• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

Haftanın vitrini – 40

Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevlerince bize gönderilen, okumak ve üzerine yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar: Ağaç Kitabı / Andromeda / Cinsiyet Sınıfları / Defter / Devrimin Neşesi / Eğri Saban / Lydia Davis-Toplu Öyküler / Medusa’nın Kahkahası / Muzlar, Plajlar ve Askeri Üsler / Yeni Yalnızlar

K24

@e-posta

VİTRİNDEKİLER

30 Eylül 2026

PAYLAŞ

Ağaç Kitabı: Metinler Ormanı
Derleyenler: Ayşe Lahur Kırtunç, Ece saatçıoğlu
Yakın Kitabevi
Eylül 2026
280 s.

Ağaç Kitabı, doğanın sesine kulak vermek isteyenleri edebi bir nefes alanına davet ediyor. Sanatın asırlardır beslendiği bu kadim imge, elinizdeki derlemede Metinler Ormanı’na dönüşüyor, insan ile doğa arasındaki kopmaz bağı sözcüklerle bir daha örüyor.

Kökü toprakta, başı gökyüzünde bir mucizedir ağaç. İnsanın hem sığınağı hem de tarihinin en sadık tanığıdır. Her ağacın dalında hafızamızı harekete geçiren bir hikâye asılıdır. Mitsel bir varlık olan insanın, dünyayı hikâyeleştirerek anlamlandırma çabasıdır bu. Bütün o sessiz bilgelikleriyle belki de güler bizim bu halimize ağaçlar. Ama insan duramaz; köklere anlam yükler, dallarından, çiçeklerinden, meyvelerinden şiirler devşirir, çünkü ağaç varoluşuyla bir çerçeve gibi kapsar tüm yaşamı. Yuva olur; korur, kollar ve besler. Gökyüzüne açılan pencere, gitmelere kapı olur. Gidilen yollar boyu yeşile boyar bakışları; kalem olur, kâğıt olur ve tıpkı bu kitap gibi aracılık eder sözcüklere.

Ağaç Kitabı, doğaya yazılmış bir övgü. Her şeye anlam veren o yeşil ilhamın devasa haritasının bir izdüşümü. Değerli şairlerin, yazarların ve araştırmacıların kalemlerinden çıkmış yan yana gelmiş metinlerden oluşan bu derlemeyi; ağaç sevgisine, onun yaşamsal mucizesine ve büyüleyici dünyasına yazılmış kolektif bir aşk mektubu olarak da okuyabilirsiniz. Ağaçsız bir yaşamın imkânsızlığının altını çizen kitabın sayfalarını çevirin ve sözcüklerin oluşturduğu Metinler Ormanı’nda derin bir nefes alın. Çünkü ağaç varsa hayat var.

Kitaba katkıda bulunanlar: Adnan Serçe, Ali Cem Akbulut, Asuman Susam, Ayşe Lahur Kırtunç, Belgin Bıyıkoğlu, Belgin Çamlı (Çallıoğlu), Benjamin Swett, Buket Uzuner, Cevat Çapan, Ece Saatçıoğlu, Elif Özsoy, Emine Onaran İncirlioğlu, Erol Evgin, Ezgi Tanergeç, Faruk Duman, Feride Çiçekoğlu, Feyza Hepçilingirler, Funda Barbaros, Funda Civelekoğlu, Göksel Altınışık Ergur, Haydar Ergülen, Hülda Öklem Süloş, İnci Aral, İnci Gürbüzatik, Katherine Swett, Kemal Yalçın, Kerem Işık, Kerime Arsan, Kıymet Erzincan Kına, Leyla Çapan, Markos Kampanis, Mehmet Ali Çelikel, Mehmet Doğan Kantarcı, Murat Göç, Mustafa Ahmet Süner, Nazlı Eray, Nesrin Yavaş, Öykü Gizem Gökgül, Öznur Unat, Rachel Kessler, Ramazan Saral, Sadrettin Soylu, Shokoofeh Azar, Sururi Uras, Mustafa Ulaş Tanrıkul, Ümmü Gülsüm Bülbül, Virginia Frade, Yasemin Sungur.

Therese Bohman
Andromeda
çev. Yonca Mete Soy
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Eylül 2026
144 s.

İsveç’in en büyük yayınevlerinden birinde stajyer olarak işe başlayan genç bir kadın ve yayınevindeki parlak günlerini geride bırakmış olsa da edebiyata inancını yitirmemiş tecrübeli yayın yönetmeni Gunnar. Büyük bir yayıncılık efsanesinin gölgesindeki bu iki yalnız ruhu aralarındaki kuşak ve statü farkına rağmen bir araya getiren bir şey var: Edebiyata duydukları saf tutku. Therese Bohman, duru ve keskin üslubuyla modern zaman ilişkilerini, sınıf ve kuşak çatışmalarını, kültür sanat dünyasının değişen yüzünü irdeliyor. Andromeda, edebiyatın birleştirici gücüne ve insan ilişkilerinin karmaşık doğasına melankolik ve etkileyici bir saygı duruşu.

“Bu alçakgönüllü ve göz alıcı metin benzer düşünceler taşıyan, en çok değer verdikleri şeyi korumaya çalışan iki insan arasındaki sevgiyi anlatıyor. Bir solukta okunacak mükemmel bir kitap.” –Publishers Weekly

“Kendinden emin, bilgeliğiyle öne çıkan bir roman; kendi ritminde ilerlemekten çekinmiyor… Sessiz dünyasında okuru derin düşüncelere sevk ediyor.” –Kirkus Reviews

“Büyük değişiklikler yaşayan bir yayınevi, bir stajyer ve patronun tartışmalı olduğu kadar insanın içini acıtan ilişkisi, nostalji, geride bırakılmışlık hissi ve etrafımızdaki her şey dağılıp giderken tutunduğumuz idealler hakkında, harika bir dille yazılmış bu roman, edebiyat dünyasında taze bir nefes.” –Booklist

Cinsiyet Sınıfları
Derleyen: Gülnur Acar Savran
Katkılar: Christine Delphy, Stevi Jackson, Anne-Marie Devreux, Xavier Dunezat, Elsa Galerand, Danièle Kergoat, Jules Falquet, Françoise Messant, Marianne Modak, Anne-Françoise Praz, Priscille Touraille, Ece Kocabıçak
Dipnot Yayınları
Eylül 2026
304 s.

Kadınlarla erkekler arasındaki ilişki yalnızca farklı toplumsal konumların ilişkisi midir, yoksa çıkarları çatışan iki toplumsal sınıfın ilişkisi mi? Patriyarka kapitalizmin bir sonucu mudur, yoksa kendi dinamikleri ve maddi temelleri olan bir egemenlik sistemi mi? Annelik, bakım ve yeniden üretim gerçekten "doğal" süreçler olarak mı düşünülmelidir?

Cinsiyet Sınıfları, çağdaş feminist kuramın en temel tartışmalarını bu sorular etrafında yeniden açıyor; patriyarkayı kapitalizme indirgemeyen, patriyarka, kapitalizm ve ırkçılığı birbirini karşılıklı olarak şekillendiren maddi toplumsal ilişkiler olarak ele alan güçlü bir teorik çerçeve sunuyor.

Kitap, ev içi emeğin sömürüsünden cinsiyet sınıfları kavramına, zorunlu annelikten çocuk üretimine, militarizmden küreselleşmeye kadar uzanan geniş bir alanda kadınların ezilmesini yeniden düşünmeye çağırıyor. Kadınlarla erkekler arasındaki ilişkinin yalnızca kimlikler ya da kültürel farklılıklar üzerinden değil, çatışan kolektif çıkarlar ekseninde de okunabileceğini savunan bu yaklaşım, günümüz feminist tartışmalarına önemli bir müdahale niteliği taşıyor.

Patriyarka, kapitalizm ve ırkçılık arasındaki karmaşık ilişkileri yeniden düşünmek isteyen herkes için vazgeçilmez bir başvuru kitabı. 

Roland Allen
Defter:
Kâğıt Üzerinde Düşünmenin Tarihi
çev. Buğra Can Bayçifci
Yeditepe Yayınları
Eylül 2026
416 s.

Dünyanın düşünme biçimini değiştiren basit bir icat olan defterin tarihi.
Nereye gidersek gidelim defterler karşımıza çıkar. Peki bu basit icat nereden çıktı? Defterler yaşamlarımızda nasıl bir devrim yarattı? Yaratıcılığımız için neden böylesine güçlü birer araç oldular? Peki, bir defter kullanmak düşünme biçimimizi gerçekten değiştirebilir mi?

Roland Allen, bu geniş kapsamlı ve sürükleyici anlatıda bütün bu soruların peşine düşüyor. Orta Çağ Floransa’sının kalabalık pazar yerlerinden en büyük düşünürlerimizin sessiz çalışma odalarına uzanan bir yolculukta, defterlerin insanlık tarihindeki izini sürüyor ve onları yaratıcı düşüncenin en güvenilir ve çok yönlü araçlarından birine dönüştüren özellikleri ortaya çıkarıyor. Leonardo da Vinci ve Frida Kahlo gibi sanatçıların, Isaac Newton’dan Marie Curie’ye uzanan bilim insanlarının ve Chaucer’den Henry James’e kadar yazarların defterlerini açıyor. Darwin’in evrim kuramını minik cep defterlerinde geliştirişine, Agatha Christie’nin ucuz okul defterlerinde yüzlerce cinayet öyküsü tasarlayışına tanıklık ediyor; Bruce Chatwin’in farkında olmadan nasıl Moleskine’in üretimine nasıl ilham verdiğini keşfediyoruz.

Bu yolculukta, defterlerini yalnızca not almak için değil, düşüncelerini biçimlendirmek, fikirlerini geliştirmek ve dünyayı dönüştürmek için kullanan nice aşçılar, krallar, denizciler, balıkçılar, müzisyenler, mühendisler, politikacılar, maceracılar ve matematikçilerle karşılaşıyoruz.

Ken Knabb
Devrimin Neşesi
çev. Eren Dönmez
Otonom Yayıncılık
Eylül 2026
136 s.

Bu kitap şimdiki zamanın devrimci bir tanımıyla açılıyor: “Tarih boyunca, olabileceklerle gerçekte olan arasında hiç bu kadar çarpıcı bir zıtlık olmamıştı.” Sırf bu zıtlığı yadsımak için radikal durumları anormal, devrimi ise ihtimal dışıymış gibi gösteren tüm gerçekçiliklerin eleştirisi buradan başlıyor. Mevcut toplumun akıldışılığı ve onu değiştirmeye yönelik pek çok girişimin başarısızlığı yine es geçilmiyor. Ama bu kitabın benzerlerinden çok mühim bir farkı var. Devrimci bir durumu mümkün kılan radikal taktiklerin artıları eksileri üstüne bir araştırmayla, adım adım devrimci bir gerçekçilik de inşa ediyor.

Makul ya da gerçekçi olmayan bir şey varsa, bizi üzerinde hiçbir kontrolümüzün olmadığı bir dünyanın seyircilerine indirgeyen gösteri toplumudur bu. Ona karşı en radikal isyanlar daha ileri gidememişse bunda şaşılacak bir şey yoktur; ilham verici olan, geldikleri noktaya gelmiş olmalarıdır. Şüphe yok ki yeni bir devrimci hareket öngörülemez biçimler alacaktır, ama kendimizi ne kadar çok olasılığa hazırlarsak eski kalıpları tekrar etme ihtimalimiz o kadar azalır. Her şeyi durdurmamız yetmeyecek, her şeyi yeniden başlatmamız gerekecektir. Devrimin gücü, onun neşesidir.

Itamar Vieira Junior
Eğri Saban
çev. Başak Bingöl Yüce
YKY
Eylül 2026
192 s.

Geçen yüzyılın ortalarında, Brezilya’nın derinlerinde, Afrika kökenli siyahların çalıştırıldığı bir plantasyonda çocuk yaştaki iki kız kardeş buldukları keskin bir bıçakla kendilerini yaralarlar. Bu kaza ikisinin de hayatında derin izler bırakır ve aralarında kopmaz bir bağ kurulmasına neden olur. O esrarengiz bıçak sadece ikisinin değil, ait oldukları toplumun kaderini değiştiren olaylar silsilesinde de rol oynar.

Kölelik sonrası geçimlik tarım işçilerinin ve en yoksul kesimlerin üç kuşağa yayılan uyanış ve zorlu direniş öyküsünü konu alan Eğri Saban’da Itamar Vieira Junior, siyasal ve tarihsel gelişmeleri büyülü gerçeklikte eriterek muhteşem bir destan yaratıyor. Yayımlandığında Brezilya’da muazzam bir ilgi görerek bir milyondan fazla okura ulaşan ve “Primo Leya”, “Jabuti”, “Oceanos” gibi en önemli ödülleri kazanan bu benzersiz eser, dünya genelinde de kırktan fazla dile çevrilerek 2024 Uluslararası Booker finalistleri arasına girdi ve eleştirmenlerce Victor Hugo’nun, Steinbeck’in eserleriyle karşılaştırıldı.

“Son yıllarda Brezilya’nın edebiyat müessesini yaratıcı ve yakıcı eserlerle sarsan Siyah yazarların başında gelen Itamar Junior, eleştirel başarısının yanı sıra muazzam bir okur kitlesi de edindi.” –New York Times

“Sadece iki kız kardeşin hikâyesini değil, bir ulusun bitmek bilmeyen işlevsizliğini de anlatan bir destan bu.“ –Angel Gurría-Quintana, Financial Times

Hélène Cixous
Medusa'nın Kahkahası
1975 Manifestosu
çev. Nazlı Ökten
Can Yayınları
Eylül 2026
40 s.

1975’te yayımlandığında, 20. yüzyılın ikinci yarısında dil, özne, beden ve yazı etrafında şekillenen kuramsal tartışmaların da kurucu metinlerinden biri oldu Medusa’nın Kahkahası. Hélène Cixous bu sarsıcı denemesinde kadınları yazmaya, kendi bedenlerinden, arzularından ve deneyimlerinden yola çıkarak konuşmaya çağırır. Ona göre kadınların tarihi, susturulmanın, dışlanmanın ve temsil edilmenin tarihidir; bu nedenle eser kadınların yazıdaki yerini tartışan bir manifesto olmanın yanı sıra iktidarın ve öznenin kuruluşuna ilişkin radikal bir sorgulama da sunar. Özgürleşmenin yolu, yeni bir dil ve yeni bir yazı icat etmekten geçer.

Yayımlanışından bu yana feminist kuramın temel başvuru kaynaklarından biri kabul edilen bu deneme, psikanalizden yapısöküme, edebiyattan toplumsal cinsiyet çalışmalarına uzanan geniş etkisiyle, cinsiyet, kimlik, dil ve özgürlük üzerine yürütülen tartışmaların en canlı, en kışkırtıcı ve en yaratıcı metinlerinden biri olmayı sürdürüyor.

Cynthia Enloe
Muzlar, Plajlar ve Askeri Üsler:
Feminist Bakışla Uluslararası Siyaseti Anlamak
çev. Berna Kurt, Ece Aydın
Güldünya Yayınları
Eylül 2026
336 s.

Muzlar gibi giyinmişlerdi. Ayrıca brokoliler ve deniz kaplumbağaları gibi de giyinmişlerdi. Bunlar, 1999 yılının Aralık ayında, seslerini ve kaygılarını duyurmak için dünyanın dört bir köşesinden Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) uluslararası toplantısının yapıldığı yere gelen göstericilerdi.

Uluslararası siyaset denildiğinde akla ilk gelenler hostesler, kartpostallar, seks işçileri, muzlar, kot pantolonlar ve hizmetçiler olmaz. Ancak feminist kuramın çağımızdaki en önemli isimlerinden Cynthia Enloe, uluslararası ilişkiler alanını cinsiyet açısından ele aldığı kitabı Muzlar, Plajlar ve Askerî Üsler'de bu algıyı yıkıyor. Hem uluslararası siyaset hem de feminizm alanında klasik sayılan bu kitapta, dünya düzeni denilen olgu kadınlar açısından ele alınıyor. Enloe, çığır açan kitabında milliyetçilik, Chiquita muzları ve Meksika’daki tekstil fabrikaları arasındaki görünmez bağların izini sürerek, uluslararası siyaseti anlamak isteyenler için mutlaka okunması gereken bir kaynak sunuyor.

Kariyerinin başında ağırlıklı olarak etnik ve ırksal politikalar üzerine çalışan, ancak ABD'nin Vietnam'a saldırdığı dönemde feminist düşünceyle tanışan Cynthia Enloe, militarizmi feminist açıdan ele alan çalışmalarıyla tanınıyor. Geleneksel uluslararası ilişkiler teorilerinin aksine, devlet başkanları ve savaş alanları yerine günlük yaşamı merkeze alan Enloe, “Kadınlar Nerede?” sorusunu akıllara düşürerek, küresel siyasetin ve ekonominin kadınların emeği ve kimliği üzerinden nasıl şekillendiğini sorguluyor. 

Berna Kurt ve Ece Aydın tarafından çevrilen kitabın önsözünde, feminist akademisyen ve eylemci Cynthia Enloe Türkiyeli kadınlara şöyle sesleniyor:

Türkiyeli kadınların bize bu dünyanın nasıl işlediğine dair öğretebileceği çok şey var. Ayrıca bize, erkekleri ayrıcalıklı kılan ve böylece kadınları marjinalize eden her türlü kültürü ve iktidarı tersine çevirecek şeyler hakkında söyleyecek çok şeyleri var. Muzlar, Plajlar ve Askeri Üsler’in Türkiyeli okuyucularının kendi sorularını sorarken ve hepimizin feminist merakını derinleştirirken kitaptan faydalanabileceğini umuyorum. Ben de ‘Türkiye’de üretilen’ son moda soldurulmuş portakal rengi tişörtüme tutunmuş vaziyette Türkiyeli okuyuculardan bir şeyler öğrenmeye hazır olacağım.

Lydia Davis
Toplu Öyküler
çev. Betül Kadıoğlu
Everest Yayınları
Eylül 2026
680 s.

Ah, babacığım! Seninle dalga geçtiğim için özür diliyorum. Artık ben de Nietszche’yi yanlış yazıyorum.

Çağdaş edebiyatın en özgün, en çarpıcı ve sınıflandırılması en zor yazarlarından biri olan Lydia Davis’in Toplu Öyküler’i; Hesap İşleri, Neredeyse Hiç Hatırlamıyor, Samuel Johnson Çok Kızgın ve Rahatsızlık Çeşitleri kitaplarını içeriyor. Davis bu ciltte bir araya gelen öykülerinde gündelik hayatın sarsıntılarından, zihnin kendi kendine kurduğu tuzaklardan ve dilin insanı ele veren tuhaflığından benzersiz bir edebiyat evreni kuruyor. Bir mektup, rüya, alışveriş listesi, evlilik tartışması, çeviri meselesi, hatta alelade bir cümle Davis’in elinde bazen sayfalarca sürecek, bazense birkaç kelimelik büyük bir hikâyeye dönüşüyor.

“Kafka gibi kudretli, Flaubert gibi incelikli, Proust gibi çağ açan Davis’in hikâyeleri kıvrak bir zekâ ürünü.” —Ali Smith, The Guardian

Menekşe Tokyay
Yeni Yalnızlar: Dijital Çağın çocukları
İletişim Yayınları
Eylül 2026
304 s.

Dijital yalnızlık çocuğun dışarı çıkıp oyun oynayamadığı, kendi sesini duyamadığı, yalnızlığını anlamlandıramadığı, tehlikeli bir girdaba benzetilebilir. Bu kitap, o girdaba bir el feneri tutmak için yazıldı.

Dijital teknolojiler yaşamımızın merkezine yerleşti ve ilişkilerimizi kökten değiştirdi. Artık daha çok bilgiye ve daha çok insana anında ulaşabiliyoruz ama aynı zamanda bir o kadar da yalnızlaştık. Bundan en çok etkilenenler ise kuşkusuz çocuklar ve gençler oldu. Dijital dünya bilgiye, yeniliğe aç genç zihinler için büyük gelişim olanakları sunduğu kadar tehlikeler de barındırıyor. Çocukların ve ergenlerin sosyal bağlarının niteliği giderek zayıflıyor ve bu, psikolojik sağlıklarını olduğu kadar sosyal-duygusal becerilerinin önemli bir kısmını da zedeliyor.

Menekşe Tokyay, Yeni Yalnızlar - Dijital Çağın Çocukları’nda giderek büyüyen bu dijital yalnızlık salgınını hem sebepleri hem de sonuçlarıyla inceliyor. Konuya çocuğun üstün yararı perspektifinden yaklaşan Tokyay, “Ne yapabiliriz?” sorusuna Türkiye’den ve dünyadan verdiği örneklerle yanıtlar arıyor.

Sosyal medyayı veya akıllı telefonları yasaklamak, ekran süresini kısıtlamak bir çözüm mü? Anne-babalar çocuklarıyla, çocuklar gerçek dünyayla hakiki bağlarını nasıl yeniden kurabilirler? Kentler nasıl çocuk dostu hale getirilebilir? Dijital dünyanın tehlikelerine karşı ailenin, yerel yönetimlerin ve devletin sorumlulukları neler?

Gerçek bağlar kurmanın önemini vurgulayan Yeni Yalnızlar - Dijital Çağın Çocukları, okuru yalnızlığın yaratıcı ilhamını yeniden bulmaya, çocuklarla yeniden bağ kurmaya davet ediyor.

 
Yazarın Tüm Yazıları
  • Ağaç Kitabı
  • Andromeda
  • Cinsiyet Sınıfları
  • defter
  • Devrimin Neşesi
  • Eğri Saban
  • Lydia Davis-Toplu Öyküler
  • Medusa’nın Kahkahası
  • Muzlar, Plajlar ve Askeri Üsler
  • Yeni Yalnızlar

Önceki Yazı

İNCELEME

Bir yol ayrımı müdahalesi:

“Haysiyetli” ya da “haysiyetsiz düşünce”

“Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği, yalnızca çağdaş felsefi ve siyasal tartışmalara bir entelektüel müdahale değil, aynı zamanda bu topraklardaki yerleşik kavram alışkanlıklarına da müdahale eden bir girişim.”

SAMET GÜÇLÜ

Sonraki Yazı

PORTRE

İyiyürüklerden Carlo Ginzburg

aramızdan ayrılalı üç ay olmuş

“Carlo Ginzburg faşizan eğilimleri kolayca teşhis ve teşhir eden bir entelektüel dünyanın içinde yetişmiş ve bu farkındalık ekseninde dünya tarihçiliğinin seyrini değiştiren Avrupalı tarihçiler sınıfının en mümtaz mümessillerindendi.” 

CEMAL KAFADAR
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist