Nihayetinde hepimiz “hava”da değil miyiz?

Air

WILLOW WILSON

M. K. PERKER

Karakarga Yayınları
Aralık 2023

çev. Emre Yavuz

25 Ocak 2024

Bol ödüllü yazar G. Gillow Wilson ile Türkiye’nin en önemli çizerlerinden M. K. Perker’in 2009 yılında Eisner Ödülü’ne aday gösterilmiş “AIR” serisinin ilk kitabı yeni edisyonuyla yayımlandı. Kitap zaman, boyut ve mekânlara ait yazılı olan ve olmayan kuralları “ihlal” ediyor.

BURAK SOYER

Wilson 31 Ağustos 1982’de, New Jersey’in Monmouth ilçesinde doğmuş. 12 yaşına kadar burada yaşamış. 2013 yılında Newsarama’ya verdiği bir röportajda yanlışlıkla Morris County’de doğduğunu ve hayatının ilk on yılını orada geçirdiğini söylemiş. Ailesi 1960’ların sonlarında Protestanlığı reddeden ateistlerdenmiş. Dolayısıyla Wilson dindar bir ailede büyümedi. Wilson çizgi romanlarla ilk kez beşinci sınıfta, X-Men’in yer aldığı sigara karşıtı bir broşür sayesinde tanışmış. Karakterlerin büyüsüne kapılan Wilson o günden sonra her cumartesi X-Men çizgi filmini izlemeye başlamış. İki yıl sonra ailesiyle birlikte Boulder, Colorado’ya taşınmış. Wilson’ın çizgi romanlara ve masaüstü oyunlara olan ilgisi burada da artarak devam etmiş. Liseyi bitirdikten sonra tarih eğitimi almak için Boston Üniversitesi’ne giden Wilson, adrenal bozukluklar yaşamaya başlayınca, üniversite ikinci sınıftayken Yahudilik, İslam, Hıristiyanlık ve Budizm’e kafayı takmış. Bu dinleri enine boyuna inceleyip üzerine birçok araştırma yaptıktan sonra İslam’a yakınlık duymuş. Fakat 11 Eylül saldırıları kafasını bulandırmış ve dinî çalışmalarına bir süreliğine ara vermiş. Mezuniyetinden kısa bir süre önce İngilizce öğretmek için Kahire’ye giderken uçakta Müslüman olmuş. Bir Mısırlıyla nişanlandıktan sonra da dininin gerekliliklerini yerine getirmeye başlamış.

Zaman, mekân, boyutlar arası yolculuk

DigBoston’a müzik eleştirileri yazarak yazarlık kariyerine başlayan Wilson, Kahire’ye yerleştikten sonra Atlantic Monthly, The New York Times Magazine ve National Post’a düzenli olarak makaleler göndermiş. Çizimleri M. K. Perker’e ait ilk çizgi romanı Kahire, Vertigo tarafından 2007 yılında yayımlanmış. Kitap Publishers Weekly, The Edmonton Journal / CanWest News ve Comics Worth Reading tarafından yılın en iyi çizgi romanları arasında gösterilmiş. Ertesi yıl Vertigo’nun başlattığı ilk çizgi roman serisi Air’i kaleme almış. Yine M.K. Perker’in çizimlerini üstlendiği Air serisi, 2009 yılında çizgi roman dünyasının Oscar’ı sayılan Eisner Ödülü’ne aday gösterilmiş. Daha sonra Hugo ve American Book Award ödüllü serisi Ms. Marvel, bazı X-Men ve Wonder Woman maceralarını kaleme alan G. Willow Wilson, 2013 yılında ilk romanı Alif the Unseen ile World Fantasy Awards’ta En İyi Roman Ödülü’ne layık görülmüş ve aynı yılın en iyi kadın yazarları listesine seçilmiş. 2015 yılında da PEN American Edebiyat Ödülleri’nde Grafik Edebiyat Geliştiricisi ödülünün sahibi olmuş. 2019 yılında da büyük bir övgüyle karşılanan The Bird King kitabı yayımlanmış. G. Willow Wilson ve Türkiye’nin en önemli çizerlerinden M. K. Perker’in birlikte yarattığı AIR, yeni edisyonuyla, on dört yıl sonra Karakarga Yayınları’ndan Emre Yavuz çevirisiyle Türkiyeli okurların karşısında. Blythe isimli, yükseklik korkusu olan bir hostesin gizemli bir yolcuya âşık olmasıyla hayatının en garip yolculuğuna çıkarak bildiğimiz ama görmediğimiz dünyayı keşfedişinin öyküsünü anlatan kitap, zaman, boyut ve mekânlara ait yazılı olan ve olmayan kuralları “ihlal” ediyor.

M. Kutlukhan Perker

“Böylelerini…”

Milano’ya doğru hareket edecek sıradan bir uçuş için yolcuların uçağa girmesini bekleyen Clearfleet şirketinin hosteslerinden Blythe, check-in işlemleri sırasında tipinden işkillendiği bir yolcuya denk gelir. Ortadoğulu tipi olan adamın uçak biletinde yazan isim de dikkatini çeker, zira o sırada televizyonlarda Bangladeş’e giden bir uçağın kaybolduğu haberi yayınlanmaktadır. Üzerinden 72 saat geçmiş olmasına rağmen uçakla herhangi bir bağlantı kurulamadığı ifade edilirken, uçaktaki yolcuların arasında Blythe’ın işkillendiği adamın ismi de geçmektedir. Bunu bir tesadüf olarak görüp işinin başına geçen genç hostes, panik atağı için kullandığı ilaçlarını alarak son kontrolleri yapar. Bu sırada gizemli yolcu kendisine laf atar ve Blythe’ın onu potansiyel bir terörist olarak gördüğünü söyler. Blythe yine çok fazla umursamaz. Yiyecek içecek servisinin hazırlıklarını yaparken bu defa yanına giyim kuşamından resmî ve ciddi biri olduğu anlaşılan başka bir adam gelir ve Blythe’ı “böyleleri” konusunda uyararak kendisine üzerinde “Etezyen Cephesi” yazan bir kartvizit verir. Bu “cephe”nin “gökyüzünü teröristlerden temizlemeye adamış bir grup” olduğunu söyler. Yolculuk biter. Ertesi gün ise Blythe’ın bu defa Sri Lanka’ya bir uçuşu vardır. Havaalanında yine aynı gizemli adamla karşılaşır. Kafası gökyüzündeki teröristleri yok etmek isteyen grupla allak bullak olan Blythe, adamı görünce takip edildiği hissine kapılır ve kendisinden uzak durmasını ister. “Pakistanlı” olduğuna vurgu yapmayı da ihmal etmez. Fakat adam kendisinin Yunan vatandaşı olduğunu ve adının da Niko olduğunu söyler.

Yine “aynı cephe” mavalı

Yolculuk başladığında, tıpkı Milano uçağındaki gibi bir tip Blythe’la muhabbet kurar ve bir çantayı Amsterdam’da birisine vermesini söyler. Blythe için işler sarpa sarmaya başladığı sırada sarhoş bir yolcu uçakta kavga çıkarır ve uçuş güvenliği ekibi duruma müdahale ederek ortalığı yatıştırır. Bu arada kendisiyle “aynı cephede” olduğunu söyleyen adamın verdiği çanta Blythe’ta kalmıştır. Mecburi iniş yaptıkları yerde de yine gizemli yolcu karşısına çıkar. Burada da onun peşinden gelerek yolculuğa Blythe’ın uçağında devam edecekken gizemli adamlar onları yakalar. Blythe ve henüz ismini bile bilmediği yolcu, adamlardan kaçarak başka bir uçağa bindiklerinde terörist avcıları uçaktaki yolcuları rehin alır. İsminin Zayn olduğunu söyleyen yolcu, Blythe’a bu işin arkasındaki pis işler olduğunu fısıldar. İkisi birlikte diğer adamları etkisiz hale getirip uçaktan atlarlar. Artık Blythe için yeni bir hayat başlamıştır. Zira Zayn’dan Blythe’a Narimar hapishanesinden mektuplar gelmektedir, ancak dünya üzerinde Narimar diye bir yer yoktur. Blythe, Zayn’ı bulmayı kafaya koyar ve zamanla yerin birbirine karıştığı heyecan dolu bir macera başlar…

“Bilinmeyen bir geleceğe…”

Willow Wilson, AIR’in önsözünde, “Burada bir aşk hikâyesi var ve bu hikâye aynı zamanda kayıp ve artık tanınmaz bir dünyayı keşfetmek üzerine – bizzat yaşadığımız dünyanın bilinmeyen bir geleceğe doğru sendeleyerek ilerlemesiyle yaptığımız mücadele üzerine” diyor. Çok doğru bir tanım. Zira Blythe, aşkı Zayn’ın peşinden adı olmayan, haritada yeri olmayan ya da en azından “artık” olmayan bir yere gidiyor. Artık çok denklemli bilinmezliklerle edilgen bir hale gelen insanın prototipi Blythe’de hayat buluyor ve onun verdiği mücadele de bizim vermeye çalıştığımız mücadeleyle aynı kapıya çıkıyor. Bir amacımız olmasa bile sadece hayatta kalmak için yapmak zorunda kaldıklarımızın akla hayale gelmeyeceğini göz önünde bulundurursak, Blythe’le aynı yolun yolcusu olduğunu kavramak pek de zor olmuyor. Nihayetinde hiçbirimizin ayakları yere sağlam basmıyor. Hepimiz farkında olmasak da “hava”da değil miyiz?