Haftanın vitrini – 33
Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevlerince bize gönderilen, okumak ve üzerine yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar: Alelade Bir Cinayet / Bizum Rize / Hangi Liberal Demokrasi / Hayata Dair Şeyler / İkinci Beden / Medusa’nın Gözleri / Savaş / Sınıfı Anlamak / Tanpınar’ı Okudukça Okuyorum / Uyuyan Hatıralar
Faruk Turinay
Everest Yayınları
Temmuz 2026
176 s.
Kendi hayatımı yeniden hatırlamaya başladım. Her şey yeniden canlanıyor.
Bahçe orada. Bana yaklaşanlar benden uzaklaşıyor şimdi. Taş merdivenler daha soğuk. En son... İnce ama açıktan işitilen bir kırılma sesi duyuluyor.
Kendime benzettiğim genç adamın can çekişen ruhu beni terk ediyor.
Bu et benim etim değil, bu kan da öyle.
Yokum artık.
Yeniden yalancıyım.
Bir cinayet ne kadar alelade olabilir? Peki ya kahvede otururken yan masadan bir çakmak istemek ne kadar sarsıcı? Ya da bir okulda öğrencilerin koridorda çarpışması?
Alelade Bir Cinayet’te, anlatıcının hep aynı soğukkanlılık ve ciddiyetle aktardığı öyküler, hazır cevaplardan kaçınmanın yerinde olacağını ve bu sorulara her seferinde yeniden düşünerek cevap vermek gerektiğini düşündürüyor.
İster bir cinayet itirafı, ister kayalara kazınmış bir günlük, gönderilmeyen bir mektup ya da kurumuş bir yaprak olsun…
Faruk Turinay, bu yeni kitabında olaylara ve nesnelere yüklediğimiz değerler arasındaki sınırları absürt mizahın imkânlarıyla ustalıkla belirsizleştiriyor ve okuru sürekli yeniden kurulan ve bozulan anlamların ardındaki hayatın tuhaf yapısına bakmaya davet ediyor.
Derleyen: Alper Taş
İletişim Yayınları
Ağustos 2026
438 s.
Karadeniz’in doğu ucunda, yüzölçümü ve nüfusu küçük fakat memleketteki etkisi büyük bir diyar: Rize. Bizum Rize’de, Rizeliler, Rize’nin değişik yüzlerini anlatıyor. Rize ve Rizeliler hakkındaki klişelerin de ötesine geçerek...
“Rize’de evvela siyasetçi, sonra çay yetişir!” diye bir söz var! Kitapta hem siyaset hem de çay var. Rize’nin siyaset hayatına etkisi, katkısı... “Devrimci Rize”nin izleri ve ekoloji mücadelesi... Rizeliliğin toplumsal dokusunu oluşturan etmenler: Etno kültürel renkler, Lazlar, Hemşinliler... Rizeli kadınların dönüşümü... Gurbetçilik...
“Rize otu” lakabını kazanmış olan çayın, bir coğrafyayı değiştiren, hayatın her alanını bir imge olarak saran “monokültürel” etkisi... Kültür-edebiyat, hafıza... Müzikal harita, atma türkü geleneği... Atmacacılık... Yaylacılık... Rize bezi... Serender... Hamsi... Sair folklorik renkler - ve Rize’de futbol.
Alper Taş’ın hazırladığı kapsamlı derlemede Arte Nafiz Avcı, Selçuk Balcı, Şeref Bilsel, Uğur Biryol, Deryanur Can, Hızır Canbaz, Ercüment Ş. Çervatoğlu, Fatma Genç, Ali Hacıalioğlu, S. Refika Kadıoğlu, Fatih Sultan Kar, İbrahim Karaca, Yakup Kepenek, Ayşenur Kolivar, Akif Kurtuluş, Kadriye Müftüoğlu, Yakup Okumuşoğlu, Serhan Pirpir, Ömer Şan, Özlem Şendeniz, Emin Şir, Nilüfer Taşkın, Yüksel Taşkın ve İsmail Güney Yılmaz’ın katkıları yer aldı.
Daron Acemoğlu
çev. Solina Silahlı
Doğan Kitap
Ağustos 2026
488 s.
“Bu kitap, Roosevelt tarzı ‘işçi sınıfı liberalizmi’nin yeniden inşası için son derece güçlü bir sav ortaya koyuyor. Çok önemli ve mutlaka okunması gereken bir eser.”
—Thomas Piketty
“Özgürlüğe ve eşitliğe giden yolda son yıllarda beliren kara bulutları nasıl aşabiliriz? Acemoğlu geçmişi ve bugünü kapsamlı çözümledikten sonra Hangi Liberal Demokrasi ile geleceği dönüştürme arayışına önemli katkı yapıyor. Daha güçlü bir demokrasi ve daha eşitlikçi bir toplum için sorumlu aydınlarla çalışan kesimler arasında üretken bir işbirliği-dayanışma modeli öneriyor. Bu yaklaşımın özellikle kurumsal gelişmesinde zafiyetler taşıyan Türkiye gibi gelişen ülkeler için hayati olduğunu düşünüyorum. Toplumsal sorunlara duyarlı herkes bu kitabı mutlaka okumalıdır.”
—Asaf Savaş Akat
Nobel ödüllü Daron Acemoğlu bu kitabında liberal demokrasinin temel vaatlerini yerine getirdikçe geliştiğini savunuyor. Başlangıçta iktidara meydan okumak üzere inşa edilmiş bir felsefe olan liberalizm, düzenin kendisi haline gelmeye hiçbir zaman uyum sağlayamadı; dijital teknolojilerin yol açtığı ekonomik ve toplumsal aksaklıklarla baş etmekte yetersiz kaldı. Belki de en kötüsü, liberalizm sanayi sonrası ekonomide refahın paylaşımı, demokratik yönetim ve bilgiye ulaşım gibi en temel vaatlerine arkasını döndü.
Acemoğlu, disiplinlerarası bakış açısıyla liberalizmin yarattığı olağanüstü ve benzeri olmayan ilerlemeyi belgeliyor ve liberal demokratik kurumların son birkaç on yılda nasıl kendi kendilerini krize sürüklediklerini anlatıyor. Çağımızın en önemli siyasal sisteminin başarılarını ve eksikliklerini analiz ediyor. Ortak refahı önceleyen, yerel toplulukları güçlendiren ve farklı değerlerle görüşlerin bir arada var olmasına olanak tanıyan bir liberalizm felsefesini, kendi deyimiyle işçi sınıfı liberalizmini tasavvur ediyor.
Hayata Dair Şeyler
çev. Mesil Oflas
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Temmuz 2026
72 s.
Otoyolda saatte 140 kilometre hızla giden bir araba, aniden önüne çıkan bir kamyonete çarpar – ama hikâye bundan ibaret değildir: Ağır yaralı sürücünün –bir avukat, bir sevgili, bir baba, bir insan– bilincinde, asla indirgenemeyecek ve tek bir anla silinemeyecek, eşsiz hayatı devam eder. Bu bilincin, okur için birkaç dakikalığına aralanan perdelerinin ardında çok tanıdık bir şey, yaşama coşkusu, hayattaki her şeye karşı heyecan kıpırdanmaktadır. Guimard’ın, sıradan insanın biricik hayatına bir aşk mektubu niteliğindeki bu eseri, yayımlandıktan üç sene sonra, 1970 yılında aynı adla beyaz perdeye uyarlanmış ve Louis-Delluc Ödülü’ne layık görülmüştür.
Daisy Hildyard
çev. Serkan Göktaş
Livera Yayınevi
Ağustos 2026
120 s.
Ya dünyanın da bir teni varsa? Ya benliğimiz, tenimizin ötesinde, yaşamın tümüne açılan bu tene bağlıysa?
İkinci Beden insan hayvanının sınırlarını aşarak yeryüzündeki tüm varlıklarla kurduğu o kaçınılmaz bağın hikâyesini anlatır. Daisy Hildyard, bir kasap dükkânından bir biyoloğun odasına, oradan da sel basmış bir evin enkazına uzanan rastlantıların izini sürerek insanın içerisine hapsolduğu bireysellik illüzyonunu yerle bir eder. Bugün karşı karşıya kaldığımız ekolojik krizin açığa çıkardığı bu yeni manzara rahatsız edici olsa da bizi dünyanın verimli karmaşasıyla yüzleştirmek gibi olumlu bir etkiye sahiptir: Modern insanın artık konforlu bir izolasyon içinde yaşaması mümkün değildir. Tam da bu yüzden o, uyanmak, teninin ötesine taşan bu görünmez varlığın sorumluluğunu üstlenmek ve içindeki yepyeni topluluk duygusuna teslim olmak zorundadır.
Acil Durum romanında hayatlarımızın küresel krizin ortasında nasıl şekillendiğini incelikle işleyen Hildyard, İkinci Beden’de bu arayışı moleküler biyolojiden beslenen felsefi bir boyuta taşıyor ve hepimize sirayet eden huzursuzluğun ekolojik temellerini tartışmaya açıyor.
Medusa'nın Gözleri
çev. Elif Nihan Akbaş
İthaki Yayınları
Ağustos 2026
320 s.
Benden korktular, benden kaçtılar, bana canavar dediler.
Tanrılarla dolu bir ailenin tek ölümlüsü olarak Gorgo kardeşlerin en küçüğüydüm. Onlar gibi değildim; zamanla değiştim, yaşlandım ve zayıflığı iliklerimde hissettim. Ölümlü oluşum bana, ailemin asla anlamayacağı bir farkındalık kazandırdı.
Bir gün, deniz tanrısı Poseidon, Athena’nın tapınağında bana saldırdı. Tanrıça öfkelendi ama Poseidon’a değil, bana. Kutsal mekânının kirlenmesinin acısını benden çıkardı ve Poseidon’un yaptıklarının bedelini ben ödedim. Ve bu beni sonsuza dek değiştirdi. Saçlarımın yerini yılanlar aldı; gözlerimse artık onlara bakan her canlıyı sonsuza kadar taşa çevirecekti. Sevdiğim her şeyi tek bir bakışta yok edebilecek gücümün lanetiyle kendimi yalnızlığa mahkûm ettim.
Ta ki Perseus adındaki o adam, bir Gorgo’nun kellesini alıp kaderini belirleyecek yolculuğa çıkana kadar...
Medusa’nın Gözleri ’nde Natalie Haynes, efsanevi Medusa mitini baştan sona tersyüz ediyor; güçlü bir erkek tarafından zarar gören bir kadının suçlandığı, cezalandırıldığı ve canavarlaştırıldığı en eski anlatılardan birine empati ve derinlik katıyor.
“Zekice, sürükleyici, acımasız.” —Margaret Atwood
“Haynes işinin mutlak bir ustası... En eski hikâyelerimizden bazılarına sıcak bir nefesle hayat vermeyi başarıyor.” —Telegraph
çev. Oğuz Yarlıgaş
Alfa Yayınları
Ağustos 2026
514 s., büyük boy
“Savaş sanatı bir ölüm kalım meselesidir; ya kurtuluşa çıkan bir yoldur ya da yıkıma giden bir sondur.” —Sun Tzu, Savaş Sanatı
Savaş, en erken dönem muharebelerden Suriye İç Savaşı’na kadar, çatışmaların 5000 yıllık destansı hikâyesinin izini sürüyor. Harekâtları ve nedenlerini; savaşçıları ve komutanları; dünya çapında savaş sanatını şekillendiren taktikleri, silahları ve teknolojileri inceleyen bu çalışma, insanlık öyküsünün acımasız, şiddetli ve çoğu zaman kahramanlıklarla dolu boyutuna dair temel görsel rehberin güncellenmiş baskısıdır.
Eric Olin Wright
Çev. Yener Çıracı
Yordam Kitap
Temmuz 2026
336 s.
“Sınıf” kavramı, günümüzde sosyal bilimlerin en çok tartışılan başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. Kimileri sınıfın tarihsel önemini yitirdiğini öne sürerken, kimileri kapitalist toplumların anlaşılması açısından hâlâ merkezî bir önem taşıdığını savunuyor.
Peki sınıf, yalnızca bireylerin ekonomik konumlarını açıklayan bir araç mıdır, yoksa toplumsal güç ilişkilerinin yapısal bir unsuru mu?
Erik Olin Wright, Sınıfı Anlamak’ta bu kavramı farklı kuramsal gelenekler ve yaklaşımlar üzerinden yeniden ele alıyor. Karl Marx ve Max Weber’den başlayarak çağdaş sosyal bilimcilerin katkılarına uzanan bu çalışma, sınıfın farklı tanımlarını karşılaştırmalı biçimde inceliyor ve bu çeşitliliğin, kapitalizmi kavramak için nasıl daha bütünlüklü bir çerçeve sunabileceğini gösteriyor.
Sınıfı Anlamak, sınıf yapıları, sınıf mücadeleleri ve uzlaşma biçimleri arasındaki ilişkileri günümüz toplumları bağlamında tartışırken, okura hem kuramsal hem de çözümsel açıdan farklı bir bakış açısı sunuyor.
Oğuz Demiralp
Tanpınar’ı Okudukça Okuyorum
Alakarga Sanat Yayınları
Temmuz 2026
318 s.
“Türkiye, beni yedin!”
Türk edebiyatının son yüzyılda yetiştirdiği en önemli yazarlardan Ahmet Hamdi Tanpınar, böyle demişti... Oğuz Demiralp, Huzur, Saatleri Ayarlama Enstitüsü gibi unutulmaz romanların yazarı Tanpınar’ı inceleyen yazılarını Tanpınar’ı Okudukça Okuyorum’da bir araya getiriyor. Tanpınar’ın günlükleri, mektupları, yarım kalmış şiir ve romanları, resim tutkusu, entelektüel görüşleri, tartışmaları.... Elinizdeki kitap, Tanpınar sevenler için tam bir hazine.
Patrick Modiano
çev. Alper Bakım
Can Yayınları
Ağustos 2026
88 s.
Altmışlı yılların sonu, belleğin labirentlerine açılan bir kapı. Anlatıcı, elli yıl sonra hayatının en gizemli dönemine dönerek, geçmişin tozlu sayfaları arasında kalmış esrarengiz kadınların ve onların etrafında örülen tekinsiz olayların izini sürüyor. Paris’in arka sokaklarında, isimsiz otel odalarında ve yarım kalmış konuşmalarda yankılanan bu anılar, uykuya dalmış birer hayalet gibi gün yüzüne çıkmayı bekliyor. Tesadüfen karşılaşılan bir isim veya eski bir defterdeki telefon numarası, anlatıcıyı o dönemin belirsiz, uçucu ve her an bir suçun kıyısındaymış hissi veren atmosferine geri götürüyor.
Uyuyan Hatıralar kaybolan gençliğin, sisli sabahların ve hiçbir zaman ulaşılamayacak olan mutlak gerçeğin peşinde, şiirsel bir "kayıp zaman" arayışı.
“Modiano'nun bellek üzerine tüm sanatının bir özeti.” —Télérama
Önceki Yazı
Paltosunu ödünç alan şair ihsan beklemez
“Belgelerin sorgulanmadan kabul edilmesi, görünürde Âkif’in mirasını zenginleştiriyor gibiyse de, uzun vadede tam aksi bir sonuç doğurur: Literatüre yanlış kayıtların girmesi! Bu da zamanla Âkif’in gerçek portresinin bulanıklaşmasına yol açar.”
Sonraki Yazı
Aglaya Veteranyi’nden sıradışı bir büyüme hikâyesi:
“Hep başka yerde yaşıyoruz”
“Romanın etkileyici, çarpıcı yanı, bence bir çocuğun zihin dünyasının, soru sorma biçimlerinin, nesneleri ve olguları birbirleriyle ilişkilendirmesini sağlayan kendine özgü muhakemesinin yetkin bir şekilde verilmiş olmasında.”