Haftanın vitrini – 31
Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevlerince bize gönderilen, okumak ve üzerine yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar: Ağır Su / Beyaza Beyaz / Edebiyata Yüklenen Anlamlar / İngiltere Üzerine Notlar / Levanten / Neden Psikanaliz? / Seferberlik İlan Oldu / Sıfır K / Tarih ve Toplum / Yoldaş Gulliver
Ağır Su
Minoa Yayınları
Temmuz 2025
304 s.
Ne çok söz dolaşıyor ortalıkta: Kelimeler!
Kelimeler ! diyordu ya Willy, mezarında
bir o yana bir bu yana dönüyordur iskeleti.
Harfler gıcırdıyor, heceler çatırdıyor,
boşlukta uçuşuyor anlam parçacıkları ve
atomlarına ayrışmış Logos ― şimdi olsa
tek kelime konuşmazdı Sokrates: Atina,
Filozoflar Yolu, taşlarda tok ayak sesleri.
Nereye dökülüyor peki şu lâfazan yığını?
Suskun melekler topluyor olmalı geç saat
ses çöplerini, geri dönüştürüm merkezine
dosdoğru, oradan başlıyor yeniden çark,
kelimeler! Ah Willy, seninkiler bile çok
bugün, yerine su sesi, kuş sesi, boş yankı.
Beyaza Beyaz
çev. Yeşim Seber
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Temmuz 2025
128 s.
Sanat tarihi öğrencisi olan isimsiz anlatıcı gotik nüleri ve ortaçağ sanatının hayal gücünü oluşturan unsurları araştırmak üzere bir Avrupa şehrine taşınır. Bir süre için kiraladığı iki katlı daire akademisyen Pascal ve ressam eşi Agnes’e aittir; evi tutarken kendisinden tek istenen şehre uğradığında üst kattaki stüdyoda kalacağı söylenen Agnes’in ziyaretlerine izin vermesidir.
Etkileyici ve gizemli bir kişiliği olan Agnes ile anlatıcının ayaküstü karşılaşmalarla, sanat üzerine kısa sohbetlerle başlayan ilişkisi giderek derinleşir. Agnes, buluşmalarında artık gençliğine, ailesine, evliliğine dair anılarını paylaşmaktadır ve anlaşılan o ki dışarıdan imrenerek bakılan sakin hayatlarda pusuda bekleyen fırtınalar; mutlulukla kırgınlık, dâhilikle delilik, hoşnutlukla karmaşa arasında ipince bir çizgi vardır.
Ayşegül Savaş, sade ve incelikli bir üslupla ördüğü, büyüleyici bir atmosfere sahip bu romanında sanatta ve hayatta göz önüne serilenler ile gizlenenler arasındaki ayrımı ustalıkla ele alıyor .
“Beyaza Beyaz, iddialı bir palet.”–The New York Times
“Harikulade, altından hızla akan çalkantılı suları maskeleyen opak bir buz tabakası kadar zarif.” –Lauren Groff
“Ortaçağda derinin kendisi, gizli içsel hayatı örtmek için gerilmiş bir battaniye olarak görülüyordu, diye yazıyor Ayşegül Savaş. Beyaza Beyaz da benim için okudukça tabaka tabaka açılan bir deriyi soymak gibiydi; hassas, gizemli ve derinlikli bir kitap.” –Marina Abramović
“Son derece zarif, zeki ve özgün bir yazardan muhteşem bir roman.” –Sigrid Nunez
Osmanlı Modern Yazı Kültüründe
Edebiyata Yüklenen Anlamlar
Dergâh Yayınları
Temmuz 2025
368 s.
Edebiyat kavramı nasıl ortaya çıktı? Asırlar önce Arapçada “ziyafete davet etmek” anlamına gelen “edb” kelimesi hangi güzergâhları takip ederek önce “edeb”e, ardından Türkçedeki “edebiyat” kavramına evrildi? Edebiyat niçin son dönem Osmanlı kültür ortamının en tartışmalı kavramlarından biriydi? Recaizâde Mahmut Ekrem’den Menemenlizâde Mehmet Tahir’e, Muallim Naci’den Şahabettin Süleyman’a, Şemseddin Sami’den Mizancı Murat’a pek çok kalem niçin edebiyatı tanımlamak için seferber olmuştu?
Elinizdeki çalışma bu sorulardan hareketle, bir taraftan okurlarını edebiyatın kavramsal tarihine yolculuk yapmaya davet ederken diğer taraftan modern Türk edebiyatının başlangıç anlarını farklı perspektiflerden okumanın imkânlarını yokluyor.
İki bölümden oluşan incelemede önce edebiyat kavramının kendisine, ardından çeşitli başvuru kaynaklarında edebiyatı tanımlamak üzere kullanılan kavramlara yoğunlaşılıyor. Edebiyatın nasıl anlaşıldığı, hangi kavramlarla yan yana geldiği dikkate alınarak ve ayrıca bu kavramların tarihsel anlam bagajları irdelenerek etraflı biçimde çözümleniyor.
İngiltere Üzerine Notlar
çev. Uzay Özgülenç
Vakıfbank Kültür Yayınları
Temmuz 2025
344 s.
James’s Park gerçek bir taşra, İngiliz taşrasıdır. Devasa kadim ağaçlar, gerçek çayırlar, ördekler ve su kuşlarıyla dolu büyük bir gölet, inekler ve koyunlar kapalı bir alanda, her zaman taze olan otlarla beslenirler. Westminster Abbey’i çevreleyen dar yeşil alanda bile koyunlar vardır. Bu insanların kırsal yaşamı yürekten sevdiklerine kanaat getirirsiniz. Bundan emin olmak ve kanıtlarını bulmak için Chaucer’dan Shakespeare’e, Thomson’dan Wordsworth ve Shelley’e kadar edebiyatlarını okumak yeterlidir...
Edebî eserleri çözümlemede “ırk, çevre ve zaman” ilkesiyle kendi döneminde çığır açan Hippolyte Taine, yalnızca Avrupa’da değil, 19. yüzyıl Osmanlı edebiyat ve eleştiri çevrelerinde de derin izler bırakmıştır. Edebî metni tarihsel, toplumsal ve kültürel bağlamı içinde ele alma anlayışı, modern eleştirinin kurucu adımlarından biri olarak kabul edilir. İngiltere Üzerine Notlar, Taine’in 1861-1862 yıllarında gerçekleştirdiği İngiltere seyahatine dair gözlemlerinden oluşur. Victoria dönemi Britanya’sının toplumsal yapısını, kent hayatını, ahlaki değerlerini ve gündelik yaşamını derinlikli bir bakışla ele alan bu metin, bir medeniyetin zihin haritasını sunar. İngiliz ruhunu anlamaya çalışan bu dikkatli Fransız bakışı, döneminin alışkanlıklarını, sınıf yapısını ve çalışma ahlakını karşılaştırmalı bir perspektifle değerlendirir; yalnızca gözlemlemekle kalmaz, kendi ülkesine ve çağının toplumsal yapılarına da ayna tutar.
Fransızcadan yapılan bu çeviriyle ilk kez Türkçeye kazandırılan İngiltere Üzerine Notlar, VakıfBank Kültür Yayınları etiketiyle okurlarını bekliyor.
Levanten
çev. Lâle Akalın
YKY
Temmuz 2025
240 s.
Michael Howell, ailesinden miras kalan Ortadoğu işlerini başarıyla yöneten, bürokratik hileleri ve iş yapma inceliklerini iyi bilen biridir. Bir gün kendini kâbusun ortasında bulur. Kıbrıs’ta doğan, Doğu’ya da Batı’ya da tam anlamıyla ait olamayan, kendini “Levanten kırması” sıfatıyla tanıtan Howell, Filistin Eylem Gücü tarafından, teröristlerin kirli oyunlarına çekilir. Artık hayatının ipleri, gaddar terörist Ghaled’in elindedir.
Howell hükümetle anlaşmazlığa düşünce zoraki bir ortaklık teklifiyle durumu lehe çevirmeye çalışır. Ancak bu “ortaklık” sandığından çok daha fazlasını barındırmaktadır. Yeni pil fabrikası projesi, Howell ile hem metresi hem iş arkadaşı olan Teresa’nın korkunç bir sırrı ortaya çıkarmasına neden olur. Gecenin karanlığında, bu sırrı aydınlatmak için attıkları her adım, onları Ghaled’in pençesine daha da yaklaştırır.
Ödüllü yazar Eric Ambler, yıllar önce yayımlanmış olmasına rağmen günümüz dünyası için şaşırtıcı derecede güncel olan romanı Levanten’le okurları Ortadoğu’nun karmaşık politik atmosferine sürüklerken bir yandan da ihanet, hayatta kalma mücadelesi ve beklenmedik kahramanlıklarla dolu bir maceraya çıkarıyor.
Neden Psikanaliz?
çev. Alp Tümertekin
Minotor Kitap
Temmuz 2025
368 s.
Psikanaliz nedir?
Bazıları bunun tam anlamıyla bir devrim, bazıları ise, artık daha modern teknikler sayesinde aşılmış sözde bir bilim olduğunu söylüyor. Bazıları mucizeler yarattığını söylerken, bazıları ise zararlı yanılsamalardan öteye geçmediğini ileri sürüyor.
Kimdir bu psikanalistler?
Psikanaliste gitmeye karar verirsem, nasıl biriyle karşılaşacağım?
Her şeyi söylemem gerekli mi? Peki o neler söyleyecek bana?
Psikanaliz tedavisi nasıl gerçekleşiyor?
Gerçekten bir tek cinsellikten mi konuşuluyor?
Aktarım ne demek?
İşin sonunda daha da berbat bir yabancılaşma yaşar mıyım acaba?
Niye bir de üstüne para vereyim ki?
Anneler, babalar hep suçlu mu peki? vb. vb.
Neden Psikanaliz? bütün bu sorulara yanıt veriyor; açık seçik, kısa ama kesin yanıtlar. 20. yüzyıl boyunca insanbilimlerine damgasını vurmuş bir alanı daha iyi anlayabilmek için okunması gereken bir kitap. Psikanaliz tedavisinin temellerini anlamak, bu tedavinin genel özelliklerini kavramak isteyenlere seslenen bir çalışma.
Klinik psikolog, psikanalist Roger Perron’un psikanaliz tedavisini geniş bir kitleye ulaştırmak, anlaşılmasını sağlamak ve üzerindeki önyargılardan arındırmak amacıyla yazdığı Neden Psikanaliz? genişletilmiş yeni baskısıyla tekrar okurlarla buluşuyor.
Acılarına nerede derman bulacaklarını bilmeyen, ne düşüneceklerini bilmeyen, yönünü bulamayan o kadar çok insan var ki… Bence onları bilgilendirmek gerekir. Bu kitabı yazma amacım buydu ve yeniden basımını hazırlıyorsam yine aynı umudu taşıdığım içindir.
Seferberlik İlan Oldu
Osmanlı'da Cihad ve Nefîr-i Âmm: 15-19. Yüzyıl
Alfa Yayınları – Tarih Vakfı ortak yayını
Temmuz 2025
464 s.
Deus vult versus fî-sebîlillah.
Deus vult [Tanrı istiyor], Haçlı askerinin şiarıydı: “Tanrı’nın isteği”yle çıkılan seferde dökülecek kan “kutsal savaşın” gereğiydi. Haçlı ordularına karşı koyan Müslümanların da, yaptıkları savaşın fî-sebîlillah [Allah yolunda] cihad olduğu konusunda en ufak bir kuşkuları yoktu. Başta kutsal topraklar olmak üzere “darülislamı” korumak adına “kâfirlere” karşı savaşıyorlardı. Her iki taraf da Tanrı’nın iradesini/isteğini/arzusunu yerine getiriyordu. Papa önderliğinde toplanan “kutsal ittifak,” Müslümanları bulundukları topraklardan çıkartmak üzere saldırıya geçiyor, buna karşılık Müslüman hükümdarlar da halklarına “kutsal çağrı”da bulunarak (cihad ve nefîr-i âmm ilan ederek) topraklarını savunmaya davet ediyorlardı. Elinizdeki kitap, topraklarının Hristiyan devletlerce istilası tehdidiyle karşı karşıya kaldığında Müslüman Osmanlı devletinin ilan ettiği cihad ve nefîr-i âmm uygulamalarını incelemektedir.
Sıfır K
çev. Emirhan Burak Aydın
Siren Yayınları
Temmuz 2025
219 s.
Soğuk.
Amerikan edebiyatının devi Don DeLillo’dan babalara ve oğullara, yaşam ve ölümün çıkmazlarına dair sarsıcı ve düşündürücü bir roman: Sıfır K.
DeLillo, varoluşun en temel unsurunu korkusuzca deşen bu romanda, onu çağdaşlarından ayıran kendine has anlatıcılığıyla zamanımızın bir resmini çiziyor ve eski bir soruyu yeniden ele alıyor: Niçin yaşıyoruz? Bu soru, bu romanda, niçin öldüğümüzü de kapsayan, neoliberal düzene karşıt bir zemine ve ancak Don DeLillo’nun altından kalkabileceği bir olay örgüsünün geri planına yerleşiyor.
Sıfır K, babası ile mesafeli bir ilişkisi olan ve oradan oraya savrularak yaşamak dışında bir iddiası bulunmayan Jeffrey Lockhart’ın babasının daveti üzerine ölümü kabul etmeyen ultra zenginlerin kurduğu bir merkeze ziyareti ile açılıyor. İnsanların ölümsüzlük satın alabildiği bir merkez burası, kriyoteknoloji vasıtasıyla yaşayanları donduran ve ileriki zamanlarda canlandırılmak üzere saklayan, ölümü ölümden yoksun kılan, çölün ortasında ve yeraltında bir yok-yer. Jeffrey’nin bu ilk ziyareti, Orta Asya’dan New York’a, soğuktan sıcağa, sanatın tesellisinden kalabalıkların ıssızlığına uzanan ve paylaştığımız bu korkunç ve güzel yaşamın kırılganlığını ortaya koyan bir macerayı başlatıyor.
Sıfır K, yaşadığımız ahir zamanlara uygun, felsefi açılımları geniş ve tutunamayan kahramanıyla unutulmayacak bir varoluş romanı.
“Ölmek, kırılması güç bir alışkanlıktır.”
"Tarihten Edebiyata Yeni Mecralar, Yeni İmkânlar"
Bahar 2025, sayı 25
İletişim Yayınları
200 s.
Yuvarlak Masa: Tarihten edebiyata yeni mecralar, yeni imkânlar
Yoldaş Gulliver
çev. İbrahim Yıldız
Dipnot Yayınları
Temmuz 2025
182 s.
Jonathan Swift’in ölümsüz eserinin kahramanı Gulliver’in aynı adı taşıyan torununun, ama dünyadaki ilk sosyalist devrime sahne olan Sovyetler Birliği’nin yurttaşı olduğu için Yoldaş Gulliver diye anılan genç bir komünist işçinin 1930’lu yıllarda “bir tuhaf ülkeye”, ABD’ye gidişi ve orada tanık olduğu/yaşadığı olayların hikayesi. Öyle bir ülkedir ki burası, onca insan evsizken gökdelenlerdeki çoğu daire boş durmakta, milyonlarca kişi işsizken “herkes bir gün kral olacak” türünden vaatler havada uçuşmakta, diz boyu yoksulluk varken hükümet kararıyla tarım ürünleri imha edilmektedir.
Yoldaş Gulliver’in Büyük Buhran döneminde ABD’ye yaptığı geziyi ironi, yergi ve acı bir gerçekçilikle harmanlayarak anlatan Gellert, Gulliver’in Yolculukları’ndan el alarak ve yazdıklarını Goya ile Daumier gibi büyük sanatçıların oluşturduğu geleneğe uygun düşen resimlerle destekleyerek ortaya kısa ama çarpıcı bir yapıt koyuyor; kapitalizmin çelişkilerini, acımasızlığını, yıkıcılığını betimlerken bir yandan da böylesi bir düzende su başlarını tutan oligarkların, bankerlerin ve onların hizmetindeki din kurumuyla basının ipliğini pazara çıkarıyor.