Hollywood'un arka bahçesine bir bakış:

Çığlık

Çığlık

CHUCK PALAHNIUK

Düşbaz Kitaplar
Nisan 2024
170 sayfa

çev. Yasemin Büte

2 Mayıs 2024

Çığlık, Chuck Palahniuk’in son dönem kitapları arasında kendi tarzına “yeniden” en fazla yaklaştığı eserlerinden biri olarak dikkate alınmayı hak ediyor.”

BURAK SOYER

Chuck Palahniuk geçtiğimiz aralık ayında yayımladığı Miras adlı renklendirme kitabında ezik bir karakter olan Vincent üzerinden eserlerinde yapmayı en çok sevdiği şeyler olan tüketim çılgınlığı, özel mülkiyet, kişisel olanın toplumsal olması gibi olgulara muzip bir dille değiniyordu. Kısa süre önce Düşbaz Kitaplar’dan Yasemin Büte çevirisiyle yayımlanan Çığlık romanında ise bu defa soyut durumların metalaşmasını, insanın duygularının sömürülmesini ve Palahniuk’in el atmaktan hoşlandığı, attığında da elini korkak kullanmadan kurcaladığı Hollywood’un sahte dünyasını ve normalde bu sönük ışıklar altında yatan sahteciliği dilini yontmadan gözümüze sokuyor.

Çığlık on yedi yıl önce kızını kaybeden, ancak onu aramaktan asla vazgeçmeyen Gates Foster adındaki bir adamla, Hollywood’un dandik filmlerinde dikkati yoğunlaştırmak için “çığlık” efektini gayet “efektif” bir şekilde kullanmakta usta olan, o dandik filmleri bu çığlıklar sayesinde bir nebze olun izleyiciye aktarmada saldığı namla âlemde bir yer edinen Mitzi adlı bir kadının kesişen yollarını konu ediyor. Birbirlerinden habersiz bir şekilde kesişecekleri noktaya doğru adım adım ilerleyen Gates ve Mitzi, her ne kadar birinin inadı, diğerinin piyasayı avcunun içi gibi bilmesi sebebiyle çok fazla hasar almadıklarını düşünseler de, Palahniuk’in onlara çizdiği rotanın sivri taşları birer birer önlerine çıkıp ayaklarına dolanıyor, batıyor, kanatıyor.

Gates Foster onca yıl boyunca kızını aramaktan bir an olsun caymamışken kendini tuhaf, ürpertici ve tekinsiz bir dünyada kazan kaynatmakta bulurken, aynı esnada Mitzi babasından aldığı mesleği en ileri noktaya götürmeye çalışırken Gates’le aşağı yukarı aynı sınırlar içinde dolanıyor. Hollywood’da duyulan tüm çığlıklardan “sorumlu” olan Mitzi kusursuz çığlığı bulma amacıyla tüm teknikleri deniyor, kendine yeni “yemler” arayıp buluyor, onları bol şarap ve uyku ilaçlarıyla dumanlayarak bir mehdi gibi kullanıyor. Gates ise bu dünyanın çakalları tarafından kendine atılan zokayı yutuyor ve arkası kesilmeyen aramalarına devam ederken adam harcamakta usta olmuş “birilerinin” yolunu açtığının farkına varmıyor. Nihayetinde de kaçınılmaz son geliyor ve Gates ile Mitzi tanışma şerefine ulaşıyor.

Chuck Palahniuk

Chuck Palahniuk, Çığlık’ta duygusal sömürüye, metalaşmaya, Hollywood’un “arka bahçesine” göz atarken fazlasıyla karmaşık bir olay örgüsüyle çıkıyor karşımıza. Sürekli yaptıkları işlerin tekrarıyla bir görünüp bir kaybolan karakterleri takip etmek zorlaşıyor. Sözü bir Gates’e, bir Mitzi’ye vererek iki kanaldan birden örgüsünü kuran Palahniuk romanın sonuna kadar Gates ve Mitzi’yi mümkün olduğu kadar birbirinden uzak tutarak, “Ne zaman karşı karşıya gelecekler?” sorusunu gözümüzün önünden ayırmıyor. Okurken Palahniuk’in tekrara düştüğünü düşünmek mümkün, ancak bunun bilinçli bir taktik olduğunu anlamak o kadar da güç değil. Zira sürekli bilmem ne filminde kullanılan çığlıkla öbür filmde kullanılan çığlığın aynı olduğunu, şu yöntemle kotarıldığını anlatan yazar bunları süsleyerek ve yine bunların arasında sıkıştırdığı, yön değiştirten bir çıkarımla okuru sayfadan koparıp düşünmeye yönlendiriyor ki, zaten asıl yapmak istediğinin bu olduğunu söylemek mümkün. Arkası kesilmeyen örneklere, kısa cümlelere kaptırıp giderken Palahniuk’in bir parantez açmış gibi yapıp gediğine koyduğu “ana fikir” babındaki fikirleri okuru konfor alanının dışına çıkarıyor. Çığlık, Chuck Palahniuk’in son dönem kitapları arasında kendi tarzına “yeniden” en fazla yaklaştığı eserlerinden biri olarak dikkate alınmayı hak ediyor.