Mümin Durmaz’ın çizgili anıları:

Bir Karikatüristin Hatıra Defteri

Bir Karikatüristin Hatıra Defteri

MÜMİN DURMAZ

Karakarga Yayınları
Nisan 2024
144 sayfa

9 Mayıs 2024

Bir Karikatüristin Hatıra Defteri, çizer Mümin Durmaz’ın başlangıcından bugüne meslek hayatına dair anekdotları, dönüm noktalarını ve anılarını aktardığı bir hatıra-çizim kitabı.

CANER ALMAZ

Meslek hayatına henüz 15 yaşındayken, daha lise öğrencisiyken başlayan bir karikatür sanatçısı Mümin Durmaz. İzmir’de Yeni Asır gazetesinin mizah ekinde adeta çıraklıkla başlıyor mesleğe. Bir yandan lisede matbaa eğitimi alıyor, bir yandan da hevesle tutkunu olduğu çizim için ustaların yanında soluyor. Kendini gazetenin mizah ekibinde bulmasının hikâyesi bile yolculuğunun ne denli uzun olacağının göstergesi adeta.

İlk çizgileri ailenin içinde, henüz çocukken ortaya çıkıyor çizerimizin: Ablasının nişanlısını çiziyor, hatta ablasından azar bile işitiyor, eniştenin başı o kadar büyük mü diye. Sonrasında kitapçıdan aldığı iki karikatür kitabı onun hayatını şekillendirmeye başlıyor. Claude Serre ve Selçuk Demirel’in çizimleri ona bu dünyanın sınırlarının ne kadar geniş olduğunu gösteriyor. Odasında yapmaya başladığı çizimlerinin bir dergide ya da kitapta nasıl görüneceğini hissetmek için her hafta cuma günü kırtasiyede fotokopi makinesinde küçülttürüyor. Kırtasiyecinin dikkatini çekiyor bu davranışı ve onu Yeni Asır’a yönlendiriyor. Mümin Durmaz orada hayatını değiştirecek çok önemli bir isimle tanışacağını bile bilmiyor.

Mümin Durmaz

2008 yılında yitirdiğimiz Eflatun Nuri’nin (Adil Nuri Erkoç) tedrisatından geçiyor çizerimiz. Başlangıçta kendisinden İzmir’in sokaklarını, binalarını, o sokaklarda gördüğü her şeyi çizmesini isteyen bu değişik adama bozuluyor bile. Ancak hayatının ilerleyen dönemlerine ne denli katkı sağladığını şu cümleleriyle aktarıyor kitapta:

“Çizgi olgusu, üreteninin ruhuyla birleşip çizilen nesneye yepyeni bir kimlik verir. Bir kısım insan buna üslup diyebilir ama sözünü edeceğim kimlik tanımı bu değil. Örneğin bu duyguyla albüm için çizdiğim sokakları çizerken hep karşılaştım. Nesneler, sokaklar çizildiğinde, fotoğrafın ya da üç boyutlu görüntüsünün bile veremeyeceği başka bir etki çıkıyor ortaya. En sıradan gibi görünen, yıllardır gözünüze hiç ilişmeyen yerler çizildiği zaman bir değer kazanıyor sanki. Sanatsal bir objeye dönüşüyorlar diyebilirsiniz, o da değil. Bir kimlik kazanıyorlar. Sıradanlıkları bitiyor, güçleniyorlar, özelleşiyorlar.”

Biz Mümin Durmaz vesilesiyle, ülkemizde olduğu kadar dünyada da karikatür sanatının en büyük isimlerinden biri olarak nitelenen ve çizimleri bugün bile çağının ötesinde sayılan Eflatun Nuri’nin birkaç jenerasyona birden nasıl etki ettiğini, bununla beraber köprü altından çıkıp İngiltere’de taç giyme törenine konuk edilmeye kadar varan serüvenini öğreniyoruz.

Standart bir hatıra kitabından bekleneceği gibi bir zaman akışı ya da hayatın bir bölümüne odaklanılmış bütünlüğü yok Mümin Durmaz’ın hatıra kitabında. Sahi, bir hatıra kitabı nasıl yazılır ya da Bir Karikatüristin Hatıra Defteri’nde olduğu gibi nasıl çizilir; onu çizmeye nereden başlarsınız ki? Başlangıcında bir bilimkurgu filmine konu edilebilecek bir hikâye ve fikirle açılan kitabı görünce, sonrasında nasıl bir hatıralar dökümü beklediğini merak ettim. Sayfaları okudukça, Durmaz’ın hayatından aktardığı anekdotları ve anıları okudukça ve gördükçe çizerimizin yapmayı istediği şeyi yavaş yavaş algılamaya başlıyoruz. Bir süre sonra da zaten dayanamayıp araya giriyor ve şöyle diyor:

“Bu hikâyelerin kendi başlarına görevleri olduğu gibi, hepsinin bir arada büyük mesajları da var. Zaten onun için yazılıp çizildiler. Bazen birkaç hikâye birlikte, bazen tek bir hikâye derdini anlatıyor. Hizmet ettikleri ise albümün tamamı. İsteseydim tarihsel bir dizinle bütün bunları sıralayabilirdim ama yapmadım. Çünkü derdim bir dönem ya da kişi anekdotu aktarmak değil. Evet, azıcık karmaşık bir yol gibi görünse de okuyucusuna ayna görevi yapmak, kendini anımsatmak, nefeslendirmek. Geçtiği yaşam yollarını hatırlatmak.”

Mümin Durmaz, Karakarga Yayınları tarafından yayımlanan Bir Karikatüristin Hatıra Defteri’nde bize karikatürist olmasının hikâyesiyle beraber adeta kendi iç dünyasının da kapılarını açıyor. Kendi odasından evine, kaybolduğu sokaklardan ilk izlediği filme, ailesinden uykusuz kaldığı gecelere… Çizim uğruna ölümden dönen, Mona Lisa’nın sergilendiği Louvre Müzesi’nde karikatürü sergilenen bir sanatçının içten bir hatıra dökümü bu kitap. İyi okumalar diliyorum.