"Işık yalnızca gölgesiyle mümkündür!"

Bukalemunlar Kitabı

JOSÉ EDUARDO AGUALUSA

Timaş Yayınları
Kasım 2023
224 sayfa

çev. Bengi De Sa Matos Paixao

28 Mart 2024

BİLGESU GÜNDEŞ ÜSTÜN

“Gerçek aynı zamanda, genellikle, belirsizdir. Doğru olsaydı insana ait olmazdı.”

Anılar ve hafıza hakkında düşünmeyi sever misiniz? Eğer siz de kişisel tarihlerimize ve anılarımıza meraklıysanız, bir de büyülü gerçeklik seviyorsanız, buyrunuz size Bukalemunlar Kitabı (2007). Orijinal adı O Vendedor de Passados (2004), kelimenin kelime çevirisiyle “geçmişlerin satıcısı”.

Roman, insanlara yeni aile soyağaçlarını kurgulayıp satan Angolalı albino Félix Ventura’nın hikâyesini anlatıyor. Hikâyeyi Félix’in Luanda’daki evinin duvarlarında yaşayan bir geko tarafından dinliyoruz. Félix’in ziyaretçilerini ve müşterilerini gözlemleyerek, monologlarını dinleyerek ve çeşitli rüyalar görerek, geko Angola’ya dair maceralı ve dramatik bir tarihsel hikâye de anlatıyor. (Borges alıntısıyla başlayan kitapta, gekonun öyküsünü Borges’in hayat hikâyesini bilenler bir başka şekilde de okuyacaklar ama burada duralım ki büyüsü kaçmasın.)

Hikâye ilerledikçe, Félix iki fotoğrafçı ile tanışıyor: Biri yabancı müşterisi José Buchmann ve diğeri de âşık olduğu Angela Lúcia. Bu karşılaşmalar Félix’in Angolalı siyasi ve ticari elitler için “yeni geçmişler”, anılar ve kimlikler inşa etme rutinini sarsmaya yetiyor. José Buchmann “Birçok ismim oldu ama hepsini unutmak istiyorum. Beni vaftiz etmenizi tercih ederim” diyerek Felix’in müşterisi olmak istiyor. Felix ilk başlarda ismini bile bilmediği bu müşteriyle çalışamayacağını düşünse de, aşırı özgüvenli, nereden çıktığı belli olmayan samimiyetiyle insanı ürküten tavırlarına rağmen Jose Buchmann sonunda Felix’i ikna ediyor.

Bu tuhaf müşterisinin ardı ardına gelmesinin haricinde bir de âşık olacağı Angela hayatına giriyor ve ilk defa Felix’in albinoluğundan ürkmeyen bir kadın olarak gekonun da dikkatini çekiyor. Angela hakkında okurken ışık metaforu hakkında bol bol düşünme fırsatı elde ediyoruz. Çünkü kendisini fotoğrafçıdan ziyade dünyayı gezip farklı açılarla yansıyan ışıkları kaydeden birisi olarak görüyor.

“Dünyadaki belirli yerleri sadece ışıkla tanımlayabildiğini söyledi. Lizbon’da baharın son günlerinde ışık beyaz, nemli, biraz tuzludur, evlerin üzerine çılgınca çöker.” Fakat geko Euláli’nin dediği gibi ışık yalnızca gölgesiyle mümkündür ve Angela’nın ışığa bu kadar yatkın olmasını kitabın sonrasında öğreniriz ki “hiçbir şey tesadüf olamaz”.

José Eduardo Agualusa

Kitap boyunca ulusal tarih, gerçeklik, hakikat ve kurgusal tarihler/kişilikler üzerine bolca tefekkür edebileceğimiz metaforla karşılaşıyoruz. Bu metaforlar serisinin gücünün bütün kitaba nasıl sirayet ettiğini görmek için bitirdikten sonra başa dönüp yeniden okumak gerekiyor bence. Kitap, taklit-gerçek-kurgu arasında salınan ve bu esnada tarih yazımı, anılar hakkında da bolca ilham veren birçok detaya sahip. Hiçbir şeyin aslı gibi olmadığı, bir sürü metaforla ince bir oyayı andırıyor Bukelamunlar Kitabı.

Son olarak Félix’in işini nasıl gördüğünü alıntılayalım:

“Yaptığım şeyin ileri bir edebiyat biçimi olduğunu düşünüyorum” dedi bana sır verircesine. “Ben de olay örgüsü kuruyorum, karakterler icat ediyorum ama onları bir kitabın içine hapsetmek yerine onlara hayat veriyorum, gerçekliğin içine salıyorum.”

Agualusa günümüzün en tanınmış Angola yazarı. Edebiyat akademisyenleri, eleştirmenler ve yayın piyasası tarafından post-kolonyal Portekiz dili edebiyatı kanonunun bir parçası olarak seçilmiştir. Eserleri Portekiz’de ve dünyada ilgiyle karşılandı. Gençliğinde Angola’dan Portekiz’e giden Agualusa son yıllarda Lizbon, Luanda ve Rio de Janeiro arasında yaşıyor.