inophe krallığında fakir ama gururlu bir şekilde yaşayıp giden Elodie halkıyla iç içe yaşayan, yeri geldiğinde çapa yapan, yeri geldiğinde lağım kazan ve bundan hiç gocunmayan bir prensestir. Babası Dük Richard Bayford, üvey annesi Lady Lucinda Bayford ve kız kardeşi Floria’yla komünal krallıklarının tepelerinden uzaklara bakıp memleketlerinin “yine de güzel bir yer” olduğuna inanarak kendilerini avutmakla ve bağda bahçede çalışmakla günlerini geçirirken bütün bunların seyrini değiştirecek bir gemi Inophe limanına yanaşmıştır. Gemideki bir elçi vasıtasıyla kendisine ulaşan mektupla kıtalara yayılmış bir krallık olan Aurea’nın prensi Henry’den bir evlenme teklifi alır. Halkını içinde bulunduğu sefaletten kurtarmak için teklifi kabul eden Elodie ve Henry sekiz ay boyunca mektuplaşırlar. Nihayet bu sürenin sonunda Elodie ve ailesi müstakbel dünürleriyle ve damatlarıyla önce tanışmak sonra da evlilik töreni için Aurea’ya giderler.

Kıtlıktan altın varaklı ortama

Elodie birkaç gün içinde prensesi olacağı ülkeye hayran kalır. Ülkenin kendisi ayrı güzel, oturacağı saray ise dillere destandır. Her yer altınla döşelidir. Hizmetçiler etrafında dört dönmektedir. Elodie’nin kayınpederi ve kayınvalidesi de gün görmüş, aristokrat insanlardır ve gelinlerinin ailesine hizmette kusur tanımamaktadır. Henry ise hayli karizmatik, ince ruhlu ve kibar bir prenstir. Tüm hazırlıklar zaten günler öncesinden yapıldığı için düğün töreni kısa süre içinde başlar. Henry ve Elodie karı-koca ilan edilir. Bir ömür boyu mutlulukla kalmaları için dualar okunur. Herkes gülen suratlarla düğünden ayrılır.

Evelyn Skye

Ejderha da olsa o bir anne…

Düğün bitip de evliliklerinin canım cicim zamanlarını sürerken çiftten Henry, Elodie’yle baş başa dolaşmaya çıkar. Karanlık mağaralardan birine geldiğindeyse Elodie’yi buradan aşağı atar. Ve böylece macera başlamış olur. Ne olup bittiğinin farkına varamayan Elodie bir yanda klostrofobisi, diğer yanda şimdilik sadece sesini duyabildiği ejderhanın ne anlama geldiğini çözmeye ve bir an önce bu mağaradan çıkmak için uğraşır. Can derdi yüzünden tüm radarları açık bir şekilde oradan oraya zıplayan, kendinden önce burada kalan kadınların bıraktığı izi takip ederek nihayet mağaradan kurtulan Elodie de Aurea krallığının çirkin yüzünü öğrenmiş olur. Sekiz yüz yıl önce kurulan Aurea krallığı aslında Elodie’nin eline düştüğü ejderhanın ülkesini zorla ele geçirmiştir ve ejderha onların gücü karşısında soyunu devam ettirebilmek için her yıl üç krallıktan üç prensesin kanını istemiş, böylece aralarında anlaşmaya varmışlardır. Elodie de ejderhanın yemlerinden biri olmak amacıyla Aurea krallığına bunun için getirilmiştir. Ancak sonunda ondan kurtulmuş, ejderhayı da Aurea’nın zalimliğinden kurtarmıştır. Çünkü ejderha da bir annedir ve yeni doğacak yavrularını korumak için hayatta kalmak zorundadır.

Evelyn Skye, “Dünyayı yeniden kurmaya cüret eden tüm cesur ruhlara” (ki bunlar kadınlar oluyor) adadığı New York Times çoksatan romanı Damsel: Savaşçı Prenses’te, girişte yazdığım gibi “ayakları yere basan” fantastik bir dünyayla bir araya getiriyor okuru. Herhangi bir şekilde dilini ve kurgusunu büyütmeden sadece Elodie’nin macerasına odaklanıp sayfalar boyunca onun hayatta kalma mücadelesini anlatan Skye, düğüm çözülmeye başlayınca Aurea krallığının kadınlara yaptığı zorbalığı ayyuka çıkararak onların tarihin kirli sayfalarına nasıl gömüldüğünü temposunu hiç düşürmeden aktarmayı başarıyor. Böylece Damsel: Savaşı Prenses, bilinmedik bir zamanda bilinmeyen bir yerde kadının “diriliş” öyküsüne dönüşüyor.